ERMENİ
DİASPORASI
Prof.
Dr. Cemalettin TAŞKIRAN*
Fransa’daki Ermeniler 24 Nisan 2003
tarihinde Paris’te 8. arrondismanda, Kanada meydanına yeni
bir Ermeni anıtı daha diktiler. O gün Türklere karşı
kinlerini bir kez daha ortaya koydular ve sözde
“soykırım” iddialarını basın yolu ile tekrarladılar.Ermeni
diasporasının Fransa’daki bu faaliyetleri, dünyanın diğer
yerlerinde yaşayan Ermenileri de harekete geçirdi.
Paris’te,Lyon’da, Marsilya’da,Atina’da,Lefkoşa’da,Erivan’da,
Beyrut’ta,Sydney’de,Tahran’da,Los Angeles’te ve daha bir çok
yerde Ermenilerin nümayişleri görüldü. Böylece de Ermeni
Diasporası bir kez daha hem dünyanın hem de Türkiye’nin
gündemine geldi.
Diaspora, 1990’lı yıllarla birlikte sıkça duyulan bir
kavramdır. Bir halkın, bir toplumun dünyanın çeşitli
ülkelerine dağılışını anlatır. İlk kullanımı, özellikle
Filistin dışında daha sonra da İsrail’in dışında yaşayan
yahudileri belirlemek için olmuştur (1). Ama Diaspora’nın
günümüz sosyolojisinde ve politikasında anlaşılan manası
“farklı topraklara dağılan bütün göçmen topluluklar”dır (2).
Bu
çalışmamızın esasını, dünyanın çeşitli yerlerine dağılan
Ermeni Diasporasının kendi ifadeleriyle, kendi
açıklamalarıyla ne oldukları, ne düşündükleri ve ne
istediklerinin ortaya konulması oluşturacaktır.
Türkiye’de tartışmalar daha çok sözde Ermeni soykırımının
gerçekleşip gerçekleşemediği üzerinde yapılırken, Ermeni
diasporası kendi aralarında bu tartışmanın çok ötesine
geçmiş ve amaçlarını gerçekleştirmek hususunda ikinci ve
üçüncü adımları da atmış bulunuyor. Maalesef Türkiye’de konu
ile ilgilenenler dışında pek çok kimse bu adımları, yeni
Ermenilerin isteklerini tam olarak bilmiyor.
Ermeni
Diaspora’sı , Ermenistan dışında ve dünyanın birçok
ülkesinde o ülkelerin vatandaşları olarak yaşayan Ermenileri
kasdetmektedir. 1980’li yılların sonlarından itibaren
özellikle Avrupa ülkelerinde ve Amerikan Birleşik
Devletlerinde yapılan bütün yayınlarda Ermeni Diaspora’sı
kavramının kullanıldığını görüyoruz. Büyük bir çoğunluğunu
Ermeni asıllı yazarların hazırlayıp yayınladığı ve
yayınlattığı bu kitaplarda Ermeni Diaspora’sı dediğimiz ve
yazımızın başında Ermenistan dışında ve dünyanın birçok
ülkesinde dağınık ve o ülkelerin vatandaşları olarak yaşayan
Ermeniler kastedilmekle birlikte, Ermenilerin bu kavrama
bilerek iki yeni anlam yüklemeye çalıştıkları görülmektedir.
Bunlardan birisi Ermeni Diaspora’sını, Ermenistan Devleti
dışında yaşayan Ermeniler olarak değil, Anadolu’dan göç
ettirilen ve bir daha Anadolu’ya dönmelerine izin
verilmediği için dünyanın çeşitli ülkelerine dağılan ve
oralarda yaşayan Ermeniler olarak takdim etmeleridir. Bunu
nasıl anlayıp, nasıl anlattıklarını az sonra kendi
yayınlarından alınan örneklerle açıklayacağım. Ermeni
Diasporasına Avrupa ve ABD’de yaşayan Ermenilerin verdiği
veya vermeye çalıştıkları ikinci bir anlam daha var: Ermeni
Diasporası, Ermenistan dışında, dünyanın çeşitli ülkelerine
dağılmış olarak yaşayan Ermenileri kasteder. Ancak buradaki
“Ermenistan” Kafkasya’daki Ermenistan Devleti değildir.
Kafkasya’daki Ermenistan’la birlikte Türkiye’deki,
İran’daki, Azerbaycan’daki ve Gürcistan’daki Ermenilere ait
toprakları da içine alır.
