|
Milli Kültür Ve Gençlik
Doç. Dr .Kemal GÖDE
İlmi
araştırmalar neticesinde görüldüğü gibi, "milli kültür"
istikbalde devam edecek olan veya devam etmesi arzulanan
milli varlığın en mühim öğesi; istikbalin sahibi ve
ışığı olan gençlik ise, saflık, güzellik, temdik,
dürüstlük, canlılık demektir. Bu sebeple milli kültür
ile gençlik arasında çok şifa ve kopmaması gereken milli
ve manevi bir bağın bulunduğu göz önünde tutulursa,
milli kültür deyince gençlik, gençlik deyince de milli
kültür aklımıza gelecek; milli kültür olmadan, arzu
edilen ideal bir gençlik düşünmek ve beklemek mümkün
olamayacağı gibi, iyi yetişmiş, şuurlu bir gençlik
olmadan da milli kültürü korumak, geliştirmek ve devam
ettirmek mümkün olamayacaktır.
Bu genel
girişten sonra, kültür, milli kültür ve gençlik
kavramlarım açıklayarak, aralarındaki bağ ve münasebeti
genel çizgileriyle ifade etmeye çalışalım.
Bizde kültür
ve medeniyet konulan üzerinde ilk ilmi araştırma yapan
düşünür Ziya GÖKALP "Hars, yalnız bir milletin dini,
ahlakı :. iktisadi ve fenni hayatlarının ahenkli
bütünüdür"şeklinde tarif ederken; kültür ve kültür
değişmeleri üzerindeki araştırmaları ile ün yapmış olan
Prof. Dr. Mümtaz Turhan: "Kültür bir cemiyetin sahip
olduğu maddi ve manevi kıymetlerden teşekkül eden öyle
bir bütündür ki, cemiyet içinde mevcut her çeşit
bilgiyi, alakalan, itiyatları, kıymet ölçülerini, genel
durum ve zihniyet ile her nevi davranış şekillerini
içine alır" şeklinde açıklar. Devlet kurucumuz Atatürk
ise: "Kültür okumak, anlamak, görebilmek,
görebildiğinden mana çıkarmak, ders almak, düşünmek,
zekayı terbiye etmektir" şeklinde tarif eder.
Görülüyor ki,
kültür bir cemiyetin hayat belirtileri olarak tabii
yaşama ihtiyaçlarından doğmuş, onlara çare bulma
tarzları olarak ortaya çıkmıştır. İnsanoğlunun
biyolojik, sosyal ve ruhi olmak üzere üç türlü ihtiyacı
olup, bunları kısaca milli ve manevi ihtiyaçları olarak
da ifade edebiliriz. İnsan ve cemiyetin değer yargılan
da diyebileceğimiz bu ihtiyaçlar, günümüzde milli ve
manevi kültür olarak ifade edilmektedir.
Şimdi de
tebliğimizin konusunu teşkil eden milli kültürü
açıklayalım. Milli kültür, bir arada yaşama arzu ve
iradesini duyan, tarihi ve gelenekleri içerisinde
birlikte yaşama şuuruna erişmiş cilan, aynı dili konuşan
ve bu sebeple de ortak değerleri bulunan milletlerin
ortaya çıkardığı değer yargılarının ahenkli bir
bütünüdür. Yani milli kültür: "Millet haline gelmenin
temel unsuru olduğu kadar, millet halinde gelişmenin de
temel şartı"dır. "Her milletin mutlaka bir milli kültürü
vardır, her milli kültür de muhakkak bir millet
yaratacaktır. Bu cümleden olarak, millet hayatının
temeli milli kültürdür. Çünkü, millet kültür birliği
demektir, kültür birliği olan cemiyet demektir". Şu
halde milli devlet milli kültüre dayalı devlet demektir.
