|
Anadolu
Selçuklularının Hâkimiyetinden Sonra Kurulan Türkmen
Beylikleri
Uc Teşkilâtı ve
Uc’larda Hayat: Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu, sürekli
olarak Türkmen
(Oğuz)
göçlerine sahne olmuştur. Kalabalık kitleler hâlinde gelen
Türkmenler, Bizans sınırına
kaydırılmıştır. Böylece hem daha önce yerleşen halkın
toprakları korunmuş, hem de Bizans’a karşı
mücadele eden
Türkmenler sayesinde sınırlar genişletilmiştir. Bu siyaset,
Anadolu’nun
Türkleşmesinde
önemli rol oynamıştır. XIII. yüzyılda Moğolların baskısıyla
Anadolu’ya gelen
Türkmenlerin
de sınır boylarına yerleştirilmesiyle uc hayatı gittikçe
önem kazanmıştır.Türkiye
Selçukluları
devrinde Bizans sınırına uc (uç) adı verilmekteydi.
Sinop,
Kastamonu, Bolu, Eskişehir, Kütahya, Denizli ve Antalya
hattının doğusunda kalan bölgeler
uc (sınır)
olarak nitelendirilmiş ve buralarda uc teşkilâtı
oluşturulmuştur. Sınır bölgesine yerleştirilen
Türklere ise
uc etrâki (Sınır Türkleri, Türkmenleri) denilmiştir. Uc beyi
unvanı verilen Türkmen
aşiretlerinin
liderleri, merkezden görevlendirilen emirlerin sorumluluğu
altındaydılar. Meselâ XIII.
yüzyılda
Yağıbasan oğulları, Sahib Ata oğulları Selçukluların “Uc
Emirleri” idiler.Uc beyleri emrindeki
Türkmenlerle
beraber, Bizans sınırlarına sürekli akınlar düzenleyerek,
onları yıpratmaktaydı. Nitekim
kalabalık
Haçlı ordularını da, Selçuklu kuvvetlerinden çok, uc
Türkmenleri hırpalamıştır. Bizans’a
karşı
yaptıkları akınlarda, serbest hareket eden Türkmenler, bazen
Selçuklu Devleti’ni dahi zor
durumda
bırakmışlardır. Ancak Selçuklu idaresi bu beylerin sınır
akınlarına hiçbir zaman müdahale
etmemiştir.
Bizans’a karşı Türkmenlerin yaptıkları mücadele, din uğruna
yapılan gaza ve cihat olarak
nitelenmekteydi. Bu sebeple uc beylerinin akınlarına
gazi-dervişler (alp-eren), Ahi teşkilâtına mensup
esnaf şeyhleri
vb. de bizzat katılmaktaydılar. Böylece fethedilen bölgeler
kısa sürede Türk- İslâm
hayatına
geçmekteydi. Bölgede yaşayan gayrimüslim halk Bizans’ın
yüklediği ağır vergilerden ve
dinî
baskılardan bıktığı için, Türk idaresine daha sıcak
bakmaktaydı. Çünkü uc beyleri onlardan daha
az vergi talep
ediyor, dinî yaşantısına karışmıyordu. Bütün bunlar Uc
beylerinin gittikçe güçlenmesini
sağlamaktaydı.
Beylikler Dönemi:
Türkiye
Selçuklularının Moğol tahakkümüne girmesinden sonra uc
beyleri daha bağımsız hareket
etmeye
başlamıştır. Bu dönemde hem otoritesi kalmayan Selçuklulara
hem de Moğollara karşı
mücadele
edilmiştir. Anadolu’daki İlhanlı hâkimiyetinin
zayıflamasıyla birlikte Türkmen beyleri
bulundukları
bölgelerde bağımsızlığını ilân etmişler ve kendi
beyliklerini kurmuşlardır. Bu döneme
Beylikler
Dönemi adı da verilmektedir. Selçukluların zayıflamaya
başlamasıyla ortaya çıkmaya
başlıyan
Beylikler, İlhanlı hâkimiyetinin bitmesiyle beraber tam
bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır.