Şimdi bu
iki yaklaşımı Ermenilerin kendi yayınlarına dayanarak ve
kendi ifadeleriyle biraz daha açıklığa kavuşturalım. 1985
yılında İtalya Venedik’te hemen hemen bütün Ermeni asıllı
yazar ve bilimadamları ile Ermenilere sempati duyan batılı
bilim adamlarının katıldığı bir Seminer düzenlendi. 3 gün
devam eden Seminerde özellikle Ermeni yazar ve
bilimadamlarının sundukları tebliğler oldukça ilgi
çekiciydi. Bu tebliğlerden birinde, Fransa’da yaşayan
tarihçi Ermeni asıllı Anahide Ter Minassian, yukarıda
belirttiğimiz Diaspora konusuna şu şekilde yaklaşıyor:
“...Diaspora yakın zamanın bir kavramıdır ve bu 1915 yılında
Osmanlı İmparatorluğundaki Ermenilerin maruz kaldığı
katliamların ve sürgünlerin bir sonucudur. 1915 olaylarının
etkileri Kemalist ihtilal tarafından da sürdürülmüştür. I.
Dünya savaşı sırasında başlayan, Ermenilerin kaçış ve
dağılışları, 1921 yılında Fransız ordusunun Çukurova’yı
boşaltmasıyla ve 1923 yılında, Sevr Anlaşmasını ve onunla
birlikte Ermenilerin Anadolu’da bir milli yurt düşüncelerini
de iptal eden Lozan Anlaşmasının imzalanmasıyla büyük
boyutlara ulaşmıştır. O zaman büyük çapta bir mülteci akını
da olmuştur. Zira kaçanların, bugün modern Türkiye olan asıl
ülkelerine geri dönme hakları yoktur...(3).”
Yine
aynı bildiride, Ermenistan ve vatan kavramları üzerinde de
duruluyor: “...Erivan’da, Tahran’da, Beyrut’ta, Paris’te,
Los Angeles’te veya Sidney’de yaşasınlar, nerede yaşarsa
yaşasınlar, Ermeniler biliyorlar ki bir vatanları var.
Kelimenin etimolojik manası olan “Atalarının toprakları”nda
bir vatanları var. Bu vatan Ermenistan. Ama Ermenistan
sözünden, sadece bir devleti anlamamak lazım. Ermenistan
sözünden, Anadolunun doğusunda bulunan bir coğrafi bölgeyi,
kutsal Ağrı Dağının taçlandırdığı Ermeni yaylasını anlamak
lazım. Milattan Önce 5. Yüzyıldan itibaren Ermenilerin
bulunduğu bu bölge, bu Ermeni vatanı, bu gün Ermenistan,
Azerbaycan, Gürcistan, İran ve Türkiye arasında paylaşılmış
durumdadır. 30.000 km’lik Ermenistan Devleti tarihi
Ermenistan’ın sadece küçük bir parçasıdır”...(4). Bu görüş
bir tek Ter Minasyan’ın görüşü değildir. Diaspora’daki
Ermenilerin çoğunun görüşüdür. 1999 yılında, ABD’de Los
Angeles’te Californiya Üniversitesinde düzenlenen bir
konferansta, katılımcılardan Robert H. Havsen, Anadolu’daki
sözde Ermenistan’ın sınırlarını şöyle çiziyor: “...Doğuda
Fırat nehri, Kuzey’de Pontus dağları, güneyde Toros dağları
ve batıda Sivas ve Kayseri arasında yer alan alçak tepelerle
sınırlı Sivas ve Malatya şehirleriyle, Arapkir, Divriği,
Gürün, Darende, Zara ve Şebin Karahisar kasabalarını içerir.
Daha sonraları bu alan Niksar, Tokat, Amasya, Zile’yi de
içine alarak genişlemiştir...,, (5).
Bu
açıklamalardan hareketle, görüyoruz ve anlıyoruz ki, Ermeni
yazar ve bilim adamları Ermeni Diaspora’sından Ermenistan
Devleti dışında yaşayan Ermeni gruplarını değil, Tehcir
ettirilen ve bu tehcir sonrasında Anadoludan giden başka
ülkelere yerleşen Ermenileri kastediyorlar. Ayrıca bu
Ermenilerin vatan dediği yer, Kafkaslardaki Ermenistan
değil, Türkiye, İran, Azerbaycan ve Gürcistan’ın da bir
kısım topraklarını içine alan büyük bir coğrafya parçasıdır.
