|
Alman
Asıllı Rus Türkolog Wilhelm Radloff kimdir?
“Türk Dünyası’nı türlü
yönlerden araştıran yabancı bilginler arasında müstesna
bir yer tutan ve devir açan şahsiyetlerden biri de, hiç
şüphesiz 81 yıllık uzun ömrünün (1837-1918) altmış
yılını bu uğurda çalışmaya hasretmiş olan Alman asıllı
Rus Türkoloğu Wilhelm Radloff’tur. 1813 Savaşları’na
katılmış olan Prusya Ordusu yedek subaylarından ve
Berlin şehri polis komiseri Wilhelm Radloff’un biricik
oğlu olarak 5 Ocak (yeni takvime göre 17 Ocak) 1837’de
Berlin’de doğmuştur.
İlk ve orta tahsilini aynı
şehirde yaptıktan sonra, gelirleri mahdut olduğu halde
çocuklarının ciddi bir tahsil görmesini isteyen
ailesinin teşvikiyle 1854 yılının sonbaharında, Wilhelm
henüz 17 yaşında iken Berlin Üniversitesi Felsefe
Fakültesi’ne kaydolmuştur.
Lisede iken en çok Alman
Edebiyatı ve klasik filoloji hocalarının derslerini
sevmiş, bunlardan bilhassa klasik edebiyat öğretmeni ve
iyi bir pedogog olan üniversite doçenti Benari’nin,
Radloff’un yetişmesinde mühim rolü olmuştur.
Üniversite hayatının ilk
aylarında manevi ilimlerin türlü dallarını denemiş, esas
olarak önce ilahiyat tahsil etmek istemişse de, az zaman
sonra fikrini değiştirerek filolojide karar kılmıştır.
Tahsilinin büyük bir kısmını Berlin’da yapmış, iki
sömestir Halle’de bulunmuş ve doktora sınavını da
Jena’da vermiştir. (20 Mayıs 1858)...
Radloff mukayeseli
dilbilgisini kuran ve bilhassa İndocermen dillerinin
mukayeseli gramerini yazan F.Bopp’un son derslerini
dinleyebilmiş, dilci ve filozof H.Steinthal’in
derslerine devam etmiş Jena’da A.F.Pott’un takririlerini
dinlemiştir. Bütün bu genel dersler meyanında Radloff
Şark dillerini de merak ederek Berlin’da başlıca W.Schott’un
talebesi olmuştur...

Radloff’un hocaları arasında
W.von Humbold’un fikirlerini devam ettirenlerden A.F.Pott
ile H. Steinthal’i görmekteyiz. Fakat bunların fikirleri
de sonraları birbirinden ayrılmıştır...
W.Radloff, üniversite tahsili
esnasında H.Steinthal’den ziyade A.F.Pott’un fikirlerine
bağlanarak, önümüzdeki eserinde dil hadiselerini halk
psikolojisiyle değil de, insanların ferdi
hususiyetleriyle açıklamaya çalışmıştır.
Radloff’u şark dillerine
meraklandıran hocası, daha sonra A.Castren’den önce
linguistik özelliklere dayanarak Türk, Mançu, Moğol, Fin
ve kuzeydeki diğer diller arasındaki akrabalığı
göstermeye çalışan Wilhelm Schott olmuştur.
Bunlara Abel Remusat gibi
‘Tatarische Sprachen’ adını veren ve sonra da
‘Hochaslatiscih Sprachen’ tabirini teklif eden W.Schott,
1836’da ifade ettiği gibi, yaptığı araştırmanın sağlam
bir zemine dayanabilmesi için daha çok çok zamana
ihtiyaç olacağını müdrikti.
