|
A-Özbek Hanlığı (Şibaniler) (1428-1599)
Batu Han'ın
kardeşi Şiban soyundan gelen Ebulhayr Han devletin
kurucusudur. Altınorda Hanı
Özbek Han'ın
ahfadından oldukları için devlete onun ismini vermişlerdir.
Özbekler, 1428 yılında
Ebulhayr'ı
Sibir şehrinde han ilân etmişler ve Timurluların içine
düştüğü karışıklıklardan yararlanan
Ebulhayr Han
da, 1431'de Gürgenç dahil olmak üzere Harezm'e, 1447'ye
doğru da Seyhun
dolaylarında
Sığnak şehrinden Özkent'e kadar olan bölgeye hâkim olmuştur.
Ancak 1457'deki Moğol
kabilelerin
saldırısı yeterli direnç gösterilmediği gerekçesiyle
Özbeklerin bir kısmı Ebulhayr'ın
hâkimiyetini
tanımayarak kuzeye göç etmişlerdir. Bunlar kendi başlarına
buyruk hareket
ettiklerinden
dolayı Kazak diye anılacaklardır.
Ebulhayr Han,
Çağataylılar'dan Yunus Han'a karşı giriştiği mücadeleyi
kaybederek 1468 yılında
ölmüştür.
Yerine geçen oğlu Şah-Budak Han ise Yunus Han ve Timurlulara
karşı ülkesini
koruyamamıştır. Onun yerine geçen oğlu Muhammed Şibani Han,
önce Timurluların iç
mücadelelerinden faydalanarak, Maverâün-nehr'i ele geçirmeyi
başardı (1500). Ardından Çağataylılar'ı
yenerek
Taşkent ve Sayram bölgelerini (1503), Timurlular'ın elinden
de Harezm, Belh ve Herat
şehirlerini
alarak Türkistan'ın en büyük gücü haline gelmiştir. Ancak
Şibani Han, Merv'de Safevi
Hükümdarı Şah
İsmail ile yaptığı savaşı kaybederek öldü (1510).
Muhammed
Şibani Han'dan sonra büyük bir sarsıntı geçiren Özbek
Hanlığı uzun bir süre iç
çekişmelerle
istikrarsız bir dönem yaşamıştır. Muhammed Şibani Han'dan
sonra Özbeklerin en
büyük
hükümdarı olarak kabul edilen II. Abdullah Han zamanında
(1580-1598), hanlık eski gücüne
kavuşmuştur.
Fakat 1597 yılında Safevi Hükümdarı Şah Abbas'a yenilmesi
Özbek Hanlığı'nın
parçalanmasına
yol açmıştır. Sonuçta Horasan Safevilere, Taşkent ve civarı
Kırgızların eline geçti.
Diğer
bölgelerde müstakil hanlıklar kuruldu.
B-Özbek Hanlıkları
BA-Hive Hanlığı (1512-1873):
Şibaniler
soyundan İl-Bars, Safevileri Harezm'den atmayı başararak,
merkez Ürgenç şehri olmak
üzere Hive
Hanlığı'nı kurdu (1512). Arab Muhammed Han zamanında
(1603-1623), hanlık merkezi
kuraklık
sebebiyle Hive şehrine nakledilmiştir. Hanlık tarihinde iç
çekişmeler, Özbek Hanlığı'na,
Moğol
Kalmuklar'a, Ruslar'a ve İran'a karşı mücadeleler eksik
olmamıştır. XVI. yüzyılın sonlarına
doğru, Amu-derya'nın
yatağını değiştirerek, Hazar Denizi yerine Aral gölüne
dökülmeye başlaması,
bölgede ziraî
ve iktisadî hayatın büyük ölçüde gerilemesine sebep
olmuştur. Hanlık, Afşar
hanedanından
Nadir Şah'ın Hive'yi ele geçirmesinden sonra (1740) kısa bir
süre İran'a bağlı kaldı.
Deli Petro
zamanından beri Orta Asya'da gözü olan Ruslar, hileyle önce
Hazar kıyılarında üs
oluşturup
ardından 1873 yılında Hive'ye saldırdılar ve hanlığı ele
geçirdiler. Son Hive hanının Kızılordu
tarafından
tahtan uzaklaştırılmasına kadar ( 1920) şeklen de olsa Hive
Hanlığı varlığını korudu.
Hive
Hanlarından Ebul Gazi Bahadır Han (1643-1665), "Şecere-i
Terakime" ve "Şecere-i Türkî" adlı
eserleriyle
Türk tarih ve kültürüne büyük bir hizmette bulunmuştur.
