|
ERMENİLERİN AZERBAYCAN'DA YAPTIĞI
KATLİAMLAR
Ermenilerin Türklere yönelik katliamları Anadolu'yla
sınırlı kalmamış, Kafkaslar'da ve Azerbaycan
topraklarında d a sürmüştür. Bu konudaki bilgi ve
belgeleri,
Prof. Dr. Fahrettin M.
Kırzıoğlu'ndan
naklediyoruz:
"1919 Ağustosunda, Nahçıvan ve Şerür çevresindeki 45
köye Ermeniler asker birlikleri ile hücum etmişler ve
demiryolu boyuna yakın köyleri, zırhlı vagonlardan ateş
altına almışlardır.
Mayıs 1920 sonralarına Doğru Ermeniler, Erivan'da
Uluhanlı yanındaki Karadağlı adlı İslam köyünün
ahalisini zorla yerlerinden çıkararak, eşyalarını yağma
ile, kendilerini göçe mecbur etmişlerdir.
23-24 Mayıs 1920 gecesi 300'den fazla Ermeni süvarisi,
Uluhanlı'nın 5 km. kuzeyinde Cebeçalı köyünü sararak,
eli silah tutan Müslümanları bir araya toplayarak
bunların hepsini süngüden geçirmişlerdir.
27 Haziran 1920 gecesi yine Erivan'da Hacıbayram ve
Haberbegli köylerine baskın yapan Ermeniler, ahalnin
malları ile eşyasını hep yağmalamış, birçoğunu öldürmüş;
kırgından kurtulan az bir kısmı da, Aras ırmağından
güneye geçerken, Ermenilerin baskını üzerine
boğulmuşlardır.
Azerbaycan ve başka yerlere gitmek üzere, Erivan'daki
Azerbaycan Elçisi'nin verdiği pasaportu taşıyarak Erivan
yanlarından trenle Gence'ye giden 500 Müslüman, Gümrü
yakınında vagonlardan indirilerek, hepsi öldürülmüştür.
6 Nisan 1920'de Ermeniler, Zengezor, Ordubad, Vedi
bölgelerindeki İslam köylerine, türlü askeri sınıflardan
kurulu nizami birliklerle saldırarak, zulüm ve
vahşiliğin en iğrenç biçimlerini, insanlığını nefret
edeceği alçaklıkları yapmışlardır.
Erivan şehrinin 15 dakika ötesindeki Haçaparak köyündeki
İslam ahaliye Ermeniler, 16 Nisan 1920 gecesi
saldırarak, halkını toptan kırmaya girişmişlerdir. Bu
zalim vahşilikten kaçıp kurtulamayan 6 erkek, kamalarla
öldürülmüştür. Kadın ve kızların namusu çiğnenmiş, sonra
da yakılmış veya öldürülmüşlerdir. Evlerin hepsi talana
uğramıştır."
Ermenilerin Azerilere yönelik zulümleri, I. Dünya Savaşı
yıllarındaki katliamlarla sınırlı kalmamış, SSCB
döneminde ve bu devletin dağılmasının ardından kurulan
Ermenistan Cumhuriyeti döneminde de devam etmiştir. Doç.
Dr. Yasin Aslan, "Ermenistan Tarihi Yol Ayrımında"
isimli kitabında bu konuda önemli belgeler ortaya
koymaktadır.
Ermeniler, 13 Şubat 1988'de Dağlık Karabağ'ın idari
merkezi Hankendinde (Stepanakert) gösteri yaptılar.
Göstericiler, Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan'dan alınıp
Ermenistan'a verilmesini talep ediyorlardı. Bundan sonra
istekler zinciri uzanmaya başladı. 18 Şubat 1988'de ilk
Azeri göçmenler Baku'ya gelmeğe başladı. Onlar
otobüslere doldurulup geri gönderildiler. Ancak, onlar
kısa müddet sonra yeniden geri dönmeye başladılar.
Göçmenler, bu defa Baku yerine Sumgayit'ta kendilerine
barınak buldular. Burada bazı olaylar oldu. Bunu
diğerleri izledi. 180-200 bin Azeri, zorla
Ermenistan'dan kovuldu. Tahminen aynı sayıda Ermeni
Azerbaycan'dan çıkarıldı. Kısacası, 1988'den beri devam
eden olaylar, bir milyondan fazla Azeri'yi göçmen
durumuna düşürmüştür.
1988'de başlayan olaylar, aslında sürgün zincirinin son
halkasını oluşturmaktadır. Zira, Ermenistan'da yaşayan
Azeriler, bir kaç defa Sovyet rejimi döneminde olmak
üzere tarihi topraklarından sürgün edilmişlerdir.
Ermenistan Komünist Parti başkanı Arutunyan 1945'te
Dağlık Karabağ'ın Ermenistana verilmesi konusunda
Stalin'e mektup yazmıştır. Stalin de konuyla ilgili
olarak Azerbaycan Komunist Parti başkanı Mir Cefer
Bağirov'a mektub göndermiştir.