Böylece Radloff, W.Schott’un
tesiriyle Orta Asya ve Sibirya’nın az tanınmış dillerini
kendisine çalışma sahası olarak almış, Türkçe ile
birlikte Moğol, Mançu ve Çin dillerini öğrendiği gibi,
İbrani, Arap ve Fars derslerine devam etmiştir. Radloff
bunları içerisinde bilhassa Mançu Tunguz dilleri
üzerinde durarak ilerideki araştırmalarını da bu konu
üzerine yöneltmeyi düşünüyordu...
Jena Üniversitesi’ne sunduğu
Über den Einfluss der Religion auf die Nationalitäten
und Sprachen Hochasiens’ adlı teziyle 20 Mayıs 1858
tarihinde felsefe doktoru payesini kazanıp, halk mektebi
öğretmenlerinden birinin kızı olan Pauline-Auguste Fromm
ile nişanlandıktan sonra, aynı yıl hocası Wb.Schott’un
tavsiye mektubu ile Petersburg’a hareket etti.
1854’de Petersburg’da açılmış
bulunan Vostoçnıy Fakültet’e (Şark Fakültesi’ne) Kazem-beg
Şeyh Tantavi, İ.N Berezin, D.A.Chwolson, V.P Vasilyev ve
Popov gibi tanınmış şahsiyetlerin de çağrılmış olması,
Radloff’un Rusya’ya giderek doğu dillerini yerinde
öğrenmek hususunu körükleyen hadiselerdendi.
Yakut dili gramerini yazan O.Böhtligk
de o zaman Petersburg’da yaşıyordu. Bu sıralarda
L.vonSchrenk idaresindeki sefer heyeti (1858) Amur
civarında bulunuyor, fakat Radloff’un da iştirak etmek
istediği F.B.Schmidt’in doğu seferi heyeti ise bir türlü
harekete geçemiyordu.
Bunun üzerine Baron P.Meyendorff
ve F.A.Schiefner gibi hamileri 1859 Mayısı’nda (tayin
tarihi 14.Mayıs.1859) onu Batı Sibirya’da bulunan
Barnaul şehrindeki yüksek madencilik mektebine (Barnaulskoye
Visşoye Gornoye Uçilişçe) Almanca ve Latince öğretmeni
olarak tayin ettirdiler.
İlk anlaşması beş yıl müddetle
olup, maaşı senede 1000 ruble idi ve bundan başka, yazın
yapacağı geziler için her yıl ayrıca 700 rublelik
tahsisat ayrılmıştı.
İşte W.Radloff’un ilmi
faaliyeti esas bundan sonra başlar. Barnaul’a gelirken
henüz 22 yaşında olduğu halde, kafasında ne muazzam
planlar taşıdığını sonraki senelerde yaptığı
çalışmalarla ispat etti.
Radloff Sibirya’da 1859’dan
1871’e kadar 12 yıl kalmış, kışın öğretmenlik yapmış,
yazları da dil, etnografya ve tarih malzemesi toplamak
üzere Sibirya ve Türkistan’da yaşayan türlü Türk boyları
arasında seyahat etmiştir.
Radloff bu zaman içinde (Kuznetsk
havalisi madencilik müfettişi Freze’nin daveti üzerine
1859’da yaptığı ilk kısa gezi müstesna), ilk defa 1860
yazında ve son defa da 1870’de olmak üzere on defa
seyahat etmiş, ancak 1864’de kesilen tahsisatı yeniden
temin etmek maksadıyla Petersburg’a gitmek zorunda
kaldığından gezisini tatbik edememiştir.
...Freze’nin daveti üzerine
yaptığı kısa gezisinden Barnaul’a döndüğü zaman,
tesadüfen orada bulunan Tomsk Valisi Ozerskiy’i ziyarete
gelmiş olan Altay Türkleri mümessillerinden ibaret bir
heyetle karşılaştı ve onun başkanından, kendisine söze
usta birini öğretmen olarak göndermesini rica etti.
Radloff, kısa zaman içinde gelen Yakob adlı bu
öğretmenle bütün yaz ve kış çalışarak Altay ağzını
öğrendi ve 1860’da başlayacak gezisine hazırlandı.
