|
BURSA’DA
ASAYİŞİ SAĞLAMA ÇABALARI
(1918-1920)
Yrd. Doç. Dr. Mehmet
KAYA*
Özet
Anadolu
yarımadasının kuzeybatı kesiminde yer alan Bursa şehri
bulunduğu konum itibariyle önemli bir yer tutmaktadır.
Şehrin ve bağlı hinterlandın ticari zenginliği ve sahip
olduğu değerler bu önemi arttırmaktadır. Çeşitli
uygarlıkların yerleşim bölgesi içinde yer almıştır. Osmanlı
Devleti döneminde bu önem devam etmiştir. Batılılaşma süreci
içerisinde batı Anadolu’da yaşanan gelişmişlik sürecinden
Bursa’da olumlu yönde etkilenmiştir. Anadolu’nun diğer
şehirleri ile karşılaştırıldığında gelişmişliği daha açık
bir şekilde görülebilmektedir.
XX.
yüzyılın başlarında Anadolu’nun içinde bulunduğu kargaşa
ortamından şehir de etkilenmiştir. Asayiş bozuklukları
olarak nitelendirebileceğimiz bu hareketler makalemizde
ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Uzun savaş
yılları, otorite boşluğu bu bozuklukların nedenleri arasında
akla ilk gelenlerdir. Bu makale milli mücadele dönemi
içerisinde, 1918-1920 yılları arasındaki dönemi
içermektedir. Bu boşluğun giderilmesine yönelik bir takım
tedbirler alınmaya çalışılmış ise de yeterli olduğunu
söylemek mümkün değildir. İstanbul ve Ankara hükümetlerinin
bu dönem içerisinde aldığı önlemler bu bozukluğu giderici
olamamıştır.
Summary
Bursa,
which is a town situated to the north-east of Anatolian
peninsula, has played a significant role in the history of
Anatolia due to its geopolitic state. In this especially
Bursa and its subordinates’ cultural and ecomical richness
has a big role. Bursa has been always an important settlemnt
in various civilizations dominating these areas. This was
also true for the Ottoman period. Bursa was affected from
the westernization movements taking place in the 19 th.
Century and began to develope financially as in the most of
the western Anatolian towns. As it was compared with other
towns in the western Anatolia, it was clear that Bursa was
amonst one of the first towns making the most of these
opportunities.
However, afetr the beginning of the 20 th century Bursa got
its share from Anatolia as to the lack of peace and anarchy
prevailing in Anatolia in general. This paper is to analize
the period when Bursa was in anarchy because of the
turbulance existing in Anatolia. The First World War and the
national struggle against the emparialist states left
Anatolia to anarchy and its inhabitants to powerty which led
to the people here to fight for life. This created a vacuum
for security and caused them to bribery and banditism. From
1918 to 1920 the government officials did all they could to
wipe out these illegal acts, but it is difficult to say that
they were successful in their attempts..
Giriş
Anadolu’nun kuzeybatı kesiminde yer alan Bursa bulunduğu
konum itibariyle önemli bir yer tutmaktadır. Bu önemi şehrin
ve hinterlandın sahip olduğu ticari zenginlik ve sosyo-kültürel
değerler arttırmaktadır. Tarih boyunca yolların kavşak
noktasında bulunması bu öneme bir işaret olarak
değerlendirilebilir.
Çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan kent Osmanlı
devleti içerisinde de bu önemini korumuştur. Sanayileşme ile
birlikte batı Anadolu’da başlayan gelişme sürecinden Bursa
da olumlu yönde etkilenmiştir. Anadolu’nun diğer şehirleri
ile karşılaştırıldığında gelişmişlik daha iyi
anlaşılabilmektedir.
XX.
yüzyılın başlarında bu gelişmişliğe darbe vuran öğelerin
varlığı göze çarpmaktadır. Bunların belki de en önemlisi
istikrarlı bir yönetimin bulunmamasıdır. Uzun savaş
yıllarının getirdiği fakirlik, geçim zorluğu dikkate değer
bir önem taşımaktadır. Bu zorluk ileride ayrıntılı olarak
bahsedeceğimiz eşkıyalık olaylarını arttırıcı bir etken
olmuştur. Siyasi otoritenin zayıflığı bu hareketlerin
yayılmasına zemin ve imkan sağlamıştır. Asayiş bozukluğu
olarak genel anlamda yer alan bu hareketleri kendi
içerisinde bir takım alt başlıklar halinde değerlendirmek
mümkündür. Bu çalışmada milli mücadele döneminin daha iyi
anlaşılabilmesi için bu olaylara değinmek yerinde olacaktır.
Konunun sosyolojik kısmı üzerinde durmayarak bu hareketlerin
dönem içerisindeki seyri ve getirdiği sonuçlar ele
alınacaktır.
1-Asayiş Bozuklukları
Birinci Dünya Savaşı yılları bu bozukluğun arttığı bir dönem
olmuştur. Savaşın getirdiği zorluklar dolayısıyla bozukluğu
paralel olarak eşkıyalık artış göstermiştir. Valilerin sıkça
değiştirilmesinden dolayı ortaya çıkan otorite boşluğu,
yerel yöneticilerin uygunsuz davranışlarının getirdiği can
ve mal güvenliğinin kalmaması askeri önlemlerin yetersiz
kalması bu artışı etkileyen unsurlardandır. Eşkıyaların
hedef kitlesi durumunda olan zenginleri daha güvenli
bölgelere göçe zorlamıştır. Mayıs 1918’de Abolyont köyünü
basan eşkıya halktan çok miktarda para ve değerli eşya
gasbetmiş, köyün zenginlerinden Ali Ağa Bursa’da kozalarını
satıp 2000 lira vererek canını kurtarabilmişti[1].
1918
yılında olayların daha da vahim boyutlara ulaştığı
görülmektedir. Bu yılın Temmuz ayında eşkıya aşar vergisinin
ikinci taksitine el koydu. Bunun üzerine İstanbul’dan 80
kişilik bir kuvvet gönderildi. Asilerin tedibine yönelik
olarak Edirne’den de takviye kuvvetler istendi[2].
Olayların bu kadar büyümesi karşısında vilayet dahilinde 6
Eylül 1918 tarihinde yayınlanan irade ile idare-yi örfiyenin
ilanı istendiyse de bu gerçekleşemedi. Ekim ayı sonları
itibariyle Meclis-i Vükela kararıyla, örfi idarenin
uygulanmasına ilişkin hususlarda Dahiliye Nezâreti
bilgilendirildi[3].
Fakat örfi idarenin tam olarak işleyişi Eylül 1919’da Refik
Paşanın başkanlığa getirilmesi gerçekleşti[4].
İradeden Refik Paşanın atanmasına kadar yaklaşık bir yıllık
süre içinde vilayetten gönderilen raporlarda bu bozukluğa
ilişkin çok sayıda örnek mevcuttur. 22 Şubat 1919 tarihli
raporda,bu olaylardan söz edilirken, aynı zamanda asayişin
sağlanamamasından dolayı, yabancı müdahalenin söz konusu
olabileceği endişesi dile getirildi[5].
Vilayet imkanlarının da yeterli olmadığı belirtilen
aksaklıklar arasında yer aldı. Eşkıya ile mücadelede önemli
bir motivasyon olan mükafat verilmesinin yararlı olmayacağı
vilayetin kanaati idi[6].
Eşkıyalığı azaltmaya yönelik kararların varlığı da göz ardı
edilmemelidir. Şekavetten vazgeçip teslim olanlar hakkında
adli takibin durdurulması kararlaştırıldı. Buna ilişkin 5
Mayıs 1919 tarihli Meclis-i Vükela kararı yayınlandı[7].
