|
|
ABDÜLMECİD (1839-1861)

|
Halk arasında Sultân Mecîd
diye bilinen I. Abdülmecîd, II. Mahmûd’un Bezm-i Âlem
Vâlide Sultân’dan doğma büyük oğludur ve babasının 1
Temmuz 1839 tarihinde vefât etmesi üzerine Osmanlı
tahtına 16 yaşındayken oturdu. Doğu dillerinden Arapça
ve Farsça’yı, batı dillerinden ise Fransızca’yı çok iyi
biliyordu; iyi bir hattât idi; Batı Musikisine âşinaydı.
Mevlevî tarikatına mensuptu. Diğer Osmanlı
padişahlarından farklı olarak memleketi çeşitli
yönlerine düzenlediği altı seyahatle dolaşmıştı.
Yakışıklı olan Sultân Abdülmecîd, babasının aksine
nazik, zeki ve merhametli idi. Devleti kendisi değil,
Tanzîmât hareketini hazırlayan bürokrasi yönetmiş idi.
Bürokrasinin en ileri gelenleri ise, Reşid Paşa ve
Tanzimâtçı ekibi idi. Ancak Reşid Paşa ve ekibinin
muhâlifleri ilk yıllarında daha da hâkim durumdaydılar.
Tahta çıktığı zaman devlet Nizip bozgunu
gibi acı bir olayla dertli idi. İsyancı bir
beylerbeyinin askerleri, Osmanlı ordusunu perişan
etmişti. Tanzîmât’a soğuk olan ihtiyâr Hüsrev Paşa’nın
zorla sadrazam olması ve Padişahın da buna ses
çıkarmaması (Temmuz 1839), Hüsrev Paşa’ya düşman olan
Kaptan-ı Derya Ahmed Fevzi Paşa’nın Osmanlı donanmasını
Çanakkale’den alarak İskenderiye’ye götürüp Mehmed Ali
Paşa’ya teslim etmesi gibi bir felâketi doğurdu. Bu
yüzden Hâin veya Firârî diye meşhur oldu. Artık Mehmed
Ali Paşa, İngiltere’den sonra en kuvvetli donanmanın
sahibiydi.
Nizâm-ı Cedid ve teceddüd hareketi,
diplomasiden gelen Reşid Paşa liderliğinde
kuvvetleniyordu. II. Mahmûd ve Pertev Paşa tarafından
yetiştirilen Reşid Paşa, Tercüme Odasından gelen Mehmed
Emin Âli Paşa ile Tıbbiye’den çıkma Keçeci-zâde Fuad
Paşa’yı ekibine katmıştır. Sadrazam Hüsrev Paşa’nın
Sultân Abdülmecid’e Reşid Paşa’nın idamını tavsiye
etmesine rağmen, Padişah, Reşid Paşa’nın tarafını
tutarak Kasım 1839’da Gülhâne Hatt-ı Hümâyûn’unu Reşid
Paşa’ya okutarak Tanzîmât’ı ilan etmeye karar verdi.
Rauf Paşa’nın Haziran 1840’da sadrazam olmasından sonra
fiilen işler Reşid Paşa eliyle yürütülmeye başlandı.
Mehmed Ali Paşa, Sultân Mecîd’in padişah
olmasıyla tekrar sadrazam olma hevesine kapıldı. Reşid
Paşa ise, Mısır meselesini diplomatik yollarla çözmeye
çalışıyordu. Londra ve Paris’deki temasları neticesinde,
Mehmed Ali Paşa aleyhinde bir dizi plan hazırladı.
Fransa’nın Mısır yanlısı tutumu üzerine İngiliz
taraftarı bir siyâseti tercih etti; ancak Fransa ve
Rusya’yı da açıktan kızdırmak istemiyordu. Temmuz
1840’da imzalanan Londra Muâhedenâmesi ile Mısır-Sudan
irsî olarak ve Filistin ise kayd-ı hayat şartıyla Mehmed
Ali Paşa’ya verildi; diğer elindeki eyâletler geri
alındı. Donanma da Osmanlıya iade edilecekti. Bu
şartlara uyulmazsa, 4 devlet askerini Mehmed Ali Paşa’ya
karşı Osmanlı’nın emrine verecekti. Bu andlaşmayı kabul
etmeyen Kavalalı üzerine müttefik kuvvetler asker
gönderdiler ve oğlu İbrahim Paşa’yı Beyrut yakınlarında
kesin bir şekilde mağlup ettiler. Halk bu sefer Osmanlı
lehine ayaklanıyordu. İbrahim Paşa çok perişan şartlar
altında Kahire’ye çekildi. İngiltere yan çizince
Mısır’dan çıkarılamadı ve Sultân Abdülmecid Mayıs 1841
tarihli meşhur Mısır Fermanını neşretti. Buna göre
Mısır-Sudan eyâleti vâli sıfatıyla Mehmed Ali Paşa ve
nesli tarafından yönetilecekti. 1914 yılı sonunda
Osmanlı hâkimiyeti sona erinceye kadar bu statü devam
etti. Mısır iç işlerinde bağımsız ve dış meselelerde
Osmanlı Devleti’ne bağlı olan özerk bölge haline
gelmişti.