1860-1863 yılları yazında
Altaylı, Soyon, Kazak-Kırgız, İli ve Abakan Türkleri’ni
ziyaret ederek onların dilleri üzerine ve bundan başka
Rus-Moğol ticareti hakkında da malzeme topladı. 1860
yazında Berlin’den yeni gelmiş olan karısının veöğretmen
Yakob’un iştirakiyle yaptığı ilk gezi esnasında,
1843-1865 yıllarında misyoner Landışev ile tanışarak
sonra onu kendisine öğretmen ve anmaraş edindi ve onun
hayatını Proben der Volksliteratur’un 1.cildinde
yayımlayarak ebedileştirdi.
1864’de tahsisatı yenilemek
maksadıyla Petersburg’a gidince, P.Meyendorff ölmüş
olduğundan başka hamiler aramak icabetti. Akademi üyesi
Ber, onu saray nedimesi Fräulein Editha von Rahden’e
takdim etmek suretiyle, bu yolda ona yeni imkanlar açtı.
Radloff, E.von Rahden’in salonunda o zamanki Rusya’nın
birçok münevver şahsiyetleriyle tanışmak fırsatına nail
oldu. Saray nedimesi onu büyük prenses Elena Pavlovna’ya
takdim etti, bu suretle tahsisat işi çabuk halledildi.
Oradan Berlin ve Tirol’e seyahat ederek dinlendi ve yeni
kuvvetle Barnaul’a döndü.
Radloff bu gezileri esnasında
her şeyden evvel Türk boylarının dil ve halk edebiyatına
ve bu meyanda halk bilgisi, arkeoloji, coğrafya,
istatistik ve ekonomi sahasına ait malzeme topladı.
Barnaul’da kaldığı müddet zarfında hepsi 20 adet eser
neşretmekle beraber, ilk beş senede malzemesini tasnifle
uğraştığından, bu müddet içinde yayınladıkları birkaç
makale ile seyahati hakkındaki raporlara inhisar
etmiştir. Proben der Volksliteratur der Turkischen
Stämme ‘Türk boylarının halk edebiyatı denemeleri) gibi
büyük eserleri ancak 1866’dan sonra çıkmaya başlamıştır
(1.bölümün metin ve tercümesi 1866; 2. ve 3. bölümleri
1868 ve 1870). Bunlar ilim dünyasında geniş bir ilgiyle
karşılanmış ve Dorpat Üniversitesi Radloff’a bu eserleri
yüzünden fahri doktor ünvanını tevcih etmiştir. “Honoris
causa pro maxima intelligentia orlentalium”.)
Radloff, 1871 yılının ilk
aylarında Barnaul’dan ayrıldı ve yol üzerinde Kazan’dan
geçerken birkaç gün tanınmış Rus misyoneri N.İ.İlminskiy’nin
(1822-1891) evinde misafir kaldı. 15 yol Kazan ve Mısır
medreselerinde tahsil etmiş olan ve Kazan’daki Rus
İlahiyat Akademisi’nde profesörlük yapan İlminskiy, İdil
boyu Türkleri’ni çok iyi tanıyor, bir yerliden farksız
Türkçe konuşuyor ve buradaki Türk boyları arasında
Hıristiyanlığı yaymak için canla başla çalışıyordu.
O zamanki Kazan Maarif Müdürü
Şestakov, İlminskiy’nin evinde Radloff ile tanışarak,
ona, İdil boyu Müslüman mektepleri müfettişliği
vazifesini teklif etti. Bu iş, zorla
Hıristiyanlaştırılmış Mazanlılar’a (Kreşinler’e) ait
mektepleri idare eden İlminskiy’nin faaliyetine paralel
bir çalışma teşkil edecekti.