BB-Buhara Hanlığı (1599 -1868)
II. Abdullah
Han'ın ölümü üzerine (1598) baş gösteren iç çekişmeler ve
taht kavgaları Özbek
Hanlığı'nın
parçalanmasına yol açmıştı. Halkın ileri gelenlerinin
teklifi ile Astrahanlı Yar Muhammed'in
oğlu Baki
Muhammed hanlığa getirildi (1599). Böylece Buhara'da Şibani
hanedanı yerine
Astrahanlılar
hanedanı başlamış oluyordu. Bu hanedanın Canıbeg kolu, İran
hükümdarı Nadir Şah'ın
Buharayı
işgaline kadar devam etmiştir. Diğer kolu olan Mangıt
Hanedanı ise 1753 yılında
Muhammed Rahim
Atalık'ın hâkimiyeti ele geçirmesiyle başlayıp, 1920 yılına
kadar devam eder.
Buhara ve Hive
Hanlıkları, İran ve Ruslara karşı Osmanlılar ile iyi
ilişkiler kurmuşlardır. Ancak
mesafenin
uzaklığı daha sıkı ilişkileri engellemiştir. 1868 yılında
Rus hâkimiyetine düşen hanlık,
1920 yılında
yeni Sovyet yönetimi tarafından ortadan kaldırılmıştır.
BCHokand Hanlığı (1710-1876)
Hive ve Buhara
Hanlıkları arasındaki mücadelelerden bıkan bir kısım halkı
etrafına toplayan Şibani
soyundan gelen
Şahruh, Fergana'da Hokand merkez olmak üzere bağımsız bir
hanlık kurmayı
başarmıştır
(1710). Bir ara Çin hâkimiyetini tanımak zorunda kalan
hanlık, 1876 yılında Ruslar
tarafından
ortadan kaldırılmıştır.
C-Yaka Türkmenleri (Türkmenistan)
Büyük Selçuklu
Devleti'nin yıkılmasından sonra Türkmenlerin bir kısmı
Mangışlak, Maveraünnehir
ve Horasan'da
kalmışlardı. Bu bölgede diğer Türk boyları ile birlikte önce
Moğol, sonra da
Timurlular
hâkimiyetinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. 17. yüzyılın
ikinci yarısından sonra Moğol
asıllı
Kalmukların saldırılarına maruz kalmışlardır. Fakat
bulundukları bölgelerin istilâlara karşı
daha korunaklı
olması ve boylar hâlinde yaşamaları sebebiyle Türkmenler
genelde müstakil bir
hayat
sürmüşlerdi. Kopet Dağı çevresinde Yamud, İmralı gibi
Türkmen boyları ile bir araya
gelerek
güçlendiler. 1835'den itibaren İran ve Hive Hanlığı
baskısıyla Merv bölgesine doğru
yayıldılar.
Burada 1855'te Hive Hanlığı, 1860'ta da İranlıların
saldırılarını savuşturarak istiklâllerini
korudular. Bu
dönemde başlarında Kuşid Han bulunuyordu . Türkistan'daki
Rus ilerleyişi
karşısında
büyük direniş gösteren Türkmenler, 1879'da Göktepe'de
Rusları ağır yenilgiye bir
uğratmışlardır. Daha sonra aynı mevkide yapılan savaşlarda
verilen kayıplar ve uğradıkları
katliamlar
sonucunda, Rus hâkimiyetini tanımak zorunda
kalmışlardır(1884). Çarlık döneminde
Türkmenler,
ağır baskılara maruz kalmışlardır. Bu baskılar Sovyetler
döneminde de devam
etmiştir. Bu
dönemde Hazar kıyılarından Merv bölgesine kadar uzanan
bölgelerde Türkmenistan
Sovyet
Sosyalist Cumhuriyeti adıyla sözde bir devlet kurulmuştur.
Bu devlet 1991 yılında
bağımsızlığını
ilân ederek Türkmenistan Cumhuriyeti adını almıştır.
D-Azerbaycan Hanlıkları
Azerbaycan
yani "odlar/ateş ülkesi" tıpkı Anadolu gibi çok eski
devirlerden itibaren Türk akınlarına
sahne olmuş
ancak, bölgenin Türkleşmesi XI. yüzyıldaki Selçuklu çağı
Oğuz-Türkmen
yerleşmeleriyle gerçekleşmiştir. Moğol ve Timur idaresinden
sonra bölgede Karakoyunlu ve
Akkoyunlular
Türkmenleri hâkimiyet kurmuştur. Daha sonra kurulan Safevi
Devleti ile Osmanlılar
arasında
sürekli mücadelelere sahne olan Azerbaycan, Nadir Şah'ın
ölümünden sonra (1747) küçük
hanlıklara
bölünmüştür. Bölgede güçlenen Ruslar, önce Azerbaycan'ın iç
işlerine karışmaya
başladılar.
