|
OSMANLI HANEDANININ YAPISI
Yrd. Doç. Dr. Kayhan ATİK
A.D.
Alderson, Osmanlı Hanedanının yapısı ( The Structure of
Ottoman Dynasty), Terc: Doç. Dr. Şefaettin Severcan,
İstanbul, 1988, İz Yayıncılık, 312 sayfa.
Türkler’de Mete’den Osmanlılar’a kadar bütün Türk devletleri
olan; başlıca Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar,
Gazneliler, Büyükselçuklular, Harizmşahlar, Anadolu
Selçukluları,Anadolu Beylikleri ve Osmanlılar da Devlet ve
Kağan ( Sultan,Padişah) kutsaldır.
Türkler’de Kağan, “ yeryüzünün hükümdarı” olarak
düşünülürdü. Türk Kağanı adeta “ göğün yerdeki bir
temsilcisidir” fakat o. Tanrı değildir. Türkler, sonsuz
kudreti olan Tanrı’ya ve onun cihan hakimiyetini kendilerine
ihsan ettiğine kesin olarak inanıyorlardı. Yani Türk
devletlerinin Kağanı, yeryüzündeki bütün ülkelerin tek bir
hükümdarı olarak telakki edilir ve Türk Kağanları “Tanırının
Varlığı” ile bütün dünya ülkelerini yönetirdi.
Bilge Kağan; “ Tanrı irade ettiği için tahta oturdum, dört
yandaki milletleri nizama soktum” derken, hakimiyetinin
ilahi menşeini belirtmiştir. Çin esareti zamanında da “ Türk
Tanrısı, Türk Milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan’ı
ve anam İl-Bilge Hatun’u gökten tutup yükseltmiştir.” Gibi
ifadelerle devlet ve milletin önemini belirtmiştir.
Büyük Selçuklu Devleti’nin meşhur veziri Nizamü’l-Mülk
“Siyaset-name” adlı eserinde şöyle der: “ Tanrı her asırda
ve zamanda halk arasından padişahlık vasıfları ve öğülmeye
değer haslatleriyle bezediği birini seçer, dünya işlerini ve
re’ayanın sulh ve sükün içinde yaşamalarını ona tevcih
eder.” Dolayısıyla Nizamü’l-Mülk ‘e göre hükümdar kudretini
doğrudan doğruya Tanrı’dan alır.
Büyük Selçuklu Sultanları da aynı şekilde düşünmektedirler.
Mesela; Alp Arslan’ a göre dünya işlerini düzene koyması
için, Ademoğulları arasından Tanrı kendisine teveccüh
göstererek seçmiştir. “ Zamanın çehresini fikirlerinin
nuruyla aydınlatmış, dünya yüzünü devletin büyüklüğü ve
adaletiyle süslemiş, memleket caddesini kendisine göstermiş,
devlet merdivenlerini çıkmasını emretmiştir.” Bu durum
Osmanlılar da İslam prensiplerine dayanan şer’i hukukun
yanında, bir de örfi hukuk mevcut idi.
Yaklaşık 650 yıla varan uzun bir devlet olmanın espirisini
her halde bizimle birlikte tüm dünya mutalaa etmektedir.
Bunun sebeplerinden birincisi, Türklerdeki Kağan ve Devlete
Tanrı tarafından verilen kutsallık, Türkler’in de bunu aynı
şekilde telaki etmeleri ve önem vermeleridir. Bunun yanında
Mete’den itibaren Osmnalı’ya kadar yaklaşık 1500 yıllık
devlet tecrübesi birikime sahip olmalarıdır. Yani birincisi,
Türkler’in Osmanlılar’a kadar elde edilen maddi devlet
tecrübesi ile, Tyanrı’nın Devlet’i ve Kağan’ı Türkler’e
bahşetmesi olan manevi sebeptir. İkincisi ise, Osmanlı
Hanedanın yapısı ve formasyonudur. Yine Türk Devleti
telakisi ağır basar ve Türk geleneğine dayanır. Buna göre,
Osman Gazi, Oğuz Han’ın büyük oğlu, Kayı Han’dan
gelmektedir. O, bu kabilenin irsi reisidir. Kayı Boyu var
iken başka boya hanlık yakışmaz.
Tarihte bu kadar uzun süre devam eden nadir devletlerden
biri olan Osmanlı Devleti Hanedanı’nın yapısını bilmek
herhalde çok önemlidir. Bu bakımdan Osmanlı Hanedanının
yapısını her yönüyle araştırmak, en ince ayrıntılarına kadar
bilmek, her türlü problemlerine vakıf olmakla, ancak
Osmanlı’yı daha iyi düşünür ve bu uzun saltanatı
anlayabiliriz.
