Kitabın Adı    : ANADOLUDA'Kİ AMERİKA(Kendi Belgeleriyle 19.yy'da Osmanlı İmparatorluğundaki Amerikan Misyoner Okulları)
Yazarı          :  Uygur KOCABAŞOĞLU
Yayınevi       : İmge Kitapevi Yayınları
Basım Yeri    : Ankara
Basım Tarihi :  Ağustos-2000

                  Tüm 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk çeyreği misyonerliğin altın çağıdır. Zira bu çağ aynı zamanda kapitalizmin emperyalizme dönüştüğü çağdır. Bu dönüşümde araçsal görev üstlenen kurumlardan birisi de misyoner dizgesidir.
                  Görünürdeki ereği dinsel, gözlerden saklanan ereğiyse ekonomik, siyasal, kültürel özellikler ortaya koyan misyoner faaliyet, matbaa, hastane, okul gibi modern kurumlar ekseninde yürütülmüştür. Okul, Amerikan misyoner faaliyetinin bir tür vitrini olmuştur. Bu vitrine konan mostralık ürünlerse yüksek okullar ya da kolejlerdi. Kolejler bir yandan Osmanlı İmparatorluğu'ndaki "Amerikan çıkarları"nın bel kemiğini oluşturuyor, bir yandan da "Yeni Dünya"nın eğitim alanındaki prestijini simgeliyordu. Misyoner dizgesinin, ABD'nin emperyalist yayılmasına en büyük katkısı tanıma ve tanıtma konusundadır. Tanımak, nüfuz edebilmek için, tanıtmaksa öncelikle bu nüfuz edişi haklılaştırmak için zorunluydu. Dolayısıyla misyonerlerin en kalıcı etkileri, ülkelerinin insanlarının kafasında, bulundukları ülkelere ve halklara ilişkin iyi ya da kötü bir imaj yaratmak konusunda ortaya çıkmıştır.
                  Bu kitapta Amerikan misyonerlerinin 19. yüzyıl Anadolu'sundaki serüvenlerini bulacaksınız.


Geçmiş Haftalar Arşivi

Kitabın Adı    : BÜYÜK İHANET ERMENİ KİLİSESİ VE TERÖR -Tarihi Seyir-
Yazarı          :  Dr. Erdal İLTER
Yayınevi       : Turhan Kitapevi Yayınları
Basım Yeri    : Ankara
Basım Tarihi :  Mayıs-2007

    Erdal İlter bu kitabında:

- Ermeni Gregoryen (Apostolik) Kilisesi'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanması yolundaki çalışmalarını,

- Lozan Antlaşması sonrasında, Ermeni Kiliseleri'nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı takındıkları tavrı,

- Ermeni Kilisesi hakkında Atatürk'ün düşüncelerini,

- Kiliseler tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı kurulan Ermeni "Birleşik Cephesi"nin amaçlarını,

- Tarihte çeşitli ülkelere yapılan Ermeni göçlerinin sebeplerini ve Ermeniler'in iddia edildiği gibi 1915 tehciriyle dünya ülkelerine yayılmadıklarını,

- Diaspora Ermeniliği'nin yapısını, incelemekte ve bilinmeyen birçok noktayı belgelerle açıklığa kavuşturmaktadır.

 


 

Kitabın Adı    : UYUYAN DEV TÜRK DÜNYASI
Yazarı          :  Prof. Dr. REHA OĞUZ TÜRKKAN
Yayınevi       : Pozitif Yayınları
Basım Yeri    : İstanbul
Basım Tarihi :  Nisan-2006

                  Türk toplumu güçsüzlükten nasıl kurtulur sorusuna cevap niteliği taşıyan bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan, "Uyuyan Dev" isimli kitabında güçlü bir devlet olabilmenin şartlarını sıralıyor, bir anlamda yol gösteriyor.
                  Türkkan soruyor: "Önümüzdeki 15-20 yılda, Türklerin İsviçre gibi sadece kalkınmış mı, yoksa Kanuni devrindeki Osmanlılar ve bugünkü Amerika gibi tehditlere pabuç bırakmayan, sesini duyurabilen, aynı zamanda da zengin ve müreffeh olmasını mı isterseniz? Tercihiniz hangisidir?" Kalkınmış olan, fakat siyaseten de, askeri bakımdan da güçlü sayılmayan millet-devletleridir. Milli gelirleri yüksektir, eğitim, sağlık ve refah düzeyleri ileridir, fakat "süper güçlerden" değildirler.
                  Türkkan'a göre, kalkınmış, fakat güçlü olmayanlar süper güçlerin oyunlarına maruz kalabilir ve göz göre göre bazı haklarını kaptırabilirler, hatta işgale uğrayabilirler. En azından, daha büyük, daha refahlı günlere kavuşmaları imkansızlaşır.
                  Uyuyan Dev kitabında kalkınmak, güçlü olmak, süper devletler kulübüne tekrar girmek hedef olarak gösteriliyor. Ancak bunun tabii ki şartları var kalkınma için, sağlam eğitim, rehaf düzeyinde ekonomi, ayrıca yetenekli, dürüst ve azimli liderler gerekiyor.
                 Güçlü olmanın yolu ise Türkkan'a göre, dünyada üçyüz milyona yakın nüfusu olan Türk Dünyasının ortak hareket etmesinden geçiyor. Türkkan uyuyan devin uyandırılması, yani Türk Dünyasındaki potansiyelin ortaya çıkarılması, için, güce doğru bir yol haritası niteliğinde 9 dev adımı sıralıyor kitabında muhakkak okunması gereken bir kitap.