ERMENİ
DİASPORASININ DAĞILIMI
Tehcir
sırasında Osmanlı Devletinden göç ettirlen Ermenilerin
345.000’i Kafkasya’ya, 140.000’i Suriye’ye 120.000’i
Yunanistan ve Ege adalarına, 40.000’i Bulgaristan’a,
25.000’i Irak’a, 35.000’i Fransa, Avusturya ve Amerikan
Birleşik Devletlerine gitmişlerdir. Ancak bunlar daha
sonraları, çeşitli sebeplerle buralardan başka yerlere göç
etmişlerdir. Ermenilerin göç etme olayı I. Dünya Savaşı ile
II. Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında da devam etmiş ve
bugünkü diaspora ortaya çıkmıştır. Biz Diaspora’yı
sosyolojik anlamda kullanıyor ve “farklı topraklara dağılan
göçmen grupları,, olarak anlıyoruz. Bu açıdan baktığımızda
Ermeniler Amerika Birleşik Devleti, Fransa, İngiltere,
Lübnan, Suriye, Filistin, Avusturalya, Kanada, Meksika,
Arjantin, Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Mısır, İran, Irak,
Ürdün gibi Avrupa, Amerika, Ortadoğu ülkelerine dağılmış
olarak bulunuyorlar. Ermenistan Devleti de dahil toplam
sayıları 6 milyon civarındadır. Bu 6 milyon Ermeninin 3
milyona yakını Ermenistan Devletinde yaşıyor. 1 milyona
yakını eski Sovyetler Birliğine bağlı ülkelere dağılmış
olarak yaşıyorlar. 2 milyona yakını ise, yukarıda saydığımız
Ortadoğu, Avrupa, Amerika’daki ülkelere dağılmış bir halde
bulunuyorlar (6). Özellikle son olarak bahsedilen 2 milyona
yakın Ermeninin 650-700 bini Amerika Birleşik Devletlerinde
ve 300.000’i Fransa’da yaşamaktadır. Kanada’da 50.000
kadar,Avustralya’da 30.000. kadar, İran ve Lübnan’da da
200.000 civarında Ermeni yaşadığı değerlendirilmektedir
(7). Ancak Fransa’da yaşayan Ermenilerin sayısını 500.000.
olarak gösterenler de vardır (8). ABD ve Fransa’daki
sayılar Ermenistan Devletinden sonra Ermenilerin toplu
olarak yaşadığı en büyük rakamlardır. Avrupa’da, Ortadoğuda
ve Rusya’da yaşayan Ermenilerin toplam sayısı ABD’de yaşayan
Ermenilerin sayısından fazla ise de, bunlar birçok ayrı ülke
ve bölgeye dağılmış olduğundan siyasi etkileri Amerika
Birleşik Devletlerindeki Ermeniler kadar değildir. Buradan
hareketle, ABD’ni Ermenistan’dan sonra, Ermenilerin toplu
olarak yaşadıkları yer manasına, ikinci bir Ermenistan
olarak değerlendirmek pek yanlış olmaz. Ermenilerin
yürüttüğü, daha doğrusu Ermeni Diasporasının yürüttüğü
Siyasi faaliyetlerin önemli bir kısmının arkasında hem maddi
hem de manevi olarak ABD’nde yaşayan Ermeniler vardır.
Burada yaşayan Ermeniler Ermeni diasporasının en etkili
olanlarıdır. Bu yüzden özellikle ABD’nde yaşayan Ermeni
Diasporasının biraz daha yakından bilinmesinde yarar
olacağını sanıyoruz.
Aktaracağımız bilgiler, bizzat Ermeniler tarafından
açıklanan bilgilerdir. Bu bilgiler 1985 yılında İtalya’da
Venedik’te yapılan Ermeni Konferansına katılan Ermenilerin
tebliğlerinden alınmışlardır.
ABD’ndeki Ermenilerin sayısı 650.000-700.000 civarındadır.
Bu da yaklaşık olarak Ermenistan dahil, dünyadaki Ermeni
nüfusunun %9’una karşılık gelmektedir (9). Ermenistan’ı
dahil etmezsek, ABD’de yaşıyan Ermenilerin sayısı, Ermeni
Diasporasının yaklaşık % 40’ına karşılık gelmektedir ki
oldukça büyük bir orandır.
ABD’de
yaşıyan Ermenilerin çok önemli bir çoğunluğu Kalifroniya’da
yaşamaktadır. Bunların sayısı 250.000 civarındadır.
Kaliforniya’da da Los Angeles bölgesi 175.000 Ermeni nüfusu
ile Ermenilerin en çok bulunduğu şehirdir.
