|
CANİK'TE EMNİYET TEŞKİLATI ( 1915--1926)
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yavuz ERLER*
Mevcut siyasi devlet teşekküllerinde ülke savunmasını temin
eden iki asli öğe mevcuttur. Bunlardan birincisi dışarıdan
gelebilecek tehlikelere karşı ülkeyi savunmakla mükellef
olan ordu, ikincisi ise ülkeyi içeriden gelecek tehditlere
karşı savunan polis ve jandarma kuvvetleridir. Esasen ikinci
unsur ülkenin iç huzurunu savunmakla mükelleftir ve
birincisine nazaran daha faaldir. Çünkü ülkenin dış güçlerle
barış içerisinde olduğu dönemlerde de iç istikrarı
sağlamakla meşguldür. Her türlü asayiş olayı, halkla
ilişkileri zedelenmeden itinalı bir şekilde çözümlenmeyi
bekler. Düşman gizlidir ve halkı kendine kalkan olarak
kullanır. Düşmanın kalkanına yönelik bir taarruz aynı
zamanda emniyet güçlerinin de prestijini zedeler ve
varlığına gölge düşürür. Böylesi durumlarda emniyet
mensuplarının akılcı ve uyanık olmaları icab eder.
Ülkelerin dış güçlere yönelik savunmalarında ilk akla gelen
ordu ve onun mensupları olmuş, zaferler ve mağlubiyetlerden
dolayı hep ordu mensupları tarihçilerin gündemini meşgul
etmiştir. Ancak perdenin arkasındaki asıl unsun yani emniyet
kuvvetleri ihmal edilmişti. Harp dönemlerinde emniyet
kuvvetleri ordunun üst kademesinin emirlerine paralel olarak
hareket ettiklerinden varlıkları gölgede kalmıştır.
Çalışmamda bu gölge tarihe bir nebze de olsa ışık
tutabilmeyi ümit etmekteyim. Bunun için de 1915'de Çanakkale
Harbi esnasında Canik Sancağı'nı çalışma alanı olarak
belirlemekte bir sakınca görmedim.
Tanzimat'tan sonra öteden beri mevcut bulunan iç asayişi
sağlamakla mükellef birimler yeniden organize edilerek
Zaptiye örgütü oluşturuldu. 1846 yılında bu kuruluş yeniden
düzenlenerek Zaptiye Müşirliği düzeyine çıkarıldı. 1847'de
ise bir polis örgütü yeni kurulan Zaptiye Nezareti'ne
bağlandı. Aynı yıllarda Zaptiye Müşirliği'ne bağlı bulunan
Asakir-i Zaptiye de seraskerliğin bir bölümü durumuna
getirilerek kırsal bölgelerde jandarmalık yapmakla
görevlendirildi. İkinci Meşrutiyet'ten önce 1907'de
çıkarılan yüz altmış yedi maddelik bir polis nizamnamesi,
ancak Meşrutiyet'ten sonra 1909'de uygulamaya konuldu.
Kaldırılan Zaptiye Nezareti'nin görevleri, İstanbul
Vilayeti'ne bağlı olarak kurulan Emniyeti Umumiye
teşkilatına devredildi. 1913 yılında çıkarılan ikinci bir
yönetmelikle polis örgütünde ıslahat yapılırken, görev ve
yetkileri de yeniden belirtildi. İstanbul Emniyeti Umumiye
müdürlüğü Kurtuluş Savaşı'nın sonuna kadar görevini
sürdürdü.1
Kurtuluş mücadelesi devresinde Garp Cephesi Askeri Polis
Teşkilatı'na bağlı olarak Samsun ve civarında da şubeler
açılması düşünülmüştü. Ancak, yörede şubelerin açılması işi
merkez Ordusu zamanında gerçekleştirile-bilmişti. 28 Temmuz
1920'de yapılan planlamaya göre bölgenin merkezi
Suluova'dır. Diğer şubeleri ise Bafra, Çarşamba, Amasya ve
Havza'da kurulacaktı. Kurulacak olan Askeri Polis
Teşkilatı'nın yönetici kadrosu subaylardır.2 Teşkilatın üst
düzey kadrosu içerisinde polis ve komiserlerin de bulunuşu
bize, asker polis ittifakıyla oluşturup Samsun kırsalında
faaliyet gösteren bir kurumun varlığına işaret eder.