Bu bakımdan, Osmanlı Hanedanı’nın yapısını bilmenin önemi
ortadadır. Osmanlı idari teşkilatı ile ilgili İsmail Hakkı
Uzunçarşılı ve Aydın Taneri gibi tarihçilerimizin muazzam
eserlerinin yanında İlber Ortaylı’nın idari yapı ile ilgili
pek çok kitap ve makalesi olmakla beraber derli toplu
müstakil Türkçe yazılmış bir eser yoktur. Bununla birlikte
bu konularla ilgili bir çok bilgi, Osmanlı Tarihi ile ilgili
eserlerin içinde serpiştirilmiş vaziyette bulunmaktadır.
Bu açıdan Alderson’un eseri bu alanda müstakil bir eser
olması ile bir açığı kapatmıştır. Aslında Alderson’un
kendisinin de belirttiği gibi eserinde çok fazla orijinal
konular olmamakla birlikte bu konuda derli toplu bir çalışma
olması açısından önem arz eder.
Alderson Osmanlı Hanedanını incelerken gele olarak yaptığı
yorumlarda tarafsız ve objektif olmaya gayret ettiği
görülür. Mesela; Kardeş katli ile ilgili yorumunda bunu
görmek mümkündür.
Tarihi rivayetleri, akli değerlendirmeye tabi tutarak
neticede nakledilen bilgiyi, hadisenin gerçeğine uygun
bulmadığı zaman bilginin kaynağı ister Osmanlı olsun isterse
batılı kaynak olsun , bunları reddeder ve bunları kabul
etmez.
Fakat Alderson’un bütün yorum ve değerlendirmelerinin de
doğru olduğunu söylemekte mümkün değildir. Mesela; Farklı
ırk evliliklerinin Osmanlı Hanedanı üzerindeki etkileri
tartışmasında, Osmanlı Sultanı’nın damarlarında kalan Türk
kanını oranı ile ilgili hesaplar yapmasıdır. Yine Sultan
Abdulhamid’in annesi ile ilgili naklettikleri gibi.
Giriş bölümünde Alderson, eserini hazırlayış tarzını gayet
açık ve detaylı bir şekilde açıklamıştır. Türk tarihi ile
ilgilenen her hangi bir batılı yazarın dikkatini özellikle
Osmanlı tarihinin ilk yarısı olmak üzere büyük ölçüde
Osmanlı Hanedanı’nın yabacılarla evlilik yapmasına çeker.
Böylece yazar Padişahların soy kütüklerinin ortaya çıkması
için sıkı bir çalışmaya yöneldiklerini belirtir. Osmanlılar
da Müslüman ve Hristiyan Hanedanları arasındaki evlilikleri
ve bu meseleleri açıklamak için büyük çapta müracaat
ettikleri kaynağın bir kısmını belirtmiştir.
Yazar bu eserinin diğer araştırmalar üzerine bine etmiştir.
Yani bilinmeyen veya orijinal şeyler ortaya koymamıştır.
Eserde, şimdiye kadar düşünülmemiş, birbiri ile ilgili bir
çok konu bir araya getirilerek sentez yapılmıştır.
Sultanlar, şehzadeler ve soy kütükleri tablolarının bir
arada verilmesi okuyucuya kolaylık sağlamaktadır.
I.Bölümde Osmanlılar’ın menşelerinde, kuruluş ve kuruluşa
etki eden zümrelerden ve sebeplerden bahsetmiştir.
II. Bölümde tahta geçme sistemi konusunda tahta geçmeyle
ilgili genel bilgiler verdikten sonra Osmanlıda başlangıçta
bu konuda bir kural konulmadığı hanedan üyelerinin aynı
şartlarda hukuka sahip olduğu en güçlü erkek evladın tahta
geçtiğinden bahsedilir. 1617 yılında en büyük erkeğin
saltanata geçme sisteminin getirilmesine kadar meydana gelen
uygulamalarda oğullar arasında Osmanlı imparatorluğunun
paylaşılması kimlerin hangi tarihte hakim olduğu
anlatılmıştır.