Milli devlet, milli kültürü koruyan, geliştiren,
yücelten ve milli hayatın bu vasat içinde sürüp
gitmesini temin eden, böylece ferde ve millete hakiki
saadet yolunu açan organizasyon demektir. Hal böyle
olunca, insanlık tarihinin genel atası içinde milli
kültürün yeri, önemi ve değerinin büyük olduğu
kendiliğinden anlaşılır. Çünkü milletler, milletler
ailesi içindeki, varlıklarını ancak ve ancak kendilerini
meydana getiren ve devam ettiren milli kültürlerine
borçludurlar. Bu görüşten hareketle, Türk milletini
dünden bugünlere getiren değerlerimize sahip çıkmak,
onları yozlaştırmadan korumak ve milli kültürümüzü
yükseltmek başlıca milli vazifemiz olmalıdır.
Milli Kültürü Koruyarak Yükseltecek Olan Gençliğe
Gelince
Gençlik, dün
ile bugün arasında köprü kurarak, yarına ışık tutan,
istikbalde millet, vatan, istiklal ve devletin
mukadderatını elinde bulunduracak olan "kökü mazide olan
atidir". Bir ülke hangi rejimle idare edilirse e-dilsin,
rejimin ve istiklalinin teminat unsurlarının başında, o
milletin gençliği gelir. Buna göre gençlik, devletin
bilgisi ve denetimi altında,
aile-çevre-okul-işyeri-basın-yayın işbirliği içinde,
bütün yönleriyle milli şuuru, milli terbiyeyi ve milli
kültürü aklın ve ilmin ışığında almaya yönelmiş;
bedenen, ruhen ve fikren sağlam ve şuurlu bir şekilde
devlet ve millet hizmetini canla başla yürütmek üzere
bekleyen yarının büyükleridir.
Bir ülkenin
gençliği, şüphesiz o milletin yalnız lise ve
üniversitede okuyan gençlerinden ibaret değildir.
Kız-erkek, asker-sivil, işçi-köylü-şehirli, okumuş
okumamış, 14-24 yaş arasındaki bütün millet fertleri, o
ülke gençliğinin birer uzvudurlar. Dinç, dinamik ve
zihnen bulunan gençlik, her ülkenin ve milletin geleceği
demektir. Her milletin gençliği, ülkenin fikri ve ruh
yapısını temsil ettiği kadar, organik olarak da, o
milletin doğacak yardımının yükünü taşır. Milletlerin
yarınları, gençlerin müspet rolleriyle aydınlanır veya
menfi tesirleriyle kararır, parlar veya söner. Hür
düşünce, her şeyi öğrenme merakı; gerçeğe, çevreye karşı
tenkitçilik; spor bilgi ve sanata heves; görüşlerde
yenilik, fikirlerde inkılapçılık her çağın ve her
milletin gençliğinde var olan hususlardır, işte bir
milleti kalkındırmak, yükseltmek ve yaşatmak isteyen
vatanseverlerin de; alçaltmak, batırmak ve yok etmek
isteyen vatan hainlerinin de gençleri hedef seçişlerinin
sebebi budur.
İstikbalimizi
emanet edeceğimiz gençlere; dilimiz, edebiyatımız,
tarihimiz, dinimiz, sanatımız, folklorumuz, örf, adet ve
ananelerimiz, kısaca kültür ve medeniyetimiz çok
dikkatli ve şuurlu bir şekilde öğretildiği taktirde,
"Türk milletinin bütün fertlerini kaderde, kıvançta ve
tasada ortak yapan" duygu, düşünce ve ülkülerimiz ile
bizi diğer milletlerden ayıran milli kültürümüz daima
canlı kalacak; bu sayede de milletimizin özü
değişmeyecektir. Bu öze, duyguya, ruha ve inanca bağlı
kalmak şartıyla, başka kültür ve medeniyetlerle de
münasebetler kurmak, onlardan da bazı değerler almak,
devamlı bir gelişme ve yenileme içinde bulunmak
suretiyle Atatürk'ün gösterdiği hedef olan: "Milli
kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üzerine
çıkarma" yolunda istikbale doğru emin adımlar
atılabilecektir.