A - CANİK MERKEZ POLİS TEŞKİLATI
Samsun ve civarında polis teşkilatına dair ulaşabildiğimiz
en eski tarihli bilgi 1896 yılına ait olanıdır. 1896-7
yılında Tokat yöresinde kendini hissettiren Ermeni
ayaklanması Sivas'da muhtemel bir iç isyanın sinyallerini
vermekteydi.3 Sivas Vilayeti'nin Canik Sancağı'na yakın
kazalarında çıkması muhtemel isyana destek vermek için,
Samsun'daki ermenilerden asker temin etme gayretleri
mevcuttu. 1896'da Ünye'den Samsun'a gelen Setfan isimli
Ermeni, Sivas'ta yapmayı planladıkları isyan için gönüllü
toplamakta olduğunu köylülere söylemişdi. Köylülerin polis
merkezine yaptıkları ihbar neticesinde Canik Polis Komiseri
ile bir zabit ve yeteri kadar zaptiye konu ile ilgili
olarak, Mutasarrıf tarafından, tahkikat yapmakla
görevlendirilmişlerdi.4
1906-1907 tarihlerinde Canik Polis Dairesi olarak
nitelendirilen teşkilat dört idari amir ve sekiz adet polis
memurundan müteşekkildi Serkomiser Salih Kemal Efendi,
ikinci sınıf komiserlerden Murad Bey, Üçüncü Sınıf
Komiserlerden Osman Nuri Efendi yörede asayişi kontrol
yönünde hizmet vermekteydiler.5 Bu tarihlerde Canik
Sancağı'na bağlı bulunan Kavak, Alaçam, Karakuş nahiyeleri
ve Bafra, Çarşamba, Terme, Ünye ile Fatsa kazalarındaki
asayişi temin faaliyetlerini jandarma birlikleri yerine
getirmekteydi.
Canik merkezi olan Samsun'da hizmet veren polis merkezi
sonradan Bafra'da da bir şube açarak etki sahasını
genişletmişti.6 1915 tarihinde çarşı ve mahallelerde görev
yapan bekçi adedinin yetersiz olduğu anlaşılmış ve on altı
mahalle, üç çarşı bekçisine ilaveten bir bekçi başı ve on
sekiz bekçi neferi daha hizmete alınmıştı. Esasen, fakir
durumda ve aile fertleri askerde olanlardan alınan bekçiler
yöre halkına da ekonomik bir katkı oluşturma çabasının bir
sonucuydu.7 1917 tarihinde Canik Sancağı Polis Merkezi
Serkomiserliği'nde on adet idari memur görev yaparken elli
bir adet de polis memuru görev yapmaktaydı. Birinci Dünya
Harbi esnasında iç asayiş olaylarının kabarıklığı mıdır
yoksa iç asayişi kaos ortamına daha iyi kontrol etmek için
midir bilinmez ama polis teşkilatının mevcudu hususunda reel
bir artışdan söz etmek mümkündür.8
Polis teşkilatında yer alan rütbelerde de bir değişiklik söz
konusudur. 1906'da serkomiser, ikinci, üçüncü sınıf komiser
rütbeleri yerine 1917'de serkomiser, ikinci komiser, komiser
muavini gibi rütbeler teşekkül ettirilmiştir. Bunun sebebi
ise 1914'de emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nce yayınlanan
Polis Nizamnamesi gereğince üçüncü sınıf polis
komiserlerinin lağvedilmiş olmasıdır. Üçüncü sınıf
komiserlik mevkiinde bulunalar diğer vilayetlerde bulunan
ikinci komiser kadrolarına nakledilmeleri karara bağlanmış
ve böylelikle atıl vaziyetde bulundurulan kadrolar faal hale
getirilmiştir. İstanbul'da üçüncü sınıf komiserliğin
bulunmayışı ve bu mevkinin yalnızca taşrada mevcudiyet kadro
hususunda taşra polis merkezlerinde bir takım sıkıntıları
mevcudiyetini belirginleş-tirmektedir.9 Polis teşkilatı
içerisinde süvari ve piyade polislerinin mevcudiyetine de
rastlamaktayız. Süvari polisler normal maaşlarının yanısıra
atlarının bakımını yapmak üzere ayriyetten yem bedeli de
alıyorlardı.10 1915 yılında harb hali devam ettiği müddetçe
Kır Bekçileri'nin on yedi ile altmış beş yaşları arasında
bekçi olarak istihdam edilmeleri yönünde mecliste bir kanun
kayihası da ele alınmıştı.11
1. Polislerin Eğitimi
Asayiş hizmeti veren polislerin devrin eğitim imkanlarından