Bağirov, Stalin'in mektubuna cevabında nüfusunun
tamamını Azerilerin oluşturduğu Şuşa'nın Azerbaycan'da
kalması gerektiğini, Azerilerin de Ermenilere karşı
büyük toprak taleplerinin olduğunu yazmıştır. Bu tür
yaklaşım, o zaman bu sun'i problemin kapatılmasına
yardımcı olmuştur.
Ancak, eski Sovyetler Birliği Bakanlar Kurulu 23 Aralık
1947 tarih ve 4083 sayılı kararla, Ermenistan'da yaşayan
Türkleri "Azerbaycanlı" adı altında Azerbaycan'ın
Kura-Aras Ovasına sürgün etmiştir. Aynı bakanlar kurulu
iki-buçuk ay sonra, Stalin'in imzasını taşıyan 10 Mart
1948 tarih ve 754 sayılı kararla, daha önceki kararın
uygulamaya konmasını sağlamıştır.
Karardan sonra, Ermenistan'daki Azeriler oradan
çıkarılmaya başlanmış ve işlem Stalin'in ölümüne kadar
devam etmiştir. Söz konusu dönemde 150 bin Azeri ata
yurtlarından kovulmuştur.
Asrın başlarında, Ermenistan'daki Azerilerin sürgün
edilmesi muhtelif şekillerde gerçekleştirilmiştir.
1927'de İrevan nüfusunun % 70'ini Azeriler
oluşturuyordu. Bu yıllarda 130 bin Azeri kovulmuş ve
onların yerine Orta Doğu ülkelerinden 100 bine yakın
Ermeni getirilmiştir. Bu işlem daha sonraki yıllarda da
devam etmiştir. Ermeni tarihçilerine göre, geçen asrın
başlarında, Ermenistan'daki 2300 köyün 2000'ini Azeri
köyleri oluşturmaktaydı.
1936'dan sonra, Ermeni yetkililer, bu ülkedeki Azeri yer
adlarını değiştirmeye ve iptal etmeye başladılar.
1991'de de Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan'ın
emrine uygun olarak 90 Azeri köyüne Ermeni isimleri
verildi. 1960-1970'li yıllarda, Ermenistan Yüksek
Sovyeti başkan yardımcısı Hovanes Bağdarasyan'ın
başkanlığında yer adlarının değiştirilmesine başlandı.
İki asır devam eden kovma ve göçürme işlemi sonucunda,
1. 5 milyon Azerbaycan Türkü Ermenistan'daki tarihi
yurtlarından kovulmuş ve çeşitli bahanelerle
göçürülmüştür. 1988'de kovma işlemi tamamlanmıştır.
Şimdi Ermenistan'da numunelik için dahi tek bir Azeri
kalmamıştır.
1988'de Ermeniler, ülke nüfusunun % 88. 6 sini
oluşturuyordu. Asrın başlarında Ermenistan toprakları 9
bin kilometrekare idi, Azerbaycan toprakları sayesinde
29. 8 kilometrekareye yükselmiştir. Buna, Ermenilerin
son zamanlarda işgal ettiği topraklar dahil değildir.
Kabul etmek gerekir ki, Rusya-Ermenistan ikilisinin
Azerbaycan üzerindeki baskıları yoğunluk kazanmıştır.
Azerbaycan, hemen hemen Lübnan'a dönüşmek üzeredir.
Parçalanma tehlikesi henüz ortadan kalkmamıştır.
Ermeniler, Dağlık Karabağ'ı Ermenistan ile birleştiren
Laçin Koridorunun kontrolünü elinde bulundurmaktadır.
Azerbaycan topraklarının % 20'si Ermeni işgali
altındadır. Diğer taraftan, Ermenistan Mayıs 1992'de
Laçin ve Kelbecer bölgesinde "Kürdistan Cumhuriyeti"
kurulduğunu ilan etmiştir.
Ermenistan'daki muhalefetin yayın organı Azatamart
gazetesi Azadlig (Hürriyet) Radyosu Ermeni Servisinin
eski başkanı, Rusya-Ermenistan ilişkileri Teşkilatı
başkanı ve Daşnaksütyun Partisi'nin liderlerinden Eduard
Oganisyan'ın sansasyon niteliği taşıyan bir beyanatını
yayınlamıştır. Oganisyan beyanatında, Ermenistan
hükümetinin Rusya'yla birleşme konusunda gizli anlaşma
imzaladığını ifade etmiştir. Ancak, bu gerçek gizli
tutulmaktadır.
Ermenistan bölgede kendisine has bir rol oynamak
istiyor. Onun ne tür rol oynamak istediğini öğrenmek
için Rus ve Ermenistan basınında yer alan yazılara bir
göz atmak yeterlidir.
Ermenistan Pedegoji Enstitüsü Felsefe ve Politoloji
bölümü eleman- larından 1963 doğumlu Artur Gevarkyan'in
Naş Sovremennik (Muasirimiz) dergisinin 1993/4'cü
sayısında yer alan "Sovyetler Birliği Yerine Turan mı?"
başlıklı yazısı bir çok bakımlardan ilgi çekicidir.
