|
Kırım'ın
Kısa Tarihçesi
Prof. Dr. Oktay Aslanapa
Miladî
430'dan sonraki yıllarda Atilla'nın amcası Aybars'ın
hâkimiyetine giren Alanlar'ın, daha III. y.y.'da kurulan
Sudak (Soğdak) Aradav'da (sonraları Feodosya, Kaffa ve
Kefe adlarını aldı) şehirlerini almasıyla Kırım
Yarımadası'nın Türk Tarihi ile ilgisi başlamıştır. (*)
Hun Türk İmparatorluğunun yıkılışından sonra Kuban, Azak
ve Don nehri ağızlarında çeşitli Türk boyları ve bunlar
arasında Bulgar Türkleri oturuyordu. VI. y.y.'ın son
yarısında Avarlar ve diğer Türk boylarının akınları
olmuştur. Kersones, Sudak ve Kerç bunlara karşı
Bizans'ın dayanak noktaları idi. VII. y.y.'da Kırım'ın
bozkırları Hazar Türkleri'nin idaresine geçti. Bunlar
Kırım'ı, Göktürkler'de olduğu gibi Tudun veya Todun
unvanlı valilerle yönetiyorlardı, sonra VIII. y.y.'da
ise Hazarlar'ın bir vilâyeti oldu. Hazarlar'ın
yıkılışından sonra da Kırım, Hazarya veya Gazarya adında
küçük bir devlet olarak kalmış, X. y.y.'da Azak Denizi
ile birlikte Karadeniz'e de Hazar Denizi denilmiştir.
1083'de bu küçük Türk devleti halâ yaşıyordu. Selçuklu
Emîri Hüsameddin Çoban, 1221'de Kırım seferinde, bu
Hazar bölgesinde Sudak çevresinde Kıpçıklar ve onların
müttefiki Ruslarla savaşmıştır. Hazarlar'dan sonra
Peçenekler, daha sonra da Kıpçaklar komşu bozkırları ve
Kırım'ı alarak buraya yerleştiler. Kültürlerini bugün de
koruyan Karaim Türkleri Hazarlar'dan gelmekte olup, daha
XI. yüzyılda bunların Türkçe tevratları vardı.
1227'de
Cengiz Han'ın ölümünden sonra kurulan Moğol Hakanlığı
zamanında, Cengiz'in büyük oğlu Cuci'nin oğlu Batu Han
1227 -1256 yıllarında büyük bir ordu ile Doğu Avrupa'yı
alıp Altun Orda Devleti'ni kurdu. 1241'de Batu Han İdil
nehrinin aşağı yatağında ve kıyısında kurduğu Orda
(karargâh), Saray (Volga'daki Eski Saray) adını alarak
kısa zamanda en önemli siyasî ve ticarî merkez oldu.
Şeklen Karakurum'a bağlı olarak Batu Han'ın hâkimiyeti
1256'da ölümüne kadar sürmüştür. Bundan sonra gelen
küçük kardeşi Berke Han'ın (1256-1266) Müslümanlığı
kabul etmesiyle, ülkede İslâmlık yayılmağa başlamıştır.
Berke Han zamanında Altun Orda en parlak devrini
yaşamıştır. Batu Han'ın kurduğu Saray şehrine «Taht İli»
denirdi. Bu şehir Berke Han zamanında daha elverişli bir
yere nakledilerek Yeni Saray veya Saray Berke adını
aldı. Özbek Han zamanında (1313-1340) İslâm dini,
1320'den sonra büsbütün kuvvetlendi.
1239'da Altun
Orda (Kıpçak Hanlığı) gelince, kıyılar dışında bütün
Kırım yarımadası bir Türk ülkesi halinde idi. Kuzeyde
Hazarlar ve Kıpçaklar zamanında Kırım limanları, iç
muhtariyetlerini korumak şartıyla yüzyıllar boyu
Bizans'a bağlı kaldılar. Fakat Karadeniz ticareti
Venedikliler'in, sonra 1261'de Mihail Paleologos'a
yardımlarına karşılık Cenevizlilerin eline geçti.
1266'da Altun Orda hanı Men-gü Timur'dan ticaret için
Kefe'de yerleşme müsaadesi aldılar ve sahillerde başka
koloniler kurdular. 1381'de de bir anlaşma ile
buralardaki hâkimiyetlerini Altun Orda Devleti'ne tasdik
ettirdiler. İç tarafta Eski Kırım veya Salgat (Solhat),
Altun Orda genel valilerinin oturduğu yer olup, Kefe'den
sonra yarımadanın en önemli ticaret merkezi idi. Kefe'de
ise Han adına Müslümanlar'ın işine bakan bir Bas-kak ile
bir Tamgacı (gümrükçü) bulunuyordu. Kırım yarımadasının
yalı boyu bölgesi tamamiyle Ceneviz kolonisi olmakla
beraber, 1475'de Osmanlı hâkimiyetine geçinceye kadar
Türk Hazarlar'ın bir hatırası olarak Hazariye (veya
Gazariya) adını koruyordu.
