|

TARİHTEKİ
SOYKIRIMLAR
İSPANYOL VE AMERiKALILARIN KIZILDERİLİLERE UYGULADIĞI
SOYKIRIM

1492`de, Kristof Kolomb`un ayak bastığında nüfusu 8
milyon olan Arawaks yerlilerinin sayısı 22 yıl
içerisinde 28 bine indi.
NORVEÇLİLERİN TATERLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
Norveçliler, 1920-30`larda çıkardıkları yasalarla
Nordik ırkın ariliğini korumak için etnik grup Tater
(Göçerler) kızlarını zorla kısırlaştırdılar.
Kısırlaştırma yoluyla ehlileştirilemeyen Taterler
üzerinde insülin ve elektroşok yöntemleri uygulanıldı.
İNGİLİZLERİN AVUSTRALYALI YERLİLERE UYGULADIĞI
SOYKIRIM
İngiltere Krallığı 1788-1938 tarihleri arasında
sömürge amacıyla gittikleri Avustralya`da yerleşik
halk Aborjinleri sistematik olarak yok ettiler.
İngilizlerin aralarına salgın hastalık yaydığı,
bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok
etmeye çalıştığı 750 bin siyah derili Aborjinden
geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi.
ALMANLARIN BATI AFRİKA`DA NAMİBYALILARA UYGULADIĞI
SOYKIRIM
Almanlar 1891 yılında hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını
karşılamak amacıyla Güney Batı Afrika (Namibya)`ya
sömürge kurmak amacıyla çıktılar. Bölgedeki çok zengin
altın ve zümrüt madenlerini ele geçirmenin yolunun
yerel Herero ve Nama halklarını yok etmek olduğuna
karar veren Almanlar harekete geçti. Alman askerleri
yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden herkesi katlettiler.
Katliamdan kurtulanlar işkenceyle öldürüldü. Yaklaşık
132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi.
DANİMARKALILARIN ALMAN MÜLTECİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
İkinci Dünya Savaşı`nın bitiminde Sovyet Ordusu`nun
Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin
Alman mülteci Danimarka`ya sığındı. Üçte birini 15
yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel
örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar.
Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, barsak iltihabı,
ishal sonucu yaşamlarını kaybettiler.
FRANSA'NIN CEZAYİR KATLİAMI
1830’da Fransa işgaliyle başlayan acılar CEZAYİR
halkının yakasını hiç bırakmadı. Petrol ve maden
yataklarıyla bütün emperyalistlerin iştahını kabartan
Cezayir, 1832-39 arasında Abdülkadir Cezayiri
önderliğinde ilk direnişine başladı. Yedi yıl
içersinde binlerce ölü, sömürgeciliğin Cezayir’e
armağanıydı. Daha sonra, sadece 1945’teki Sedif
ayaklanmasında 45.000 ölü sayılabildi. 1954’te
bağımsızlık hareketi yeniden başladığında bu kez
sahnede Fransız İstihbarat örgütü OAS’ın
işkencehaneleri ve suikastleri vardı. 1954-1962
arasındaki tablo korkunçtu: 1.5 milyon ölü, 2 milyon
800 bin tutsak... Bağımsızlıktan sonra ise kontra
örgütler arasındaki iç savaş 100.000 Cezayirlinin
canına mal oldu.
RUSYA 'NIN TÜRK ve TATAR SOYKIRIMI
II. Dünya Savaşı esnasında "Almanlarla işbirliği
yaptılar" uydurmasıyla birçok Azeri Türkü, ya
öldürdüler ya da yerlerinden alınarak Sibirya’ya
sürgüne gönderildiler. Kırım’daki 6 – 7 milyon Türk
tamamen yok edildi.. Şu anda da Çeçenistan’daki taş
üstünde taş bırakılmamaktadır. 5 – 6 milyonluk
Çeçenistan’ın 7 – 8 yıl önceki savaşlarda yarısı yok
edildi. İkinci yarısı da şimdi yok edilmektedir.
Dünyanın gıkı bile çıkmıyor..
