|
Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı yürüttüğü bölücü
faaliyetler arasında Pontus faaliyetlerinin ayrı bir
yeri ve önemi bulunmaktadır. Yunanistan, Türkiye’yi
içeride ve dışarıda yıpratmak amacıyla her türlü
yıkıcı ve bölücü unsura destek vererek, zaman zaman
bazı tarihi gerçekleri de saptırarak sözde bir
Pontus sorunu yaratmaya çalışmaktadır.
Yunanistan’ın oluşturmaya çalıştığı Pontus sorununda
yer alan iddialar arasında;
1916-1923 tarihleri arasında Doğu Karadeniz
Bölgesi’nde yaşayan 700 bin Pontuslu Rum’dan 353
bininin Türkler tarafından öldürüldüğü, sağ
kalanların göçe zorlandığı,
Tarihsel açıdan Helen medeniyetinin bir parçası olan
Karadeniz Bölgesi’nde Osmanlı ve Türk baskıları
sonucu Müslümanlığa geçmiş ve halen bu bölgede
yaşayan ‘Gizli Hıristiyanlar’ olarak adlandırılan
bir Rum azınlığın yaşadığı konuları bulunmaktadır.
Soykırım safsatası
Yunanistan’ın ilk amacı; soykırım iddialarını,
sistemli, organize ve uzun vadeli planlamalarla,
dernek ve kuruluşlar aracılığıyla, insan ve azınlık
haklarına gösterilen duyarlılıktan da yararlanarak
uluslararası platformlarda gündeme getirmektir.
Yunanistan parlamentosu, sözde soykırım iddialarını
desteklemek ve iç kamuoyunun dikkatini çekmek
amacıyla, 19 Mayıs’ı Pontus soykırımını anma günü
olarak kabul etmiş, ancak daha sonra bu konuda geri
adım atılmıştır. Bunun yanı sıra, İskeçe’de Pontus
Helenizmi’nin soykırım anıtını yaptırmıştır. Ayrıca,
parlamentonun aldığı karar gereği, sözde Pontus
soykırımını konu alan 3 cilt, 11 ek ve 9000 adet
sahte belgeden oluşan bir çalışma tamamlanmış
bulunmaktadır.
Pontus dernekleri
Yunanistan, uluslararası alanda iddialarını,
kurduğu, Pontus dernekleri aracılığıyla gündeme
getirmektedir. Yunanistan, Almanya, İsveç, İsviçre,
ABD, Kanada, Güney Afrika ve Avustralya’daki birçok
derneğin yanı sıra 11 Pontus Federasyonu’yla da
yarattıkları Pontus ideali çerçevesinde faaliyet
göstermektedir. 1923 Lozan Anlaşması gereği nüfus
değişimi kapsamında Yunanistan’a gelen Rumlar da
dernek kurma ve faaliyette bulunma konularında
teşvik edilmektedir.
Sayıları 200’ü aşan dernekler içinde en önemlileri
Panhelenik Pontuslular Dernekleri Federasyonu, Güney
Yunanistan Pontus Dernekleri Federasyonu ve Selanik
Karadeniz Kulübü adlı derneklerdir.
Pontus faaliyetleri 102.3 FM bandından yayın yapan
Akrites Pontus Radyosu aracılığıyla da
sürdürülmektedir.
Pontus dernekleri, Yunanistan’daki ders kitaplarına
Pontus tarihinin yanı sıra, Türkiye’nin sözde
Pontus, Ermeni, Kürt soykırımları ile Kıbrıs’ta
yapıldığı öne sürülen soykırımın dahil edilmesini
isteyerek parlamentoya dilekçe vermektedirler. Bu
girişimler olumlu sonuç vermeye başlamıştır. Milli
Eğitim Bakanı Arsenis, Aristotelion Üniversitesi
öğretim üyesi Kostos Fotiadis tarafından hazırlanan
‘Pontus Helenizmi, Karadeniz Helenizmi’ başlıklı
çalışmaların ders kitaplarında yer alacağını
açıklamıştır. Dernekler ‘Dünya Pontus Helenizmi
Konseyi’ni kurmayı da kararlaştırmışlardır.
Sözde soykırımın üç ismi
Pontus Araştırma Merkezi tarafından Dışişleri Bakanı
İsmail Cem’in ziyareti öncesinde yapılan propaganda
çalışmasında ‘Soykırımın üçlüsü topal Osman, Kemal
Paşa, İsmet İnönü’, ‘Türk Irkçılığı’ ve ‘Pontus
Katili Topal Osman’ın Anıtı Yıkılsın’ konuları
kullanılmıştır. Boston’da bulunan Yunan-Amerikan
Kültür Enstitüsü ile işbirliği yapılarak Hellinas
Multimedia Productions adlı film şirketi ‘Pontus
Felaketi’ konulu belgesel hazırlama çalışmalarını
sürdürmektedir.