ABD’de
yaşıyan Ermenilerin kendi aralarında yaptıkları anketlerin
sonuçlarına göre ABD’li Ermeniler iki grup halinde
bulunmaktadırlar. Bunlardan birinci grup Amerika Birleşik
Devletlerinde doğan Ermeniler, ikinci grup ise bir başka
ülkede doğan ve sonradan ABD’ye göç eden Ermeniler. Bu iki
grup arasında herhangi bir çatışma yoksa da, bazı temel
siyasi ve kültürel konularda yaklaşım ve değerlendirme farkı
mevcuttur. Mesela ABD’de doğan Ermeniler, Ermeni bir
anne-baba’dan gelmeyi çok önemserken, göç yoluyla gelen
Ermeniler bunu çok fazla önemsememektedirler. ABD’de doğan
Ermeniler daha az İngilizce ve Ermenice gazete ve yayın
okudukları halde, göç yoluyla gelen Ermenilerde bu tür
yayınları okuyanlar daha fazladır. ABD’de doğanlar bir
kiliseye bağlı olmayı Ermeni toplumu için kaçınılmaz olarak
değerlendirirken, göç yoluyla gelenler böyle
düşünmemektedirler. ABD’de doğanların önemli bir kısmı
kiliseye gidip, maddi bağış yaptığı halde göç yoluyla gelen
Ermenilerde bu devam daha azdır (10).
Anket
sonuçlarına göre diğer ülkelerde yaşayan Ermeni Diasporası
gibi, ABD’de yaşayan Ermenilerin de büyük bir kısmı “Ermeni
Sorununun,, barışcı yollarla çözülebileceğine inanmakla
beraber “silahlı mücadele” olarak nitelendirdikleri terörist
saldırılarının özellikle Ermeni Etnik Şuurunun, yani Ermeni
Milli şuurunun uyanmasında ve Ermeni kimliğinin daha
kuvvetli ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadığına
inanıyorlar. Özellikle göç yoluyla gelen ABD’li Ermeniler
de, hem “silahlı mücadele”nin hem de barışçı yolların
birlikte yürütülmesi fikri ağırlık kazanıyor. ABD’de doğan
Ermeniler daha çok kiliseye ağırlık veriyorlar. Oysa göç
yoluyla gelen Ermeniler Ermeni okullarını, Ermeni kimliğinin
oluştuğu bir kazan gibi değerlendiriyor ve kültürel
faaliyetler, siyasi faaliyetler ve Araştırma Enstitülerinin
Kilise’den önce geldiğini belirterek önceliklerini bu yönde
kullanıyorlar.
Her ne
kadar terörist saldırılar Ermenileri bir “milli şuur,, ve
“milli kimlik,, altında birleştirmeye yönelik hareketler ise
de, ABD’de yaşayan Ermeniler de tam bir birlik olduğu
söylenemez. Ermeni grupları arasında da siyasi gruplaşmalar
vardır. Bu tür gruplaşmalar da aralarındaki birliği
bozmaktadır. Ancak daha sonra bahsedeceğimiz kültürel ve
siyasi etkinlikler içinde Türk ve Türkiye’ye karşı olma ve
karşı faaliyetler yürütme şimdilik onların bu siyasi
gruplaşmalarının önüne geçmektedir. Gruplar arasında tam bir
mutabakat olmasa da, Kilise hala Ermeni toplumu içinde lider
konumunu sürdürmekte ve topluluğun çok önemli bir kısmı
üzerinde etkili olabilmektedir. Ermenilerin kendi
açıklamalarına göre ABD’de 135 kiliseleri vardır ve ABD’li
Ermeniler kiliseye her yıl 35 milyon dolar yardım
yapmaktadırlar. Kilisenn maddi varlığı toplam 250 milyon
doları geçmektedir (11).
ABD’de
yaşayan Ermenilerin çok önem verdikleri bir diğer kurum da
Ermeni okullarıdır. 1985 yılında Ermenilerin ABD’de 25 okulu
vardı. Bu okullarda 6.000’den fazla öğrenci eğitiliyordu ve
bu okulların yıllık bütçesi 12 milyon doları buluyordu (12).
Bu
okullar ve bu okullara devam eden öğrenciler ABD’de yaşayan
Ermenileri son derece rahatlatmaktadır. Ermenilerin çoğu, bu
okullar ve bu okullardaki öğrenciler sayesinde Ermenilerin
dillerini, tarihlerini öğrenmeye başladıklarını ve böylece
Ermenilerin geleceğinin daha sağlam temeller üzerine
oturtulduğunu düşünmektedirler.