Ardından Kuzey Azerbaycan'da yarım asır kadar birbirleri ile
mücadele eden hanlıkları,
birebir
hâkimiyetlerine almışlardır. Böylece 1805'de Gence Hanlığı (
Ziyadoğulları), 1806'da Kuba ve
Bakü
Hanlıkları, 1815'te Şeki Hanlığı (Hacı Çelebi oğulları) ve
1822'de Karabağ Hanlığı (Cevanşir
Beyleri)
Ruslar tarafından ele geçirildi. Rus ilerleyişi karşısında
harekete geçen, İranlılar, Ruslara
peşpeşe
yenilerek Gülistan ve ardından 1828 Türkmençay Andlaşması'nı
imzalamak zorunda
kaldılar. Bu
anlaşmayla Azerbaycan, Aras sınır olmak üzere kuzey ve güney
diye fiilen bölünmüş,
Kuzey
Azerbaycan'ı Ruslar işgal ederken, Güney Azerbaycan İran'da
kalmıştır. Güney
Azerbaycan'da
Hoy ve Tebriz'de Dünbüllü Hanları, Erdebil'de Şeyhler gibi
hanlıklar hüküm sürdüler.
Bolşevik
İhtilâli üzerine Rus ordularının Kafkaslardan çekilmesi
ardından Azerbaycan Türkleri, 28
Mayıs 1918'de
bağımsızlıklarını ilân ettiler. Bunda Nuri Paşa
komutasındaki bir Osmanlı birliğinin
Bakü'ye
girmesi etkili olmuştur.
İlk bağımsız
Azerbaycan Cumhuriyeti, 27 Nisan 1920 yılındaki kanlı Kızıl
Ordu işgaline kadar
yaşamıştır.
Sovyetler döneminde Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
kuruldu. 1991 yılında
ise bu devlet
Azerbaycan Cumhuriyeti olarak bağımsız bir Türk devleti
hâline geldi.
E-Kazak Hanlığı ve Yüzler (Cüzler)
Ebulhayr Han
idaresindeki Özbekler, Moğol kabilelerinin saldırısı ile
büyük kayıplar vermişlerdi.
Özbek uruğları
arasında iç çekişmeler başlaması üzerine bunlardan bir kısmı
hanlıktan ayrılarak
kuzeye göç
ettiler (1457). Daha başka Türk unsurların katılması ile
güçlenen bu topluluklar, kendi
başlarına
buyruk hareket ettiklerinden dolayı Kazak diye
bilineceklerdir. Kazaklar bundan sonra
Cuci soyundan
değişik hanlar idaresinde siyasî bir birlik hâlinde
yaşamışlardır. Kasım Han XVI.
yüzyılın
başlarında Kazakların tamamını hâkimiyeti altında
birleştirmeyi başarmıştır. 17. yüzyıl
başlarında
Tevkel Han zamanında güçlerini daha da artıran Kazaklar,
Maveraünnehir'e başarılı bir
sefer
düzenlemişlerdir. Bu dönemde Kazaklar, üç orda hâlinde (cüz
= yüz) teşkilâtlandırılmışlardır.
Bunlar Büyük
Orda (Ulu Cüz) doğu da, Küçük Orda (Kiçi-Cüz) batıda,
Orta-Orda (Orta-Cüz) ise
Taşkent merkez
olmak üzere ortada bulunuyordu.
18. yüzyıldaki
Kalmuk istilâsı, Özbeklerin kuzeyindeki Kazakları perişan
etmiş ve cüzlerin
birbirinden
kopmasına yol açmıştır. Ruslar, Kalmuklar ile Kazakları
birbirine kışkırtarak, onları iyice
zayıflatmıştır. Kazak ordalarından Küçük Orda Hanı
Ebulhayr'ın, yardım alma ümidiyle Ruslara taviz
vermesi,
Kazakların Rus hâkimiyetine düşmüşlerine sebep olmuştur
(1731).
Geri kalan
Kazaklar, Kırgızlar ile birlikte Buhara, Hive ve Hokand
Hanlığı etrafında toplanarak
Ruslar'la
mücadele etmişlerdir. Rus zulmüne karşı Kazak Türkleri pek
çok defa isyan etmişlerdir .