Bu önlemler kapsamında Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa
imzasıyla 4 Haziran 1919’da vilayete çekilen telgrafta,
Bursa’nın 56 Fırka Kumandanlığı’nın sorumluluk bölgesi
içinde olduğundan, asayişinin sağlanmasında vilayetin fırka
ile işbirliği yapması, fırkaya yaptırım uygulanmaması
istendi[8].
a-Müfettiş Raporları
Bu
olayları araştırmak üzere bölgeye müfettişler gönderildi. 10
Ağustos 1919’da Bursa- Bilecik yolu üzerinde postaya
saldıran eşkıya değerli eşyayı aldı. Postanın güvenliğinin
jandarma tarafından sağlanamadığı gerekçesiyle, olayı
araştırmak üzere görevlendirilen müfettiş Miralay Hilmi Bey
Bursa’ya geldi Hilmi Bey inceleme sonunda hazırladığı raporu
26 Eylülde Dahiliye Nezâreti’ne gönderdi. Vali ve
mutasarrıfların izledikleri yanlış tutum yüzünden hükümet
ile halkın arasının açıldığı, Vali Gümülcineli İsmail Beyin
olayları bastırmakta yetersiz kaldığı, jandarma ve polisin
suistimallerinin arttığı raporda yer aldı[9].
Bundan başka, suçlu bulunan subay ve erlerle ilgili dosya da
Dahiliye Nezâreti’ne iletildi. Nezâret, 5 Ekimde Umum
Jandarma Kumandanlığı’na gönderdiği yazıda, suçlu
bulunanların görevden uzaklaştırılıp, yargılanmaları
gerektiğini belirtti[10].
Eylül
ayında teftişi için gönderilen Yusuf Ziya Bey de raporunda
aynı konulara temas etti. Dahiliye Nezâreti bu rapora
istinaden, Umum Jandarma Kumandanlığı’na ilettiği yazıda,
tabur komutanları başta olmak üzere, subay ve erlerin suçlu
olduğunu, gerekli önlemlerin alınması lüzumunu vurguladı[11].
b-Jandarmanın
Durumu
Eşkıyanın tedibinde kusuru görülen jandarma hakkında da
önemli şikayetler söz konusuydu. Batı Anadolu’da
görevlendirilen Heyet-i Nasiha’nın reisi Ali Rıza Paşa Mayıs
1919’da Dahiliye Nezâreti’ne sunduğu raporda, jandarmanın
ücretlerinin yetersizliğinden söz etmekteydi. Ali Rıza Paşa,
iki- üç lira maaşla çalışan askerlerin eşkıya takibinde
başarılı olamayacaklarını, maaşlarının arttırılmasının
zorunlu olduğunu raporunda dile getirdi. Nezâret de Meclis-i
Vükelayı konu ile olarak bilgilendirdi[12].
Hüdavendigâr Valisi Azmi Bey, Jandarma Alaya Kumandanı
Hikmet Bey hakkında bu kişinin tecrübesiz ve olayları
bastırmakta yetersiz kaldığını 5 Ağustos tarihli nezârete
gönderdiği yazıda bildirdi. Nezâret ise bu yazıyı dikkate
alarak Umum Jandarma Kumandanlığı’na gönderdiği telgrafta,
“tecrübeli, faal ve müstakim” bir komutanın getirilmesinin
gereğine işaret etti[13].
Komutanların yetersizliği sıkça değiştirilmelerine neden
oldu. Bir yıllık süre içinde üç alay kumandanı değişti[14]
.
c-Görevi Kötüye Kullanma
Asayiş bozukluğunu jandarma ve eşkıyalık olaylarına
bağlamak yeterli olmaz; devlet memurlarının görevlerini
kötüye kullandıklarını da belirtmek gerekir. Kuzeybatı
Anadolu’da bunun örnekleri çok fazladır. Bursa’nın Hacı Baba
mahallesi muhtarı Hacı Abdullahoğlu Hacı Abdurrahman ile
ihtiyar heyetinden Hacı Ahmetoğlu, ambar katibi Eyüp Sabri
hakkında Vilayet Meclisi’nin 27 temmuz 1918 tarihli kararı
uyarınca soruşturma başlatıldı. Yapılan incelemede adı geçen
kişilerin suçsuz oldukları anlaşıldığından Şura-yı Devlet’in
14 Eylül 1918 tarihli beraat kararı vilayete tebliğ edildi[15].
Aynı ay içinde Bursa Koza Hanı tacirlerinden Hacı Kotorok’un
ipek balyaları İnegöl ittihat ve Terakki Fırkası üyesi
Demircioğlu Ali, Sadioğlu Hüseyin, Rrecepoğlu Sabri ve
Mehmet Ağa tarafından gasp edildi. Bu kişiler İngiliz Siyasi
Temsilciliği tarafından korunuyordu[16].
Hüdavendigâr Valisi İsmail Hakkı Bey kanunu aykırı
hareketlerinden dolayı hakkında takibat yapılmak üzere 11
Ekim 1918 tarihli Meclis-i Vükela kararıyla görevinden
alındı[17].
Bursa Belediye eski reislerinden Doktor Emin ve Ahmet Nuri
görevlerini kötüye kullandıkları suçlamasıyla Şura-yı
Devlet’e sevk edildiler. I Mart 1919 tarihli Şura-yı Devlet
kararıyla haklarındaki suç isnadı düşmüş oldu[18].
Mekteb-i Sanayi eski müdürü Sadık Bey ve arkadaşları
hakkında görevi kötüye kullanmaktan düzenlenen evrak Şura-yı
Devlet tarafından 21 Mayıs 1919 tarihli yazıyla vilayetten
istendi[19].
Şehrin Nalbantoğlu mahallesinde yaşayan Zeliha Hanımın
varisi Huriye Hanıma kanunsuz ilmühaber düzenlemek
suçlamasıyla yargılanan mahalle muhtarı Hacı Ahmet ile imam
Hafız Hulusi suçsuz bulundular[20].
Belediye azasından Ziya, Ali Ruhi, Mustafa, Ömer Lütfi,
Behçet Ethem ile eski belediye reislerinden Tevfik Beyler
hakkında ihale kanuna aykırı hareket edip, panayır resmine
fesat karıştırmaktan dava açıldı. Şura-yı Devlet yaptığı
incelemede adı geçen şahısları suçlu buldu. Karar 2 Ekim
1920’de vilayete bildirildi[21].
d-Tutuklama
Dahiliye Nezâreti 2 Ocak 1919 tarihinde Konya Vilayeti’ne
gönderdiği telgrafta İttihat ve Terakki eski Bursa müfettişi
İbrahim Bey’in Konya’da olduğunun haber alındığını, bu
kişinin Bursa Divan-ı Harbi’nce yargılanmak üzere arandığını
bildirdi[22].
Elimizde 1 Mart 1919’da Bursa’da tutuklu bulunan kişilerin
işledikleri suçlara göre dağılımı mevcuttur. Yaralamadan 40
erkek 4 kadın, cinayetten 94 erkek 3 kadın, bunların
dışındaki suçlardan da 280 erkek 14 kadın tutukluydu[23].
Vilayette düzeni bozan dış müdahalelerin de yaşandığı
görülmektedir. Kalpazanlık yapan Vasiloğlu Stefan’ı
öldürmekten tutuklu bulunan Haliloğlu Şükrü, Ahmetoğlu Ali,
Ahmetoğlu Osman, Hüseyinoğlu Mehmet İngiliz Mevki Kumandanı
General Thomson’un isteğiyle serbest bırakılmışlardı. Vali
Gümülcineli İsmail Bey Dahiliye Nezâreti’ne gönderdiği 6
Haziran 1919 tarihli telgrafta bu konuyu tafsilatıyla
anlattı. Bunun üzerine Hariciye Nezâreti aracılığıyla
İngiltere Sefareti nezdinde girişimde bulundu[24].
e-Yokluk
Birinci Dünya savaşının getirdiği sıkıntılar bazı malların
tedarikinde çekilen güçlükler şehrin önemli problemleri
arasında yer aldı. Savaşın ikinci yılında tüccarın kendi
hesabına almış olduğu tahıl ve pirince hükümet tarafından el
konuldu[25].