Pontus dernekleri tarafından düzenlenen mitinglerde
‘Halkların Katili Türkler’, ‘Katil Kemal, Katil
Türkler’ sloganları atılmakta, Atatürk maketleri ve
Türk bayrakları yakılmaktadır.
‘Pontus Meselesi ve Ulusal Konular İçin Girişim’
adlı kuruluş tarafından Selanik kitap fuarında
açılan bir standda, Pontus soykırımının sorumlusu
olarak Atatürk ve İnönü gösterilmiş ve afişleri
asılmıştır.
Ermeni ve Kürtler’le işbirliği
Yunanistan, sözde Pontus soykırımı iddialarına
ilişkin olarak Ermeniler ve Yunanistan’daki Kürt
bölücü grupları ile işbirliği içindedir. Azınlıklar
konusunu ön plana getirmeye çalışan Yunanistan,
İstanbul Rumlar, Pontuslular, Süryaniler, Ermeniler
ve Kürt unsurlarıyla ortak bir mücadele platformu
oluşturmaya çalışmaktadır. Bu amaçla, ‘Küçük Asya ve
Kıbrıs Halkları Mücadele Koordine Komitesi’
kurulmuştur.
Yunanistan parlamentosu 1996 yılında, 24 Nisan’ı
‘Ermeni Soykırımını Anma Günü’ olarak kabul
etmiştir. Bu günde gerçekleştirilen etkinliklere
Yunanlı bakanlar ve diğer siyasiler katılmaktadır.
Yunanistan’daki Kürt grupları, Pontus
etkinliklerinde önemli görevler üstlenmektedir. 1997
yılında, Selanik’de düzenlenen ‘Dünya Pontus
Helenizm Kongresi’ne PKK’lılar katılmış olup
teröristbaşı kongreye gönderdiği mektupta,
‘Kürtler’in ve Pontuslular’ın Türk barbarlığına
karşı gösterdikleri mücadeleler arasında ilişki
kurarak, Kürt kurtuluş hareketinin haklı çıkmasının
Pontuslular’ın da yeniden doğuşu olacağını, bu
mücadeleyi kendi mücadeleleri gibi gördüklerini,
Kürt kurtuluş hareketinin, Pontus hareketi ile
sürekli temasta bulunması gerektiğini’ belirtmiştir.
Karadeniz’de faaliyetler
Türkiye’deki bazı illegal sol örgütler de
Karadeniz’e yönelik ayrılıkçı faaliyetler yürütmekte
olup, örgüt mensupları Yunanistan’da üniversite
eğitimi görmektedir.
Yunanistan, sözde Pontus soykırımı iddialarının
ardından, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ‘Gizli
Hıristiyanlar’ olarak adlandırılan bir Rum azınlığı
var olduğunu ileri sürmektedir. Pontus konusunda
etkin faaliyetler yürüten yazar Yorgo Andreadis, sık
sık Karadeniz Bölgesi’ne giderek, bölge halkını
yönlendirmeye çalışmaktadır. Yazarın kızı, bir Türk
vatandaşı olan ve halen Yunanistan’da yaşayan Turan
Paşaoğlu ile evlidir. Türkiye aleyhine propaganda
yapan, Türk gençlerini askerlikten soğutmaya çalışan
Andreadis’in, Türkiye’ye girişi yasaklanmıştır. Son
dönemde, Türk-Yunan halkları arasında gelişen
kültürel ilişkilerden yararlanmaya çalışan Pontus
dernekleri, 2000 yılı yaz aylarında ‘Voya Travel’,
‘Areton Tours’ ve ‘Stefonidis Travel’ adlı firmalar
aracılığıyla bölgeye turistik geziler düzenlemiştir.
Selanik’te faaliyet gösteren ‘Pontus Asıllı Lise
Öğretmenleri Derneği’, İstanbul, Kastamonu, Sinop,
Bafra, Samsun, Trabzon, Ordu illerini de kapsayan
bir gezi yapmış, bazı yunanlılar, bu gezi sırasında,
Karadeniz bölgesinde gayrimenkul satın alarak,
yerleşmek istediklerini belirtmişlerdir. Kavala
Küçük Asyalılar Derneği, ‘Küçük Asya’daki
Unutulmayan Vatanlar’ adını verdikleri Çanakkale,
Truva, Edremit, Ayvalık, Bergama, Foça, İzmir, Urla,
Çeşme, Alaçatı, Efes, Eskihisar, Bursa, Mudanya,
Bandırma, Erdek, Lapseki ve Gelibolu yörelerine gezi
düzenlemiştir.