Ermenilerin eğitim faaliyetleri sadece kendi açtıkları
Ermeni okulları ile de sınırlı değildir. Ermeni okullarının
yanısıra, başta Harward Üniversitesi, Kaliforniya
Üniversitesi, Kolombia Üniversitesi, Michigan Üniversitesi
gibi çeşitli yüksek öğretim kurumlarında farklı programlar
uygulayan Ermeni Kürsüleri açılmıştır. Kaliforniya’da açılan
ve ABD’de ilk Amerikan Ermeni Koleji olan okul, Ermeni
kimlik ve Ermeni etnik şuurunun gelişmesine çok katkıda
bulunan bir okul olmuştur (13).
Yüksek
Öğretim Kurumlarındaki bu tür kürsülerin, siyasi bakımından
ve kültürel bakımdan çok etkili oldukları ortadadır. Bundan
2 yıl kadar önce Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles
Kampüsünde bu kürsülerden ikisinin ortak bir faaliyeti
gerçekleşmiştir. Bir örnek olarak bu faaliyetin konusunu ve
bu konferansa sunulan tebliğlerin başlıklarını size
aktarıyorum. Ermeni çalışmalarının boyutu hakkında fikir
vermesi açısından ilginç gelebilir. Konferansın konusu:
Küçük Ermenistan’daki (Anadolu’yu kastediyor) Ermeni
şehirlerinden SİVAS. Sunulan bildirilerin başlıkları ise:
-Sivas’ın 40 Şehidi,
-Küçük
Ermenistan’ın Tarihi Coğrafyası,
-Divriği
ve Hıristiyanlık ,
-Sivas’lı
Piskopos Ukhtanes,
-Ermeni
El yazmaları ve Sivas Yazımhanesi,
-10 ve
11. Yüsyılda Sivas Bölgesine Ermeni Göçleri,
-Ermeni
Sonadı ve Sivas Mimarisi,
-Batı
Türkiye’deki Ermeni okullarında Eğitim ve Sivas Öğretmen
Koleji,
-ABD
Konsolosluğundan Sivas’ın Görünüşü,
-Sivas’ta 1915 katliamından kurtulanlar,
-1915’de
Şebin Karahisar’da Ermeni Direnişi,
-Soykırım’dan sonra Sivas (14).
Konuyu
bilmeyen birisi, sadece bu başlıklara baksa, sadece bu
başlıkları okusa, Sivas’ın bir Ermeni şehri olduğuna inanır.
Üstelik bu tür faaliyetler Ermenilerin Türkiye’de
müslümanlarla birlikte yaşadıkları diğer şehirler için de
tekrarlanmaktadır. Elazığ, Erzurum, Van şehirleri ile ilgili
konferanslar da yapılmıştır. Biz, bir gazete aracılığıyla
bunlardan ve bu konferanstan haberdar olduk. Diğerlerini
bilmiyoruz.
Okulların dışındaki Ermeni kurumlarından da biraz
bahsetmekte yarar var ABD’deki Ermenilerin çok sayıda
kültürel ve sportif dernekleri var. Bunların başkanları
şunlardır. Ermeni Gönüllüler Birliği (Armenian Genaral
Benevolent Union), Ermeni Yardım Derneği (Armenian Relief
Society), Ermeni Misyonerleri Birliği (Armenian Missionary
Association), Hamazkayin ve Tekeyan Kültür Birliği (Hamazkayin
and Tekeyan Cultural Association)... Bu dernekler, burada
ismini sayamadığımız diğer derneklerle beraber Ermeni kültür
ve Ermeni kimliği çalışmalarına yılda 40 milyon dolar
harcamaktadırlar (15).
ABD’de
yaşayan Ermenilerin oldukça kuvvetli sayılabilecek basın ve
yayın faaliyetleri de var. 1990’lı yıllarda dergi ve gazete
olarak 20’ye yakın yayınları vardı ki bunların 12’si
Ermenice, 5’i ise İngilizce yayınlanıyordu. Bunlar
periyodikler. Yani süreli olarak devamlı yayınlanan gazete
ve dergiler (16). Kitap ve makale yayınlarının ise bizdeki
yayınlarla karşılaştırma yapılamayacak kadar çok olduğunu
belirtmemize gerek yok.