III. Bölüm: Şehzade Yönetimleri: Şehzadelerin genellikle
ondört-onbeş yaşlarında idareci olarak gönderilmelerinde ve
onların danışmalarından ( Lala ) bahsedilir. Bu vilayet
merkezdeki idari yapının bir minyatür idi. Saltanata geçmek
için İstanbul’a yakınlığı sebebiyle en çok peşinde koşulan
vilayetin Manisa olduğu belirtilir. Yine bu gelen
açıklamalardan sonra uygulamalardan bahsedilir. Bu bölümün
sonunda ikinci şemaile şehzade valiliklerinin tarihleri ve
yerleri verilmiştir. Üçüncü şema şehzadelerin vekil
hükümdarlıkları tarih yer ve kimin için yaptıkları
belirtilmiştir. Dördüncü şema ise şehzadelerin askerlik
komutanlıkları savaş ve sefer ve tarihleri verilmiştir.
IV. Bölüm: Kardeş katili Uygulaması : Bu konuda yazar
objektif olarak davrandığı hissini vermiştir. Kardeş katli
ile ilgili şu yorum ilginçtir: “ Türkiye hakkında yazı yazan
tarihçi ve seyyahların hemen hemen tamamı kardeş katli
uygulaması neticesinde kaçınılmaz olarak idam edilmeye maruz
kalan şehzadelerin korkunç sonları dehşet verici ifadelerle
yorumlamışlardır. Şehzadeler merhametsiz bir meşruiyet
kuralı geleneği idam edilmelerinde şaşırmış olan bu yazar,
şehzadelerin birbirlerini öldürmelerine daha fazla şaşırmalı
değil miydiler? Bu idam cezası kontrol edilmeye
başlandığında kardeş katli hukuku sebebiyle 80 den fazla
idam olayı olduğu görülebilir. Bu hukukun gerçek haklılığı
650 yıl boyunca beğenilen Osmanlı Hanedanı’nın kesintiye
uğramaması ve aynı dönemde Avrupa’daki her ülkede sivil
savaşın tekrarlanmasına batılıların acı çekmeleriyle Osmanlı
İmparatorluğundaki iç mücadelenin tarafsız bir mukayesesi
neticesinde görülebilir. Daha fazla destek istenirse
padişahların verdiği bu müşkil kararda yalnız olmadıklarını
ve hatta Müslüman hem de Hrıstiyan çağdaşlarına örnek
çözümlemelerini takip ettikleri altını çizmek zorunludur. “
Kasilyalı Pedro kardeşi Don Fadrique’yi öldürdü. Trabzon
imparatorluğu Andronicus III. Commenus, iki kardeşi Michael
ve George’yi öldürdü ve Androcius Paleologus da babası
öldüğünde kardeşini suikast ile öldürdü.” Yazar kardeş katli
ve Osmanlıdaki uygulamalardan bahsederek doğuda ve batı da
bu tür uygulamalara değinmiştir. Bu bölümün sonunda beşinci
şemada kardeş katli uygulaması ile ilgili sultanı öldüren
şehzade tarihi ve akrabalığı tablosu verilmiştir.
V. Bölüm: Kafes: Yazar kafesle ilgili olarak şunları
belirtti: “ Kardeş katli meselesinde olduğu gibi kafesle
ilgili olarak tarihçiler ve seyyahlar mümkün olduğu kadar
abartma eyleminde oldukları bu müessenin romantik
melankolisindeki etkilendiler. I. Mustafa’dan II. Mahmut’a
kadar olan 16 padişah hariç ki babasından hemen sonra tahta
geçen fakat tahta indirilerek kafese konan IV. Mehmet de
buna dahildir. Kafese haps edilen şehzade sayısı sadece 17
olarak görülmektedir. Bunun sebebi de sistemin doğum oranı
üzerindeki azaltıcı etkilerinde bulunabilir. Kafes de kalan
şehzadelerin erkekliklerinin zayıflaması sebebiyle daha
sonra padişah olanlar ya tamamen kısır oluyor yada çocukları
çok tahakatsiz olup büyük çoğunluğu da henüz bebekken
ölüyordu. Bu açıklamalardan sonra kafes uygulamaları ile
ilgili bazı bilgiler verilmiştir. VI. Şema ile kafese
kapatılan sultanların ilk giriş yaşı saltanat öncesi,
saltanat sonrası ve toplam yılları verilmiştir.