Uclarda yer
almaları sebebiyle Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük
hizmetleri vardır. Onlardan kalan
kültür mirası,
şehirlerimizi süsleyen eserler, günümüze kadar ulaşmıştır.
Anadolu Türk birliğini
sağlamak için
bu beylikler birleriyle mücadele etmişlerdir. Nihayet
Osmanlı Beyliği gittikçe
güçlenerek,
birliği sağlamıştır . Başlangıçta en küçük beyliklerden biri
olan Osmanlıların bu denli
büyümesi,
bulundukları coğrafya ve güttükleri siyasetle ilgilidir.
Söğüt ve Domaniç arasında kurulan
Osmanlılar,
Bizans ile savaşarak itibarını artırırken, diğer beylikler
zamanla uc olmaktan çıkmışlardır.
Bu sebeple
genişleme imkânını bulamamışlar ve birbirleriyle mücadele
etmişlerdir.
a-Karamanoğulları (1256-1487)
Oğuzların
Afşar boyuna mensuptular. Selçuklu Sultanı I.Alaaddin
Keykubad tarafından İç-İl’e
yerleştirilmişlerdi. Nure Sofı’dan sonra oğlu Karaman Bey,
Afşarların lideri olmuş ve kurulan beylik
onun adını
almıştır. 1256’da Ermenek tarafında kurulan beylik Moğollara
ve Selçuklulara karşı
amansız
mücadelelere girişmiştir. Karamanoğlu Mehmet Bey,
Selçuklulara isyan eden Hatiroğlu ve
Şehzade Cimri
ile iş birliği yapmış; Selçuklular’ın elinden Konya’yı
alarak, Cimri’yi (Siyavuş) tahta
oturtmuş idi.
Mehmet Bey, Farsça konuşan devlet adamlarına ve Moğollara
tepkisini göstermek
için, Türkçeyi
resmî dil ilân etmesiyle tanınır.İlhanlıların yıkılmasından
sonra Karamanoğulları beyliği
gücünü daha da
artırmış, bölgedeki diğer beylikler ve özellikle
Osmanlılarla mücadele etmiştir. İlk
Osmanlı-Karaman mücadelesi Alaaddin Ali Bey zamanında
başlamış (1361) ve beyliğin sonuna
kadar devam
etmiştir. Fatih tarafından kesin olarak itaat altına alınan
Karamanoğulları (1473), daha
sonra
oluşturulan Karaman Eyaleti ile merkeze bağlanmıştır (1487).
Karamanoğulları Beyliği,
Osmanlıların
en güçlü rakibi idi. Kendilerini, Selçuklular’ın mirasçısı
olarak görmekteydiler. Bunu
gerçekleştirmek için Osmanlılara karşı Timur, Memlûkluler ve
Bizans ile iş birliği yapmaktan
çekinmemişlerdir. Karamanoğullarının Türk tarihindeki yeri
büyüktür. Onlar her dönemde hürriyet ve
bağımsızlığın
sembolü oldular. Anadolu’nun Türkleşmesine ve Türk
kültürünün gelişmesine hizmet
ettiler.
Ermenek, Konya, Karaman, Niğde vb. şehirleri büyük eserlerle
âdeta süslemişlerdir.
b-Germiyanoğulları(1300-1429)
Germiyanlı
Türkmenleri önceleri Malatya civarında iken, I.Alaaddin
Keykubad zamanında Kütahya
havalisine göç
etmişlerdir . Germiyan aşiretinin reisi Alişir Bey ve
oğulları Selçukluların hizmetinde
bulunmuştur.
