|
ATATÜRK’ÜN TÜRK TARİH TEZİ
*
Prof. Dr. Ramazan TOSUN
**
Tarih,
milletlerin hafızasıdır. Milletler, tarih içerisinde
teşekkül ederler ve tarih şuuru sayesinde varlıklarını
devam ettirirler. Tarih şuuru, tarihin akışı hakkında
belli bir görüş sahibi olmak demektir. İnsan tarih
olaylarını mânâlı bir bütün içindeki parçalar halinde
gördüğü anda tarih şuuru kazanmış olur.[1]
Bu şuurdan mahrum olan milletler, millî birlik ve
beraberliğini de koruyamazlar. Millî birliğini tesis
edememiş milletlerin yaşaması mümkün değildir.
Tarihe
baktığımız zaman, tarih şuuru, dolayısıyla da millî şuurun
zayıf olduğu dönemlerde hem siyasî hem de sosyal alanda
meselelerin hat safhaya çıktığını görüyoruz. Tarih şuuru
olmayan aydın ve devlet ricali varlık sebebi olan milletine
yabancılaşmış, başka kültürlerin, dolayısıyla milletlerin
etkisine girmiş, kendine güven duygusunu kaybetmiştir.
Kendine güven duygusunu kaybeden aydının milletine hizmet
etmesi, yol göstermesi mümkün değildir.
Türk
tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Ancak, Mustafa Kemal
Atatürk’e kadar bu geniş ve köklü tarihimiz gerektiği gibi
araştırılıp ortaya konulamamıştır. Osmanlı döneminde, diğer
sosyal ilimlerde olduğu gibi tarih konusunda da yeterli
gelişme sağlanamamıştır. Dolayısıyla, başta aydınlar olmak
üzere insanımıza tarih şuuru verilememiştir. Bu ise hızla
ilerleyen ve bu gelişmeyi geri kalmış toplumları ezmek için
kullanan Batılı devletler karşısında bir eziklik, kendine
güvensizlik yaratmıştır.
Batı
dünyası, Türklerin Anadolu coğrafyasına girip burayı Türkiye
haline getirmeye başladıkları tarihlerden itibaren,
kendilerinin 1815 Viyana Kongresi’nde adını koydukları ve
siyasî literatüre soktukları Şark Meselesi’ni
uygulama alanına koymuştur. Burada hedef sadece devlet
olmamıştır, bütün Türk varlığı olmuştur. Türk milleti ve
vatanını hedef alan iftiralar yöneltilmiştir. Bu iddiaları
şöyle sıralamak mümkündür :
1.
Türklerin sarı ırktan oldukları, dolayısıyla Avrupalılara
göre ikinci sınıf insan sayılmaları gerektiği,
2.Türklerin medenî kabiliyetten mahrum oldukları,
dolayısıyla medeniyet düşmanı oldukları,
3.Türklerin yaşadıkları toprakların kendilerine ait olmadığı
iddialarıdır.
[2]
Bu
iftiraların sahibi olan Batı dünyası, Türklerin önce Avrupa
ve Balkanlar’dan, daha sonra da Türkiye’den tamamen
atılmaları, yok edilmeleri gerektiğini düşünüyordu. İngiliz
devlet adamlarından Gladston, Batının gerçek niyetini ,
Türkler’in kötülüklerini kaldırmanın tek bir çaresi vardır,
o da yeryüzünden vücutlarının kaldırılmasıdır
sözleriyle ortaya koymuştur.
[3]
Mustafa
Kemal Atatürk, Millî Mücadele ile sadece askerî zaferleri
hedeflememiştir. Türk milletinin muasır medeniyet seviyesine
çıkmasına engel olan ne kadar olumsuzluk, eksiklik varsa
hepsiyle mücadele etmeyi amaçlamıştır. Eksikliklerimizden
bir tanesi de köklü tarihimizi tam anlamıyla araştırıp,
ortaya koyamamamızdır. Bugün, aynı inan ve katiyetle
söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte
olan Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni
âlem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır.