"Üçüncü Roma'nın" diriltilmesini bir Rus'tan daha ateşli
şekilde savunan Gevorkyan konuyla ilgili düşüncelerini
kısaca şöyle özetlemiştir:
"Ermenistan, Rusya'nın Kafkasya'daki destekçisi, tabii
ve tarihi müttefikidir Ermeniler, Anglo-Sakson, siyonist
ve Pantürkistlerden oluşan korkunç üçlüden,
Pantürkistlerin (Turana giden) yolunu kesmektedir.
Rusya, Ermenistan, Gürcistan, Sirbistan ve diğer
Hıristiyan milletlerin tek kurtuluş yolu "Üçüncü
Roma'yı" yeniden diriltmektir."
Bazı Rus yetkililer, Kafkasya'yı dış ülkelerin
etkisinden korumak için onun ateş çemberine alınmasının
gerekli olduğu tezini savunmaktadırlar. Böyle bir
durumda Türkiye ve İran gibi bölgeyle yakından ilgilenen
devletler, bu ateş çemberini yarıp bölgeye
giremeyeceklerdir. Vadim Simburski'nin Segodnaya
gazetesinin Nisan/1994 sayılarından birinde yer alan
yazısı buna en güzel bir misaldir. Simburski
düşüncelerini şöyle özetlemiştir:
"Rusya'nın çıkarlarına direkt tehlike oluşturan tek
bölge Kafkasya'dır. Kafkasya'da milli devlet olarak
kalmak isteyen 'Azerbaycan' ve 'Gürcistan' gibi küçük
imparatorlukların olması Rusya'nın çıkarlarına uygundur.
Söz konusu bölgede, Rusya'nın çıkarlarının korunması
için çalışacak inkılapçı güçler mevcuttur. Bunun için
bölgedeki 'İstikrarlı İstikrarsızlık' korunmalıdır.
Zaten, böyle bir durum yıllardan beri oluşmakta, Türkiye
ve İran'ın serbest hareketine engel olmaktadır.
Bölgede anlaşmazlıkların devamlı olarak aşağı seviyede
seyretmesi, Rusya'nın çıkarlarına uygundur. Çünkü, böyle
bir durum, Türkiye'nin bölgeye sokulmasına engel olacak
bir ateş çemberinin oluşmasına katkıda bulunacaktır.
Rusya, Hazer'in batısında bu tür davranırken Hazer'in
doğusunda istikrarı korumalıdır. Çünkü, Kazakistan yari
Rus bölgesidir. Kazakistan Rusya'nın güney sınırlarını
koruyan Güvenlik Kemerine dönüştürülmelidir.
Odenburg, Orta Asya'nın yayılmasına açık olacaktır. Bu
yüzden, Rusya Kazakistan ve diğer Orta Asya ülkelerini
iç güvenlik kemerine dönüştürmek için elinden geleni
yapmalıdır."
1992-1993 yılları arasında Ermenistan Savunma Bakanı
olmuş, şimdi ise muhalefetin gayri-resmi liderlerinden
Vazgen Manukyan Nisan/1994'te Nezavisimaya Gazetesi ile
röportajında, Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan'la federe
devlet oluşturması zamanının geldiğinden söz etmiştir.
Rusya Cumhurbaşkanı Yeltsin'in siyasi danışmanı ve
Cumhurbaşkanlığı Şurası Üyesi Ermeni Andronik
Migranyan'ın teklifi ise bir çok bakımlardan ilgi
çekicidir. Migranyan, Nezavisimaya Gazetesi'nin
Ocak/1994 sayılarından birindeki makalesinde Azerbaycan
ve Gürcistan'in Federe Devlete dönüştürülmesini teklif
etmiştir. Migranyan, Federe Devlete dönüştürülmüş
Azerbaycan ve Gürcistan'ın Moskova'sız yaşayamayacağını
iddia etmektedir. Migranyan, Ermenistan'ın Rusya'nın
güney sınırında istikrar ve denge unsuruna
dönüştürülmesi gerektiğini de beyan etmiştir.
Levon Şirinyan da daha önce Azatamart gazetesindeki
yorumunda aynı teklifi ileri sürmüştü. Şirinyan, başka
bir yazısında ise Nahçivan'in Ermenistan'a geri
verilmesinin gerekli olduğundan bahs etmiştir. Bu
misaller zincirini bir hayli uzatmak mümkündür. Bu
misaller, olayların hangi merkezlerden idare edildiğini
açıkça göstermektedir.
Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasına engel olan, Türkiye
aleyhine açıkça propaganda yapanlar, Daşnaksütyun
Partisi ve onun çatısı altında toplanmış bazı
teşkilatlar, Moskova yanlıları, önce Gorbaçov'un daha
sonra da Yeltsin'in etrafında toplanan Ambatsumov (Ambartsumyan),
Migranyan, Kurginyan gibi danışmanlar ve Rus hükümetinin
değişik kademelerinde görev yapan Ermeniler ile
özellikle Ermeni diasporasıdır.