Bursa’dan İstanbul’a sevk edilmek üzere gönderilen meyve ve
sebzenin askerler tarafından el konulduğu, tüccarın bundan
mağdur olduğunu Vali Rahmi Bey 23 Haziran 1917 tarihli
Dahiliye Nezâreti’ne gönderdiği yazıda bildirdi[26].
Vali
Hakkı Bey 26 Mayıs 1918 tarihli yazısında vilayet
memurlarının gaz ve şeker yokluğundan büyük sıkıntı içinde
olduklarını dile getirdi. Dahiliye Nezâreti de 19 Haziranda
verdiği cevapta, şekerin gönderildiğini, gazın imkansız
olduğunu bildirdi[27].Halk
da açlığın bütün sıkıntılarını hissetmekteydi Nisan 1919’da
Konya ve Ankara’dan şehrin ihtiyacını temin maksadıyla
zahire getirtildi. İstanbul’un zahiresi kendine yetmediği
için bu vilayetlerden zahire alındı[28].
İhtiyacın karşılanamaması dolayısıyla bazı malların vilayet
dışına çıkarılması da yasaklanmıştı. Hüdavendigâr Valisi
Hakkı Bey özellikle savaşın üçüncü yılında karar aldı[29].
Bu karara göre, yağ, peynir, sebze, canlı hayvan, zeytin,
zeytinyağının çıkışı yasaklandı. Yılın sonuna doğru kuru
sebze ve soğan da yasaklanan mallar arasında yer aldı[30].
f-Firar
Bursa Hapishane ve Tevkifhanesi’nden 1918 yılının Temmuz
ayında 18 tutuklu birlikte firar ettiler. Dahiliye Nezâreti
vilayete gönderdiği yazıda bu firarların sebebini ve niçin
gerekli önlemlerin alınmadığını sordu[31].
Aynı yılın Ağustos ayında Bursa’da ikamete mecbur tutulan
Emir Ali Paşazade Abdülkadir şehirden firar ederek Suriye’ye
gitti. Bu kişi şerif Hüseyin taraftarı olarak tanınıyordu.
Dahiliye Nezâreti Suriye Vilayeti’nden adı geçen kişinin
yakalanıp, Bursa’ya gönderilmesini istedi[32].
g-Çetelerin Faaliyetleri
Çetelere mücadele 1919 yılında divan-ı harb-i örfinin göreve
başlamasıyla daha da güçlendi. Orduda da sözünü ettiğimiz
aksaklıklar giderildikçe mücadele hız kazandı. Vilayetteki
güçlü çetelerden biri olan Ahıshalı İsmail çetesi Eylül
1919’da yakalandı. Eşkıyanın yargılanması için divan-ı
harbin Bursa’ya gelmesi bekleniyordu. Refik Paşanın yerine
riyasete atanan Mustafa Sabri Paşa başkanlığındaki heyet
yargılamanın daha çabuk olabilmesi için Harbiye Nezâreti
konu ile ilgili olarak Dahiliye Nezâreti’ni 19 Ekim 1919
tarihli yazıyla bilgilendirdi[33].
Kayapalı
Ali çetesi de Mayıs 1920’de Kirazlı köyünde bir ağılda
saklanırken yakalandı. Kayapalı sevk esnasında firar etti[34].Kaymakam
Osman Bey Alay Kumandanlığı’na yazdığı yazıda Topuklu İsmail
çetesinden Haililoğlu Kadir’in yakalandığını, cezasının
görülmek üzere emir beklendiğini bildirdi[35].İki
ay sonra Kayapalı’nın da aralarında bulunduğu Refik,
İbrahim, Küplü Halil gibi çete reisleri kendi istekleri ile
silah bıraktılar. Bu kişiler Kirazlı köyünden Ömer, Hasan ve
Ahmet’in teslim olmalarına yardımcı oldular[36].
Topuklu İsmail de arkadaşı Ömer ile birlikte 4 Ağustos
1920’de kendi köyünde yakalandı[37].
Jandarma kumandanı Faik imzasıyla 11 Haziran 1920’de 56.
Fırka Kumandanlığı’na çekilen telgrafta, Ulubatlı Kel
Hüseyin çetesinden Arap Çiftliği’nden İsmailoğlu Yahya ile
Söğüt Alanı köyünden Mustafaoğlu Eyüp’ün bir an önce divan-ı
Harp kararıyla idam edildiklerini bildirdi[38].
h-Görevden Alma
Bu
dönem içinde devlet memurları arasında çekişmelerin
yaşandığı görülmektedir. Bazı kişilerin İttihatçı olmaları
sebebiyle görevlerinden alınmaları istenmiştir. Bu bağlamda
Hüdavendigâr Valisi Gümülcineli İsmail Bey Dahiliye Nazırı
Mehmet Ali Beye gönderdiği 28 Nisan 1919 tarihli yazıda,
maarif müdürünün koyu bir ittihatçı olduğundan söz etti.
Vali bundan önceki müdür hakkında da aynı suçlamada
bulunmuştu. Valinin Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarı
olması bu şikayete bir anlam kazandırmaktadır[39].
Dahiliye Nezâreti Ekim 1920’de vilayete gönderdiği
yazıda, Polis müdürünün görevini yerine getirmediğini, bu
konunun araştırılarak bildirilmesini istedi. Eğer böyle bir
husus vaki ise müdürün görevden alınacağını belirtti[40].
2-Asayişi Sağlama Çabaları
Asayişin bozukluğunun gittikçe arttığı bu dönemde Harbiye
Nazırı Şevket Turgut Paşa 20 Mayıs 1919 tarihli telgrafıyla
Miralay Bekir Sami (Günsav) Bey 56 Fırka Kumandanlığı ile
birlikte vekaleten 17. Kolordu Kumandanlığı’na atandı[41].14.
Kolordu Kumandanı Yusuf İzzet Paşanın 56. Fırkanın
teşkilatlanmasını isteyen 20 Haziran tarihli emri üzerine
Kula’dan ayrılarak 27 Haziranda Bursa’ya geldi[42].
Bekir Sami Bey Bursa’ya gelmeden önce Mustafa Kemal Paşa ile
irtibat halinde idi. Mustafa Kemal Paşa 18 Haziran’da
gönderdiği telgrafta, hükümetin acziyet içinde bulunduğunu,
Sivas’ta umumi bir kongrenin toplanacağını, toplanacak
kongre için sorumluluk bölgesi içindeki kazalardan
temsilsilerin seçilip kongreye gönderilmesini istedi[43].Bekir
Sami Bey de Bursa’ya ulaştığı gün çektiği telgrafta, resmi
engellemelere rağmen “amal-i milliyenin temini” için gerekli
tedbirlerin alınacağını bildirdi[44].
Bekir
Sami Beyin fırka kumandanlığına atanmasından kısa bir süre
sonra Şevket Turgut Paşa imzasıyla gelen ikinci telgrafta
ordu müfettişliklerinin sorumluluk alanları belirtildi. Bu
yazıya göre, 17. Kolorduya bağlı 56. Fırka geçici bir süre
14. Kolorduya bağlanıp 1. Ordu Müfettişliği’nin sorumluluk
alanına dahil edildi. Yazıyı izleyen iki gün içinde
karargahı Mudanya’da olan 17. Kolordu lağvedildi[45].
56. Fırka hiçbir eşyası olmadan Bursa’ya geldi. Çevredeki
birliklerin birleştirilmesi ile fırka oluşturulmuştu. Fırka
içerisinde 172,173,174 alaylar bulunuyordu[46]
Birkaç ay sonra 14. Kolorduya bağlı nakliye taburu ile ağır
topçu alayı da katıldı. Fırka karargahı için belediyenin üst
katı ayrıldı. Askerin bir kısmı Tophane’de kurulan çadırlara
yerleştirildi. İstanbul’dan gönderilen teçhizatla askerin
elbisesi ve diğer ihtiyaçları karşılandı[47].