Türk
gençliğinin dün-bugün-yarın köprüsünü kurabilmesi;
iyi-kötü, yararlı-zararlı, doğru-yanlış, haklı-haksız,
gibi milli ve milletlerarası değer hükümlerini
kavrayabilmesi için, milli kültürümüzü çok iyi bir
şekilde öğrenmesi şarttır. Ancak o zaman milli ve manevi
değerlerimizle bağdaşmayan yıkıcı, bölücü, bozguncu
akımlara kapılarımız kapalı olacak ve böylece de milli
birlik ve beraberliğimiz daim kalacaktır. Buna karşılık,
eğitim ve öğretim yuvalarından çıkan gençlerin, milli
kültürden yani milli ve manevi değerlerimizden habersiz
olarak yetişmeleri, meslek hayatları sırasında telafisi
mümkün olmayan yaralar açacak ve bundan da devlet ve
millet sonsuz zarar görecektir.
Ferdi
şahsiyeti besleyen milli şahsiyet, milli kültür yoluyla
teşekkül ettiğinden; gençlere milli kültür duygusu,
bilgisi ve şuuru vermek suretiyle, bugün lise veya
üniversite öğrencisi olan Türk genci, ilmi ve milli
şahsiyetiyle yarın memleket mukadderatına hakim olacak
ve devlet hizmetinde mühim vazifeler ifâ edecektir. Yani
o; avukat, savcı, hakim olarak adaleti koruyacak; asker
olarak vatanı müdafaa edecek; öğretmen olarak bir
maneviyat mimarı sıfatıyla, öğrencileri eğitecek,
fedakar ve vefakar nesiller yetiştirecek; edip ve
sanatkar olarak ince hayali ve kudretli kalemi ile
Türk'ün duygularını dile getirecek; teknik adam olarak
vatanı imar edecek; doktor olarak Türk insanının
sağlığını koruyacak; gazeteci olarak millete rehberlik
edecek; siyasetçi olarak milli menfaatları ülke içinde
ve dışında başarıyla koruyacak, Türk milletinin
itibarını yükseltecek, hürriyet ve demokrasinin
savunucusu olacaktır. Hülasa Türk genci, hangi mesleğe
girerse girsin, şunları asla unutmayacaktır: Her şey
vatan, millet, istiklal, bayrak, milli ve manevi
değerler içindir.
Netice olarak
diyebiliriz ki; ruhu, karakteri, ahlaki meziyetleri ve
milli-manevi değerleriyle Türk kalmak, ama ilimde,
fende, teknikte ileri olmak için, milli kültürümüz
eğitimin temel ilkeleri arasında vazgeçilemez bir öğe
olmalıdır. Milli kültürün muhtevası, eğitimin oturduğu
en sağlam temellerden biri sayılmalıdır. Böylece
gençler, milli kültürümüze karşı ilgi, sevgi ve saygı
duyacak, ruhlarındaki boşluk milli ülküler ve duygularla
dolacak, milli tarih şuurunu alarak, sadece geçmişiyle
öğünen değil, geleceğine de güvenle, ümitle bakan yapıcı
ve yaratıcı kişiler olarak yetişecek, vatanın kutsallığı
şuuruna ererek, vatanını sevecek, devletini sayacak,
çağdaş medeniyet ve insanlık değerlerini tanıyarak ilgi
duyacak, ilmi faaliyetlerde bulunacak, milli tarih ve
milli kültür hazinelerimizi, kültür ve medeniyet
çevrelerimizi, kültür elçilerimizi ve bunların Türklüğe
ve insanlığa hizmetlerini öğrenmek suretiyle aşağılık
duygusuna düşmeyerek, yabancı kültürlere hayranlık
duymayacak, eğilmez ahlakı ve bükülmez hür iradesiyle
ilmi menfaatlar yanında yer alarak; milletini, vatanını,
devletini, bayrağını, istiklalini, tarihini,
coğrafyasını, milli ve manevi değerlerini Türk
Milliyetçiliği esasları çerçevesinde severek öğrenen,
koruyan ve kollayan milli birlik ve beraberlik içinde
Milli Kültür ile içice bir Türk Gençliği yetişecek ve
istikbalimize hakim olacaktır. |