Daşnaksütyun Partisinin, halkı tahrik etmek ve halk
arasında panik yaratmak için 7 Aralık 1993'te
yayınladığı haber buna güzel bir misaldir. Daşnaksütyun
Partisi Haber Merkezi yabancı kaynaklardan, özellikle de
Fransa İstihbarat Teşkilatı'ndan elde ettiği bilgiye
dayanarak Türk Ordusunun Medzamor Atom Elektirik
Santrali de dahil, Ermenistan'daki bir çok hedefe füze
saldırısında bulunacağını bildirmiştir. Habere göre,
Türkiye, bu hücumlarına hak kazandırmak için
Ermenistan'daki PKK teröristlerinin varlığını bahane
edecektir. Haber Nerkezi Başkanı Bagrat Sadoyiyan'a
göre, Türkiye, söz konusu hücumlarını Nahcivan
topraklarından yapacaktır.
Rus ve Ermenistan basınında Türkiye aleyhine çıkan
yazılar büyük yekun oluşturmaktadır. Söz konusu
yazılarda, kamuoyu "Türk Faktörü" ile korkutulmak
istenmektedir. "Uyanan Dev", "Uyanan Aslan", "Sovyet
İmparatorluğunun Ölüm Meleği", "Osmanlı Ruhu Diriliyor"
ve "Gelecek İmparatorluğun İki Sütunundan biri" gibi
ifadeler sık sık kullanılmaktadır. Ermeni Politolog
Andronik de bu tür yazıları dikkate alarak şunları ifade
etmiştir:
"Ermenistan, Rusya ve İran, Türkiye'nin Azerbaycan ve
Orta Asya ile birleşmesini engelleyebilir. Ermenistan ve
İran, Türklerin birleşmesine engel olan faktöre
dönüşmelidir. "
Ermenistan, son bir kaç asırdan beri Rus dış siyasetinde
önemli yer tutmaktadır. Ermenistan, Rusya'nın Türk-müslüman
dünyasında ileri karakol görevini yüklenmiştir. Ancak ne
var ki, Rus Milliyetçileri. son bir kaç yıldan beri Türk
dünyasıyla dostluk ilişkilerinin gerekliliğininden
bahsetmekte ve Ermenistanin Azerbaycana karşi tecavüzünü
kınamaktadır. Rus milliyetçilerinin bir kısmı artık
Ermenistan'ı Rusya'nın sırtında yük olarak görmektedir.
Moskova Gazetelerine göre, Rusya, Ermenistan bütçesinin
% 57'sini ödemektedir. Ermenistan'ın dış yardım olmadan
geniş çaplı bir savaşı sürdürmesi mümkün değildir.
Azerbaycan Meclis Başkanı Resul Guliyev, Rus
Televizyonuyla röportajında diş yardim olmadan
Ermenistan'ın savaşı 5 yıl daha sürdürmesinin söz konusu
olamayacağını ifade etmiştir. Guliyeve göre, Ermenistan
tek bir tank dahi alamayacak durumdadır. Ermenistan'ın
destekçileri, muhacerette yaşayan Ermeniler, bazı batılı
ülkeler ve Bağımsız Devletler Topluluğuna üye bazı
ülkelerdir.
Moskovskiya Novosti gazetesi 1992/13 sayısında
"Rusya'nın Kafkasya'dan çıkmasıyla birlikte dengenin
bozulacağı ve bölgede Türkiye'nin nüfuzunun hızla
artacağından bahsetmiştir.
Gorbaçov Fonu'nun Dağlık Karabağ konusundaki raporu
konuya başka bir açıdan ışık tutmakta ve Rusya gibi
büyük bir devletin bir çok bakımlardan Ermenistan'a
ihtiyacı olmadığını ortaya koymaktadır. Ermenistan,
Rusya için gönüllü müttefikten başka bir şey değildir.
Rapordaki şu ifadeler oldukça dikkat çekicidir:
"Rus-Ermeni ilişkilerinin tarihi geçmişi, Rusya'yı
Ermenistan'ı desteklemeğe mecbur ediyor."
Ermeniler bunun farkındadır ve mevcut ortamdan maksimum
faydalanmanın yollarını aramaktadırlar. Levon Şirinyan
Ermenistan'da yayınlanan Azatamart gazetesindeki
yazısında görüşlerini şöyle ifade etmiştir:
"Hiç şüphesiz, yakın gelecekte Rusya, Kafkasya'da en
güçlü devlet olarak kalacaktır. Şimdiye kadar, Amerika
da dahil bir çok ülke bölgede Rusya'nın çıkarlarına
meydan okumaya kalkışmamıştır. Rusya - Doğu Avrupa'yı
kaybetmesi ve güneydeki stratejik çıkarları onu
Ermenistan'a yaklaştırmaktadır. Ermenistan'ın görevi,
Rusya'nın Kafkasya'daki siyasi manevralarını dikkatlice
izlemek ve onlardan maksimum yararlanmanın yollarını
aramaktır. Bağımsız Devletler Topluluğu çerçevesinde ve
karşılıklı ilişkiler şeklinde işbirliğini kabul etmek
gerekir. Aksi halde, diğer bir ülke veya ortak, zayıf ve
asalak Ermenistan'ın yerini alacaktır. "
70 yıldan uzun bir zamandan beri, Ermenistan'ın Türkiye
politikası, batı alemini Türklerin 1. 5 milyon Ermeni'yi
öldürdüğüne inandırma ve 1921 anlaşmasıyla Türkiye'nin
kuzey-doğu bölgesinde Türkiye'ye bırakılan toprakların
geri alınmasına yönelik kampanyaya dayanmaktaydı.