Bekir Sami Beyin asayişi sağlama konusunda başvurduğu
yöntemler arasında Merkez Kumandanlığı kurulması fikri de
yer alıyordu. Eylül 1919’da bu fikrini 174 Alay Kumandanı
Kaymakam Rahmi Beyi merkez kumandanı olarak atayarak
gerçekleştirdi[48].Kumandanlık
kadrosunda 9 subay, 1 başçavuş, 3 çavuş, 41 asker vardı[49].
Birliklerden firarlar önemini koruyordu. Bu amaçla Bekir
Sami Bey birlik komutanlarına firarların önlenmesine ilişkin
bir çok yazı gönderdi 1 Ağustos tarihi itibariyle fırkadan
142 asker firar etti. Yine aynı çizelgede 32 kişi de
hastalık sebebiyle hastaneye gönderilmişti[50].Firarları
önlemek amacıyla Bursa mebusu Operatör Emin Bey Büyük Millet
Meclisi Riyaseti’ne 21 Eylül 1920 tarihinde bir önerge
sundu. Subay ve erlere altı ayda bir on beş gün izin
verilmesi teklifi yer aldı. Müdafaa-yı Milliye Komisyonu’na
sevk edilen önergenin kabul edildiğine dair elimizde bir
bilgi yoktur[51].
Bekir
Sami Bey milli mücadele hareketini İstanbul’da bulunan
cemiyetler vasıtasıyla geliştirmek istiyordu. Bu bağlamda
Karakol Cemiyeti’nin önde gelen isimleri olan Tolçalı
Süleyman, Galatalı Şevki, Kara Vasıf ve 10.Kafkas Fırka
Kumandanı Kemalettin Sami Bey ile yaveri Yüzbaşı Selahattin
Bey görüştü. Bekirağa bölüğünde tutuklu bulunan Halil Paşa
ile yaptığı görüşmede Bursa sınırına ulaşabildiği takdirde
yardımcı olunabileceğini belirtti[52].
a-Heyet-i Nasiha
Eşkıyalığın önlenmesine yardımcı olmak üzere Mart 1919’da
heyet-i nasiha kurulması kararlaştırıldı. Anadolu ve
Trakya’yı dolaşmak üzere iki heyet-i nasiha kuruldu.
Anadolu heyet-i nasihasının başkanlığına Şehzade Abdurrahim
Efendi getirildi. Ayandan Ferik Ali Rıza Paşa, Divan-ı Harb-i
Örfi Reisi Mahmut Hayret Bey, Süleyman Şefik Paşa, Bursa
Müftüsü Ömer Fevzi Efendi, Pazarcık eski müftüsü Halil Fehim
Efendi, Karahisar eski mebusu Yanko Gönenidis Bey, Şura-yı
Devlet üyesi İstifanaki Bey, Bab-ı Ali Memurin Kalemi Müdürü
Ohanes Ferit Bey heyetin üyeleriydiler[53].
Heyet
16 Nisan 1919’da Yıldız Sarayı’nda yapılan törenin ardından
vapurla Mudanya’ya hareket etti. Ertesi günü Bursa’ya geldi.
Heyet için görkemli bir karşılama töreni düzenlendi. Ali
Rıza Paşa belediye bahçesinde halka yaptığı konuşmada sabır
ve sukunet tavsiye etti Bursa’da üç gün kalan heyet daha
sonra Karacabey’e gitti[54].
3-Bursa İle İlgili Gelişmeler
Mustafa Kemal Paşa Bekir Sami Beye daha Bursa’ya gelmeden
önce umumi bir kongrenin toplanacağını bildirmişti. Temmuz
ayının sonlarında 20.Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa
seçimlerin Bursa, Biga, İzmit’te yapılmadığından söz ederek
bunun nedenin bildirilmesini istedi. Bekir Sami Bey de
Bursa’da henüz aday tespit edilemediğini, Karesi ve Biga 14.
Kolordu Kumandanının İstanbul’a gittiğinden bir seçim
yapılamadığını belirtti[55].Delege
seçiminin uzaması üzerine 7Ağustos’ta Bursa Belediye Reisi
Ahmet Nuri ve dava vekili Osman Nuri beylerin Eskişehir
yoluyla Ankara’ya hareket etmelerini istedi. Ali Fuat Paşa
bir türlü sonuçlandırılamayan Bursa seçimlerini ağırlığını
koyarak bitirdi. Bekir Sami Bey bu telgrafa verdiği cevapta,
Vali Gümülcineli İsmail Beyin seçimleri engellediğini,
delege seçilmiş olsa bile bu tarihe yetişmiş olmasının
mümkün olmadığını bildirdi Ağustos ayının sonunda Ali Fuat
Paşadan bunların delege olarak gönderilmesini isteyen kesin
talimatı ulaştı. Delegelerin Sivas’a gidiş tarihi kesin
olarak belirtilmemekle beraber 27 Ağustos’tan sonra
olmalıdır[56].
Kongre
çalışmaları sırasında İstanbul ile haberleşmenin kesilmesi
kararı alındı. Bekir Sami Bey kolordu kumandanı Yusuf İzzet
Paşaya gönderdiği telgrafta bunun İstanbul üzerinde
caydırıcı bir etkisinin olamayacağını belirtti. Ali Fuat
Paşa kongrede alınan bu kararın aksine olumlu sonuçlar
doğuracağını Bekir Sami Beye 14 Ağustos tarihinde bildirdi[57].
Kongreye katılan Ahmet Nuri ve Osman Nuri Beyler 8 Ekim’de
Bursa’ya döndüler. Büyük bir törenle karşılandılar. Bekir
Sami Bey ertesi günü Sivas’a çektiği telgrafta Ahmet
Nuri’nin Bursa’da sevilmediğinden milli teşkilat için
zararlı olduğundan buradan alınmasını istedi. Mustafa Kemal
Paşa da bu telgraf doğrultusunda Ahmet Nuri Beyin Bursa’dan
ayrılmasını bildirdi. Ahmet Nuri Bey bu karara direnmeye
kalktıysa da başarılı olamadı[58].
Sivas
Kongresi’nin hemen akabinde Batı Anadolu’da Üçüncü Balıkesir
Kongresi’nde ( 16 –22 Eylül 1919) alınan kararda Bursa’nın
da kongreye katılımını sağlamak amacıyla Dava Vekili
Süleyman Sadi Efendi Bursa’ya gönderildi. Kongrenin bu
hareketini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti Bursa
delegesi Osman Nuri Bey 12 Ekim’de Heyet-i Temsiliye’ye
bildirdi[59].
İstanbul taraftarı olan Vali Kürt Mustafa Paşa Heyet-i
Temsiliye’nin çalışmalarını engelleyici bir güçtü.
Bursa’daki kuva-yı milliye hakkında İstanbul’a bilgi veren
bu valinin görevden uzaklaştırılması amacıyla Bekir Sami
Beye baskı yapan Heyet-i Temsiliye’nin bu tutumuna Bekir
Sami Bey vaktiyle Mustafa Paşa ile Bağdat’ta beraber
çalıştıklarını belirterek bir kötülüğünü görmedikçe
kovamayacağını belirtti[60].
Valinin bir toplantıda subaylara karşı hakaret-amiz
konuşması sonucunda Yüzbaşı Selahattin ve arkadaşları fırka
kumandanlığına çektikleri telgrafta görevden
uzaklaştırılmasını istediler. Subayların bu tutumu üzerine
Bekir Sami Bey Müdanya’ya hareketinin sağlanacağını
bildirdi. Vali de irade-yi seniyye ile atandığını söylediyse
de direnemedi. Vali ile birlikte o sırada Bursa’da bulunan
Ahmet Anzavur da İstanbul’a döndü[61].
Valinin Bursa’dan ayrıldığı 5 Ekim günü Kuva-yı Milliye
Kumandanı Mehmet Ali imzasıyla Merkez Kumandanlığı’na
yapılan başvuru ile kuva-yı milliye resmen kurulmuş oldu[62].