I.Yakup Bey zamanında Kütahya merkez olmak üzere Kula, Simav
ve Denizli
çevresinde
Germiyan Beyliği kurulmuştur (1300). I.Yakup Bey zamanında
Germiyanoğulları
sınırlarını
Ege’ye kadar genişletmiş; Bizans’ı vergiye bağlamışlardır. I
.Yakup Bey’in ölümüyle
Aydınoğulları,
Saruhanoğulları, Karesioğulları gibi yeni beylikler ortaya
çıkmıştır. Germiyan Beyleri,
Osmanlılarla
yakın ilişkiler kurmuşlardır. Germiyan Beyi Süleyman Şah’ın
kızı Devletşah Hatun,
şehzade
Yıldırım Bayezid ile evlenmiş; çeyiz olarak Simav, Emet ve
Tavşanlı ve çevresi
Osmanlılara
bırakılmıştır. Ancak I.Murad’ın Kosova’da şehit düşmesi
üzerine II.Yakup Bey
anlaşmayı
bozdu. Yıldırım Bayezid bunun üzerine kayın pederini
hapsederek ülkesini topraklarına
kattı (1390) .
Osmanlıların Ankara Savaşı’nda yenilmesinden sonra Timur,
diğer beylikler gibi,
Germiyanoğulları beyliğini de tekrar canlandırmıştır(1402).
II.Yakup Bey yeniden beyliğin başına
geçtiyse de,
yerine geçecek evlâdı olmadığından, ülkesini Osmanlılara
vasiyet etti. Ölümünden
sonra Germiyan
Beyliği Osmanlılar tarafından ilhak edildi (1429). Batı
Anadolu’nun önemli
şehirlerinden
olan Kütahya, sonraları Anadolu Eyaletinin merkezi
yapılmıştır.
c-Saruhanoğulları(1300-1410)
Germiyanoğulları komutanlarından Saruhan Bey tarafından
kurulmuştur. Merkezi Manisa olan
beyliğin
sınırları içerisinde Menemen, Foça ve Kemalpaşa (Nif) da
bulunmaktaydı. Yıldırım Bayezid
iç
mücadelelerin sürdüğü beyliğe son verdi. Manisa Osmanlıların
şehzade sancağı yapıldı (1390).
Fetret devri
esnasında tekrar canlanmak isteyen beyliği, Çelebi Mehmet
kesin olarak ortadan
kaldırdı
(1410).
d-Aydınoğulları(1308-1426)
Germiyanoğullarının sübaşılarından (ordu komutanı) Aydın
oğlu Mehmet Bey tarafından kurulmuştur.
Merkezi Birgi
olmak üzere Aydın, İzmir ve Manisa çevresine hâkim
olmuşlardır. Mehmet Bey’den
sonra başa
geçen Gazi Umur Bey zamanı, beyliğin en parlak devridir.
Kuvvetli bir donanma kuran
Umur Bey, Ege
adalarına seferler yapmış , İzmir’i ele geçirmiş idi (1328).
Ancak güçlü bir Haçlı
donanmasının
işgal ettiği İzmir’i tekrar kuşattıysa da bu savaşta şehit
düştü (1347). Umur Bey’den
sonra
Aydınoğulları eski gücünü yitirdi . Yıldırım Bayezid,
Karamanlıların kendisine karşı kışkırttığı
beyliği
Osmanlı hâkimiyetine aldı(1390). Ankara Savaşı’ndan sonra
İzmiroğlu Cüneyt Bey,
Osmanlıların
fetret devri mücadelelerine katıldı. Nihayet II.Murat
tarafından beyliğe son verildi (1426).
e-Karesioğulları(1293--1359)
Karesi
Beyliği’nin kurucusu, Melik Danişment Gazi’nin soyundan
gelen Kalem Bey oğlu Karesi
Bey‘dir.