Ayrıca, Ermenistan'daki bütün siyasi partilerin
programlarında, Türkiye'ye terk edilen toprakların geri
alınması ve Türkiye'yi, Osmanlı Devleti döneminde
öldürülen Ermeniler için özür dilemeğe mecbur etme
prensipleri yer almaktadır. Bilindiği gibi,
Ermenistan'ın Kurtuluşu için kurulan ve kısaca ASALA
olarak bilinen "Ermenistan Gizli Ordusu" bu maksatlar
için 1974-1985 yılları arasında 45 Türk diplomatını ve
onların aile üyelerini öldürmüştür.
Ter-Petrosyan'ın başkanlığında 1990'da Ermenistan Umum
Milli Hareketinin iktidara gelmesiyle birlikte,
Ermenistan'ın Türkiye siyasetinde önemli değişiklikler
baş göstermeye başlamıştır. Ermenistan, Sovyetler
Birliğinden ayrılma girişimleri çerçevesinde Türkiye ve
İran'la ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirme
sürecine girmiştir. Bu yeni yaklaşım, Ağustos 1990'ya
yayınlanan Bağımsızlık Bildirisinde de kendi ifadesini
bulmuştur. Bağımsızlık Bildirisinde, soykırımın
uluslararası kamuoyu tarafından tanınmasının
tekrarlanmasına karşın, Türkiye'ye karşı herhangi toprak
iddialarına yer verilmemiştir.
Sovyetler Birliğinin dağılması, hassas
Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasını tehlikeye sokmuştur.
Türkiye'nin, Azerbaycan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk
ülke olması da gelişmekte olan ilişkileri olumsuz yönde
etkilemiştir.
Kasım/1992'de, bir Ermenistan hükümet heyeti Türkiye'ye
gelmiştir. Türkiye, iki ülke arasında ilişkilerin
gelişebilmesi için 4 şart iler sürmüştür:
Ermenistan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki mevcut
sınırları tanımalıdır;
Ermenistan, 1915'teki soykırımın uluslararası kamuoyunda
tanınmasına yönelik kampanyasını durdurmalıdır;
Ermenistan, Türkiye'nin içişlerine karışmamalıdır;
(Burada özellikle Ermenistan'ın PKK'ya yaptığı yardım
göz önünde bulundurulmuştur)
Ermenistan, Azerbaycan'ın istediği şartlarda Dağlık
Karabağ'da ateşkesi kabul etmelidir.
Taraflar, ilk üç madde konusunda anlaşmaya varmış, hatta
Türkiye ve Ermenistan enerji bakanları Ermenistan'a
elektrik verilmesi konusunda bir de protokol
imzalamıştır. Zamanın Türkiye Dışişleri Bakanının,
protokolün içeriğini ve önemini izah etmeye yönelik
girişimleri Azerbaycan Liderleri ve Türkiye'deki
muhalefeti ikna etmemiştir. Bu yüzden, Türkiye,
anlaşmayı uygulamaya koymaktan vazgeçmiştir.
Bu gelişme, elektrik sıkıntısı çeken Ermenistan
hükümetine büyük bir darbe olmuştur. Bilindiği gibi,
Ermenistan, enerji ihtiyacının % 96'sını dışarıdan
karşılamaktadır. Ermenistan, tabii gaz ihtiyacının %
80'ini Azerbaycan'dan karşılıyordu. Azerbaycan, 1991'in
sonbaharında Ermenistan'a gaz vermeyi durdurdu.
Ermenistan, bu yüzden Türkmenistan'dan gaz almağa
başladı. Gaz boru hattı, Gürcistan'da Azerilerin
yaşadığı eski adı Borçali, yeni adi Marneuli bölgesinden
geçmektedir. 1995'te, boru hattına en az 10 defa sabotaj
yapılmıştır.
Türkiye'nin, Ermenistan'a gidecek uçakların kendi hava
sahasından geçmesine izin vermesi ise, dünya kamuoyunu
tam karşısına almamak için Azerbaycan'a yaptığı
yardımları dengeleme girişimi olarak
değerlendirilmiştir.
Dünya kamuoyu, Rusya'nın Çeçenistan'a hücumuyla
meşgulken, Karabağ Komitesinden ayrılan Ermenistan Umum
Milli Hareketine başkanlık eden Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan,
Gorbaçov'un 1988'de Karabağ Komitesine karşı
gerçekleştirdiği büyük operasyondan beri ilk defa ülkede
geniş çaplı siyasi temizleme kampanyasına başladı.
Bilindiği gibi, Gorbaçov, Ter-Petrosyan da dahil olmak
üzere, Karabağ Komitesinin 11 üyesinin yakalanmasını
emretmişti.