Mustafa Kemal Paşa 7 Ekimde Bekir Sami Beye gönderdiği
telgrafta Ali Fuat Paşa ile yapılacak olan komutanlar
toplantısı için temasta bulunmasını istedi. 12 Ekim’de
Bilecik’te yapılan görüşmede Bursa ve Bilecik ile ilgili
milli mücadele çalışmalarını yürütmek üzere Bekir Sami Bey
görevlendirildi[63].
Ayın sonlarında Mustafa Kemal Paşa komutanları Sivas’ta
toplantıya çağırdı. Bekir Sami Beye de Meclis-i Mebusan’ın
İstanbul’da toplanmasının sakıncalarını anlattı. Bu telgraf
karşısında Bekir Sami Bey de meclisin Bursa’da toplanmasının
daha uygun olduğunu belirtti[64].
Sivas’ta 16-29 Kasım tarihleri arasında yapılan toplantıda
meclisin İstanbul’da toplanması kabul edildi. Toplantıda
Bursa ve Bandırma Kuzeybatı Anadolu’dan gidecek mebusların
toplanma yeri olarak seçildi. Mebusan Meclisi için yapılan
seçimler Bursa bölgesinde Aralık ayının sonunda sonuçlandı
Fahrettin Necmi ve Hasan Fehmi Beyler Bursa’dan mebus
seçildiler. Bekir Sami Bey Hasan Fehmi Bey’in yerine
başkasının seçilmesinin daha uygun olduğu yolunda görüş
belirtince Osman Nuri Bey görevlendirildi[65].
Yine bu sırada Damat Ferit’in hükümetten çekilmesiyle Ali
Rıza Paşa kabinesi kuruldu. Boş bulunan Bursa Valiliği’ne
Ebubekir Hazım (Tepeyran)Bey atandı. Ekim ayı içinde
Bekirağa bölüğünden kaçan Halil Paşa için 29 Ekim’de Harbiye
Nazırı Cemal Paşa, Bekir Sami Beye gönderdiği yazıda Halil
Paşa’nın Bursa civarında olduğunu, yakalanıp gönderilmesini
istedi[66].
İstanbul ve boğazların uluslar arası denetime verileceği
söylentileri karşısında Bursa Kuva-yı milliye kumandanı
Mehmet Ali imzasıyla 8 Ocak 1920’de İtalya, İngiltere,
Fransa, ve Amerika Birleşik Devletleri siyasi
mümessilliklerine protesto telgrafları gönderdi[67].
4-Milli Mücadele Aleyhtarı Kuruluşlar
Bursa’da milli mücadele aleyhtarı iki kuruluşun varlığı
dikkat çekicidir. Nemrut Mustafa Paşanın valiliği döneminde
faaliyetlerini arttıran cemiyetler arasında Kürt Teali ve
İngiliz Muhipleri cemiyetlerini saymak mümkündür. Kürt Teali
cemiyetinin başkanı Daru’l Muallimat Mektebi edebiyat
öğretmeni Fahri idi. Nemrut Mustafa’nın valilikten
ayrılmasıyla bu cemiyet pek varlık gösteremedi[68].
İstanbul menşeli olan bu İngiliz Muhipleri cemiyeti başkanı
Sait Molla Bursa Belediye Riyaseti’ne çektiği telgrafta
cemiyete katılacak olanlara engel olunmamasını istedi[69].
5-İtilaf Devletleri’nin Tutumu
İtilaf devletlerinin özellikle de İngiltere’nin şehirle
yakından ilgilendiği görülmektedir. İngiltere 1919 yılının
başından itibaren Bursa’da siyasi temsilci bulunduruyordu.
Temsilci yüzbaşı Thomson incelemelerde bulunmak üzere Nisan
ayı sonlarında Mudanya’ya gitti. Burada yerli Rumların
temsilcileri ile görüştü[70].
İngiliz General Milne ve Fransız meslektaşı Rayovi 3 Aralık
1919’da Mudanya yoluyla şehre geldiler. İngiliz general
ertesi günü şehirden ayrıldı. Fransız meslektaşı ise iki gün
daha kaldı. İngilizler şehirdeki azınlıkları casusluk
faaliyetlerinde kullandılar. Bu amaçla propaganda yapmaları
için 3 Ermeni’ye 6000 lira vermişlerdi[71].
Fransa
da şehirle yakından ilgiliydi. Bursa temsilcisi ve jandarma
müfettişi Kapdovil vali vekili mektupçu Sadık Beye 18
Kasımda Bursa-Mudanya demiryolu hattının 40 kişilik kuvvetle
işgal edileceğini bildirdi. Başka bir müdahale olmayacağının
teminatını verdi[72]
Fransız kuvvetleri güzergah üzerindeki istasyonları da işgal
ettiler. Mudanya’ya asker çıkardılar[73].
6-İşgale Kadar Bursa’nın Durumu
Şehrin 1920 yılı başlarında içinde bulunduğu sıkıntılar
artarak devam ediyordu. İaşenin sağlanmasında önemli büyük
güçlüklerle karşılaşılıyordu. Bu durum kıtlık seviyesine
ulaşmıştı. Açlığın önüne geçmek amacıyla zahire ihracı
vilayet meclisi tarafından yasaklandı. Vilayetin bu kararı
Dahiliye Nezâreti tarafından olumlu bulundu[74].
Mustafa Kemal Paşa 3 Nisan tarihli telgrafında Bekir Sami
Beye sorumluluk bölgesi içinde mülki ve askeri memurları
görevden alma, hapis, idam gibi olağanüstü yetkiler tanıdı.
Bu yetki üzerine Bekir Sami Bey Vali Keşfi Beyi İstanbul’a
göndererek vali vekilliğini üzerine aldı. Keşfi Bey 12
Nisan’da Bursa’dan ayrıldı[75].
İstanbul hükümetinin milli mücadele aleyhtarı faaliyetlerini
arttırdığı Nisan 1920’de Dürrizade’nin fetvası yayınlandı.
Bu fetvaya karşılık olmak üzere Ali Fuat Paşa 19 Nisan’da
Bursa’da din adamları ile yaptığı görüşmede heyet-i
temsiliyenin hazırladığı fetvayı imzalatmaya ikna etti[76].
Büyük Millet Meclisi boş olan Bursa valiliği için Hacim
Muhittin ( Çarıklı) Beyi atadı[77].
Hacim Muhittin atanmasından sonra Damat Ferit’i öldürmek
için Dramalı Rıza’yı görevlendirmiş, o da gevezeliği
yüzünden yakalanmıştı. Hacim Muhittin Bey Divan-ı Harp
kararıyla gıyabında ölüme mahkum edildi[78].
a-Yunan Ordusunun İlerleyişi
Mondros mütarekesi sonrasında paylaşım konusunda kesin bir
antlaşma imzalanabilmesi için İtilaf Devletleri 22 Nisan’da
Paris’te yapılacak görüşmelere Osmanlı Devleti’ni
çağırdılar. Osmanlı Devleti’ni temsilen Tevfik Paşa Paris’e
gönderildi. 11 Mayıs’ta İtilaf Devletleri barış şartlarını
bildirdiler. Paşa da bu şartların kabul edilemez olduğunu
belirtip İstanbul’a döndü[79].Osmanlı
Devleti’ni barış şartlarını kabule zorlamak için Yunan İşgal
Kumandanlığı 15 Haziran’dan itibaren işgal sahasını
genişletmeye başladı. Balıkesir ve çevresi işgal edildi.
Büyük Millet Meclisi de Ali Fuat Paşayı yeni kurulan Garp
Cephesi Kumandanlığı’na atadı. Bu kumandanlığın yetki alanı
12. ve 20. Kolordular ile 56. ve 6 fırkalardan oluşmaktaydı.
Ali Fuat Paşadan boşalan 20. Kolordu Kumandanlığı Bekir Sami
Beye verildi[80].