yararlanmaktaydılar. Dersaadet Polis Mektebi'nde 1912-1913
tarihleri arasında verilen bir Şehadetname'den (Diploma)
Polis Okulu'nun sekiz devre yani dört sene olduğunu
öğrenmekteyiz. Ayrca İstanbul'da bulunan bu okulda okutulan
dersleri şu şekilde sıralamak mümkündür. Kavanin, tatbikat
ve Kitabet, Polis Nizamnamesi, Hıfz ül Sıhha Müdavat-ı
Evveliye, Terbiye-i Meslekiye ve Bedeniyye, Kuruni, İlm
Telgraf, İlm-ü Fotoğraf. Fotoğraf Muallimi Corci'nin de
hizmet verebildiği İstanbul Polis Mektebi'nde okutulan
dersler devrin modern eğitiminin tüm gereklerini bünyesinde
bulundurmaktaydı. Dahiliye Nezareti'ne bağlı bulunan okulda
hüsn-ü hal ve hareket ile mesleğe uygun ve kabiliyetine
yönelik notlar ise diğerlerinden önce gelmek idi.12
2. Polis Kıyafeti
Polis ve bekçi memurları silah taşımakta ve kendi
sınıflarını sivil halktan farklı kılacak bir kılık kıyafete
sahip idiler. Kahverenkli elbiselerin hakim olduğu
kıyafetlerinde geniş bakır tokalı ve üzerinde yıldız kakmalı
deri bir kemerin bulunduğu polis ve bekçi memurları
başlarına giydikleri siperli kepleriyle güvenlik hizmeti
veren diğer meslektaşlarından ayrılmakta idiler. Yalnızca
komiser sınıfına dahil olanlar siyah renkli uzun redingot
çizmeler giyebilmekte ve keplerinde bulunan yıldız adedi
rütbelerine göre fazlalaşmaktaydı. Polis memurlarının hepsi
de deri bir tabanca kabzalığı ve şarjörlü bir tabanca
bulundurmaktaydılar.13
3. Canik'de Polis ve Asayiş
Polis memurlarının asayişi temin etme açısından takib
etmekle mükellef tutuldukları suç türlerinin adedi elli
dokuz idi. Genel itibariyle, cinayet, hırsızlık, insan
kaçırma, toplumun ekonomik, sıhhi, ahlaki, güvenlik düzenini
bozmaya yönelik suçlar ve idari yapıyı tehdit eden suçlar
ile görevi suistimal suçları polisin başlıca uğraşı alanını
oluşturuyordu. Bu dönemlerde siyasi nitelikli suçlar da
mevcut idi. Mesela "Devledin emniyet-i hariciyesini ihlal",
"Devletin emniyet-i dahiliyesini ihlal" ve "imtiyazat-ı
mezhebiyye taarruz" suçları bu türdendi. Matba'alarda devlet
aleyhtarı yayınların basımı, pasaport sahtekarlıkları ve
kalp para basımının yanısıra çocuk aldırma suçları da
dönemin suç listesinde polisi alakadar ediyordu.14 şehirde
çıkan yangın ve deniz kazaları da polis teşkilatının
ilgilendiği konulardı.15 Yörede zaman zaman ekonomik bunalım
ve harbin beraberinde getirdiği bunalım neticesine meydana
gelen intihar vakaları da polisin silahların toplanarak
askeri fırkaları teslimi işi ile de polis ilgilenmekteydi.17
Polis teşkilatının ilgilendiği suç türleri bir hayli
kabarıktı elindeki personel mevcudu geniş bir bölgeyi
kontrol için yeterli değil. Buna rağmen suçların takibinde,
olayların tespiti ve aydınlatılmasında başarılı
olunmaktaydı. Faili meçhul olaylar ve firarda olan suçlu
elbette mevcuttu. Ancak harb yıllarında teşkilatın
gösterdiği başarı takdire şayan bir durumdaydı. Fikir
suçları kapsamına giren suç hususunda hiç bir olayın polis
kayıtlarında yer almayışı polisin hal ka karşı duyarlı
olduğu ve gereksiz yere insanları fikirlerinden ötürü
rahatsız ederek toplumu provake etmekten çekindiği kanaatini
uyandırmaktadır. Canik'de suçların büyük çoğunluğu
hırsızlık, cinayet, yaralama sarhoşluk ve kız kaçırma
şeklindeydi. 1916 senesi Şubat ayında meydana gelen altmış
olayda yetmiş dokuz suçlu tutuklanmış ancak oniki suçlu ise
kaçmayı başarabilmişti. Yine aynı dönemde iki faili meçhul
olay mevcudiyeti de istatistiklerde belirtilmişti.18 Ocak
1915'de kırkbir adli vakasından dördü aydınlatılamamıştı.