Selçuklular tarafından Bizans ucuna yerleştirilen bu beyler,
Germiyanlılarla beraber
fetihlerde
bulunmuşlardır. Balıkesir ve çevresininin Bizans’tan
alınmasıyla beylik kurulmuştur. 1302
tarihinden
itibaren ele geçirilen Bergama, Edremit, Susurluk gibi
bölgenin mühim yerleşmelerine çok
sayıda Türkmen
yerleştirilmiştir. Karesi Bey’in oğulları Demirhan ve Yahşi
Bey, beyliği Edremit ve
Balıkesir
olmak üzere iki kol hâlinde yönetmişlerdir. Kısa ömürlü olan
beylik Orhan Bey tarafından
ortadan
kaldırılmıştır (1359). Hacı İl Bey, Evrenos Bey gibi
beyliğin ileri gelenleri Osmanlılara
katılarak
büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
f-Menteşeoğulları(1282-1424)
Antalya‘dan
gemilerle Muğla kıyılarına çıkan Türkmenler, Menteşe Bey
isimli uc beyi liderliğinde
Denizli’ye
kadar olan bölgeleri fethetmişlerdi. Muğla ve Aydın’ın
fethiyle beylik kurulmuş oluyordu
(1282). Milas,
Fethiye, Denizli bölgelerinin de alınmasıyla Mesut Bey
zamanında Menteşeoğulları en
geniş
sınırlarına ulaşmıştır (1310). Yıldırım Bayezid, ünlü Batı
Anadolu seferiyle bu beyliğe de son
vermiştir
(1390). Ankara Savaşı ile yeniden ortaya çıkan beylik,
Menteşeoğlu İlyas Bey’in ölümünden
sonra Osmanlı
yönetimine girdi (1424). Fatih zamanında kesin olarak
beyliğe son verildi
(1451).Denizcilikte ileri giden Menteşeoğulları, Güney-Batı
Anadolu’nun ve sahillerin Türkleşmesinde
önemli rol
oynamışlardır.
g-Hamitoğulları(1280-1423)
Selçukluların
batıdaki uc beylerinden Hamitoğlu İlyas Bey, beraberindeki
Türkmenlerle, Antalya ve
Göller
Bölgesinde faaliyet göstermekteydi. İlyas Bey’in oğlu Dündar
Bey , önce Uluborlu, sonra da
Eğridir merkez
olmak üzere dedesi Hamit Bey’in adıyla anılan beyliği
kurmuştur. Daha sonra beylik
Antalya ve
Eğridir şubeleri olmak üzere iki kola ayrılmıştır. Eğridir
kolunun başına geçen Dündar
Bey, İlhanlı
hâkimiyetini tanımıştır. I.Murat’ın baskısıyla, Hamit Beyi
Hüseyin Bey Akşehir, Beyşehir,
Seydişehir ve
Yalvaç’ı Osmanlılara satmak zorunda kalmıştır (1374).
Tekeoğulları adıyla da bilinen
Antalya koluna
ise, Yıldırım Bayezid tarafından son verilmiştir (1391).
Ankara Savaşı’ndan sonra
yeniden
canlandırılan beylik, 1423’ de kesin olarak Osmanlıların
hâkimiyetine girmiştir.
ğ-Sahibataoğulları(1288-1342)
Türkiye
Selçuklu veziri Sahib Ata’nın (Fahreddin Ali) iktâ’ı olan
Afyonkarahisar ve çevresinde, oğulları
tarafından
kurulmuştur. Sahib Ata’nın ölüm tarihi beyliğin başlangıcı
olarak kabul edilmektedir
(1288).
Nusretüddin Ahmet (İbni Sahib)’in ölümüyle, beylik,
Germiyanoğulları tarafından ilhak
edilmiştir
(1342) .
h-Eşrefoğulları(1280-1326)
Selçuklu uc
beylerinden olan Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından Beyşehir
ve Seydişehir
taraflarında
kurulmuştur . İlk merkezleri Gurgurum iken daha sonra
Beyşehri merkez yapılmıştır.
Süleyman
Bey’in yerine geçen oğlu Mehmet Bey, Akşehir ve Bolvadin
taraflarını da ele
geçirmiştir.İlhanlıların Anadolu valisi Timurtaş Bey, 1326
yılında beyliğe son vermiştir. Eşrefoğulları
zamanında
Beyşehir ve çevresi imar edilmiştir.
ı-Alâiye Beyleri
Alaaddin
Keykubad tarafından zapt edilen Alâiye(Alanya) şehrinde
(1223), daha sonra küçük bir
beylik
kurulmuştu. Alaiye beylerinin Selçuklu hanedanından
oldukları söylenir. Alaiye 1293’te
Karamanoğlu
Mehmet Bey’in eline geçti. Alaiye’deki Karaman beyleri
Memlûklerin hâkimiyetini
tanımıştı.