Reşid Paşa, Mısır meselesini ince
diplomasisi ile hallettikten sonra, Temmuz 1841’de
Boğazlar Andlaşmasını imzalayarak Rusların boğazları
kullanmasına mani oldu. Mısır meselesinde sözü
dinlenmeyen Fransa, bu sefer Lübnan’daki Maruni
Hıristiyan azınlığı haçlı zihniyetiyle tahrik etmeye
başladı. Osmanlı Devleti de duruma müdahale etti ve
1845’de Marunilere ve Dürzilere ait Sayda Valiliğine
bağlı olmak üzere iki otonom kaza tesis etti.
Osmanlı Devleti’nin Tanzîmât ile kuvvet
kazandığını ve iç problemlerini halletmeye başladığını
gören Rus Çarı Nikolay, Reşid Paşa’nın diplomatik
ataklarından çok rahatsızdı. Karşısında tek engelin
İngiltere olduğunu bilen Çar, Petersburg’daki İngiliz
büyükelçisine hasta adam diye vasıflandırdığı Osmanlı
Devleti’ni aralarında paylaşma teklifini yaptı. Ancak
İngiltere bu teklifi gizlice Osmanlıya bildirdi. Ancak
Rusya emeline ulaşmak için Osmanlı Devleti’ne,
Kudüs’teki Hıristiyan mukaddes makamlarında Katoliklerin
bertaraf edilerek Ortodoksların hâkim olmasını teklif
etti (Şubat 1853). Osmanlı Devleti, bu teklifi reddetti
ve Mayıs 1853’de Rusya ile olan diplomatik münasebetler
kesildi. Mustafa Nâili Paşa sadrazam ve Reşid Paşa da
Hâriciye Nâzırı iken, Prens Gorçakof komutasındaki Rus
kuvvetleri Romanya’ya girerek harbi fiilen başlattılar
(Temmuz 1853). Bâb-ı Âli de, Fransa ve İngiltere’nin
desteğini alarak Ekim 1853’de karşı harb ilan eyledi.
Kafkasya ve Tuna boylarında olmak üzere iki cephede
başlayan Osmanlı-Rus harbi karşılıklı galibiyet ve
mağlubiyetlerle uzun süre devam etti. Katolik dünyayı
temsil eden Fransız Kralı III. Napolyon sulh için
Rusya’ya nota verdi. Notayı çok sert bir şekilde
reddeden Çar, Fransa’nın İngiltere ile birlikte Osmanlı
Devleti’nin yanında yer almalarına sebep oldu (Şubat
1854). İngiltere, Fransa ve Osmanlı’nın Mart 1854’de
imzaladığı İstanbul Muâhedesi, üçünün Rusya’ya karşı
ittifak ettiklerinin deliliydi. Rusya’nın yanında yer
alan Yunanistan, Fransızların Pire’ye asker çıkarmasıyla
cezalandırıldı ve Atina işgal edildi. Yeni komutan
Mareşal Paskieviç komutasındaki Rus kuvvetleri, Mayıs
1854’de Silistre’yi muhâsaraya başladılar. Ancak Musa
Paşa komutasındaki Osmanlı askeri kahramanlar gibi
çarpışarak, Rusları perişan ettiler ve Namık Kemal’in
Vatan yahud Silistre romanıyla tarihe geçen zaferlerini
kazandılar (Haziran 1854). Ağustos 1854’de alkışlarla
Bükreş’e giren Osmanlı ordusu, müttefik kuvvetlerle
birlikte Eylül 1854’de Kırım’a girdiler. Mart 1854’de
ordularının mağlubiyetine dayanamayan hasta I. Nikolay
öldü. 15 Mart’ta Sardunya ile de bir ittifak
muâhedenâmesi imzalandı.
Bu arada Osmanlı maliyesi harp giderleri
yüzünden perişan hale gelmişti ve ilk defa İngiltere’den
dış borç alındı (Haziran 1855). Savaş devam ediyordu ve
Eylül 1855’de Sivastopol şehri Ruslardan alındı. Ancak
Kafkas cephesinde durum iyi değildi. Kasım 1855’de
Kars’ı teslim alan Ruslar, fiilen harbi bitirdiler. Sulh
konferansının Paris’te toplanmasına karar verildi.
Osmanlı Devleti, Paris’te toplanacak
konferans öncesi, Avrupalılara şirin görünmek için, 1272
Hattı veya Islâhât Hatt-ı Hümâyûnu yahut da Islâhât
Fermanı diye bilinen yeni bir fermanı 18 Şubat 1856
(1272) tarihinde yayınladı. Bu ferman, hem Müslüman ve
hem de gayr-i müslimler tarafından beğenilmemişti.