Ter-Petrosyan, 28 Aralık 1994'te tek bir emirle
Ermenistan Devrimci Federasyonu olarak bilinen "Daşnaksütyun
Partisi" faaliyetlerini geçici olarak yasakladı. Bundan
başka, Daşnaksütyun Partisi'ne bağlı bir çok teşkilat ve
gazeteyi de kapattırdı.
Ter-Petrosyan, siyasi temizleme girişiminden sonra
yaptığı televizyon konuşmasında Daşnaksütyun Partisi'nin
uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını, siyasi cinayetler
işlediğini ve DRO adli terörist teşkilatın 50 kişilik
grubunu içinde barındırdığını ifade etmiştir. Ter-Petrosyan,
ayni zamanda DRO'nun devlet güvenliğine tehlike
oluşturduğunu ve silahlı kuvvetler konusunda casusluk
yaptığını da sözlerine eklemiştir.
Ter-Petrosyan'ın bu girişimleri sürpriz olmamıştır.
Çünkü, o, uzun zamandan beri Daşnaksütyun Partisi'ne
karşı mücadele etmekteydi. Mesela, Haziran/1992'de
muhaceretten olan parti lideri Hrair Marukyan'i yeniden
Yunanistan'a sürgün etmiştir.
Parlamento sözcüsü Babken Ararktsiyan, Ter-Petrosyan'ın
siyasi temizleme girişimlerini değerlendirirken,
Daşnaksütyun Partisi öncülüğünde gerçekleştirilen son
olaylar ve yürüyüşlerin ülkede siyasi istikrarı bozmaya
yönelik olduğunu ifade etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, herhangi bir siyasi partinin
yurtdışında şube açamayacağını ve lider kadrosunda
yabancılara yer veremeyeceğini beyanla Daşnaksütyun
Partisi'nin faaliyetlerini geçici olarak yasaklanmıştır.
Parti liderlerinin Ermeni olmasına karşın, onların çoğu
başka ülke vatandaşlarıdır. Ermenistan'da ise şimdiye
kadar çifte vatandaşlığa izin verilmemiştir.
Daşnaksütyun Partisi'nin dünyanın bir çok ülkelerinde
yaşayan Ermenilerden üyeleri ve Ermenilerin toplu olarak
yaşadıkları ülkelerde şubeleri vardır. Parti merkezi
Atina'dadır.
Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Ermenistan'a
dönen tek siyasi parti Daşnaksütyun değildir. "Rankavar
Azatakan" (Liberal Demokratlar) da ülkeye geri
dönmüştür. Söz konusu parti, daha ilimli bir çizgi
izlemektedir. Daşnaksütyun Partisi milliyetçidir ve bir
çok konularda hükümete karşı çıkmaktadır.
Faaliyeti yasaklanan Daşnaksütyun Partisi daha önce sol
kanat partilerden oluşan bloğun bir parçası olarak
seçimlere katılmayı düşünüyordu. Söz konusu blok,
Karabağ-Ermenistan Grubu, Aydınlar Birliği, Anayasa
Hakları Birliği ve Miras Hareketi gibi kurum ve
kuruluşları çatısı altında birleştirmişti. Ancak,
Merkezi Seçim Kurulu sol bloğun seçimlere katılmasına
izin vermedi. Diğer taraftan Monarşist Parti ve
Ermenistan Kadınları Partisi'nin de seçimlere katılması
engellendi.
Ter-Petrosyan, 5 siyasi partiyi de yanına alarak
oluşturduğu "Cumhuriyet Bloku'yla" seçimlere katıldı.
Seçimlere katılma oranının % 55 civarında olmasına
karşın, Cumhuriyet Bloku 114 milletvekili çıkararak
parlamentoda çoğunluğu oluşturmuştur. Şamiram Kadınlar
teşkilatı ikinci sırayı alırken, Ermenistan Komünist
Partisi kendisinden beklenen başarıyı gösterememiştir.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Gagik Harutunyan aşırı
milliyetçi blok ve komünistlerin yenilgisini izah
ederken, onların iyi bir programdan yoksun olduklarını
ve egoist davranışlarının seçim sonuçlarını etkilediğini
ifade etmiştir. Halbuki, seçim öncesi yapılan kamuoyu
araştırmaları, komünistlerin oyların en az % 20'sini
alacaklarını gösteriyordu.
Ermenistan, tarihinin en zor dönemlerinden birini
yaşıyor. Çok tehlikeli bir dar boğazdan geçme gayreti
içindedir. Halk yoksulluk içinde yaşıyor. Minimum
emeklilik bir Dolardan azdır. Devlet İstatistik Dairesi
verilerine göre, ortalama maaş 2, 5 Dolara eşittir.
Diğer taraftan, Merkezi Seçim Komisyonunun 1991 ve
1994'e ait verileri, son üç yılda ülke nüfusunun % 30
azaldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle, 1993'ün
başlarından beri yaklaşık 1 milyon Ermeni ülkeyi terk
etmiştir.
Karabağ'daki Ermeniler oradan kaçmaktadır. Rusya ve
batıya giden Ermenilerin sayısı süratle artmıştır.