Yetmiş bir suçlu tutuklanabilmiş ancak üç suçlu kaçmıştı.
Şubat 1915'de meydana gelen olaylarda altmış dokuz kişi
tutuklanmış üç kişi firar etmişti.19 Mart 1915'de ise
meydana gelen seksen bir olayda yüz on beş kişi tutuklanmış
ancak on kişi kaçabilmişti.20 Suçların büyük çoğunluğu gıda
teminine yönelik hırsızlık olayları ile mahalle
kavgalarından ibaretti. 1915 Haziran ayında cereyan eden
elli olayda iki faili meçhul vardı ve altmışdört suçlu
yakalanarak onbir suçlu firar etmişti.21 Kasım 1915'de
altmışsekiz kişi tutuklanırken yalnızca iki kişi
kaçabilmişti. 22 Aralık 1915'de ise yetmişüç tutuklanmış
otuzdört kişi kaçmış ve iki faili meçhul olarak
karşılaşılmıştı.23 1915 yılının Haziran ve Temmuz aylarında
harb gemilerinin Samsun ve civarında bulunan Terme,
Çarşamba, ve Fatsa kazalarını bombardımana tutması yöredeki
sıkıntıyı bir kat daha arttırmıştı. Bu bombardıman esnasında
Kılıçdede Mahallesinde oturmakta bulunan Komiser Muavini
Seyyid Efendi'nin de evi zarar görmüştü.24 Bombardımana tabi
tutulan şehir merkezi ve mağaza ve dükkanların yağma-lanması
gibi elim bir hadiseye rastlanılamamıştır. Bu durum yöredeki
asayişi sağlamakla mükellef emniyet görevlilerinin tedbirli
davrandıklarına delalet eder.
I. Dünya harbi esnasında Trabzon ve civarındaki yörelerin
Ruslarca tehdit edilmesi ile birlikte birçok göçmen daha
emniyetle gördükleri Samsun'a göçmekteydiler.25 Ocak-Şubat
1915'de Trabzon'un Rus harb gemilerince bombalanması kadın
ve çocukların da göç etmelerine sebebiyet verdi.26 Esasen
Birinci Dünya Harbi'nden önce de istikrarsızlık nedeniyle
Balkanlar, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz'den göçen aileler
mevcuttu ve bu ailelerin kız çocukları Samsun Merkez İnas
Mektebi'nde eğitime başlamışlardı. Mektebin ilk açıldığı
yıllarda halkın tepkisi ile karşılaşılmış ancak idari erkan
kız çocuklarını buraya kaydettirerek bir cehalet örneğine
engel olmuşlardı. Kız çocuklarının önünü kesip onları
rahatsız eden mahalle kabadayıları da tabi ki emniyet
görevlilerinden gerekli cevabı almaktaydılar. Nede olsa
Yüzbaşı'nın kızı da bu okulda kayıtlıydı.27
1915-1916 yıllarında samsun yöresinde belirginlik kazanan
Rum silahlı mücadelesi Türk polis ve jandarmasının etkin
çalışmaları sayesinde ileri gitmeden durdurulabilmişti. 1916
yılında Rumlar Rusya'dan temin ettikleri iki bin adet tüfeği
Samsun kıyılarına çıkarırken enselenirler. Bu tarihlerde
Vasil Usta'nın Sivas, Niksar, tokat ve Reşadiye yörelerinde
temin ettiği gönüller için gönderilen tüfenkler Talları'da
Türk emniyet güçleri tarafından ele geçirilir.28 Bir yıl
içerisinde toplam iki parti silah ve cephaneni Türklerce ele
geçirilmiş olması Rumların arasında bir sızmanın olduğunu
gösterir. Bu tür bilgileri yabana atmayan emniyet güçleri
ise gerekli tedbiri zamanında alarak daha büyük çaplı
olayların oluşumuna engel olmuşlardır.