Esas itibariyle bunu kabul
eden Radloff, plan üzerinde etraflıca konuştuktan sonra
Petersburg’a gitti. Şestakov da meseleyi Maarif Nazırı
Graf D.A.Tolstoy’a (1823-1889) arz etti. Radloff, Prens
Konstantin Nikolayeviç vasıtasıyla bu işin devlet
şûrasında sıradışı görüşümesini teklif etti ve halk
mektepleri üzerinde araştırma yapmak maksadıyla, Rus
maarif nezaretinin emri altında tekrar Batı Avrupa’ya
gitti. Radloff Berlin’de Rus maarif nazırı Tolstoy
tarafından tertiplenen bir ziyafette, nazırın daveti
üzerine, azınlık milletlerin mektepleri hakkında bir
konuşma yaptı.
1872’de Müslüman mektepleri
meselesi müspet olarak çözüldü ve böylece Radloff, Kazan
bölgesi Tatar, Başkurt ve Kazak mektepleri
müfettişliğine tayin edildi. O zaman Rusya’da Ruslar’dan
başka milletlerin (Rus tabiriyle azınlık milletlerin)
devlet tarafından idare edilen mektepleri yoktu.
Türk-Tatar medreselerine, mahalli idare veya yerli
zengin şahıslar tarafından bakılıyordu.

Misyoner mektepleri iç işleri
vekaletine bağlı olup, maarif nazırlığı, ezilmiş
milletlerin aydınlanma ve terbiyesine karşı cephe
almıştı. Bundan başka, dini taassubun tesiri ve Ruslaşma
korkusu yüzünden, Türk ahali kendisi de kısmen yeni usul
mekteplere muhalif bulunuyordu. Bu yüzden Radloff,
muallim mektepleri açmakla işe başladı. Kazan muallim
mektebi ancak 12.Kasım.1876’da açılabildi.
Muallimlerin bir kısmı başta
Ruslar’dan ibaretti. Önce muallim olarak Kazanlı
Türkler’den ancak birkaç kişi celbedilebilmiştir ki,
bunlar Veteriner Teregul (tabii ilimler için), Kazan
Üniversitesi okutmanlarından Ahmer idi. Bundan başka
Radloff meşhur Kazan tarihçisi Şehab ed-Din Mercanî ile
de yakından tanışmış ve onun eserleri hakkında batı
dünyasına bilgi vermiştir.
Mercanî, Kazan arkeoloji
cemiyetine üye olan ilk imamdır ve sonraları Kazan’da
Radloff tarafından açılan muallim mektebinde o da
öğretmenlik yaparak İslam dini bilgisi ve tarih
okutmuştur. Radloff, Kazan muallim mektebinde bilhassa
tabii ilimler terdisatına önem veriyordu. İlk yıllarda
buraya alınan talebeler çocuklardan değil de yetişmiş
imam namzetlerinden ibaretti ve halkın şüphesini
gidermek için, mektebe alınırken dini mevzulardan iyice
imtihan ediliyorlardı.
Radloff, bu meyanda Müslüman
kızları için de bir ilk mektep açmak istiyordu. Fakat
önce hiçbir İslam kadını böyle bir mektepte muallimlik
yapmayı kabul etmedi. Kızlar mektebi nihayet tahsilli
bir kadının evinde açılabildiyse de, bu ilk deneme çok
yaşamadı ve talebe azlığı sebep gösterilerek Rus
Hükümeti tarafından kapattırıldı. (İlk senede 4 ikinci
yıl 8 talebesi vardı.)
Radloff, eskimiş camilerin
tamiri sırasında, Rus Hükümeti tarafından bu gibi
camilerin yanında bir Rus mektebi açılmasının şart
konmasına da şiddetle karşı geldi ve bu şartın, Rus
mektebi yerine Müslüman mektebi açılması şeklinde
değiştirilmesini talep etti. O, iki taraftan da
engellerle karşılaşıyordu. Rus Hükümeti yerli halkın
uyanmasını istemiyor, Müslüman ahali ise Radloff’a Rus
misyoner teşkilatının bir mümessili olarak bakıyordu.