Nihayet şehir 1427’de Memlûklere satıldı. Alaiye Beyleri
kendileri ve Memlûkler adına
para
bastırdılar. Bu paralardan, ilk Alaiye Beyi’nin Savcı olduğu
anlaşılmaktadır. Gedik Ahmet Paşa
Alaiye’yi ele
geçirerek, şehri Osmanlı idaresine katmıştır (1462).Tersane
ve limanı ile Alaiye bir
ticaret
merkeziydi. Bu sebeple Alaiye Beyleri ve şehir halkı oldukça
zengin idiler.
i-Canik Beylikleri
Samsun,
Giresun, Ordu, Niksar‘ı içine alan Orta Karadeniz bölgesine
Canik adı verilmiştir. Canik
bölgesi daha
çok Oğuzların Çepni boyu tarafından iskân edilmişti. Türkiye
Selçuklularının dağılma
devrinde, ayrı
ayrı ailelerden gelen beyler Canik Beylikleri adıyla bölgede
hâkimiyet kurmuşlardır.
Bayramoğulları,
Kubadoğulları, Taşanoğulları, Taceddinoğulları bunlardan en
önemlileridir. Kadı
Burhaneddin
Ahmet ve Yıldırım Bayezid arasındaki mücadeleye sahne olan
bu bölge II.Murad
devrinde kesin
olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiştir (1427).
j-Taceddinoğulları(1378-1428)
Nüfuzlu bir
bey olduğu bilinen Emir Taceddin beyliğin kurucusudur.
Beyliğin merkezi Niksar olup ,
Bafra ve
Ordu’ya kadar sınırlar uzanmaktaydı . Emir Taceddin, ölümüne
kadar bölgenin en güçlü
devletini
kuran Kadı Burhaneddin ile mücadele etmiştir (1387). Kadı
Burhaneddin Niksar‘ı ele
geçirdiğinde
Taceddin’in oğullarını yerinde bırakmıştır. Ancak
Taceddinoğulları daha çok
Osmanlılardın
yanında yer aldılar. Taceddinoğulları’nın son beyi Mahmut,
ülkeyi Osmanlılara
bırakmak
zorunda kalmış, böylece beylik tarihe karışmıştır (1428 ).
k-Candaroğulları(1292-1461)
Selçuklu
Beylerinden Şemseddin Yaman Candar, beyliğin kurucusudur.
Bir hizmetine karşılık
İlhanlılar,
Kastamonu ve çevresini kendisine vermiş; böylece beyliğin
temelleri atılmıştır. Daha sonra
Sinop‘un da
alınmasıyla beylik iki kola ayrılmıştır. Sinop kolunda
İsfendiyar Bey bulunuyordu.
Osmanlılar bu
sebeple beyliğe İsfendiyar Beyliği de demişlerdir. Ankara
Savaşı’ndan sonra Çankırı,
Samsun ve
Bafra beyliğe dahil edilmiştir. Fatih, Trabzon seferi
esnasında bu beyliğe son vermiştir (
1461). Ayrıca
Sinop ve Çevresinde Pervaneoğulları, Kastamonu civarında
Çobanoğulları ve Ankara‘da
Ahiler kısa
süreli hâkimiyetler kurmuşlardır.
5-İlhanlı Hâkimiyetinin Ardından Kurulan Türk Devletleri
a-Eretna ve Kadı Burhaneddin
Devletleri(1344-1398)
Devletin
kurucusu Eretna, aslen bir Uygur Türk’ü
idi.
İlhanlıların Anadolu Valisi Timurtaş, babasının İlhanlılara
isyanı üzerine Mısır’a kaçmış, yerine
Eretna’yı
vekil bırakmıştı. Timurtaş’tan sonra Anadolu valiliğine
getirilen Şeyh Hasan Celâyirî de, taht
mücadelesine
katıldığından Eretna Bey’i görevinde bırakmıştı.