YAHUDİ VE ÇİNGENE KATLİAMI
Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman
İmparatorluğu`nu kurmak ve mükemmel Alman ırkını
yaratmak hedefiyle diğer milletlerden 21 milyon insanı
topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında
fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek
soykırıma uğrattılar. Alman yönetimi öncelikle
kendilerinden olmadığına inandığı bütün ırkları tespit
edip harflerle sınıflandırdı. Bu kampanya uyarınca
Çingenelerin yüzde 94`ü kısırlaştırdı. ikinci hedef
grup olarak Yahudiler seçildi. Milyonlarca Yahudi
sistematik bir biçimde öldürüldü.
DRESDEN`DE AMERİKAN VE İNGİLİZ VAHŞETİ
Amerikalılar ve İngilizler, Almanlar`ın savaşı
kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan
Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba
yağdırdılar. Savunmasız insanların sığındığı Dresden
kentine intikam amacıyla uygulanan bombardıman
sırasında 3 bin 900 ton tahrip gücü yüksek bomba ve
200 bin napalm bombası atıldı. Bu yok etme harekatında
çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi
öldü. Japonya`nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine
atılan atom bombaları sonucu 135 bin kişinin öldüğü
gerçeği Dresden`e uygulanan soykırımın büyüklüğünü
gözler önüne serdi.
KIBRIS`TA TÜRKLERE UYGULANAN SOYKIRIM
İngilizler 1912-1974 döneminde Kıbrıs Adası üzerindeki
egemenliklerini sağlamak amacıyla Rumlar`ın ENOSİS`i
gerçekleştirmelerine göz yumup Türkler`e karşı saldırı
başlattırdılar. 1912`de adada yasayan Rumlar Kıbrıs`ın
35 ayrı noktasında Türkler`e ait işyerleri, camii ve
evleri yakıp yıkmaya insanları katletmeye başladılar.
1952 yılında kurulan EOKA terör örgütü sistematik bir
biçimde başlattığı saldırılarda 100 Türk`ü, 100
İngiliz vatandaşını öldürerek 30 Türk köyünü yaktı.
1963 yılında EOKA`cılar yeni bir etnik temizleme
planını devreye soktular, bu saldırılarda 500 Türk
öldürüldü, 130 Türk köyü yakıldı, 25 bin Türk evlerini
terk etmek zorunda kaldı.
Kaynak:Sefa M.Yürükel
Soykırımlar Tarihi 1: Batının İnsanlık Suçları
Yahudi
Soykırımı, Holokost: (Yunanca:
yanıp kül olan), ya da Shoa (İbranice:
Felaket),
Almanya'nın
Nazi
döneminde yaklaşık 6 milyon
Yahudinin
sistemli bir şekilde öldürüldükleri
katliama
verilen isimdir. Yahudilerin yanında
Sinti,
Roman,
Yenişler
ve diğer "Çingene"
denilen insanlar,
özürlüler,
homoseksüeller,
Yehova'nın
Şahitleri,
entellektüeller,
savaş tutsakları,
Lehler
ve diğer
Slavlar
da bu katliamın kurbanları olmuşlardır.
Bu
insanların neredeyse hepsinin öldürülme nedeni, Nazi
döneminde doruğuna varmış olan Yahudi nefretinin ve Nazi
ırkçılığı görüşüne göre "yaşamaya hakkı olmıyan
alt-sınıf insanlar" olarak görülmüş olmalarıdır.
kynk: vikipedia
Ruanda
Soykırımı,
Ruanda'da
1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000
Tutsi
ve ılımlı
Hutu'nun,
aşırı uç Hutular (Interahamwe)
tarafından öldürülmesi olayıdır. Katliam, Tutsi destekli
isyancı Ruanda Vatansever Cephesi lideri Paul Kegame'ye
bağlı güçlerce, Hutu ağırlıklı hükümetin düşürülmesi ile
son buldu. Ardından yönetimden güç alan Tutsilerin öç
bahanesiyle saldırması sonucu yüzbinlerce Hutu, komşu
Zaire'ye
(Kongo Cumhuriyetine) sığındı.
Katliamda
öldürülen Tutsilere ait kafatasları ( Ruanda Soykırımı)
BOŞNAK SOYKIRIMI:
Bosna
ve Hersek'te
6 Nisan
1992
tarihinden
14 Eylül
1995
tarihine kadar sürmüş olan bir
savaştır.