Bazı mütaassıp Tatarlar’dan rüşvet alan Rus polisi, eski
zihniyetli Müslümanlarla bir olarak Radloff’a karşı
çalışıyordu.
Fakat bu gibi tatsız hadiseler
geçici oldu. Birkaç yıl içinde İdil boyu Türkleri
arasında ve az sonra Rusya içerisindeki bütün diğer Türk
ülkelerinde de geniş bir medeni kalkınma gözüküyordu. Bu
yolda her hareketin Radloff’un tesiriyle açıklanması
doğru olmamakla beraber denebilir ki, onun tarafından
girişilen faaliyet, Rusya içerisindeki Türk halklarının
uyanma hareketini çabuklaştırmaya hiç şüphesiz yardım
etmiştir. Türkler arasında basım ve kitabevleri, gazete
ve mecmualar ve yayımlanan eserlerin sayısı gün geçtikçe
arttı ve 1905’de geniş kalkınma halini aldı. Muallim
birlikleri tedris usulü için yeni cereyanlar (usulü
ceditçilik), Müslüman kadın birlikleri ve nihayet bütün
bunların bir neticesi olarak muhtariyet veya Rusya’dan
ayrılmak için tam istiklal hareketleri meydana geldi.
Radloff Kazan’da 1872’den
1884’e kadar 12 yıl kaldı ve bu esnada bilhassa
pedagoji, felsefe ve genel linguistik problemleriyle
uğraştı. Bu zaman içinde irili ufaklı 11 kadar eser
yayımladı ki, en mühimleri şunlardı: Uçebnik nemetskago
yazıyka (Almanca derslik), “Proben der Volksliteratur”un
4.bölümü (metin ve tercüme), “Bilik” (Kazan lehçesinde
okuma kitabı), “Grammatika russkago yazıyka” (Tatarlar
için Rusça gramer), “Phonetik der nördlichen Türk-Sprachen”
v.s. Bu meyanda “Aus Sibirien” adlı eserini tab’a
hazırladı ve Koman dili üzerine de bir makale yazdı.
Radloff Petersburg’ta
1881’de Berlin’de toplanan
müsteşrikler kongresine iştirak ettikten sonra Radloff
1884’de Kazan’daki vazifesinden ayrıldı ve 47 yaşında
iken 25 yıllık bir ilmi çalışmasına istinaden Petersburg
İlimler Akademisi’nin ‘Tarih ve Eski Eserler’ kısmına
üye seçildi ve oraya gidip yerleşti. Bu suretle
kendisini büsbütün ilme vermek imkanını kazanmış oldu.
Aynı yıl ‘Kudatku Bilik’ (Kutadgu
Bilig)’in nüshasını tetkik etmek üzere Viyana’ya,
1886’da Kırım’a, 1887’de Batı Karamları’na seyahat etti,
1891’de Petersburg Akademisi tarafından Orhon
Bölgesi’nin arkeolojik tetkiki için tertiplenen heyetin
başında bulundu, 1898’de yine aynı müessese tarafından
tertiplenen bir heyetle Turfan’a ve 1907’de etnografya
müzelerini tetkik etmek amacıyla Batı Avrupa’ya gitti.
Roma’da toplanan 12.
Milletlerarası Şarkiyatçılar Kongresi’nde (1899)
Radloff’un teklifiyle, merkezi Petersburg’da olmak üzere
‘Assosiation Internationale pour I’exploration
archeologique et linguistique de I’Asie Centrale et de
I’Extreme Orient’ adı altında bir cemiyetin kurulmasına
karar verildi ve bu iş Hamburg’da toplanan 13.. kongrede
(1902) tekrar konuşularak tasdik edildi.