Ermenistan Bilimler Akademisi Sosyoloji Araştırma
Merkezinin başkanı Georg Pogosyan'in sözlerine göre,
Ermenistan nüfusunun % 70'i potansiyel göçmendir.
Araştırmalar, Ermenilerin yalnız soğuk ve açlık yüzünden
ülkeyi terk etmediklerini göstermektedir. Bunun kendine
özgü sosyal ve siyasi sebepleri vardır.
Ermeni gazeteleri, son zamanlarda 1993-1994 yıllarında
ülkeyi terk eden Ermeniler arasında yapılan bir
sosyolojik araştırmanın sonuçlarını yayınlamıştır.
Fikirlerine baş vurulan Ermenilerin % 45'i polis ve buna
benzer kuruluşların keyfi davranışları, % 24'ü sosyo-ekonomik
sebepler yüzünden ve % 12'si ise serbest ticarete imkan
sağlanmadığı için ülkeyi terk ettiğini bildirmiştir.
Ermenistan'ın Dağlık Karabağ ve Azerbaycan'ın bazı
bölgelerinde sürdürdüğü savaş ve savaşa bağlı olarak
Azerbaycan ve Türkiye'nin Ermenistan'a uyguladığı
ambargo hayatı olumsuz yönde etkilemiştir.
Ermenistan, Gürcistan üzerinden Denize açılmak da dahil,
komşularıyla özellikle de Rusya ve İran'la ilişkilerini
geliştirme gayreti içindedir. Rusya-Ermenistan işbirliği
kendisini hemen hemen bütün sahalarda göstermektedir. Bu
bakımlardan, Rusya-Ermenistan yakınlaşması oldukça
dikkat çekicidir.
"Soğuk Savaş" döneminin sona ermesine karşın, jeopolitik
savaş hala devam etmektedir. Rusya'nın zayıflamasına
paralel olarak, batili petrol şirketlerinin bölgeye
gelmesi ve bölgesel milliyetçilik hareketlerinin
güçlenmesiyle birlikte, özellikle Hazer Havzası'nda özel
bir uluslararası sistem oluşmaktadır.
Rus Ordusu, Çeçenistan'ın stratejik Argun, Şali ve
Gudarmes bölgelerine hücum ettiği zaman Rusya Savunma
Bakani Graçov'un cephe hattı yerine Ermenistan ve
Gürcistan'ı ziyaret etmesi tesadüfi değildir. Graçov,
hem söz konusu cumhuriyetlerdeki Rus ordularını ziyaret
etmiş, hem de ülke liderleriyle askeri işbirliği
meselelerini tartışmıştır.
Yeri gelmişken hatırlatalım ki, Rusya, Çeçenistan'a
yönelik hücumlarında Ermenistan ve Gürcistan'daki
üslerinden de faydalanmıştır. Rusya'nın Ermenistan'daki
askeri üsleriyle ilgili anlaşma Mart/1995'te
imzalanmıştır.
Rusya'da Kafkasya Halklarına karşı antipatinin
güçlenmesine karşın, Rusya hükümeti ve hatta bazı aşırı
ırkçı ve milliyetçi Rus teşkilatlar Ermenistan'ı çok
önemli bir müttefik olarak görmektedirler. Aşırı sağcı
Rus teşkilatlar, Ermenistan'ı anti-Türk ve anti-müslüman
siper olarak değerlendirmektedir. Ermenistan, Rusya için
Türkiye'yi Kafkasya'dan uzak tutmaya ve Azerbaycan
üzerinde baskıyı sürdürmeye yarayan bir araçtır.
Ermenistan, başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere,
komşularını rahatsız eden problemlerin çözümünde ileriye
ilk adımı atmalıdır. Silahlı Ermeni çeteleri, işgal
altındaki Azerbaycan topraklarını terk etmeli ve Dağlık
Karabağ problemi, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü
çerçevesinde çözümlenmelidir. Mevcut durum, Karabağ
Meselesinin artık "Kendi Kaderini Tayin Hakkinin"
sınırlarını aşmıştır. Ermeniler, Dağlık Karabağ'a kendi
toprakları gözüyle baktıkları gibi, "Üçüncü
Ermenistan'dan" bile bahs etmeğe başlamışlardır.
Levon Şirinyan'ın Azatamart Gazetesi'nde yer alan yazısı
buna güzel bir misaldir. Kendisinden çok emin görünen
Şirinyan, Ermenistan yaylası ve onunla komşu bölgede 20
milyon Kürt'ün "Milli Devlet" fikrine sıkıca
sarıldığını, bu yönde ilerlediğini, artık hiç kimsenin
onlarin haklarini görmezlikten gelemeyeceğini beyanla,
geleceğin daha korkunç olaylara gebe olduğunu ifade
etmiştir. Şirinyan'ın hangi kaynaktan su içtiğini
anlamak zor olmasa gerek.