İlhanlıların içinde bulunduğu
durumdan
faydalanan Eretna Bey, Anadolu’nun orta kesimlerinde
hâkimiyetini kuvvetlendirdi.
Bağımsızlığını
ilân etti( 1344). Devletin merkezi önce Sivas, sonra ise
Kayseri olmuştur.
Eretna
Devleti’nde önce kadılık, ardından vezirlik yapan Kadı
Burhaneddin Ahmet, devletin içinde
bulunduğu güç
durumdan faydalanarak Sivas‘ta tahta çıktı(1381). Kendisi
Oğuzların Salur
boyundandır.
Kısa zamanda Niğde, Erzincan ve Canik (Orta Karadeniz)
bölgelerini hâkimiyetine aldı.
Böylece Eretna
Devleti’nden daha güçlü bir devlet kurmuş oluyordu. Kadı
Burhaneddin Osmanlılar’a
karşı çetin
bir mücadele vermiş idi. Ancak ölümünden sonra devlet
dağıldı ve hâkim olduğu bölgeler
Osmanlılar
tarafından ele geçirildi (1398).
b-Dulkadiroğulları(1337-1521)
Dulkadiroğulları, Maraş ve Elbistan civarında ortaya çıkmış
bir Türkmen beyliğidir. Oğuzların Bozok
kolu ve
Ağaçeri Türkmenlerini etrafında toplayan Dulkadiroğlu
Zeyneddin Karaca Bey, Memlûklu
sultanının
himayesinde, Eretna Devleti’nin elinden Elbistan’ı alarak
beyliği kurmuştur(1337). Yerine
geçen oğlu
Halil Bey zamanında Maraş, Malatya, Harput tarafları ele
geçirilerek sınırlar
genişletilmiştir. Dulkadiroğulları Osmanlılar ile Memlûkler
arasında bir tampon görevi görmekteydi.
Varlığını
sürdürmek için kâh Osmanlı, kâh Memlûk hâkimiyetini kabul
etmişlerdi. XVI. yüzyılın
başlarında
başa geçen Alaüddevle Bozkurt, Akkoyunluların elinden
Diyarbakır’ı aldı, fakat Şah
İsmail
karşısında ağır bir yenilgiye uğradı (1507). Dostluğunu
kaybettiği Osmanlılar karşısında da
yenilgiye
uğraması üzerine Dulkadirli toprakları Osmanlıların eline
geçti (1515). Yerine geçen Ali
Bey, Yavuz
Sultan Selim’in Mısır Seferi’nde ve Canberdî isyanında,
Osmanlılara mühim hizmetlerde
bulunmuştu.
Fakat Osmanlı veziri Ferhat Paşa onu kıskandığından, Yavuz’u
kışkırttı. Ali Bey hile ile
yakalanarak
katledildi (1521). Böylece Dulkadir Beyliği ortadan
kaldırılmış oldu (1521).
c-Ramazanoğulları(1378-1608)
Ramazanoğulları, Adana merkez olmak üzere Çukurova
bölgesinde kurulmuştur. Beyliğe adını veren
Ramazan Bey,
Oğuzların Üçok koluna bağlı Yüreğir boyundandır. Memlûk
Sultanı Baybars
tarafından
Gazze-Antakya arasına yerleştirilen Türkmenler, daha sonra
Adana ve Payas bölgesini
Ermenilerden
almışlardı. 1378 tarihinde Memlûklerin gönderdiği vali,
Dulkadiroğlu Halil Bey tarafından
öldürüldü. Bu
olayla birlikte Ramazanoğulları Beyliği kurulmuş oldu. Ancak
Memlûklerin gücünden
çekindikleri
için daha çok onların hâkimiyetini tanıdılar. Memlûklerin ve
Dulkadirliler gibi iki önemli
güç arasında
kalan Ramazanoğulları, Yavuz Selim‘den itibaren Osmanlıların
yanında yer almışlardır.