Yunan
ileri harekatı devam ederken İngiliz ve Fransız donanması
Mudanya’ya asker ve silah çıkardı. İlçenin önde
gelenlerinden bazılarını tutukladılar. İtilaf devletleri
kuva-yı milliyeden rahatsızlık duyduklarını belirterek böyle
bir girişimde bulunduklarını ifade ettiler. Hatta Bursa’nın
uçaklarla bombalanacağı tehdidinde bulundular[81].Bu
notaya karşılık olarak aynı gün ( 25 Haziran) Hacim Muhittin
ve Bekir Sami Beyler çektikleri telgrafta Yunanlıların
İzmir’de katliam yaptığını, diğer devletlerin buna seyirci
kalmalarının Türk Milleti’ni üzdüğünü belirterek, Mudanya’yı
bir an önce terk etmelerini istediler[82].
Şehrin işgaline karşı Ulubat köprüsü yakınında bir müdafaa
hattı oluşturulmasına çalışıldı. Bu mevziye Bursa’dan
gönderilen Kaymakam Nazım kumandasındaki kuvvetler de
katıldı. Şehrin kargaşa içinde bulunmasından dolayı buradan
yeterince kuvvet toplanamadı[83].
Ali Fuat Paşa 4 Temmuz’da Bekir Sami Beye gönderdiği
telgrafta 56. Fırka ve kuva-yı milliye birliklerinin
toplanmak için şehrin doğusuna çekilip hazırlık yapmalarını
istedi[84].
Balıkesir hattının emniyetle tutulabilmesi için Bursa
bölgesinin elde tutulmasına ilişkin Yunan İşgal
Kumandanlığı’nın teklifi İtilaf Devletleri tarafından kabul
edildi. 7 Temmuz’da Yunan ordusu yirmi bin kişilik bir
kuvvetle 56. Fırka üzerine saldırdı. Fırkanın yeterince
hazırlığı olmadığından şehre yakın Sülüklü’ye kadar
ilerlediler. Aynı günün akşamı Ulubat köprüsünü geçtiler[85].Savunmada
bekletilen fırka Karaköy-Bozüyük’e kadar çekildi. Yunan
kuvvetleri güçlü bir mukavemet görmeden şehre girdiler.
Fırka karargahı Eskişehir’e taşındı[86].Nakil
sırasında fırkada önemli kayıplar oldu[87].
İşgalin gerçekleştiği 8 Temmuz sabahı Hacim Muhittin
Bursa’dan ayrıldı. 13 Temmuz günü Heyet-i Vekile kararıyla
görevinden alındı[88].
b-İşgalin Yankıları
Büyük Millet Meclisi işgalin ardından ilk birleşimini 10
Temmuz’da yaptı. Toplantıda 31 imza ile riyasete verilen
takrirde, oturuma 20 dakika ara verilmesi kürsünün siyah bir
örtü ile örtülmesi benimsendi. Burdur mebusu İsmail Suphi
Beyin işgal ile ilgili önergesi tartışmaya açıldı. Bu konuda
söz alan mebuslar görüşlerini belirttiler. Bu öneriler
arasında ordudan ayrılmış deneyimli subayların denetimi
altında birlikler kurulması, 1314-1315 doğumluların askere
alınması yer alıyordu[89].
Konya mebusu Refik ve arkadaşlarının verdiği ikinci önerge
12 Temmuz’da görüşmeye açıldı. Önerge hakkında söz alan
Refik Bey Bursa savunulmasında eksiklikleri görülen vali,
fırka ve jandarma kumandanlarını eleştirdi. Tartışmalar
sonunda Bekir Sami Bey görevden alındı. Alaşehir Kumandanı
Aşir Beyin görev yeri değiştirildi. Cezalandırılmaları
isteği Mustafa Kemal Paşa ve hükümet üyeleri tarafından
kabul edilmedi[90].
İşgal
ile ilgili haberler basında önemli yer tutmaktadır.
Ankara’nın resmi gazetesi olan Hakimiyet-i Milliye’de işgal
sırasında yapılan katliamlar hakkında bilgiler vardır.12
Temmuz tarihli Hakimiyet-i Milliye’de “Bursa’yı boşaltmaya
mecbur olduk” adlı makalede şehrin işgalinin Türkler için
dünyanın parçalanmasından daha korkunç olduğu, Büyük Millet
Meclisi çatısı altında birleşmenin zorunluluğu üzerinde
durulmuştu[91].
İşgal üzerine İstanbul hükümeti Esat ve Badi beyleri mülkiye
müfettişi olarak gönderdi. Badi Bey gönderdiği raporda
halkın işgali benimsediğini, işinde gücünde olduğunu,
olağanüstü hiçbir olayı meydana gelmediğini belirtti[92].Durumun
hiç de böyle olmadığı anlaşıldı. Şehirdeki Rum ve Ermeni
çeteleri Türklere karşı katliama başladıklarından halk daha
güvenli bölgelere göç etmeye başladı[93].
7-İşgal Sırasında Bursa’nın Durumu
İşgal
sonrasında temmuz ayı sonunda yapılması gereken belediye
reisliği seçimleri İşgal Kumandanlığı’nca bir sebep
gösterilmeden ileri bir tarihe ertelendi[94].
Kasım ayı ortalarında bile hala seçimlerin geleceği hakkında
bir belirti yoktu[95].
Vali
Ziver Bey Dahiliye Nezâreti’ne gönderdiği telgrafta ferman-ı
hümayunun din adamları, eşraf ve vilayet memurlarının hazır
bulunduğu toplantıda okunduğunu bildirdi. Ayrıca kuva-yı
milliye şaki olarak tanımlanıyor, Halifeye tam bağlılık dile
getiriliyordu. Milli mücadele karşıtı bu yazının altında
şehrin önde gelen isimleri yer alıyordu[96].
İşgalle birlikte kesilen Bursa-Karacabey, Kirmastı-Bandırma
arasındaki posta işlemleri ayın sonlarında tekrar başladı.
Seyahat edecek kişilerin yol tezkiresi alması ve bunları
vize ettirmesi şarttı[97].
Ekim
ayında şehirde işgal ordusunun baskısının daha da arttığı
görülmektedir. Zahire, zeytin, zeytin yağı, kasaplık
hayvanın İstanbul’a gönderilmesi yasaklandı. Vali Ziver Bey
30 Ekim’de durumu nezârete bildirdi. Yazısında bu
yasaklamadan dolayı devletin elde edeceği öşür gelirinden
mahrum kalacağını belirterek konunun önemine dikkat çekti.
Sadarete yazılan 5 Kasım tarihli yazıda yasaklamanın
kaldırılması için itilaf devletleri nezdinde girişimde
bulunulması istendi[98].Yasaklama
yapılırken şehrin içinde bulunduğu açlık da son haddindeydi.
Buğdayın tedarikinde büyük bir sıkıntı vardı. Günlük 200
çuval buğday ihtiyacının karşılanması zor olduğundan
Amerikan Ticaret ve Sanayi Şirketi’nden un ithal edildi[99].
Kuva-yı
milliye ile ilgili görülenlerin tutuklanmaları Aralık ayında
arttı. Şeker Hoca mahallesinden Hacı Mustafa Ağa, Nasuhizade
Sadık, Hakim Numan, Müderris Edip ve Mehmet Yahya, Ertuğrul
gazetesi başyazarı Mümtaz Şükrü tutuklananlar arasındaydı.
Bu kişilerin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda silah ve
özel evrakına el konuldu. Vali Ziver 20 Aralık’ta bu kişiler
hakkında İşgal Kumandanı Yuvani ile görüşmüştü. Tutukluların
sayısı ayın sonunda 118’e ulaştı[100].
Yunanlılar Bursa’da mal sandıklarına el koymuşlardı.
Vilayet Mal Sandığından 500 lira alınmış,daha sonra iade
edilmişti[101].
Valinin 13 Ekim’de Dahiliye Nezâreti’ne çektiği telgrafta
jandarmanın maaşlarının ağustos ayından beri ödenmediği
bildirildi[102].
