|
TEHCİR
KANUNU VE UYGULANMASINA DAIR TALİMATNAMELER
Osmanlı Hükümeti Sevk ve Iskan uygulamasını o günün
şartlarında bir yasaya dayandırmıştır. Keyfi bir
uygulama ya da bir Hükümet uygulaması değildir. Doküman
6 olarak sunulan Sevk ve İskan ile ilgili yasa dört
maddelik olup, "savaş halinde devlet yönetimine karşı
gelenler için askeri birliklerce alınacak tedbirleri"
içermektedir.18
Sevk ve İskan Kanununun 1'nci maddesinde "Devlet
güçlerine ve kurulu düzene karşı muhalefet, silahla
tecavüz ve mukavemet görülürse şiddetle karşı konulması
ve imha edilmesini" 2nci maddesi: "Silahlı güçlere
yönelik casusluk ve ihanetleri tespit edilen köy ve
kasabaların başka mahallere sevk ve iskan
edilebileceği". 3ncü maddesi kanunun geçerliliği ve 4ncü
maddesi kanunun icrasından sorumluluğu belirtmektedir.
Görüldüğü üzere kanun aslında iki maddelik ve tamamen
Devleti ve kanunu düzenini korumaya yönelik, şiddete
karşı yetki kanunudur. En önemli özelliği ise; kanun
metninde herhangi bir etnik grup, zümrenin zikredilmemiş
veya ima edilmemiş olmasıdır. Kanun kapsamına giren
Müslüman, Rum ve Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşları
yerlerinden başka yerlere sevk edilerek iskana tabi
tutulmuştur. Dolayısıyla Tehcir Kanunu'nu tek bir halka
yöneltilmiş olarak görmek bilgi eksikliği veya kasıtlı
olmaktan öteye gidemez.
Son bölümde yer verdiğimiz belgelerde ayrıntılı olarak
görüleceği üzere yasanın uygulanması, idarecilerin yorum
ve kabiliyetlerine bırakılmış, uygulamada idareci
kesiminin neyi. nasıl yapacağı ayrıntısıyla
açıklanmıştır.19 Bu maksat-la çıkarılan karar ve
talimatnamelerle sevk ve iskanın nasıl yapılacağı
ayrıntısıyla hükme bağlanmıştır. Bu karar ve
talimatnamelerde; menkul ve gayri menkullerin nasıl
teslim alınacağı, araziler ve üzerindeki mahsulün
durumu, bunların kayda alınması, göç edenlere sıcak ve
etli yemek verilmesi gibi konulara yer verilmiştir.
Sevk ve İskanla İlgili Kanun ve bu kanunun uygulanışını
açıklayan mevzuatta, menkul ve gayrimenkulun yok
edilmesi ya da insanların öldürülmesi yönünde herhangi
bir amaç olmadığı gibi; bilakis uygulamada yaşanan
aksaklıklar idam cezasına kadar uzanan ağır cezalarla
giderilmeye çalışılmıştır. Eğer Osmanlı hükümeti bir
grup insanı kasten yok etme maksadıyla bir uygulamaya
girişmiş olsa idi, göç edenlere yolda sağlanacak
imkanları, kafilelere yönelik eşkıya baskınlarına karşı
korunmasını, hastalara yardım yapılmasını, çocukların
korunmasını, geride bıraktıkları menkul ve
gayrimenkulların bir kayıt altında tutulmasını, belli
periyotlarla etli yemek verilmesine ilişkin kararları
uygulamaya geçirmezdi. Son bölümdeki belgeler
incelendiğinde göç edenlere ait gayrimenkulların
korunmasına ne derece önem verildiği görülecektir. Bu
durumu göçün geçici olduğu, bir müddet sonra geri
dönmelerine izin verileceği şeklinde yorumlamak
mümkündür, Bu görüşümüzü, göç esnasında Ermenilerin,
Anadolu'da toplatılması ve cephe gerilerinde geçici
iskan uygulaması da teyit etmektedir. Ancak bu
düşüncenin uygulamaya geçilmesi mümkün olamamış,
özellikle Rus, Fransız ve İngiliz tahrikleri ile,
komitacılara başta Amerika'dan gelen maddi yardımlar,
Ermeni çetelerinin eylemlerini artırmalarına sebep
olmuş, Ermenilerin bir kısmının bugünkü Suriye civarına
sevklerini zorunlu kılmıştır. Ancak göç ettirilen
toprakların Osmanlı toprağı olması, son uygulamada dahi
takınılan tavırda, bir kasıt olmadığını göstermesi
açısından önemlidir.
Dipnotlar
18 . Takvim-i vekayi gazetesi 19 Mayıs 1311 (1
Haziran 1915 ) Kanun 27 Mayıs 1915'de kabul edilmiştir.
19 . Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Meclis-i Vükela
Muzakeratına Mahsus Zabıtname, 15 Recep 333 ve 17 Mayıs
331.830 Mayıs 1915) |