Neticede 30.3.1856 (1272)’de Paris’de toplanan
İngiltere, Fransa, Osmanlı, Avusturya, Prusya, Rusya ve
Sardunya devletleri temsilcileri, XIX. asrın siyasi
çehresini değiştiren Paris Muâhedesini imzaladılar. Buna
göre, Kars Osmanlıya ve Kırım ise Ruslara iade
ediliyordu. Karadeniz tarafsızlandırılacak ve askerden
arındırılacaktı. III. Napolyon, Reşid Paşa’yı sevmediği
ve iyi bir diplomat olduğunu bildiği için murahhaslığına
itiraz etmişti. Ekim 1857’de Reşid Paşa, 6. Defa
sadrazam oldu ve Ocak 1858’de ise vefat etti. Ağustos
1859 tarihli yeni bir Paris Muâhedenâmesi ile de, Eflak
ile Boğdan’ın (Memleketeyn) birleşerek Romanya’yı
meydana getirmeleri kararı alındı. Fransızlar ise yine
boş durmadı. 1860’larda tahrik ederek isyan ettirdikleri
Lübnan’daki Maruni Hıristiyanlara, Deyr’ül-Kamer
merkezli bir otonom sancak kurdurdular (Haziran 1861).
İşte bu sıkıntılar ve Tanzîmât hareketleri
içinde yuvarlanan Osmanlı Devleti’nin başı yani Sultân
Abdülmecid, 25.6.1861 tarihinde veremden vefat etti.
KADIN EFENDİLERİ:
1- Servet-sezâ Baş Kadın Efendi. 2- Şevk-efzâ Vâlide
Sultân; Sultân V. Murad’ın annesi ve İkinci Kadın
Efendi. 3- Hoş-yâr İkinci Kadın Efendi. 4- Tîr-i Müjgân
Vâlide Sultân; Üçüncü Kadın Efendi ve II. Abdülhamid’in
annesi. 5- Verd-i Cenân Üçüncü Kadın Efendi. 6-
Gül-cemâl Dördüncü Kadın Efendi. 7- Rahîme Perestû
Vâlide Sultân; Dördüncü Kadın Efendi ve II.
Abdülhamid’in manevi annesi. 8- Gülistu (Gülistân)
Dördüncü Kadın Efendi. 9- Düzd-i Dil Üçüncü Kadın
Efendi. 10- Bezmî (Bezmârâ) Altıncı Kadın Efendi. 11-
Mâhitâb Beşinci Kadın Efendi. İKBALLERİ: 12- Nâlân-ı Dil
Hanımefendi; 3. ikbal. Ceylân-yâr Hanımefendi; 2.
İkbaldir. 14- Ayşe Ser-firâz Hanımefendi; 2. İkbal.
Sarayın adını batıran bir kadındır. 15- Nergis (Nergizu)
Hanımefefendi; Dördüncü İkbâl. 16- Nâvek-misâl
Hanımefendi; 4. İkbal. 17- Nesrîn Hanımefendi; İkinci
İkbal. 18- Şâyeste Hanımefendi; 4. İkbal. 19-
Nükhet-seza Hanımefendi; Baş İkbal. GÖZDELER: 20- Yıldız
Hanımefendi; 2. Gözde. 21- Sâf-derûn Hanımefendi; 4.
Gözde. 22- Hüsn-i Cenân Hanımefendi; 3. Gözde.
ÇOCUKLARI:
1- Şehzâde Sultân Murad V. 2- Şehzâde Sultân Abdülhamid
II. 3- Sultân Mehmed Reşâd V. 4- Şehzâde Mehmed
Ziyâaddin Efendi. 5- Şehzâde Mehmed Vahidüddin Efendi
(Sultân Vahîdüddin). 6- Şehzâde Ahmed Nûreddin Efendi.
7- Şehzâde Mehmed Âbid Efendi. 8- Şehzâde Mehmed Fuad
Efendi. 9- Şehzâde Mehmed Burhâneddin Efendi. 10- Behîce
Sultân. 11- Medîha Sultân. 12- Senîha Sultân. 13- Refî‘a
Sultân. 14- Nâile Sultân. 15- Râbi‘a Sultân; 16- Fatma
Sultân; 17- Mevhibe Sultân; 18- Sâbiha Sultân; 19- Fatma
Nâzıme Sultân; 20- Münîre Sultân; 21- Bedî‘a Sultân; 22-
Na‘îme Sultân; 23- Cemîle Sultân; 24- Mehmed Rüşdî
Efendi; 25- Osman Safiyyüddin Efendi. 26- Ahmed
Kemâleddin Efendi. 7- Mehmed Vâmık Efendi. 28-
Nizâmeddin Efendi; 29- Burhâneddin Efendi; 30- Neyyire
Sultân; 31- Aliye Sultân; 32- Sâmiye Sultân; 33- Nâzıme
Sultân; 34- Mukbile Sultân; 35- Fehîme Sultân; 36-
Şehîme Sultân; 37- Süleyman Efendi. |
|

|
|
 |