VI. Bölüm: Tahta Çıkış: Burada sultanların tahta
çıkışlarından biat töreni bahşişler dağıtılması,kılıç
kuşanma merasimi, komşu ülkelere ilan dilmesi ve bazı tahta
çıkış ( cülüs ) uygulamalarından bahsedilir. VII. Şema ile
fetret devri süreleri sultanın ölüm veya tahtan indirilme
tarihleri tahta geçme yeri ve tarihi,fetret süreleri tablosu
verilmiştir. VIII. Şema ile kılıç kuşanma, sultan, kılıç
kuşatanlar, yerleri verilmiştir.
VII. Bölüm: Sultana Vekalet Meselesi: Sultana vekalet etme
hususu burada özetle anlatılmış ve bazı uygulamalar
verilmiştir. IX. Şema ile sultan tahta geçme yaşı ve
destekleyicileri verilmiştir.
VIII. Bölüm: İsyanlar Ve Saltanatta Hak İddia Edenler :
Teb’a nın isyanları ile Osmanlı İmparatorluğunun hem uzak
eyaletlerinin hem de merkezinde düzenin bozulduğu çeşitli
misallerle anlatılmıştır.
IX. Bölüm: Tahtan Çekilmeler: Bu bölümde Osmanlı
İmparatorluğunda ölümler dışında padişahların tahtan
çekilmelerinden bahsedilir. Yazar bu sultanların
akrabalarının zorlaması memnun olmayan yeniçerilerin
planları gibi sebeplerle tahtan inseler de asıl sebebin
onların devletin en yüksek menfaatleri için hareket
ettiklerini ileri sürmektedir. X. Şemada tahtan çekilmeler
tablosundan sultan, tarih ve açıklamalar verilmiştir.
X. Bölüm: Tahtan İndirmeler: Yazar bu konuda şunları
belirtir; Umumi tarih kitapları ve tahtan indirme
olaylarının tamamen kendi menfaatleri için çalışan küçük
fakat etkin grupların işi olduğu izlenimini verir. Fakat
detaylı araştırmalar bu olaylar da genellikle devletin
esenliğine yönelik bir takım duygularında bulunduğunu da
gösterecektir. Tahtan indirilmelerin iki hilafet saltanat
kurumunda zımnen mevcut bir demokratik ruhun ifadesi
olduğunu ileri sürmek için bu duygu yeterliydi. Padişahların
hal edilmelerine neden olan isyanlarda eğer fiili bir destek
yoksa popüler tarafsızlığı temin etmek için de öyle tahtan
indirme uygulamaları hiç olmazsa padişahların mutlak
otoritelerinin aynı dönemdeki diğer Avrupa monarşilerinin
her hangi birinden çok daha sınırlı olduğunu ortaya koyar.
Her ne kadar daha iyi yönetimlere karşı halk isyanları çok
az olsa da her hangi bir politika da çok ileri giderlerse
bunun sonuçlarının getireceği korku padişahların üzerinde
dikkate değer sınırlayıcı etkiler yapıyordu. “I. Bayezıd’den
II. Abdülmecid’e kadar toplam 17 tahtan indirme olayı vukuu
bulduğunu, I. Mustafa’nın iki defa olmak üzere padişahların
yarısının bu haksız muameleye maruz kaldığını belirtir.
Bazı uygulamalardan bahsettikten sonra konuyu şu şekilde
bağlamıştır: “ tarihte hiçbir hanedan Osmanlı Hanedanı’nın
650 yıl süren büyük rekorunu kıramamıştır. Üstelik bu
süreklilik oldukça bireysel ayaklanmalara bağlı olarak 37
padişahtan 17 sinin tahtan indirilmesine rağmen
sağlanmıştır.” Bu bölümün XI. Şema olan tahtan indirmelerle
bitirmiştir. Tabloda sultanları tarihleri ve kimler
tarafından hangi sebeplerle indirildiğini açıklamalarıyla
verilmiştir.
XI. Bölüm: Harem: Yaza bu bölümde genel olarak haremden
bahsetmiş ve özellikle haremi Osmanlı Hanedanı üyelerini
etkilediği kadarıyla anlatmıştır. Bu bölümün sonunda XII.
Şema ile sultanları,annelerini ve annelerinin aslını (
milliyet olarak) vermiştir.
