ENOSİS ve Megalo İdea konusunda görüş ileri
süren kimi çevreler, ENOSİS'in Kıbrıs
Cumhuriyeti kurulduktan sonra terk edilen
bir ülkü olduğunu ve Makarios'un
bağımsızlığı savunduğunu iddia ederler.
Önce Makarios'un Enosis'i savunan yüzlerce
demeci, sonra 1964 saldırıları ve ardından
21 Nisan 1966 tarihli PATRİS gazetesinde
yayınlanan AKRİTAS planı bu iddiaları
temelden çürütmüştür.
Nitekim, aynı Makarios Yunan Cuntasına
gönderdiği meşhur mektubunda bile "Kıbrıs
devleti ancak Enosis'in gerçekleşmesi
halinde dağılmalıdır" demekten çekinmiyordu.
Tarih ise 2 Temmuz 1974'dür.
Bu arada Rum Meclisi'nin 1964 yılı Temmuz
ayı ile 1967 yılı Haziran ayında aldığı
ENOSİS kararlarının hala iptal edilmediği
bilinmektedir.
Türk Barış Harekatları bu ülküyü fiilen
olanaksız hale getirince, Rum Liderleri
ENOSİS'i ağızlarına almaz oldular. Ne ki bu
kez daha önce yıktıkları "Kıbrıs
Cumhuriyeti" unvanına sıkı sıkıya sarılarak
bir Rum Cumhuriyetine dönüşen bu devletin
egemenliğini Kuzeye de yaymak için dünyayı
arkalarına aldılar.
Bu ise adı konmamış ENOSİS'ten başka bir şey
değildi: Rumların egemenliğinde azınlık bir
Kıbrıs Türk halkı. Ada ha Yunanistan'a
bağlanmış, ha, Ak Deniz'de İkinci bir Yunan
Cumhuriyeti haline gelmiş. Bizim için bir
şey değişmiyor.
Konuya bu çerçeveden bakılınca, Kıbrıs Türk
Halkına azınlık hakları öneren ve
eşitliğimizi öngörmeyen her önerileri,
Rumların gerçekte ENOSİS fikrinden
vazgeçmediklerinin kanıtı oluyor.
Ya Yunanistan açısından durum nedir? Şimdi
Türkiye ile yakınlaşma politikasını
desteklediğini ileri süren Yunan liderleri,
gerçekten Megalo İdea fikrinden vazgeçmiş
midir?
Bilindiği gibi Yunanistan'ın bu konudaki
sicili oldukça karanlıktır.
Her şeyden önce Yunanistan, 1964 yılında
adaya tam teçhizatlı 20,000 askeri gizlice
göndererek, daha o tarihte Kıbrıs'ı fiilen
işgal etmemiş miydi?
Andreas Papandreu, "Namlunun Ucundaki.
Demokrasi' kitabında bunu açıklıkla itiraf
ediyor. BM Genel Sekreteri'nin o tarihlerde
BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporlar bu
gerçeği kanıtlıyor.
Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın 1982 yılında
hazırlayıp dünya ülkelerine dağıttırdığı bir
harita vardır.
Bu haritada, Ege ve Batı Anadolu
Yunanistan'ın, Karadeniz bölgesi Pontus'un,
Doğu Anadolu Ermenilerin, Güney Doğu Anadolu
Kürtlerin, Güney Anadolu, Suriye'nin
toprakları olarak gösteriliyor. Türkiye'ye
ise sadece Orta Anadolu yani Ankara ve
çevresi bırakılmış. Kıbrıs'ın tümü ise
Yunanistan'a ait gösterilmiş.
Tarih 1982'dir ve bu haritaları dağıtanlar,
ileri sürüldüğü gibi üç-beş şovenist değil,
bizzat Yunanistan hükümetidir. Yunan Kültür
Bakanlığı'nın kendisidir.
Bu arada Güney Kıbrıs'ta uzun bir süreden
beridir "Federasyon Kanserdir" konulu barış
karşıtı bir kampanya sürdürülmekte, duvarlar
federasyonu bir akrebe benzeten afişlerle
doldurulmaktadır.