Bu tür yazılarla zihinleri bulandırıp bir sonuca varmak
mümkün değildir. Şimdi, milleti içinde bulunduğu ağır
durumdan kurtarmak için uyanma ve sağ duyulu hareket
etme vaktidir. Tarihi tecrübeler, kin ve nefrete dayalı
politikaların iflas ettiğini ve gelecekte de iflas
edeceğini göstermektedir. Bu yüzden, bölgedeki son
gelişmeler ve Ermenistan'daki genel durum, Erivan'ın sağ
duyuyla hareket etme ve bölgede istikrarın sağlanması
için cesur adımlar atmasının zamanının geldiğini
göstermektedir.
Dünyanın odak noktasında yer alan Türkiye, bölgede
istikrar unsurudur. Bu kuru bir iddia değildir. Pravda
Gazetesi, Kafkasya ve Orta Asya ile yakından ilgilenen
ülkelerin, özellikle de İran'ın bölgeye katkılarından
söz ederken, özellikle Türkiye gerçeğini vurgulamıştır.
Pravda'ya göre, Türkiye, ciddi yatırım imkanları, modern
teknolojisi ve laik sistemiyle Kafkasya ve Orta Asya
cumhuriyetleri için en uygun modeldir. Türkiye'nin bu
hedeflere doğru yürümesi, yalnız ülkede değil, ülke
sınırlarının dışında da istikrar ve barışa katkıda
bulunacaktır. Özellikle Sovyetler Birliğinin
dağılmasından sonra, bir çok batili ülke, bölgede oluşan
yeni jeo-politik ortamda Türkiye'nin önemli rol
oynadığını kabul etmektedir.
Financial Times Gazetesine göre, Batı Avrupa ülkeleri
Türkiye'yi doğu Akdeniz'de siyasi ve ticaret merkezi,
Kafkasya ve Orta Asya'da ise istikrar unsuru olarak
görmektedirler. Bütün Avrupa ülkeleri ve Amerika ise
Türkiye'yi "Bölgesel Güç" ve "Laik Demokratik Model"
olarak değerlendirmektedir. Financial Times Gazetesine
göre, Türkiye, Balkanlardan Kafkaslara, Orta Doğudan
Orta Asya'ya kadar uzanan bölgede büyük bir istikrar
unsurudur.
KAYNAKLAR:
1. Kırzıoğlu, Prof. Dr. M. Fahrettin, Kars İli ve
Çevresinde Ermeni Mezalimi (1918-1920), KÖKSAV
Yayınları, Ankara 1999.
2. Aslan, Doç. Dr. Yasin, Ermenistan Tarihi Yol
Ayrımında, Ankara 1997.
3- Ermeni Alimleri ve Feryat Koparan Taşlar (Rusça)
1902, s 80-123
4- AFP, 6 Mayıs 1994.
5- Azerbaycan Sovyet Ansiklopedisi IV, sayfa 81-82,
Azerbaycan Gazetesi, 11 Mart 1994.
6- Moscow News, 11 Aralık 1993, Nu: 46, ITAR-TASS, 31
Ağustos 1993.
7- Nezavisimaya Gazeta, 8 Nisan 1994, Nezavisimaya
Gazeta, 18 Ocak 1994.
8- Moscow News, 15 Ocak 1993.
9- Naş Sovremennik (Muasırımız) dergisinin 1993/4 cildi.
10- Segodnaya (Bu Gün) Gazetesi, 9 Nisan 1994.
11- Nezavisimaya Gazeta, 8 Nisan 1994.
12- Nezavisimaya Gazeta, 18 Ocak 1994.
13- Azatamart Gazetesi, 2-8 Kasım 1993.
14- Snark Haber Ajansi, 7 Aralık 1993.
15- Moskovskaya Pravda 24 Eylül 1992.
16- Turan Ajansi, 4 Aralık 1993.
17- Moskovskiya Novosti Gazetesi, 1992/13
18- Azadlig, 12 Mayıs 1992.
19- Azatamart 2-8 Aralık 1993.
20- Soviet Analyst 15 Mayıs 1991, nu: 10.
21- Neue Zeurcher Zeitung, 9 Şubat 1993.
22- Frankfurter Allgemeine Zeitung, 15 Şubat 1993.
23- Wall Street Journal, 25 Ocak 1995.
24- Segodniya, 28 Haziran 1995.
25- Segodniya, 13 Temmuz 1995.
26- İTAR-TASS, 27 Kasım 1994.
27- Snark Haber Ajansı, 1 Aralık 1993.
28 -New Times, Kasım/1994
29-Country Report, 1994.
30- Segoniya, 30 Haziran 1995.
31- Salam (İran gazetesi), 7 Ekim 1995.
32- Moscow News December 8-14, 1995 .
33- Komersant-Daily, 17 Ekim 1995.
33-Nezavisimaya Gazeta, 4 Ocak 1996.
35- Azatamart Gazetesi, 7-13 Eylül 1993.
36- Republik Ermenistan 3 Ağustos 1993.
37- Pravda, 3 Mart 1993.
38- Financial Times, 21 Ocak 1994.
39- Vremya , 5 Mayıs 1993.
40- Los Angeles Times, 5 Ekim 1990.
41- Armenian Weekly, 7 Mayıs 1994.
Anasayfa |