Vilayetten Dahiliye Nezâreti’ne 10 Kasım’da gönderilen
yazıda, mal sandıklarına el konulduğundan Ağustos ayından
beri memurlara maaş ödenemediği belirtildi[103].
Aralık ayı emekli maaşlarına İzmir Yunan Fevkalade
Komiserliği tarafından el konuldu[104].
Bu keyfi davranışlar karşısında Meclis-i Vükela 12 Aralık
tarihli toplantıda, konu ile gerekli çalışmaların yapılması
için Maliye Nezâreti görevlendirildi. Hariciye Nezâreti ile
İngiltere Temsilciliği arasında görüşmeler yapıldı[105].
Bu baskı basın üzerinde yoğunlaştı Haberler önce sansür
memurunun kontrolünden geçtikten sonra yayınlanabiliyordu.
Milli mücadele taraftarı gazetelerin şehre girişi yasaktı.
Ancak Peyam, Sabah, Payıtaht gazetelerinin girişine izin
veriliyordu[106].
Görüldüğü gibi Birinci Dünya Savaşı içindeki bu karışıklık
1918-1920 döneminde de artarak görülmektedir. İşgalle
birlikte artık şehirde bir otoriteden söz etmek mümkün
değildir. Şehrin işgalden kurtuluşuna kadar bu durum devam
etmiştir. Şunu da söylemek gerekir ki Yunan ordusu da içinde
bulunduğu durumdan rahatsızdır. Ordu içinde gruplaşma 1921
yılından itibaren askerler arasında ikiliğe yol açmıştır.
Sakarya yenilgisinden sonra Yunanlılar
Karaköy-Eskişehir-Afyon hattında konuşlanmışlardı. Bursa’ya
giden Yunan ordusunun üç fırkası Eskişehir’de bir tümeni de
Yenişehir’de idi. Büyük Taarruz da Üçüncü Yunan Kolordusunu
yok etmek ve şehri harap olmaktan kurtarmak için bir süvari
fırkası Yunan artçı kuvvetleri arasına girerek bunların
kolordu ile irtibatını kesti. Süvari Fırkası Yunanlıların
kaçış yönü doğrultusunda Mudanya’ya sevk edildi. 10 Eylül
akşamı Yüzbaşı Rüştü kumandasında bir birlik şehre ulaştı.
11 Eylül günü Şükrü Naili Paşa kumandasındaki birlikler
şehre girdiler. Böylece iki yıldan fazla devam eden işgal
dönemi kapanmış oldu.
KAYNAKÇA
Arşiv
Belgeleri
ATASE
Arşivi
BOA, BEO,
Gelen-Giden Defterler, Maliye Giden
DİPNOTLAR
*
Niğde Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
Öğretim Üyesi
[1]
BOA, Dahiliye Nezâreti Şifre Kalemi DH. ŞFR.88/ 19, (1).
[2]
BOA, Dahiliye Nezâreti Şifre Kalemi DH.ŞFR. 89/ 61, (1).
[3]
BOA, Meclis-i Vükelâ Mazbataları MV.249/ 192, (1); BOA, Bab-ı
Ali Evrak Odası, Gelen-Giden Defterler, Dahiliye-Giden, 118/
920, 9 Ekim 1918.Bundan sonra BEO kullanılacaktır.
[4]
BOA, BEO, Gelen-Giden defterler, Dahiliye-Giden, 118/ 1264,
28 Eylül 1919.
[5]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.
19-4/ 1-106, (2).
[6]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.52-1/
2, (2).
[7]
BOA, Meclis-i Vükelâ Mazbataları MV.215/ 89, (1).
[8]
BOA,Dahiliye Nezâreti Şifre Kalemi DH.ŞFR.100/ 27, (1).
[9]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.55-3/
10, (3); BOA, DH.KMS.56-1/ 18, (2);
BOA, BEO,
Gelen-Giden Defterler, Dahiliye-Giden, 86/ 1523, 29 Eylül
1919.Gümülcineli İsmail Bey 11 Ağustos 1920’de Divan-ı Harbi
Örfi Riyaseti’ne gönderdiği yazıda, Hoca Musaddık’ın,
Eskişehir Mutasarrıfı Sami Beyin, Bursa Sanayi Mektebi
öğretmeni İsmail Hakkı Beyin aleyhinde ifade verdiğini
belirtti. bkz. Yücel Özkaya, “Kuva-yı Milliye”, Atatürk
Araştırma Merkezi Dergisi, C.VIII, S.24, Temmuz 1992,
s.472
[10]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.55-3/
10, (1).
[11]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.55-3/
14, (2); BOA, BEO, Gelen-Giden Defterler, Dahiliye-Gelen,
86/ 1992, 8 Aralık 1919.
[12]
BOA, Meclis-i Vükelâ Mazbataları MV.215/ 114, (1); BOA, BEO,
Gelen-Giden Defterler, Dahiliye Giden, 118/ 700, 17 Mayıs
1919.
[13]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.54-2/
31, (1).
[14]
BOA, BEO, Gelen-Giden Defterler, Dahiliye Gelen 85/ 22, 7
Ocak 1919; BOA, BEO, Gelen-Giden Defterler, Dahiliye-Gelen
85/ 1253, 15 Şubat 1919; Türk Tarih Kurumu Arşivi, Bekir
Sami Bey Dosyası, 2. Defter, 26 Kasım 1919
[15]
BOA,Şura-yı Devlet Evrakı, Hülasa Kayıt Defterleri-
Hüdavendigâr ŞD.MLK.MRF. 1632/ 42, (1).
[16]
BOA, Dahiliye Nezâreti Şifre Kalemi DH.ŞFR.99/ 140, (1).
[17]
BOA, Meclis-i Vükelâ Mazbataları MV.249/ 204, (1).
[18]
BOA, Şura-yı Devlet Evrakı, Hülasa Kayıt Defterleri_Hüdavendigâr
ŞD.MLK.MRF.1633/ 41, (1).
[19]BOA,
Şura-yı Devlet Evrakı, Hülasa Kayıt Defterleri-Hüdavendigâr
ŞD.MLK.MRF.1635/ 24, (1).
[20]
BOA, Şura-yı Devlet Evrakı Hülasa Kayıt Defterleri –Hüdavendigâr
ŞD.MLK.MRF 1636/ 55, (1).
[21]
BOA, Şura-yı Devlet Evrakı, Hülasa Kayıt Defterleri-
Hüdavendigâr ŞD.MLK.MRF.1637/ 24, (1).
[22]
BOA, Dahiliye Nezâreti Şifre Kalemi DH.ŞFR.105/ 23, (1).
[23]
BOA, Dahiliye Nezâreti Sicill-i Nüfus İdare-yi Umumiye
Kalemi DH.SN.M. 40/ 44, (2).
[24]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.52-3/
51, (1).
[25]
BOA, Dahiliye Nezâreti Şifre Kalemi DH.ŞFR.66/ 90, (1).
[26]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.E-35/
70, (1).
[27]
BOA, dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.
20-16/ 10-30, (1); BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye
Kalemi DH.İ.UM.E-47/ 40, (1).
[28]
BOA,BEO, Gelen-Giden Defterler-Dahiliye-Giden, 118/ 585,
(1).
[29]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.
E-23/ 33, (1);
[30]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.
E-35/ 21, (1); BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye
Kalemi DH.İ.UM.E-35/ 70, (1).
[31]
BOA, Dahiliye Nezâreti Şifre Kalemi DH.ŞFR. 90/ 36, (1).
[32]
BOA, Dahiliye Nezâreti Şifre Kalemi DH.ŞFR. 84/ 181, (1).
[33]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.55-3/
14, (3).
[34]
ATASE Arşivi, Klasör 914, Dosya 6, Fihrist.14-2, 15-27, 73.
Bundan sonra klasör için K, dosya için D, fihrist için F
kısaltması kullanılacaktır.