XII. Bölüm: Evlilikler Ve Boşanmalar: Osmanlı Hanedanında
evlilik modelinin oldukça karışık olduğunu belirterek bu
karışıklığın sadece çok evliliğin etkisi sebebiyle olmadığı
aynı zamanda farklı dört dönemde evlilik şekillerinin beş
farklı çeşidinin ortaya çıkmış olması sebebiyle olduğunu
ileri sürer. Bu dönemleri de “ilk dönem “ (1280-1451),
“Geçiş Dönemi” (1451-1520), “Orta Dönem” (1520-1870) ve “
Son dönem” (1870-1924) olarak belirtir. Evlilik şekillerini
de birincisi Hristiyan veya Müslüman fethedilen ülke
halkının kadınlarıyla yapılan evlilikler ve bu evlilikler
kişisel arzular veya fethe boyun eğdirmenin göstergesi
olarak yapılmaktaydı. İkincisi ülkelerinde idareci olan
Hriştiyan ailelerin kadınlarıyla ittifakı güçlendirmek için
yapılan evlilikler. Üçüncüsü yine ittifakı güçlendirmek için
Müslüman idarecilerin kadınları veya erkekleri ile yapılan
evlilikler dördüncüsü Osmanlı soyunun erkek ve kadınlarıyla
yapılan evlilikler. Beşincisi genellikle menşeleri
bilinmeyen ve çeşitli cariyelerle yapılan evlilikler olarak
belirtmiştir. Bu çeşit evliliklere misaller vererek Osmanlı
Hanedanı ve Osmanlı Devletin’deki etkileri ve fonksiyonları
anlatılmıştır.
XIII. Bölüm: Doğumlar Ve Sünnetler: Bu bölümde haremde doğan
tüm çocukların ister yabancı prenslerle yapılmış resmi
evliliklerden isterse köle kadınlardan olsun İslam’a göre
eşit haklara sahip ve meşru olduğunu belirtir. Ancak annenin
özellikle bir erkek çocuk doğurması harem hiyeraşisinde ki
statüsünü fevkalade etkilediğini belirtir. Daha sonra
şehzadelerin sünnet merasimlerinden bahsedilmiştir.
Şema XIII. İle padişahların doğum yerleri ile tarihleri
verilmiştir. XIV. Şema ile hanedan da ikiz doğumlar,
aileler, ikizler doğum tarihleri olarak verilmiştir.
XIV. Bölüm: Ölümler Ve Cenaze Törenleri: Bu bölümde bazı
padişahların ölüm sebeplerinden , intiharlarından
bahsedilmiştir. XV. Şema ile padişahların ölüm sebepleri
sultan,ölüm tarihi ve yeri, ölüm sebebi verilmiştir.
XV. Bölüm: Osmanlı Hanedanının Kullandığı Unvanlar:
Padişahlara verilen kişisel mahiyette padişahın ailesi veya
ailesinin karakterine alışkanlıklarına veya ilgilerine
işaret eden lakaplardan bahsedilir. Mesela; II. Bayezid için
“Veli” veya “ Sofu”, II. Selim için “Mest” veya “Sarhoş”, IV.
Mehmet için “Avcı” lakabı gibi. Şahsi başarılarından dolayı
verilen lakaplara ise I. Murat’ın Kosova’daki açıklı
ölümünden dolayı “Şehit”, II. Mehmet’in İstanbul’u fethinden
dolayı “Fatih”, I. Süleyman’ın hukuka karşı ilgisinden ve
duyarlılığından dolayı “Kanuni” lakapları örnek teşkil eder.
XVI. Tablo ile Osmanlılar’ın kullandığı unvanlar ve
anlamları verilir.
XVI. Bölüm: Osmanlı Hanedanlarının Kullandığı İsimler:
Osmanoğullarında iki yüz elli erkekten elliden fazlasının
ismini Mehmet olduğu ve bunu Ahmet, Süleyman ve Murat
isimlerinin takip ettiği belirtilir. Kız çocukları içinde en
fazla Fatma, Hatice ve Esma isminin verildiği görülür. XVII.
Yüzyıldan itibaren daha çok Türkçe isimler olarak
tanımlanabilecek bu isimlerin yerine Arapça isimlerin
girdiği yönünde bir eğilimin olduğunu ifade eder.
XVII. Bölüm: Padişahların Sanatları: Bu konuda Osmanlı
Sultanları için dünyada en önemli makamları ellerinde
bulundurmalarına rağmen kötü günlerinde ortaya
koyabilecekleri bir sanat ve iş becerisine sahip olmaları
gerektiğindeki eski Türk geleneğine uygun olarak
yetiştirildiklerini belirtir. Bu geleneğin Osmanlı
Sultanları arasında yerleşmesini İbn. Batuta’yı da kaynak
göstererek Osmanlı Sultanları’nın ahilerle olan ilişkilerine
bağlamaktadır.