Radloff, Rus akademisindeki
çalışmasıyla aynı zamanda daha şu vazifeleri de
görüyordu: a) Rus arkeoloji cemiyetinin şarkiyat bölümü
neşriyatının (Trudıy Vostoçn. Otdeleniya Imp. Russk,
Arch. Obşçestva) tahrir heyetinde azalık, b) Yine aynı
müessesenin etnografya bölümünde azalık, c) Sibirya’yı
araştırma cemiyeti başkanlığı, d) Petersburg’da
yapılacak Budist mabedi inşa komisyonu başkanlığı ve e)
20 Ocak 1894’de ölen Schrenk’in yerine 16 Mart 1894’den
başlayarak akademinin etnografya müzesi müdürlüğü.
Radloff’un Petersburg’da
yayımlanan eserlerinin sayısı 100’e yakındır. O burada
çalışmasını modern ağızlara tahsis ettirmeyip, orta
devir Türkçesi ile eski Türkçe üzerinde de büyük işler
başarmıştır.
Modern lehçelerle ilgili en
mühim eseri olan ‘Proben der Volksliteratur...’un son 10
cildi, Petersburg’da bulunduğu zaman yayımlanmıştır.
1859’da Barnaul’a yerleşerek metin toplamayabaşladığı
zaman, ikinci büyük eseri olan ‘Versuch Wörterbuches der
Türk Dialecte (Türk ağızları için sözlük denemesi)nin
planını da kurmuştu. Fakat bunun ikide bir eklemelerle
tamamlanması icabettiğinden, ilk fasikülü çıkıncaya
kadar (1888) aradan 29 yıl geçti. Nihayet bu lûgat, her
altı fasikülü bir cilt teşkil etmek üzere 26 fasikül ve
4 cilt halinde (hepsi 8161 sütun +256 sayfa) 1911’de
tamamlanabildi.
1887’de ‘Das Türkische
Sprachmaterial des Codex Comanicus’u ve 1890, 91, 1900,
1910 yıllarında 4 cilt halinde ‘Kudatku Bilik’in metin
ve tercümesini neşretti. Bundan başka Anadolu’daki
Selçuk metinleriyle de ilgileniyordu.
Onun eski Türkçe üzerindeki
çalışma ve eserlerine gelince, bu mesele başlıbaşına bir
tarihtir. Çin kaynaklarıyla Alâ ed-Din Cüveynî gibi bazı
İslam yazarları istisna edilirse, Avrupalılar, eski Türk
yazıtlarının ancak 18.yüzyılın ikinci yarısında farkına
varmışlardır. Bunlardan ilk bahseden kimseler Hollandalı
N.C.Wiytsen, (1641-1717) Çar 1.Petro (1672-1725)
zamanında yaşamış S.U.Remezov adlı bir Rus memuru ve
Poltava Savaşı’nda (1709) Ruslar’a esir düşerek
Sibirya’ya sürülen İsveçli subaylardan Strahlenberg
(1726-1730) olmuştur...
Radloff’un henüz okunmamış
olan bu yazıtları araştırmak maksadıyla 1891’de
Petersburg Akademisi tarafından tertiplenen bir sefer
heyetinin başında Orhon Bölgesi’ne gitti. Bu heyette
ondan başka Sçegolev, Klementz, Dubin Yadrintsev ve
Levin gibi bilginler de vardı. Radloff önce bu gezi
hakkında bir önhaber (...1892-93) yayımlandı ve toplanan
mazemeyi iki seri halinde neşre başladı...
... Yenisey ve Orhon yazıtları
hakkındaki Fin neşriyatına (1889-1892) ve Radloff
tarafından yayımlanan atlasa dayanarak (1892, 93, 96,
99), Danimarkalı dil bilgini Vilhelm Thomsen de, Radloff
ile yarış halinde bu yazıtların alfabesini çözmek için
çalışıyordu. Thomsen 25 Kasım 1893 tarihinde eski Türk
yazıtlarında kullanılan alfabenin sırlarını tamamıyla
çözmeye muvaffak oldu ve araştırmalarının neticesini bir
mektupla Radloff’a bildirdi. Bu keşifle ilgili
Dechiffrement de Inscriptions de I’Orkhon et de
I’Ienissei, 1894 adlı 15 sayfalık broşürünü 15 Aralık
1893’te Danimarka Akademisi’ne sundu ve çözümünü
gösteren bir listeyi Radloff’a da yolladı.