Polis suç istatistiklerinden tespit edebildiğimiz bir diğer
husus da suçluların medeni hallerini gösterir bilgilerdi.
Suçlu eğer aile reisi ise kaç çocuğu olduğu da
istatistiklerde yerini almıştı.29 1915 senesinde Canik
Sancağı Polis memurlarından Hüseyin Muharrem ve Mehmet Nuri
Efendi yörelerindeki asayişi teminde gösterdikleri
başarılarından o künye ve fotoğrafları ile birlikte Polis
Mecmuası'nda övgüye bulunmuşlardı.30 Bu durum Birinci Dünya
Harbi esnasında Merkez Polis teşkilatının yöre asayişini
teminde gösterdiği başarının ifadesi olsa gerek.
4. Polis ve Mali Durum
Polisin 1913-1915 yıllarındaki mali durumu incelendiği
ekonomik açıdan lüks bir hayat yaşamadıklarını belirlemek
mümkün ancak yine de polisin eline geçen aylık beşyüz kuruş
31 ve bekçinin aldığı aylık dört yüz kuruş32 dönemin
şartları içerisinde küçümsenecek meblağ değildi. Örneğin,
1913 yılında lüks bir gıda tüketim maddesi taze yumurtanı
fiyatı en pahalı olduğu dönemde otuz yedi paradan para 1
kuruş alıcı bulmaktaydı. 33 Ancak, harp yılları ve nüfusunu
sürekli kabartan göçmenler nedeniyle fiyatlar artış
göstermekteydi. Canik Livasında 1917'lerde mısır ekmeğinin
okkası yirmi kuruşa buğday ekmeğininki ise otuziki kuruş,
otuz beş para yükselmişti.34
Ülke genelinde bulunan toplam üç bin iki yüz polisin
yüklediği külfet de diğer harcama miktarlarına nisbetle
sınırlıydı. Örneğim 1911 bütçesinde yalnızca Ordu-yu Hümayun
için edilecek Mühimmat-ı muhtelife-i hurbiyye ve saire
masrafı olarak milyon dört yüz on dokuz bin dört yüz kuruş
tahsis edilmişti.35 Emniyet-i Umumiye, Müdüriyet-i
Umumiye'sinin 1914 yılında talep senelik iki yüz kırk dokuz
bin beşyüz kuruşluk bütçesi 1915 yılının ayında tahsil
edilebilmiştir.36 Ancak, bu bütçeye sonradan yüz elli iki
dokuz yüz beş kuruş daha ilave edilmesi taleb edildi.
Gerekçe olarak da bazı bölgelere yeni insa edilen karakol
binaları ve taşra karakollarında ihtiyaç duyulan yakılacak
petrolün bedeli gösterilmişti. İstanbul'da kışın sert
olmaması nedeniyle meclis üyeleri taşra karakollarını
ihtiyaç duyduğu almış bin kuruşluk yakacak bedelini ödemede
çekingen hareket etmekteydiler. Emniyet-i Umumiye
Muhasebecisi Ferit Bey meclis üyelerine petrolün, odun ve
kömürün fiyatı hususunda zorla ikna edebilmiş ve taşra
karakolları için ek bir bütçe tahsis ettirebilmişti. Yirmi
bir kuşu ise hudut haricine çıkarılacak teba için
istenilmekte idi. Anlaşılan sürgürlerin araba ücretleri
tahmin edilenin ötesinde bir ek masrafı bütçeye yüklemişti.
37
1915'te gazetelerde yer alan bir alandan, önceleri zaptiye
efradı olarak göre yaptıktan sonra emekli olan polis
memurlarının yeniden ordunun hizmetine alındıkları
anlaşılmaktadır. Henüz silah altına alınmamış olan
emeklilerin Eşya-yı Askeriye Şirketince Tütün Bayiliği ya da
bakkallık işlerinde yeterli derecede bir maaşla istihdam
edilecekleri belirtilmekteydi. ilgilenenlerin Yeni Postahane
karşısındaki Hamidiye Türbesi'nde Eşya-yı Askeriye Anonim
Ticaret Şirketine müracaat edebilecekleri kaydı yer almıştı.
1915'lerde cereyan eden harpler nedeniyle emekli polis
memurlarına da rahat yoktu38 Dersaadet'de olanlar şanslıydı.
Çünkü, ordunun lojistik ihtiyacı doğrultusunda iş güç sahibi
olabiliyor ve ailelerine az da olsa ekonomik bir katkıda
bulunabiliyorlardı.