Elbette
ki bu kadar çok okul, dergi, gazete, yayın ve kültürel
faaliyetlerin yapıldığı yerlerde siyasi faaliyetler de eksik
olmayacaktır. ABD’nde yaşayan Ermenilerin içinde maddi
bakımdan çok zengn olanlar ve Ermeni toplumu üzerinde
etkisini sürdürenler de az değildir. Bunlar Ermeni
toplumunun yapısında, şekillenmesinde; Ermenilik şuurunun
sürekli uyanık tutulmaya çalışılmasında çok etkin roller
üstlenen zenginlerdir. Bunların bazıları, Amerika’daki
ticari hayatın yanısıra siyasi hayata da atılan ve böylece
Ermenilerle iş ve siyaset olarak etkili olabilecek
Amerikalılar arasında köprü konumunda olan insanlardır.
Bizim Ermeni Lobisi dediğimiz ve çok etkili olduğunu
bildiğimiz grubun yöneticileri bu tür Ermenilerdir. ABD’deki
Ermenilerin 3 siyasi partileri vardır. Washington D.C.’de 5
milyon dolar bütçeli bir Ermeni Meclisleri vardır. Bu
partiler ve bu meclis kanalıyla Ermeniler isteklerini ABD
siyasi sisteminde gündeme getirmekte ve sonuç almaktadırlar.
Bu kanallarla Ermenilerin ABD politikasındaki ağırlıklarının
her geçen gün biraz daha arttığını söylemek yanlış olmaz.
ABD’nin gerek mahalli, gerek merkez yönetiminde çok sayıda
ve etkili olabilecek mevkilerde Ermeniler vardır.
Kaliforniya Valisi (Dökmeciyan), Kongre üyesi (Paşayan),
İllinois Wankegan Belediye Başkanı (Sabuncuyan) bunlara
birer örnektir. Ayrıca ABD dışında ABD’yi temsil eden Ermeni
asıllı Büyükelçiler de vardır.
ABD’li
Ermeniler bunu şöyle ifade ediyorlar: “...Katliam (Onlar
Soykırım diyor) yetimlerinin çocukları şu anda ABD’nde
işlerin dümenindeler...,,(17). İfade yanlış olsa da tesbit
doğrudur. 1915 tehcirinden sonra göç eden Ermenilerin
çocukları şimdi ABD yönetiminde gerçekten söz sahibi
durumdadırlar.
Bütün bu
söylediklerimizden sonra, hemen belirtmeliyizki, ABD’de
yaşayan Ermeniler, Ermeni Diasporası içinde en eğitimlileri,
en iyi yetişmişleri, en iyi organize olmuşlarıdır. Bu yüzden
de siyasi olarak en etkili olanlarıdır.
Daha
önce de belirttiğimiz gibi, Ermeni Diasporası nerede
bulunursa bulunsun, nerede yaşarsa yaşasın Türk ve Türkiye
ile ilgili konularda hemen organze olup, hep birden aynı
şeyleri söyleyip, aynı isteklerde bulunuyorlar.
-ERMENİ
DİASPORASININ İSTEKLERİ
Ermeni
Diasporasının birçok isteği var. Çalışmalarını bu istekleri
gerçekleştirecek şekilde planlıyor ve yürütüyorlar. Az
sonra, yine kendi ifadelerinden neler istediklerini
belirtmeye çalışacağız. Ama bizim için aslında pek şaşırtıcı
olmayan asıl isteklerini hemen belirtelim: Ermeni Diasporası
Anadolu’dan toprak istiyor. Hem de bu haksız, temelsiz ve
abes isteklerini artık açık açık dile getiriyorlar. Diğer
bütün çabaları, faaliyetleri bu temel amaca yönelik
çalışmalardır.
Ermeni
Diasporası, topraksız bir milletin varolamayacağını,
varlığını bir müddet devam ettirse bile, bu devamlılığın
süresiz olamayacağını belirterek “Diaspora ile Ermeni
milliyetinin geleceği olamaz,, diyorlar (18). Okullarını,
derneklerini, faaliyetlerini daha ne kadar süreyle devam
ettirebileceklerini kendi aralarında sorguluyorlar ve sonuç
olarak diyorlar ki: “...Diaspora, bizim yüce hedefimiz olan
tarihi vatanımızın elde edilmesi için bir araç
olmalıdır...Bütün dünyaya göstermeliyiz ki Ermeni Diasporası
vardır ve topraklarımızı elde edinceye kadar da var olmaya
devam edecektir. Biz bugün topraksız bir millet
durumundayız” (19). Ermeni Diasporası, Kafkaslardaki
Ermenistan’ı asıl Ermeni toprakları saydıkları bölümün
1/10’u olarak değerlendiriyorlar ve Kafkasya’daki Ermenistan
devletini, minyatürize edilmiş bonzai ağaçlarına
benzetiyorlar.