XIII. ve XIV.
y.y.'larda Altun Orda, siyasî, iktisadî ve kültür
bakımından Türk dünyasının en önemli bir ülkesi idi.
Özbek Han'ın hanımlarından biri Andronikos Paleologos'un
kızı idi. Böylece Bizans-la sonra Memlûkler, Osmanlılar,
Litvanya ve Lehistan devletleriyle yakın münasebet
kurmuşlardı. Ayrıca Yıldırım Bayezit ve Toktamış
arasında Timur tehlikesine karşı yakın dostluk vardı.
Toktamış (1376-1396) onların son büyük hakanı olmuş,
Timur tarafından Saray şehri yıkılıp ahalisi kılıçtan
geçirilmiştir.
1357'de Altun
Orda hanlarından Canibek'in ölümünden sonra taht
kavgaları, 1391 ve 1395 Timur - Toktamış savaşları
sonunda Kıpçak İli zayıf düşmüş ve 1502'de bu devlet son
bulmuş, yerinde Kırım, Kazan, Sibir, Astarhan hanlıkları
ve Nogay Mirzalığı doğmuştur.
Böylece, XIV.
y.y. sonlarına kadar Altun Orda idaresinde kalan
Kırım'da, 1395'lerde Cengiz soyundan Cuci'nin oğlu Tokay
Timur'dan gelen Baştimur sikkelere kendi adını da
koydurmuştu. Onun oğulları Kırım'da ayrı bir Hanlık
kurmayı başarmışlardır. Fakat Don - Dinyeper arasında
uzanan Kırım Hanlığı'nın gerçek kurucusu Hacı Giray'ın
kendi adını taşıyan en eski tarihli sikkesi 845 (1442)
yılından kalmadır. 1454'den itibaren Bahçe Saray
bunların merkezi idi. 1466'da Hacı Giray ölünce oğulları
taht kavgası ve karışıklık çıkardılar. Fatih Sultan
Mehmet 1475'de Gedik Ahmet Paşa'yı kuvvetli bir donanma
ile gönderip Kefe'yi ve Kırım sahillerindeki
Cenevizliler'e ait bütün limanları feth ettirdi.
Cenevizliler tarafından hapse atılan Mengli Giray
kurtarılıp hanlığa getirilerek Osmanlı sultanına tâbi
olmayı kabul etti. Mengli Giray ile yerleşen Kırım
Hanlığı ilk defa 1484'de Sultan II. Bayezit'in Akkirman
seferine katılarak işbirliği yapmıştır. Yavuz Sultan
Selim'e kızını vermiş olan Mengli Giray, ona askerî
destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir.
Bundan sonra hanlar sultanın özel fermanları ile tasdik
olunurdu. Fakat Rusya kuvvetlenince, 300 yıl boyunca
kendi hanları idaresinde ve Osmanlı İmparatorluğu içinde
yaşayan Kırım Hanlığı'na göz dikmiş, 1736'da Kırım
yarımadasına girerek Bahçe Saray'da iki bin evi ve Han
Sarayı'nı yakmış, Selim Giray'ın kurduğu zengin kitaplık
da mahvolmuş, Kalgay'lar'ın merkezi Akmescit de
yakılmıştır. Bundan sonra Şahin Giray ihanetle Rusya'ya
kaçıp onlara sığındığından 1774'de Kaynarca Antlaşması
ile Rusya Kırım'ın istiklâlini ve tarafsızlığını Osmanlı
Devleti'ne kabul ettirdikten sonra 1783'de de Kırım'ı
kesinlikle ilhak etmiştir. 1917'de Kırım Türkleri
bağımsızlıklarını ilân edip devlet kurdularsa da 1920
sonlarında ihtilâl kuvvetleri gelince durum değişmiş,
ilk dünya savaşından sonra 19 Ekim 1921'de muhtar Sovyet
cumhuriyetleri arasına katılmıştır. Son dünya savaşında
bazı Kırımlıların Alman kuvvetlerine katıldığı ileri
sürülerek bütün Kırım halkı önce Sibirya'ya, sonra Orta
Asya steplerine sürgün edilmiştir.
(*) 212
yılında Romalılar tarafından kurulan Sugdeya (Sudak)
şehrini daha sonra Cenevizliler, 1365'de Bizanslılardan
alarak 1335-1414 yılları arasında burada bir kale
yapmışlardır.
Emel
Dergisi,183,mart-nisan 1983 s.22
|