Üç yıldan fazla süren bu
savaş
sırasında 200.000 kadar insan ölmüş (Uluslar arası
Kızılhaç
Örgütü
verilerine göre
Bosna Hersek’te
312.000 kişi hayatını kaybetmiştir), 2 milyon kadar
insan da yerini yurdunu terketmek zorunda kalmıştır.
Yakın tarihimizin en karanlık sayfalarından biridir. Bu
kayıpların 200.000 kadarı Boşnak halkına ait olup bu
halk dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma tabi
tutulmuştur.
1992'de
Devlet Başkanı
Miloseviç
ve Genelkurmay Başkanı
Perisiç’in
desteği ile sözde
Bosna Sırp
Devleti
ve Sırp Demokrat Partisi (SDS) Başkanı olan eski bir
psikiyatri doktoru
Radovan
Karadziç
ve General
Ratko
Miladiç'in
öncülüğünde
Bosna Hersek’te
etnik arındırma çalışmalarına başladılar. Üç yıl boyunca
Sırplar uluslar arası hiçbir konvansiyona kulak
asmayarak insanlık dışı uygulamalarını pervasızca
sergilediler. Soykırım ise savaş başladığından beri
Sırpların başvurduğu yegane savaş yöntemiydi. Daha
savaşın ilk evrelerinde Nisan 1992’de #REDIRECT
Srebrenica’nın
hemen dışında bulunan Bratunac köyünde yaklaşık 350
Bosnalı Müslüman Sırp paramiliterleri ve özel polis
güçleri tarafından ölümcül işkenceye tabi tutulmuş ve
katledilmişti. Miloseviç’in eski korumalarından Nasır
Oriç’in kurduğu Müslüman direniş örgütü ilk yıllarda
Srebrenica’yı var gücüyle savundu. Dünyanın en büyük
ordularından Yugoslavya ordusunun tüm imkanlarını
kullanan Sırplara karşı Müslümanlar bölgeye uygulanan ve
en çok kendilerinin zarar gördüğü ambargodan ötürü hafif
silahlarla ve az sayıda mermi ile karşı koymaya
çalışıyordu. Bosna Savaşı’nın sonlarına doğru
Müslümanların birçok cephede zafer kazandığı bir sırada
öne çıkarılan Dayton Barış müzakereleriyle savaşın sona
ereceğini gören Sırplar, avantaj elde etmek için iki
stratejik kent olan Gorajde ve Srebrenica’yı ele
geçirmek maksadıyla bütün güçleriyle bu iki kente
saldırdılar ve tarihin gördüğü en büyük katliamlardan
birini tüm dünyanın seyirci bakışları arasında
sergilediler. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan
edildikten iki yıl sonra Srebrenica, 1995 yılının yaz
ayında II. Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen en
büyük toplu katliamının kurbanı oldu. Uluslararası
camianın olanlar karşısındaki tepkisizliği vahşi
Sırplara cesaret vermiştir. Srebrenica çevresindeki ilk
toplum mezarları ortaya çıkararak Pulitzer Ödülü kazanan
Amerikalı gazeteci David Rohde bu tavrı tenkit ederek
şöyle der: “Uluslar arası camia taraflı bir şekilde
binlerce insanı silahsızlandırmış ve sonra da onları en
azgın düşmanlarına teslim etmiştir. Srebrenica, uluslar
arası camianın felaketin uzağında durduğu bir durum
değildir. Bilakis, uluslar arası camianın eylemleri
katilleri cesaretlendirmiş, onlara yardım etmiş ve
işlerini kolaylaştırmıştır. … Srebrenica’nın düşmesi
gerçekte olması gereken bir durum değildi. Binlerce
iskeletin Doğu Bosna’da oraya buraya saçılmasına hiç
gerek yoktu. Binlerce Müslüman Bosnalı çocuğun Sırplar
tarafından boğazlanmış babalarının, dedelerinin,
amcalarının ve kardeşlerinin hikayesi ile büyümesine hiç
gerek yoktu.” (Rohde, Son Oyun, s. 351, 353.)
Srebreniza
Soykırımı Ayrıntıları İçin Tıklayın
Müslüman Türklere Ermenilerin Uyguladığı Soykırım Geniş
Bilgi İçin Tıklayın

|