Ermeni
Diasporası dini inançları ve politik tercihleri ne olursa
olsun, ortak payda olarak belirledikleri ve gerçekleşmesi
için çalıştıkları hedeflerini de şöyle belirtiyor:
“...Vatanımız Türk Ermenistanı, Türkiye tarafından göçler ve
katliamlar sonucu boşaltıldı. Bizim asıl problemimiz bu
toprakları geri almaktır. Bunu gerçekleştirmek için de
Ermeni Diasporasının bütün kaynakları ve bütün enerjilerinin
birleştirilmesi gereklidir.,,(20). “Ermeni Diasporasını
folklorik bir müze malzemesi olmaktan kurtarmanın yolu, ona
atalarının topraklarını mekan olarak vermektir,,(21).
Ermeni
Diasporası bu nihai amaçları için de bir kaç plan
uygulaması içindeler:
”1.
Kafkas Ermenistan’ı, Ermeni toplumunun garantisi
durumundadır. Kimlik açısından Ermeni olarak, kalmak
isteyenler oraya göç etmelidirler.
2.
Ermeni Soykırımının uluslararası platformda tanınması
Ermenilerin isteklerini tatmin ve ruhlarını yatıştırıcı bir
faaliyettir. Sonuç olarak bu tanınma kabul edilmiş sayılır.
O konuda yapacak çok fazla birşey yoktur.
3.
Ermeni soykırımının tanınması Ermeni problemini çözmez.
Vatanımızın geri alınması ve Ermenilerin ata topraklarında
toplanması Ermeni Diasporasının yüce hedefidir. Diaspora bu
amaca yönelik bir şekilde teşkilatlanmalıdır (22)”.
Ermeni
Diasporasının bu açıklamalarından da net olarak anlaşılacağı
gibi, Ermeni Diasporası bütün teşkilatlanmasını ve
faaliyetlerini Anadolu’dan toprak alma üzerine kurmuştur.
Sözde Soykırımın uluslararası camiada tanınması, sözde
soykırımın Türkiye’ye kabul ettirilmesi daha sonra gerek
sözde soykırım ve gerekse göç sonunda uğrandığı iddia edilen
zararların tazmin edilmesi ve son olarak da Ermeni
Diasporasının atalarına ait olduğunu iddia ettikleri
toprakların kendilerine verilmesi talepleri birbirini
izleyecektir. Sık sık düzenlenen Ermeni Konferansları, Sözde
Soykırımı anma günleri, kültürel amaçlı toplantılar, çeşitli
parlementolara verilen sözde soykırımı tanıyan ve kınayan
önergeler, Ermeni Araştırma Merkezinin kurulması gibi
faaliyetler hep Türkiye’den toprak almaya yönelik nihai
hedefi gerçekleştirmeyi amaçlayan faaliyetlerdir.
Ermeni
Diasporası niçin, tarihi gerçekler ortada dururken, mevcut
konjonkturel şartlar belliyken böyle bir talebin peşindedir?
Bu soru üzerinde de biraz durmakta yarar var. Ermeni
diasporası için tehcir olayı, sözde soykırım olayı, bir
tarihi olaydan çok bir siyasi malzemedir. Ermenilerle
konuştuğunuzda, onların büyük bir çoğunluğunun Türklerin
Ermenileri bilerek ve isteyerek, milyonlarla ifade edilen
bir sayıda yok ettiklerine inandıklarını görürsünüz. Çünkü
onların bütün bilgileri, tarihi belge ve bilgilerden çok,
göç eden Ermenilerin anlattıkları sözlü hikayelerdir. Zaten,
diaspora çalışmalarının pek çoğu, göçmenlerin kişisel
anlatılarına dayanır (23). Zaman içerisinde de sözlü
anlatılar çok abartılı boyutlara ulaşmış ve karşı taraf için
bir kine dönüşmüştür. Ermeni Diasporası, atalarından, sadece
tarihin kendileri tarafındaki bölümünü dinlemişlerdir. Bunu
da değişmez bir tarihi gerçek olarak algılamışlar ve
faaliyetlerini bu hikayeler üzerine kurmuşlardır. Bazı
batılı siyasetçi ve gazetecilerin de bu yöndeki çabaları
olayı tarihi ve bilimsel boyuttan çıkarmış, siyasi boyuta
getirmiştir. Ermeni Diasporası, sadece göç sırasında ölen
veya öldürülen atalarının yaşadığı sıkıntılı ve dramatik
hikayeleri biliyor. Anadolu’daki Ermeni isyanlarını, Ermeni
isyanlarında katledilen ve yaşadıkları yerden sürülen Türk
ve Müslümanları, I. Dünya Savaşı sırasında Türk ordusuna ve
halkına yapılan ihaneti ve o dönemde Türklerin yaşadıkları
sıkıntıları ve kayıpları bilmiyorlar. İşin garip tarafı,
bilmek de istemiyorlar.