Buna paralel olarak Rum yönetimi günde 2
milyon Dolar parayı, silah alımı için
harcamaktadır. Rum Savunma Bakanı,bu
silahların günü geldiğinde "Girne'ye Yunan
Bayrağı dikmek için"kullanılacağını ve
Yunanistan'la Kıbrıs'ın kaderinin ayrı ayrı
düşünülmeyeceğini tekrarlamaktadır. Ortak
Savunma Doktrini, Yunanistan'a hava ve deniz
üsleri verilmesi hep bu amaca yöneliktir.
Rum tarafının AB'ne tam üyelik girişimi de
dolaylı ENOSİSİ amaçlamaktadır. Askeri ve
ekonomik bütünleşmesini tamamlayan
Yunanistan ve Rum yönetimi, AB çatısı
altında siyasi bütünleşmeyi de tamamlayarak
dolaylı yoldan ENOSİS'i gerçekleştirmek
istemektedir.
Rum halkının ENOSİS'ten vazgeçmediğinin bir
diğer kanıtı da Güney Kıbrıs'ta AMER adlı
kamu oyu araştırma kuruluşunun Ekim-Kasım
199l'de yaptığı ankettir. Bu Ankette
Rumların yüzde 57'si kendileri için uygun
koşullar doğana kadar bir anlaşma
yapılmamasını savunmuştur.
ENOSİS'in yaşadığı konusundaki diğer bazı
yeni örnekler şunlardır.
Haftalık Periodiko dergisinin 15 Aralık 1991
tarihli sayısında yer alan bir söyleşiden:
"Bugün Türklere teslim olmuş durumdayız.
Kıbrıs Rumluğu yok olmuş durumdadır. Siyasal
Eşitlik ve Ortaklık bizi, Türklerin bütün
adaya egemen oldukları bir duruma düşürecek,
iki Halk ve iki Devlet hakkındaki görüşler,
Türklerin nüfuzunu bütün adaya yayacak ve
bütün ada çok geçmeden Türkleşecek. Madem ki
Kuzeyden, Güneyden söz ediyoruz. Kuzey, er
geç Güneye egemen olacak"
15 Aralık 1991 Politika Gazetesinde
Başpiskopos Hrisostomos ile yapılan
söyleşiden:
"Yüzde 181 yüzde 82 ile eşit tutan siyasi
eşitlik kabul edilmezdir".
18 Aralık 1991 tarihli Eleftherotipia
gazetesinde, Larnaka Rum Polis müdürü
Prokopis Yeorgiu'nun açıklaması:
Pile'ye giden bütün yolları kapattık.
Geçmişte Pile'de Türklere ait 40 dükkan
vardı. Bunların büyük çoğunluğu kapandı.
Kapatılmayanlar da yaşam mücadelesi veriyor.
7-8 kadar dükkan kaldı ve bunlar da günde
birkaç saat açılıyor. Bundan başka bir
zamanlar parlayan lokantalar birbiri ardına
kapanıyor..."
29 Kasım 1991 tarihli Haravgi:
"Vasiliu, EOKA Mücadelecileri Cemiyeti'nden
bir heyetle görüştü. Maliye Bakanının da
katıldığı ve çok samimi bir hava içinde
geçen görüşmede mücadeleciler,
Cumhurbaşkanının gösterdiği büyük ilgiden ve
MÜCADELECİLER EVİ'nin (EOKA EVİ)
tamamlanması için açıkladığı cömertçe
bağıştan dolayı memnuniyetlerini
belirttiler..."
Simerini, 1 Aralık 1991 General
Markopulos'un söyleşisi:
"RMMO, bugün yedek ve milis kuvvetleri ile
harika bir ordu durumuna geldi. Bu ordu
savaşabilecek durumdadır. Savaşmayı biliyor
ve savaşmayı istiyor..."
1 Aralık 1991 tarihli Agon, Yeni Yol
Derneği'nin açıklaması:
"Ülkenin bilinçli insanları vatanı satmak
anlamına gelen federasyona karşı açık tavır
takınmalı ve iktidardaki güçlere ulusal
intihar anlamına gelecek deneyimlerin kabul
edilmeyeceği mesajını vermelidir. İki
kesimli, iki toplumlu çözüm şekli şimdi ve
gelecekteki nesillere barış ve huzur
getirmeyecek, aksine macera, çatışma ve
Kıbrıs Rumlarının yok olma tehlikesini
içeren bir PANDORA kutusudur."
