|
Doğuda Kıpçak,
batıda Kuman adıyla tanınan bu Türk kavmi, aslında iki Türk
kavminin
birleşmesinden
meydana gelmiştir. Batı Göktürk topluluklarından Kimeklerin
bir kolu olan Kıpçaklar,
önceleri
Balkaş gölünden İrtiş ırmağına kadar olan bölgede
oturuyorlardı. Güneyden Kumanların
kendilerine
katılmalarıyla güçlerini daha da artırmışlar ve çeşitli
sebeplerle İtil ırmağını geçerek batıya
yönelmişlerdir. Batıda daha çok dış görünüşleri ile alâkalı
olarak, sarışın manasına gelen çeşitli adlar
verilen
Kıpçaklar, kaynaklarda beyaz tenli, sarı saçlı, güzel
görünüşlü insanlar olarak tasvir
edilmektedirler.
Uzun süren
mücadelelerden sonra Uzları batıya sürerek, XI. yüzyılın
ikinci yarısında Karadeniz'in
kuzeyindeki
geniş bozkırlara gelip yerleştiler. Bu Uz (Oğuz)-Kıpçak
mücadeleleri ünlü Dede Korkut
destanlarının
esas konusunu oluşturur. Kıpçaklar Karadeniz'in kuzeyindeki
yeni yurtlarında, 150 yılı
aşan bir süre
hâkimiyet kurmuşlar, Rus ve Balkan tarihinde derin izler
bırakmışlardır. Yaşadıkları
bölge, o
zamandan başlayarak, İslâm kaynaklarında Deşt-i Kıpçak
(Kıpçak Bozkırı) adını alacaktır.
Kıpçaklar bir
çok kere Tuna'yı geçerek Balkanlar'a ve Macaristan'a akınlar
yaptılar. Bizans ile
zaman zaman
savaşmakla birlikte genellikle iyi ilişkiler kurmuşlardır.
Nitekim 1091 yılında Çakan
Bey ile
ittifak yapan Peçenekler'i ağır bir yenilgiye uğratarak,
Bizans'ı kurtarmışlardır. Kıpçak ülkesi,
1238-39
yılarında Altınorda Hanı Batu han tarafından tamamen işgal
edilmiştir. Kıpçakların bir
kısmı
Macaristan'a çekilmişler, bir kısmı da İtil Bulgarları ile
karışarak Kazan Türklerinin
oluşmasında
önemli rol oynadılar. Karadeniz'in kuzeyinde kalan
Kıpçaklardan pek çoğu daha
sonraki
yıllarda Mısır'a götürülmüş, bir kısmı yüksek mevkilere
kadar yükselmiştir. Hatta aralarında
sultanlık
mertebesine erişenler dahi olmuştur. |