Polis memurunun ekonomik durumu kronoloji açıdan mukayeseli
olarak incelendiğinde maaşına belirli aralıklarla zam
aldığını kaydedebiliriz. Mesela 1844'deki ismiyle bir piyade
zaptiye erinin eline yiyecek bedeli ile birlikte aydı 60-70
kuruş bazen de 80 kuruş geçmekteydi.39 1844'den 1915 yılına
kadar olan yetmiş bir yıllar süre zarfında % 600'ün
üzerinden bir maaş artışından söz etmek kabildir. Aynı
oranda enflasyondan da bahsetmekte bir bahis yok. Ancak
1915'de takribi beş yüz kuruş maaş alan bir polisin de bu
miktarda bir aylığa ulaşmak için kırım harbi (1856), 93
Harbi (1876), 1890'lardaki Türk Yunan Harbi ve iç isyanlar,
1908'deki ihtilaller ve nihayet 1914 Cihan Harbi gibi
zorluklara göğüs germiş olması gerekiyordu. Yukarıdaki
listeye yeni ilaveler yapmak mümkün. Lakin ortada bir gerçek
vardı enflasyonun başlıca sebebinin iç ve dış harplerden
kaynak gerçeğiydi.
5. Canik'de Polis Karakolu
Canik Polis Merkezi önceleri ahşap iki katlı bir binada
idari mahallesi adı verilen bölgedeki bu karakol Rum
Yunanistan'a göçmeleri ile birlikte 1924 yılında Rumlardan
katlı bir kargir binaya nakledilmişti.40 1924 yılında Drama,
Kavafiaban ve Midilli'den gelen Türk muhacirler Samsun'da
Rumların evlerine iskan edilmişlerdi. Bu iskan işlemi ise
polis altında yapılmıştı. Reşadiye, Cedid, Bahariye
mahallelerinde Rumlara ait pek çok bina muhacirlere tahsis
edilmiş, Rumlarda okul, kilise gibi binalar da resmi ya da
sağlık kuruluşlarının verilmişti.41 Bafra'da da 1915 yılında
bir polis karakolundan bahsetmek mümkündür.
Canik Sancağı Merkez Polis Teşkilatı 1926'da Samsun
Müdüriyeti olarak adlandırılmaktadır. Bu isim değişikliğini
Muavini Said Efendi'nin 1927'lerde liyakatle verdiği
görevinden Polis Müdüründen aldığı takdirnamelerden
anla-maktayız.42
KAYNAKÇA
1. Meydan Larousse, "Polis", Cilt: 15, s.9462.
2. Hamit Pehlivanlı, Kurtuluş Savaşı İstihbaratında Askeri
Polis Teşkilatı, T.C. Genel kurmay Başkanlığı, Ankara 1992,
s.38.
3. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Yıldız Mütenevvia (Y.Mtv)
Nr. 165/39, 12 Ağustos 1312, "Tokat hadisesinden ötürü
muhtelif cezalarla Trablusgarb'a gitmek üzere Samsun'a
gelecek olan 64 kişi hakkında.."
4. Rıza Karagöz, " Canik Sancağı'nda Ermeni Çetelerini
Faaliyetleri (1894-1896)" Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim
Fakültesi Dergisi, sayı: 11, Ekim 1998, s.254.
5. Trabzon Vilayeti Salnamesi (R.1322), s.337
6. BOA, Dahiliye Nezareti, Emniyeti Umumiyye Müdüriyeti,
Polis Mecmuası Kalemi. Analitik Envarteri (DH.EUM.PMC), Nr.8/41.
R.1335
7. BOA,DH.EUM.PMC, Nr.2/22.
8. BOC,DH.EUM.PMC. Nr.8/32
9. Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, 1 Cilt, 1 Kanun-u Evvel
1330-31 Teşkin-i Evv 133, T.B.M.M. Ankara 1991, ss. 459-460
10. Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, I. Cilt, 1 kanun-u
Evvel 1330-31 Teşrin-i Evv 1331, T.B.M.M. Ankara 1991.
s.449.
11. Meclis-i Mehisan Zabıt Ceridesi, 2. Cilt, Devre 3, 1
Şubat 1331 (1915) - 29 şubat 1331, tarihli 44 inikade kadar
T.B.M.M. Ankara 1991. s.186 -185.