Bu sırada Radloff da 11 kadar
işareti çözmüş olmakla beraber, bütün metni ancak
1894’da Thomsen’in anahtarını kullanmak suretiyle
okuyabildi ve ilk denemesini Die alt-türkischen
Inschriften der Mongolei I.Das Denkmal zu Ehren des
Pirnzen Kül Tegin adı altında 1894 kasımında 35 sayfalık
bir broşür halinde ancak 50 nüsha bastırarak
meslektaşları arasında dağıttı.
Kısa zaman içerisinde üç
fasikül halinde (Mart 1894, Mayıs 1894, Ekim 1895) Koşo
Tsaydam yazıtlarını da neşretti ve bunları sonradan bir
cilt halinde birleştirerek tekrar yayımladı. 1897’de bu
eserlerin ‘Neue Folge’ (yeni serisi) aynı yılın
aralığında Radloff ve Melioranskiy tarafından
hazırlanmış Rusça tercümesi ve nihayet 1899 martında
Tonyukuk yazıtlarının Zweite Folge (ikinci serisi)
neşredildi.
Radloff, Uygurca el yazma
metinler üzerinde ancak 1898’den sonra çalışmaya
başladı. Bir yıl sonra Altuigursche Sprachproben aus
Turfan, 1906’da A.Grünwedel’in seferinde bulunan Uygurca
metinler ile Ein uigurischer Text aus dem XII. Jh.,
1909’da Cuastuanit, Buss gebet der Manichäer
1909-1912’de altı kitap halinde Alttürkische Studien ile
Uygurskie Fragmenti 1911’de Kuan-şi-im Pusar ve 1913’de
Suvarnaprabbasa’nın metnini neşretti, Radloff’un
ölümünden sonra Malov 1928’de Uigursche Sprachdenkmäler
adı altında bir cilt halinde diğer metinleri ve 1930
yılında Suvarnaprabbasa’nın yine Radloff tarafından
yapılmış olan tarcümesini yayımladı...
... Fakat onun hususi hayatı
hakkında kaynaklardan pek çok bilgi edinmek mümkün
değildir. Şternberg’in makalesinden öğrendiğimize göre,
Almanya’daki 1848 isyanları küzüklüğünde Radloff’a büyük
tesir yapmıştır. Radloff, hayatı müddetince filoloji ile
birlikte bilhassa felsefe ve kalisek edebiyatı da
sevmiştir.
Halen Seattle’de bulunan Prof.
Dr. N.Pope’nin bana yazdığına nazaran, Radloff’un
ölümünden sonra karısı Berlin’e dönmüş ve birkaç yıl
sonra aynı şehirde ölmüş, biricik oğulları Aleksander
ise 1930 sıralarında Paris’te mide kanserinden vefat
etmiştir. Ayrıca Radloff’un iki kız çocuğu vardı.
Friedrich Wilhelm Radloff
kendisi 29 Nisan (yeni takvime göre 12 Mayıs) 1918 günü
Petersurg’da hayata gözlerini kapamıştır.
Radloff’un ölümünden sonra
kurulan Dadlovdkiy krujok (Radloff Birliği) Barthold’un
reisliği altında her ay toplanarak yıllarca ilim
çalışmasını devam ettirmiştir. 1930 yılında Barthold’un
ölümünden sonra bu işi A.Nsamoyloviç idare etmiş, fakat
1937’de bu birlik dağıtılarak Samoyloviç öldürülmüş ve
Radloff’un da Alman casusu olduğu ileri sürülerek adının
eserlerde anılması yasak edilmiştir. Son yıllarda onun
adı (1953) ilmi eserlerde yine gözükmeye başlamıştır.
 |