[35]
ATASE Arşivi, K.914, D.6, F.51, F.53-3
[36]
ATASE Arşivi, K.614, D.6, F.14-8.
[37]
ATASE Arşivi, K.914, D.6, F.20-6, F.20-2
[38]
ATASE Arşivi, K.914, D.D.6, F.81-2,F.81-1.
[39]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.52-1/
70, (3); Mehmet Tevfik Biren, II Abdülhamid, Meşrutiyet
ve Mütareke Devre Hatıraları, C.II, İstanbul 1993,
s.270.
[40]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.59-2/
41, (1).
[41]
TTK Arşivi, Bekir Sami Dosyası, 1.Defter, 20 Mayıs 1919;
ATASE Arşivi, K.395,D.1, F.10..
[42]
ATASE Arşivi, K.320, D.4, F.6-2.
[43]
TTK Arşivi, Bekir Sami bey Dosyası, 1.Defter, 18 Haziran
1919.
[44]
TTK Arşivi, Bekir Sami bey Dosyası, 1. Defter, 27 Haziran
1919.
[45]
ATASE Arşivi, K.395, D.1, F.29, F.23.
[46]
ATASE Arşivi, K.395, D.5, F.6, 14, 17
[47]
ATASE Arşivi, K.395, D.1, F.19, 23, 28,29, 31
[48]
ATASE Arşivi, K.395, D.1, F.58
[49]
ATASE Arşivi, K.395, D.1, F.58, 68, 98.
[50]
ATASE Arşivi, K.399, D.24, F.5, 24
[51]
ATASE Arşivi, K.629, D.255, F.4.
[52]
İlhan Selçuk, Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, C.II,
İstanbul 1987, s.117.
[53]
BOA, Meclis-i Vükelâ Mazbataları, MV.216/ 89, (1).
[54]
Adnan Sofuoğlu, Kuva-yı Milliye Döneminde Kuzeybatı
Anadolu 1919-1921, Genelkurmay Başkanlığı, Ankara 1984,
S.46
[55]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2.Defter, 30 Temmuz
1919, 5Ağustos 1919
[56]
TTK Arşivi, Bekir Sami bey Dosyası, 2.Defter, 27 Ağustos
1919, 1 Eylül 1919.
[57]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2. Defter, 14, 16 Eylül
1919, 7 Ekim 1919.
[58]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası 2. Defter, 9-10,12 Ekim
1919.
[59]
Mustafa kemal Atatürk, Nutuk, C.III, vesika 155;
Hacim Muhittin Çarıklı, Hacim Muhittin Çarıklı’nın
Hatıraları, Ankara 1985, s.83.
[60]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2.Defter, 30 Eylül 1919;
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.
53-2/ 78, (2).
[61]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2. Defter 2 ,4 Ekim
1919; BOA, BOE, Gelen-Giden Defterler, Dahiliye-Giden, 118/
1254, 25 Eylül 1919; BOA,BEO, Gelen-Giden Defterler,
Dahiliye-Gelen, 86/ 1535, 1 Ekim 1919.
[62]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2. Defter, 5 Ekim 1919.
Kuva-yı Milliyenin ülke çapındaki faaliyetleri için bkz.
Bayram Sakallı,” Kuva-yı Mlliye Dönemi Ankara’sında Milli
Faaliyetler”, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve
İnkılap Tarihi Enstitüsü Dergisi, C.I, S.1, Ankara 1987,
S. 97.
[63]
Ali Fuat Cebesoy, Milli Mücadele Hatıraları, İstanbul
1953, s.240; TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2 Defter,
13 Ekim 1919.
[64]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2. Defter, 4,7 Kasım
1919.
[65]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 3. Defter, 3 Ocak 1920.
[66]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2. Defter, 16 Ekim 1919.
[67]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 3. Defter, 9 Ocak 1920.
[68]
Eğilmez, a.g.e., s.20.
[69]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS
52-1/ 98, (1,4).
[70]
ATASE Arşivi, K.399, D.26, F. 20-1.
[71]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.57-1/
50, (1,3); ATASE Arşivi, K.395, D.129, F.11; K.684, D.129,
F.197.
[72]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 2. Defter, 14 Kasım
1919.
[73]
BOA, Dahiliye Nezâreti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti DH.KMS.57-2/
40, (1-2).
[74]
ATASE Arşivi, K. 395, D.2, F.17; K.625, D.240, F.38; BOA,
BEO, Gelen-Giden Defterleri, Dahiliye-Giden, 120/ 61, 10
Ocak 1920.
[75]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 6. Defter, 13 Nisan
1920.
[76]
Cebesoy, a.g.e., s.355.
[77]
Çarıklı, a.g.e., s.s.257; Hacim Muhittin Beyin
atanmasına ilişkin Heyet-i Vekile kararı için bkz. BCA,
Bakanlar Kurulu Ortak Kararları, 030.18.1, 1.1.9, Ek 71-3,
(1).16 Mayıs 1920.
[78]
Aynı yer
[79]Türk
İstiklal Harbi,
C.II, Kısım 2, Ankara 1965, s.182.
[80]
Selçuk, a.g.e., s.289.
[81]
Bilal Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, C.II,
İstanbul 1975, s.186.
[82]
Çarıklı, a.g.e., s.260.
[83]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 9. Defter, 3 Temmuz
1920.
[84]
TTK Arşivi, Bekir Sami Bey Dosyası, 9. Defter, 4 Temmuz
1920.
[85]
Selçuk, a.g.e, s.233.
[86]
İkdam, 14 Eylül 1920; Vakit, 12 Eylül 1920.
[87]
ATASE Arşivi, K. 316, D.14, F.8-1, F.14, 18-2, 18-3.
[88]
BCA, Bakanlar Kurulu Ortak Kararları, 030.19.1,1.4.12, Ek
71-7, (1), 13.07.1920.
[89]
Türkiye Büyük Millet Meclisi Gizli Celse Zabıtları,
Devre 1, C:II, s.241-249.
[90]
A.g.e., C.II, s.274.
[91]
Hakimiyet-i Milliye, 12 Temmuz 1920.
[92]
Vakit, 29 Temmuz 1920.
[93]
BOA, BEO, Umumi no: 348.223., 18 Temmuz 1920.
[94]
BOA, BEO, Gelen-Giden Defterler , Dahiliye-Giden, 120/ 1280,
11 Ağustos 1920.
[95]
Hüdavendigâr, 21 Kasım 1920.
[96]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.
19-13/ 1-58, (2-3)
[97]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.20-23/
14-93, (1); BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi
DH.İ.UM.20-24
[98]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM
20-25/ 14-74, (2); BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye
Kalemi E-41/ 53, (1).
[99]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.
20-10/ 2-6, (2); BOA, BEO, Gelen-Giden Defterler, Maliye
Giden, 8 Eylül 1920.
[100]
BOA, dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM
20-21/ 14-2, (1-2, 6,8); atase Arşivi, K.631, D.262, F.4-1.
[101]
BOA, BEO, Gelen-Giden Defterler, Dahiliye-Gelen, 122/ 4, 7
Ocak 1921.
[102]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM 3-2/
1-8; ( 2); BOA, BEO, Gelen-Giden Defterler, Maliye Giden
514/ 981, 2 Kasım 1920.
[103]
BOA, Dahiliye Nezâreti İdare-yi Umumiye Kalemi DH.İ.UM.3-2/
1-46, ( 1-5);boa, BEO, Gelen-Giden Defterler, Dahiliye-Giden
120/ 1137, 21 Temmuz 1920.
[104]
BOA, BEO, Gelen-Giden Defterler, Dahiliye-Giden 120/ 1789, 6
Aralık 1920.
[105]
BOA, Meclis-i Vükelâ Mazbataları MV.220/ 256.
[106]
ATASE Arşivi, K.684, D.129, F.145, 168; K.695, D.132, F.4.
Selçuk Üniversitesi
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama
Merkezi
ATA DERGİSİ
Sayı:9
Konya-2002
Sayfa: 75-94 |