XVIII. Bölüm: Osmanlı Hanedanı Ve “Hacc”: Osmanlı Hanedanı
kuruluşundan yıkılışına kadar I. Selim’den itibaren
padişahların hilafet makamlarını ellerinde bulundurmalarına
rağmen Osmanlı Hanedanı üyelerinden Hacca gidenlerin yarım
düzineden daha az olduğunu belirtir. Bazı misaller vererek
bu bölümü de bitirir.
XVII. şema ile sultanların soyu, XVIII. Şema sultanların
tahta çıkış tarihleri, XIX. Şema ile sultanların
saltanatları ve yaşları verilmiştir.
Türk ve Avrupalı tarihçilerin eserlerinden oluşan çok geniş
bir seçme bibliyografya ve buna ek bibliyografya ile daha
ziyade şahıs isimlerinden meydana gelen karma indeks, daha
sonra ise şemalar bölümü gelir.
Sultanların soy kütüğü şemalarına geçmeden önce şemaların
kullanım kılavuzu verilmiştir.
XX. Şema, I. Osman’ın ataları; XXI. Şema, I. Osman’ın
ailesi, XXII. Şema, I. Orhan ve ailesi, XXIII. Şema, I Murat
ve ailesi, XXIV. Şema, Bayezid ve ailesi, XXV. Şema, I.
Mehmet ve ailesi, XXVI. Şema, II. Murat ve ailesi, XXVII.
Şema, II. Mehmet ve ailesi, XXVIII. Şema, II. Bayezid ve
ailesi, XXIX. Şema, I. Selim ve ailesi, XXX. Şema, I.
Süleyman ve ailesi, XXXI. Şema, II. Selim ve ailesi, XXXII.
Şema, III. Murat ve ailesi, XXXIII. Şema, III. Mehmet ve
ailesi, XXXIV. Şema, I. Ahmet ve ailesi, XXXV. Şema, I.
Mustafa, II. Osman ve ailesi, XXXVI. Şema, IV. Murat ve
ailesi, XXXVII. Şema, İbrahim ve ailesi, XXXVIII. Şema, IV.
Mehmet ve ailesi, XXXIX. Şema, II. Süleyman, II. Ahmet ve
aileleri. XL. Şema, II. Mustafa ve ailesi, XLI. Şema, III.
Ahmet ve ailesi, XLII Şema I. Mahmut III. Osman ve aileleri
XLIII. Şema III. Mustafa ve ailesi XLIV. Şema I. Abdülhamit
ve ailesi XLV. III. Selim IV. Mustafa ve aileleri XLVI. II.
Mahmut ve ailesi XLVII. I. Abdülmecit ve ailesi XLVIII. Şema
Abdülaziz ve ailesi XLIX. Şema V Murat ve ailesi L. Şema II.
Abdülhamit va ailesi LI. Şema V. Mehmet ve ailesi LII.Şema
VI. Mehmet ve ailesi LIII. Şema II. Abdülmecit ve ailesinin
tabloları verilmiştir.
LIV. şema ile Candaroğulları ile evlilikler LV. Şema
Bizanslılar ile evlilikler LVI. Şema Dulkadirliler ile
evlilikler LVII. Şema Karamanoğulları ile evlilikler LX.
Şema Memlüklüler ile evlilikler LXI. Şema ilk dönem
Bizans’la yapılan evlilikler LXII. Şema Safeviler ile
evlilikler LXIII. Şema Sırplar ile yapılan evliliklerin
tablosu sunulmuştur.
Netice olarak; Alderson’un bu eseri kendisininde belirttiği
gibi tamamen orijinal bir eser değildir. Büyük bir kısmı
diğer araştırmalar üzerine bina edilmiştir. Tabi orijinal
bazı konularda vardır. Eserin en önemli özelliği kendi
bağlamında şimdiye kadar hiç düşünülmemiş bir biriyle
bağlantılı bir çok konuyu araştırarak bir araya getirmek
süretiyle bir sentez yapma işidir yukarda belirttiğimiz gibi
padişahların soy kütüğü evlilikleri,şehzade valilikleri
şehzadeleri askeri komutanlıkları , kafese kapatılan
sultanlar vs. konularda topluca bilgi vermesi bakımından
önemli bir eserdir bu vesile ile Alderson’un bu kıymetli
eserini Türkçe’ye kazandıran Erciyes üniversitesi ilahiyat
fakültesi öğretim üyesi Sayın Doç.Dr. Şefaattin Severcan’ı
bu çalışmalarından dolayı tebrik ederiz. |