Asla
şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve
büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin
yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır
[4]
diyen
Atatürk, Türk tarihinin ilmî esaslara göre araştırılması,
tarih şuurunun uyandırılması için çalışmaları bizzat
başlatmıştır. Atatürk’ün bu çalışmaları üç noktaya
yönelmiştir. Birincisi, Türk ve Dünya tarihini eski, yanlış,
ideolojik yaklaşımlardan kurtarmak. İkincisi, dünya
medeniyetine Türk medeniyetinin yapmış olduğu katkıları
ortaya çıkarmak. Üçüncüsü ise, Türk tarihini ilmî metotlarla
modern, orijinal bir tarih haline getirmektir.Bu üç hususu
ise Atatürk “tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil,
belirten bir ilim olmalıdır” şeklinde ifade etmiştir.[5]
Atatürk’ün, Türk Tarih Tezinde belirttiği hususları şöyle
sıralayabiliriz :
1.
Türkler, brakisefal ve beyaz ırktandır.Beyaz ırkın anayurdu
Orta Asya’dır.
2.
Medeniyetin beşiği Türklerin anayurdu olan Orta Asya’dır.
3.
Anayurtları olan Orta Asya’dan değişik sebeplerle göç eden
Türkler böylece dünyaya medeniyeti yaymışlardır.
4.
Anadolu’nun ilk yerli halkları da Türklerdir, dolayısıyla
buranın ilk sahipleri Türklerdir.
5.
Türklerin İslâm Medeniyetine katkıları araştırılmalıdır.
6.
Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili iddialar
araştırılmalı, gerçek ortaya çıkarılmalıdır.
Bütün bu
konularda araştırma yapılması için direktifler vermiş,
yapılan çalışmaları takip etmiş ve ortaya çıkan eserleri
bizzat okuyarak incelemiştir.
Türk
Tarih Kurumu da bu çalışmaları yürütmek üzere 15 Nisan 1931
tarihinde kurulmuştur. Türk Tarih Tezi’nin tartışıldığı
I.Türk Tarih Kongresi, 2-11 1932 tarihinde Ankara’da
yapılmıştır. 1935 yılında, tarihçi ve öğretmen yetiştirmek
üzere Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmuştur.
Atatürk,
Türk Tarihinin bir bütün olarak, ilmî usullerle
araştırılmasını istiyordu. Tarih yazmak, tarih yapmak
kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen
gerçek, insanlığı şaşırtacak bir nitelik alır.
[6]
Atatürk,
Türk Tarihinin, dolayısıyla Türk medeniyetinin en ince
ayrıntılarına kadar ortaya çıkarılması üzerinde durmuştur.
Çünkü, Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları
meydana çıktıkça, bütün Türk çocukları kendileri için lâzım
olan atılım kaynağını tarihte bulabileceklerdir. Türk
çocukları bu tarihten bağımsızlık fikrini kazanacaklar, o
büyük başarıları düşünecekler, harikalar yaratan adamları
öğrenecekler, kendilerinin aynı kandan olduklarını
düşünecekler ve bu kabiliyetle kimseye boyun
eğmeyeceklerdir.[7]
Sonuç
olarak, Atatürk, Türk milletine millî bir heyecan verip
onu haysiyet ve vakarına kavuştururken, uyguladığı,
inkılâpların yanında, bir millî tarih şuuru da vermeyi
bilmiştir.[8]
Bugün de hepimize düşen görev, her Türk gencinin tarih
şuuru ile yetişip, mensup olduğu milletine ve kendisine
güven duymasını sağlamaktır.
DİPNOTLAR
*
Selçuk Üniversitesi tarafından 11 Kasım 2002 tarihinde
düzenlenen Atatürk’ü Anlamak konulu panelde bildiri
olarak sunulmuştur.
**
Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi
[1]
Erol Güngör, Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik,
Ankara 1980, s. 59
[2]
Azmi Süslü, Atatürk ve Tarih, Atatürkçü Düşünce El
Kitabı, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara 1998,
s. 137
[3]
Süslü, a.g.m, s. 136
[4]
Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.II, 4. bas. Ankara
1989, s. 319
[5]
Süslü, a.g.m, s. 145
[6]
Utkan Kocatürk, Atatürk, Ankara 1987, s. 169
[7]
Atatürkçülük III , Genelkurmay Başkanlığı,
İstanbul 1998, s. 146
[8]
Mücteba İlgürel, Atatürk ve Osmanlı Tarihi, Yusuf
Hikmet Bayur’a Armağan, TTK, Ankara 1985, s. 241
Selçuk Üniversitesi
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama
Merkezi
ATA DERGİSİ
Sayı:10
Konya-2002
Sayfa: 231-234. |