Bunlardan
1783'te Sırım Batur önderliğinde Doğu Kazakistan 'da baş
gösteren ayaklanma 15 yıl
sürmüştür. 19.
yüzyılın ikinci yarısında Ruslar, Kazakların siyasî
birliğine son vermişlerdir. Sovyetler
döneminde de
Kazaklara karşı baskılar ve asimilasyon devam etmiştir
F-Kırgızlar
840'ta Orhun-Yenisey'deki
Uygurları yıkan Kırgızlar önce Karahıtay ve ardından da
13.yüzyılda
Moğolların
hâkimiyetinde yaşamışlardır. Timurlular dönemine ait
haklarında bir bilgi
bulunmamaktadır. 16 yüzyılda ise başlarında Cengiz soyundan
Halil Sultan'ın bulunduğu
bilinmektedir.
Kırgızların kâvmî teşkilâtı, bugünkü şeklini 17. yüzyılda
almıştır. Bu dönemde Kırgızlar,
Sağ ve Sol
olmak üzere iki kola ayrılmışlardı. Kırgızlar, Sayan
bölgesinde oturdukları eski zamana
ait uruğ
(kabile) adlarını korumakla beraber diğer Türk toplulukları
ile de kaynaşmışlardır. Meselâ
bunlardan,
devlet tecrübesi olmayan bazı Altay ve Yenisey Türkleri.
Kalmuklar ile karışarak Oyrat
adıyla
anılmışlardır. Umumiyetle Kazak hanlarının hâkimiyetleri
altında yaşayan Kırgızlar, onlarla
birlikte, 17.
yüzyılın sonlarında Moğol asıllı Kalmuklara karşı
savaşmışlardır. Kalmuklar ile olan
savaş,
dünyanın en uzun lirik destanı olan Kırgızların millî
destanları Manas'ın oluşmasını
sağlamıştır..
Hokand
Hanlığı'nın kuruluşunda Özbekler yanında Kırgız ve Kazaklar
da yer almıştır (1710). Orta
Asya'da Kalmuk
istilâsı Kazak ve Kırgızları yıpratmış, Rusya ve Çin bundan
faydalanarak onları
boyunduruk
altına almaya çalışmıştır. Sovyet döneminde Bişkek merkez
olmak üzere Karakol
bölgesi,
Fergana ve Hokand'ın bazı bölgeleri ile Oş ve Pamir'in
kuzeyini içine alacak şekilde
Kırgızistan
Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu devlet 1991
yılında diğer Türk
Cumhuriyetleri
ile birlikte bağımsızlığını ilân ederek Kırgızistan
Cumhuriyeti hâlini almıştır.
G-Doğu Türkistan (Kaşgar Hanlığı)
Uygur ve
Karahanlıların üzerinde kurulduğu Isık göl, İli Havzası ve
Doğu Türkistan'ın bir bölümü
Çağatay
Hanlığı'nın çöküşünden sonra, Duğlat emirlerinin
hâkimiyetine girmişti. Timur'dan sonra
kendini
toparlayan hanlığın idarecileri, putperest Kalmuk, Oyrat
gibi kabilelere karşı cihat eden
Müslüman
kimselerdi. Bunlardan biri Veys Han'dır (1418-1428). Yerine
geçen oğlu Esen-Buğa (1429
-1462),
Timurlular ile mücadele etmiştir. 17 yüzyılda bu bölgelerde
Hoca adı verilen yerli kişiler
hâkim idi.
Mançu Sülâlesi boyunca (1644-1911) Çin'e bağlanan bölge
halkı daha sonra sık sık Çin'e
karşı
ayaklanmıştır. Bunlar'dan 1866 yılında başlayan, Yakub Bey
(Atalık Gazi) tarafından idare
edilen
ayaklanma önemlidir. Türkistan'ın istiklâlini amaç edinen
Atalık Gazi, kendini Kaşgar Hanı ilân
ederek önemli
başarılardan sonra müstâkil hale gelmiştir (1874). Fakat
Çin,Rus ve İngiliz kıskacına
giren Atalık
Gazi, çareyi İstanbul'a elçiler göndererek (1870) Sultan
Abdulaziz'e tâbi olmakta
bulmuştur..
Osmanlılar karşılık olarak, o dönemde içinde bulundukları
güç şartlardan dolayı silâh ve
iktisadî
öğretmenler göndermekten başka yardım yapamamışlardır.
Atalık Gazi'nin ölümünden sonra
ülkesi
Çinliler tarafından tekrar işgal edilecektir (1877). |