Biliyoruz ve inanıyoruz ki güneş balçıkla sıvanmaz. Tarihi
gerçekleri sonsuza kadar çarpıtmak mümkün değildir.
Gerçekler er veya geç ortaya çıkar. Bize düşen bu gerçekleri
ortaya çıkarmak ve ortaya çıkan gerçekleri hem Ermeni
Diasporasına hem de siyasi olarak onları destekleyenlere
duyurmaktır. Bunları da sürekli,planlı ve etkili bir
şekilde yapmalıyız. Bu tür çalışmaları, sadece
diplomatlarımızı kaybettiğimiz zaman, bir yabancı
parlemento’da “Türkler Soykırım yapmışlardır,, gibi bir
karar alındığı zaman veya herhangi bir yere bir Ermeni
anıtı dikildiği zaman değil, sistemli ve planlı bir şekilde
sürekli yapmalıyız.
Ancak o
zaman Ermeni Diasporası ve onun destekçileri, 1915’lerde bir
savaş olduğunu, savaşta Anadolu’da yaşayan Ermenilerin Türk
ordusuna Ruslarla birlikte saldırdıklarını, karşılıklı
çarpışmalarda 1 milyondan fazla müslüman Türk’ün Ermenilerce
katledildiğini, bunun üzerine Ermenilerin hem askeri, hem
insani bir tedbir olarak zorunlu göçe tabi tutulduklarını,
göçün yine Osmanlıların diğer şehirlerine yapıldığını
anlarlar. Anadolu’da Ermenilerin hiçbir şehirde çoğunluk
olmadıklarını, en fazla bulundukları bölgede bile nüfusun
ancak %30’una ulaşabildiklerini dolayısıyle buraların
Ermenilerin değil, Türklerin ata toprakları olduğunu ancak
bu tür çalışmalarla anlatabilir ve Ermenilerin de akıllarını
başlarına toplamalarına yardımcı olabiliriz.
DİPNOTLAR
*Çankaya
Üniversitesi Siy. Bil. ve Ul. İlş. Böl. Bşk.
1.
Gordon
Marshal – Sosyoloji Sözlüğü, Ankara, 1999, s.151.
2.
Gordon
Marshal, a.g.e. s.151.
3.
Les
Arméniens, le visage d’un peuple. –fondation internationale
Lelio Basso, Venise, Octobre, 1985, s.72.
4.
A.g.e.
s.73.
5.
Asharez
Daily –Friday-Saturday, May 18-19, 1999.s.5
6.
Les
Armeniens-le visage d’un peuple- s.72.
7.
A.g.e.
s.72; Kamer Kasım,Ermeni Sorununun Uluslararası İlişkiler
Boyutu, . Ermeni Sorunu El kitabı, Ankara, 2002, s.107.
8.
Fransa’da, Türkiye dostu Türk ve Fransızların kurduğu
internet sitesi “ www. Tetedeturc” ‘de 25 Nisan 2003’de
yayınlanan
başyazı.
9.
Les
Armeniens- le visage d’un peuple. s.116
10.
A.g.e.
s.117
11.
A.g.e.
s.118,119
12.
A.g.e.
s.119
13.
A.g.e.
s.119
14.
Asharez
Daily, Friday-Saturday, May 18-19, 1999. S.4,5,6
15.
Les
Arméniens, le visage d’un Peuple, s.120
16.
A.g.e.
s.120
17.
A.g.e.
s.121
18.
A.g.e.
s.137
19.
A.g.e.
s.137
20.
A.g.e.
s.140
21.
A.g.e.
s.158
22.
A.g.e.
s.156
23.
Gordon
Marshal, a.g.e. s.152
Selçuk
Üniversitesi
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama
Merkezi
DÜNDEN BUGÜNE
ERMENİ MESELESİ SEMPOZYUMU
(23 Mayıs 2003)
Konya-2003
Sayfa: 113-125. |