Yunanistan’a göç ve burs
Pontus konusunda yazılan tarih, kültür ve etnik yapı
hakkındaki kitaplar Türkçe’ye çevrilerek, Karadeniz
Bölgesi’nde dağıtılmaktadır. Yunanistan, söz konusu
yayınlar aracılığıyla, yöre halkında etnik ve
kültürel kökenler konusunda soru işaretleri
oluşturmaya ve ayrılıkçı propagandanın temellerini
atmaya çalışmaktadır. Bu yayınlar arasında;
‘Tamama-Pontus’un Yitik Kızı’, ‘Neden Kardeşim
Hüsnü’, ‘Pontus Meselesi’, ‘Pontus Kültürü’,
‘Tarihsel Süreçte Trabzon Halkı’, ‘Cundada Konuşulan
Pontus Dili’, ‘Yunan Pontus’ta Serhat Nesli’,
‘Helenizmin Unutulmayan Vatanları (on cilt)’ adlı
kitaplar bulunmaktadır.
Yunanistan’ın, Karadeniz’e yönelik izlediği
politikalardan biri de göç fikrini bölge insanına
benimsetmektir. Özellikle, Trabzon-Tonya yöresinden
olan gençleri, Yunanistan’da çalışmaya ve öğrenim
yapmaya teşvik etmektedir. 2000 seçimlerinde
milletvekili seçilemeyen Savvas Kalenteridis, bu
organizasyonu gerçekleştirmektedir. Kalenteridis,
Trabzon’da bir inşaat şirketi sahibiyle yakın
işbirliği içindedir. Yunanistan’a giden gençler,
sadece Pontus konusunda değil, PKK ve DHKP/C
tarafından da propaganda faaliyetine tabi
tutulmaktadır. Burada, öğrencilere, yemek, barınma
ve giysi yardımının yanı sıra, dil kursuna gidenlere
60 bin, üniversitede olanlara 150 bin Drahmi burs
verilmektedir. Yunanistan, her iki ülkenin son
aylardaki durumu üzerine gizli olarak yürüttüğü
öğrenci götürme faaliyetini bu kez, Karadeniz Teknik
Üniversitesi öğrencilerinden lisans üstü eğitim
yapmak isteyenlere burs vermek suretiyle legal alana
taşımaya çalışmaktadır.
Trabzon’da konsolosluk
Ağustos 1999’dan sonra başlayan diyalog sürecinin
etkisiyle her iki ülke belediyeleri arasında
İskeçe-Biga, Naoussa-Bergama örneklerinde olduğu
gibi kardeş şehir protokolleri imzalanmış olup,
Halkida-Muğla, Lafkada-Tekirdağ, Nikia-Eğridir,
Trilye-Mudanya, Nilüfer-Langados, Thernoykos-Gelibolu,
Kavala-Tekirdağ, Yanya-Trabzon beldeleri arasında da
imzalanması düşünülmektedir. Söz konusu
gelişmelerin, iyi niyet girişimleri olması ötesinde,
gerek Karadeniz, gerekse Anadolu’nun diğer
bölgelerine ilişkin toplumsal yapıya yönelik zemin
arayışları olduğu, bu temaslarda, yöre halkına,
Rum-Pontus bilincinin aşılanmasının ve yapay bir
azınlık yaratılmasının hedeflendiği bilinmektedir.
Yunanistan’ın, iki ülke arasındaki diyalog
ortamından yararlanmak için Trabzon’da, bir
Yunanistan konsolosluğu açılması yönündeki isteği,
Türk makamlarına iletilmiştir. Yunanistan
yönetiminin, Doğu Karadeniz bölgesinde yürüttüğü
Pontus faaliyetlerini daha organize hale getirmek ve
Pontus iddialarını canlandırmak açısından önemli
gördüğü bu çabayı, dostluk perdesi altında gizli
faaliyetleri yönlendirmede kullanacağı tespit
edilmiştir.
Pan-Helenik Trakya
Yunanistan, Türkiye’ye karşı yürüttüğü Pontus
faaliyetlerinin yanı sıra Küçük Asya Helenleri,
Ermeni, Kürt, Süryani soykırımı iddialarına destek
vermeye devam edecektir. Ayrıca, 1914-1920 yılları
arasında, Trakya’da 44 bin Yunanlı’nın Türkler
tarafından soykırıma uğratıldığı yönünde yeni bir
iddiayı ortaya atma hazırlığı yapmaktadır. Bu
konudaki çalışmalar, Pan-Helenik Trakya Dernekleri
Federasyonu tarafından yürütülmektedir.
Yunanistan’ın nihai amacı; Türkiye’yi soykırım yapan
ülke olarak kabul ettirmek, uluslararası alanda
imajını zedelemek, itibar ve prestijini azaltmak,
zor duruma düşürmek, Türkiye’de yapay bir azınlık
sorunu yaratmak, toplumsal yapıyı, etnik ve kültürel
temelde bölünmeye uygun hale getirmek, kendisine
yönelik bir kitle oluşturarak, bu kitleyi siyasi
açıdan kullanmaktır. Ayrıca, Pontus sorununun, AB
gündemine taşınması için çabalarını
yoğunlaştırmıştır. Bunu gerçekleştirdiği takdirde
soykırım iddialarının Türkiye tarafından
tanınmasının, AB’ye üyelik için, Türkiye’ye ön şart
olarak sunulmasını isteyebilecektir. |