1608’de son
Ramazanoğlu Beyi Pir Mansur, görevden alınarak toprakları
Osmanlı beylerbeyiliğine
çevrilmiştir.
d-Karakoyunlu Devleti :
İlhanlı
Hükümdarı Argun Han zamanında, Türkistandan çıkıp, Fırat ve
Dicle
vadilerine
yerleşen Yıva, Döğer, Avşar gibi Oğuz boylarından müteşekkil
Karakoyunlular (Baranlılar),
İlhanlı
Devleti’nin parçalanmasıyla beraber müstakil olmuşlardı. Bu
dönemde başlarında bulunan
Bayram
Hoca’nın ölümünden sonra (1380), yerine geçen Kara Mehmet
Bey, 1388’de Tebriz’i ele
geçirip,
burayı başkent yapmıştır. Oğlu Kara Yusuf dönemi (1389-1420)
devletin en parlak devri
olmuştur.
Timur tehlikesini bertaraf ederek tekrar gücünü artıran Kara
Yusuf, Artukluların Mardin
koluna son
vermiş, Diyarbakır’dan başka bütün Azerbaycan’ı hâkimiyetine
almış ve bir müddet ittifak
kurduğu Ahmet
Celayir’i yenerek Bağdat’a hâkim olmuştur(1415). Kara
Yusuf’un ölümüyle ortaya
çıkan taht
mücadeleleri bir sarsıntıya sebep olmuş ve geçici de olsa
birlik Cihanşah döneminde
(1436-1467)sağlanmıştır. Fakat Cihanşah’ın iki kez Akkoyunlu
Hükümdarı Uzun Hasan’a yenilmesi
ve ölmesi
Karakoyunluların sonu olmuştur. Nitekim Uzun Hasan 1469’da
Karakoyunlu Devleti’ni
tamamen
ortadan kaldıracaktır.
e-Akkoyunlu Devleti
Akkoyunlu
Devleti’ni kuran hanedan Oğuzların Bayındır koluna
mensuptur. Tıpkı Karakoyunlular gibi
İlhanlı
hâkimiyetinin sarsılmasıyla, güçlenen Akkoyunlular,
Bayındır, Döğer, Bayat, Çepni gibi Oğuz
boyuna mensup
kitleleri ve İnallu, Hacılu, Bayramlu ve Musullu gibi konar
göçer cemaatleri etrafında
toplayarak
fetihlerde bulunmuşlardır. Henüz XIV. yüzyıl ortalarında Tur
Ali Bey, Trabzon Rum devleti
üzerinde baskı
kurmuştu. Kara Yülüg Osman Bey’in kadı Burhaneddin Ahmet’i
ortadan kaldırması
ve Sivas’ı ele
geçirmesiyle (1398) Akkoyunlular tamamen müstakil hâle
geldiler. XV. yüzyıl
başlarında
devlet, Timur’un da yanında yer alarak gücünü artırdı ve
Diyarbakır merkez olmak üzere,
bütün güney ve
doğu Anadolu, Akkoyunlu hâkimiyetine girdi. Uzun Hasan
dönemi (1453-1478)
Akkoyunluların
en parlak dönemi olmuştur. Karakoyunluları ve Hasankeyf’teki
Eyyubi hâkimiyetini
yıkan Uzun
Hasan, Azerbaycan’ın ele geçmesi üzerine başkenti Tebriz’e
nakletmiş ve sınırlarını
doğuda Hazar’a
kadar genişletmiştir. Fakat Osmanlılara karşı Otlukbeli’nde
uğradığı ağır yenilgi
(1473), Uzun
Hasan’ın bütün Türk dünyasının lideri olma hayalini sona
erdirdiği gibi, devletinin de
zayıflamasına
yol açmış; ölümünden sonra çıkan taht kavgaları sonucunda
devlet ikiye bölünmüştür.
Neticede
bundan faydalanan Şah İsmail, Tebriz’i ele geçirerek
Akkoyunlu Devleti’ne son verip, Safavi
Devleti’ni
kurmuştur (1502). |