24 Aralık 1991 tarihli Agon:
"Kısa adı EFA EFP olan Özerk Enosisçi
Öğrenci Dernekleri Birliği ile DİSİ
Partisinin öğrenci kolu Protoporia, iki ayrı
gösteri düzenlediler. Yürüyüş, Koççino
Dremitya köyündeki ENOSİS Kulübü'nden
baladı. Bu arada savunmaya katkı için para
toplandı. Bu yürüyüş vesilesi ile Özerk
ENOSİS 'çi Öğrenci Dernekleri bir kez daha
federatif çözüme karşı olduklarını
yinelediler".
24 Aralık 1991 tarihli Filelefthoros:
"Göçmen Dernekleri yayınladıkları bildiride,
Cuellar raporunu, 'taksimi yasallaştırma"
olarak nitelendirdiler, bütün halkı raporu
reddetmeye çağırdılar ve federasyona karşı
mücadele edecek ortak bir komite
oluşturdular..."
23 Aralık 1991 tarihli Fileleftheros:
"Kıbrıs hükümeti Cuellar raporunun eşit
olarak paylaşılacak egemenlikten söz
etmesinden endişe duyuyor. İleri gelen
siyasi çevreler, egemenliğin eşit olarak
paylaşılmasının kurulacak devleti içeriden
yıkacağını belirtiyor..."
23 Aralık 1991 Simerini:
"DİSİ'den Letkoşa Belediye Meclisi'ne aday
gösterilen Sampson'un kardeşi Vera Sampson,
en çok tercih oyu alan kişi oldu".
2 Aralık 1991 tarihli Simerini,
Yunanistan'da Öğrenim Gören Rum Gençlik
Örgütü EFEK Genel Kurulu'nda alınan karar:
"İlk hedefimiz, bütün Türk işgal
kuvvetlerinin ve sömürgecilerin ayrılması,
bütün kayıp kardeşlerimizin akıbetlerinin
belirlenmesi, bütün göçmenlerin evlerine
dönmesi ile sonuçlanacak bütün Kıbrıs'ın
kurtarılması ve bunun ardından kutsal
self-determinasyon hakkının kullanılması
olmalıdır. Federal bir devlet öngören doruk
anlaşmalarından kurtulunmalıdır..."
Selanik'de Rum Öğrenci Örgütü PEOF aynı
doğrultuda bir açıklama yaptı.
30 Aralık 1991 Simerini:
"EOKA'cılar Derneği ile Limasol Belediyesi,
Vasiliu'nun yardımları ile Limasol'da EOKA
RESİM GALERİSİ oluşturdular. Vasiliu,
resimlerin satın alınması için 25 bin KL
verdi."
15 Ocak 1992 tarihli Simerini:
1950 ENOSİS Plebisitinin 42. yıldönümü
nedeni ile bir açıklama yapan DİSI Gençlik
Örgütü Protoporia "ebedi emellerinin (ENOSİS)
gerçekleşmesi için atalarının imzalarını
yinelediklerini" açıkladı.
Bütün bu gerçekler ışığında; (Kıbrıs için
konuşursak) Türk Halkının, egemenliği,
siyasal eşitliği, ayrılma hakkı ve bağımsız
devlet olarak varolma hakkını da içeren
self-determinasyon hakkı tanınmadan, Kıbrıs
Rum Liderliği'nin ENOSİS'ten veya adayı bir
Yunan Cumhuriyeti yapma emelinden
vazgeçtiğini söyleyebilir miyiz?
Egemenlik ve eşitliğimiz, yani KKTC
tanınmadan ve ENOSİS'i yasaklayan bir Meclis
kararı alınması kabul edilmeden, Rum
liderlerinin sözlerini güvence sayabilir
miyiz?
Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğü
kabul edilmeden, KKTC ile bir saldırmazlık
anlaşması imzalanmadan, ambargolara ve
silahlanma çabalarına son verilmeden,
"Sınırlarımız Girne'de Biter" sloganları
terk edilmeden, Kıbrıs'ı Helen adası yapma
hayallerinden vazgeçtiklerini ileri
sürebilir miyiz?