|
|
III.MEHMED
(1595-1603)

III. Mehmed, II.
Murad’ın Sâfiye Sultân’dan 1566’da dünyaya gelen oğludur.
Babasının vefâtı üzerine sancak beyliğinden Osmanlı
Padişahlığı tahtına oturan son şehzâde olarak 1595’de
Manisa’dan gelerek İstanbul’da cülûs etti. Her padişah
döneminde olduğu gibi, son zamanlarda âdet haline gelen
yeniçerilerin baş kaldırmaları ve bahşiş talebi kavgaları
bunda da meydana geldi. Ferhad Paşa’nın gayretleriyle
zorbalar bastırıldı. Ancak Avusturya seferi uzayıp
gidiyordu. Sadrazam Sinan Paşa, Eflak üzerine yürüdü;
Bükreş’i aldı; ancak Yergöğü’nde dehşetli bir mağlûbiyet
tattı.
Padişah Hocası Hoca Sa’deddin Efendi, Sinan
Paşa’nın fikrine katılarak Padişahın bizzat sefere
katılmasını arzu ediyordu. Bu arada vefat eden Sinan
Paşa’nın yerine Damad İbrahim Paşa veziriazam olmuştu.
Nihâyet Yeniçerilerin de teşvikiyle 21 Haziran 1596/24
Şevval 1004’de Padişah sefere çıkmak üzere hareket etti.
Eğri Kalesi kuşatılıp feth olundu ve bu sebeple III. Mehmed
Eğri Fâtihi olarak anıldı. Daha sonra Macarların Kereşteş
dedikleri Haçova’da zor da olsa büyük bir zafer kazanıldı.
Bunda Hoca Sa’deddin’in büyük bir rolü vardı. Harpten dönen
Padişah, Hoca Sa’deddin ve çevresindeki insanların tesiriyle
Cığala-zâde’yi sadrazamlığa getirdi. Ancak hem Kırım Han’ı
Gâzî Giray’ı azledip Kırım’da fitne çıkarmasıyla ve hem de
muharebe gününün ertesi günü askeri yoklatarak dâhilde
ihtilâfların ve isyânların baş göstermesine vesile olmasıyla
fayda yerine zarar getirdi. Gerçekten Cağaloğlu Sinan
Paşa’nın bu hareketleri neticesinde Anadolu’da Celâlî
denilen eşkıya isyanları memleketi kasıp kavurmaya başladı.
1008/1599 yılında Damad İbrahim Paşa yeniden Sadrazamlığa
getirildi. Nemçe Harbi sürüp giderken Tiryaki Hasan Paşa ve
Kuyucu Murad Paşa, Avrupa’da mühim zaferlere imza
basıyorlardı. Uyvar üzerine gidilmesi de bu tarihlerde oldu.
Bütün bu zorluklar içinde bir de İran Şahı
andlaşmayı bozdu ve Osmanlı Devleti’ne harb ilan etti.
Anadolu’yu Celâlî isyanları kasıp kavuruyordu. Osmanlı
Devleti bu karışıklıklar ve ihtilâller içinde iken III.
Mehmed 1603’de dünyaya gözlerini yumdu. Oğlu Mahmûd’un
katli, Celâlî isyanları ve bunları tahrik eden Safeviler
karşısında ordunun başarılı sonuçlar alamaması, III.
Mehmed’in ölümüne sebep olan en önemli olaylardı.
III. Mehmed, sancağa çıkan ve oradan padişahlığa
gelen son Osmanoğludur. Fıtraten zayıf iradeli ve saf idi.
Vehhâmdı. Anası Sâfiye Sultân’ın müthiş tesiri altında
kalıyordu. Babası gibi III. Mehmed de, kardeş katli
meselesini en çok suiistimal eden padişahlardan biriydi. 19
kardeşini, aldığı zayıf fetvâlara dayanarak idam ettirdi. Bu
arada, başkalarıyla ittifak ettiği ve yazışmalarda bulunduğu
jurnallenen oğlu Şehzâde Mahmûd’u da idam ettirdi; sonra da
jurnalleyen insanların hayatına son verdi.
III. Murad devrinde de babasının zamanında
olduğu gibi, devamlı bir duraklama ve hatta gerileme
alâmetleri kendini göstermektedir. Düzenli kanunnameler
yerine, devletin merkez teşkilâtında ve özellikle ülü’l-emrin
temelini teşkil eden Padişah ve vezirlerde görülen şer‘-i
şerife muhâlif halleri siyâsetnâmeler ile âlimler ikaz ve
irşâd eylemişlerdir. Taşra teşkilâtında meydana gelen
zulümleri ve haksızlıkları ise, ya yerli âlimler merkeze
bildirmişler veya halkın tazallüm ve şikâyeti üzerine merkez
teşkilâtı taşra memurlarına adalete ri‘âyet etmeleri için
emirnâmeler göndermişlerdir. İşte Celâlî isyanlarının ortaya
çıkış sebebi de budur.
Adâletnâme, devlet otoritesini temsil eden
görevlilerin, re`âyaya karşı bu otoriteyi kötüye
kullanmaları ve kanun, hak ve adâlete aykırı davranmaları
halinde, ülü’l-emrin hakkı ve kanunu hatırlatıcı mâhiyette
düzenlediği hukukî düzenlemelerine denir. Osmanlı
Devleti’nde padişahın hükmü tarzında kendisini göstermiştir.
Osmanlı Devleti’nde, mezâlim divanının yerini
Divan-ı Hümâyûn aldığı gibi, kanunnameler ve tezkire'lerin
yerini de adâletnâmeler almıştır. Yani Divan-ı Hümâyûnda
mazlûmların şikâyeti bizzat dinlendiği gibi, Divan
görüşmelerini Kasr-ı Adâlet veya Adâlet Köşkü denilen yerde
dinleyen Padişah tarafından, mahallî idarecilere şikâyetleri
önlemek üzere adâletnâmeler de gönderilmiştir.
III. Mehmed, Adlî mahlasıyla şiirler yazan,
nazik ruhlu ve zayıf irâdeli bir padişah; ancak Osmanlı
padişahları arasında en çok takvâ sahibi olanlardandır.
Zamanındaki sadrazamlar arasında Koca Sinan Paşa, Ferhad
Paşa, Hadım Hüseyin Paşa, hiç kimsenin beğenmediği Cığala-zâde
(Cağaloğlu) Sinan Paşa ve İbrahim Paşa’yı; âlimler arasında
Hasan Can’ın oğlu Hoca Sa’deddin, Şeyhülislâm Bostan-zâde
Mehmed Efendi, Hoca-zâde Mehmed Efendi ve şeyhlerden Şeyh
Muhyiddin Efendi ile Şeyh Şemseddin Sivâsî’yi zikretmeliyiz.
ZEVCELERİ:
1- Hândân Vâlide Sultân; I. Ahmed’in annesi. 2- Vâlide
Sultân; Abaza asıllı ve I. Mustafa vâlidesi. 3- Haseki;
Şehzâde Mahmûd annesi. 4- Haseki; Şehzâde Selim annesi.
ÇOCUKLARI: (İsimleri bilinmeyen beş altı tane daha çocuğunun
bulunduğu söylenmektedir). 1-Şehzâde Sultân Selim Hân.
2-Şehzâde Sultân Cihangir Hân. 3-Şehzâde Mahmûd Hân.
4-Şehzâde Ahmed. 5-Şehzâde Mustafa. 6- Hatice Sultân. 7-
Ayşe Sultân |

|
|
 |