12. Ek I: 1912 tarihli Dersaadet Polis Mektebi Şehadetnamesi.
Diploma sahibi Polis memuru aynı zamanda Canik Merkez Polis
Karakolu'nde görev yapmıştı.
13. Ek II. 1920'lerde Polis Memurları toplu halde hatıra
fotoğrafı çektirirken.
14. BOA, Dahiliye Nazareti Emniyet-i Umumiyye Müdüriyeti
Takibat-ı Adliyye Kalemi Analitik Envanteri (DH.EUM.ADL). Nr.7/21,
1333 N.21
15. BOA, DH.EUM.ADL, Nr. 15/15, 1334 R.3.
16. BOA, DH.EUM.ADL. Nr 4/13, 1333 C.29, "1331 Senesi Mart
Ayı intihar cedveli"
17. BOA, DH.EUM.ADL. Nr 9/9, 1333 L.27, "1331 senesi Mayıs
ayında halktan alınarak fırkaya teslim edilen silah
mevcudunun miktarını gösterir cetvel."
18. BOA,DU.EUM.ADL. Nr. 18/3, 27 Mart 331
19. BOA,DU.EUM.ADL. Nr. 18/19 29 Mart 332
20. BOA,DU.EUM.ADL. Nr. 4/14, 1339 C.29
21. BOA,DU.EUM.ADL. Nr. 7/21, 20 Temmuz 1331.
22. BOA,DU.EUM.ADL. Nr. 15/1, 18 Kanun-u sani 331.
23. BOA,DU.EUM.ADL. Nr. 15/15, 26 K. sani 331
24. Osman Köse, "Ruslar'ın Samsun'u Bombardımanı (1915)"
Ondokuz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı : 11,
Samsun Ekim 1998, s.141
25. Nedim ipek, "Birinci Dünya Savaşı Esnasında Karadeniz ve
Doğu Anadolu'da Cereyan eden Göçler" 19 Mayıs ve Milli
Mücadelede Samsun Sempozyumu, Samsun 1-20 Mayıs 1994, s.58
26. Nedim ipek a.g.m. s. 61
27. Mehmet Yavuz Erler, "Sicil-i Umumi Defterlerine göre
Samsun Merkez İnas Mektebi (1898-1926)" Ondokuz Mayıs
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı 11, Samsun Ekim
1998. s. 171-173.
28. Stefanus Yerasimos, "Pontus Meselesi (1912-1923" Toplum
ve Bilim, 43/44 Güz 1988 kış 1989 Üç Aylık dergi, ss. 38-39.
29. BOA,DU.EUM.ADL. Nr. 48/5. 1334 Z
30. BOA,DU.EUM.ADL. Nr. 2/20, 1334 Safer 21.
31. "Polisler umumiyetle dört yüz kuruş maaş alırlar. Yalnız
geçen sene Hey A'liyeniz esarın yüksek olduğu mahallelerde
maaşların beş yüz kuruşa ebağını ter buyurdu, ki macmu üç
bin iki yüz polistir" Meclis-i Mebusan Zabıt Ceride 1
kanun-u Evvel 1330-31 teşrin-i Evvel 1331, T.B.M.M. Ankara
1991, s449
32. BOA. DH. EUM. PMC. Nr 2/22, 1334 Ca. 1
33. Ek III. Dersaadet ve Sinob'da taze yumurta fiyatlarını
gösterir belge (Belge temininde yardımcı olan Zerrin Eren'e
teşekkür ederim.)
34. nedim ipek a.g.m. s.89.
35. Adliye ve Mezahib Nezareti Bütçe defterleri, Sene-i
içtimaiye : 1326-13 Dokuzuncu Fasıl.
36. Meclis-i Mebusan zabıt Ceridesi, 2. Cilt derve 3, İçtima
Sayısı 2.1 "Şubat 1 (1915) tarihli 28 inikaddan 29 şubat
1331 (1915) tarihli 44. inikada kadar", T.B.M. Ankara 1991,
ss. 469-472
37. Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi 1. Cilt, 1 kanun-Evvel
1330-31 Teşrin-i Evvel 1331. T.B.M.M. Ankara 1991 s.469.
38. Tanin Nr. 2358. 12 Temmuz 1945, s.4.
39. Musa Çadırcı Tanzimat'ın Uygulanmasında karşılaşılan
Bazı Güçlükler, T.T.K.B. Ankara 1994, s.297.
*Ondokuz
Mayıs Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
Öğretim Üyesi
|