 

 

 

Kitabın Adı    : ÜÇ JÖNTÜRK'ÜN ÖLÜMÜ TALAT CEMAL ENVER
Yazarı          :  Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR
Yayınevi       : Remzi Kitabevi
Basım Yeri    : İstanbul
Basım Tarihi :  Kasım-2007

Talat Paşa’dan sonra İttihat ve Terakki’nin liderinden Cemal ve Enver Paşa’nın da kahpece öldürüldüğü belgelerle ispatlandı. Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Enver Paşa ve Cemal Paşa’nın, tıpkı Talat Paşa gibi 1921 ve 1922 yıllarında Ermeni suikastçılar tarafından öldürüldüğünü yabancı ve yerli belgelerle ortaya koydu. Özdemir’in “Üç Jöntürk’ün Ölümü” adlı kitabında yer alan belgeler, yakın tarihle ilgili ezberleri bozuyor.

 

 

 

Kitabın Adı    : Alman Belgelerinde Ermeni Meselesi 1915
Yazarı          :  Kıvanç Galip ÖVER
Yayınevi       : Kaknüs Yayıncılık
Basım Yeri    : İstanbul
Basım Tarihi :  2007

                      Kaknüs Yayınları,gazeteci yazar Kıvanç Galip Över’in "Alman Belgeleri ile Ermeni Meselesi" kitabını okuyucuyla buluşturdu. Kitapta, 1915 döneminde Alman İmparatorluğu ’nun İstanbul ve Anadolu ’daki diplomatik temsilciliklerinin Ermeni konusunda Berlin ile yaptığı yazışmalar yer alıyor. Yazışmalar büyük ölçüde istihbarat raporlarından meydana geliyor.Kitap, hem o dönemde yaşananların Almanya ’nın gözü ile nasıl görüldüğü hem de Osmanlı Devleti ile müttefik olan
Almanya’nın Osmanlı’ya bakış açısını çarpıcı bir biçimde sergiliyor. Ermeni iddialarının tutarsızlığını çok basit bir dille ortaya koyan kitap, tehcir sırasında Alman makamları ile temas kuran Ermenilerin anlatımlarını da aktarıyor."Soykırım" olduğu iddia edilen dönemde, Anadolu ’da yaşanan Alman-Rus rekabeti, Cemal ve Talat Paşalar'ın tehcirin aksamaması için gösterdikleri çabalar, Ermenilerin Almanya’dan yana tedirginlikleri ve bir Türk binbaşısının Almanlara isyanı belgeleriyle yer alıyor.
Alman Belgeleri ile Ermeni Meselesi, 1915 ’te Anadolu üzerinde oynanan oyunları Alman belgeleri ile ortaya koyuyor.

 

 

 

Kitabın Adı    : Batılılaşma Yolunda
Yazarı          :  Prof. Dr. İlber ORTAYLI
Yayınevi       : Merkez Kitapçılık ve yayıncılık
Basım Yeri    : İstanbul
Basım Tarihi : Haziran- 2007

                    Osmanlı İmparatorluğu, modern gelişmelere kendisini kapatmış bir yapı olarak tahayyül edilse de, tarihin akışına esnek davranarak uyum sağlamaya çalışan realist bir devletti aslında. Sadece devlet yapısında değil, içinde barındırdığı cemaatlerde de zamana ayak uydurma çabasının ne kadar canlı olduğunu görebiliriz. Usta tarihçi İlber Ortaylı'nın, Batılılaşma Yolunda adlı yapıtı, Osmanlı kurum ve cemaatlerinin modernleşme çabalarını irdeleyen çalışmalarını bir araya getirerek, rengarenk bir Osmanlı tablosu resmediyor.
                    19 Mart 1877'de Osmanlı başkentinde, ülkenin dört yanından gelen rengarenk bir heyet toplanıyordu. Arabistan vilayetlerinden gelen çeşitli din ve mezhepteki temsilcilerin yanında, Anadolu ve Rumeli'den gelen Türk, Rum, Bulgar ve Arnavut temsilciler, ilk Osmanlı Parlamentosu'nu oluşturuyordu. Meşrutiyet rejimi, içeride olduğu kadar, dışarıda da şakınlık ve sorular yaratmıştı. Nasıl oluyordu da, aydınlanma devrinden beri Avrupa siyasal düşününde despotik yönetimin modeli sayılan bir toplum, anayasal rejime geçiyordu?

 

 

Kitabın Adı   : 1915 OSMANLI RUS-ERMENİ TRAJEDİSİ ( Fransız Avukatın Ermeni Tezleri Karşısında Türkiye Savunması)
Yazarı         :  Georges MALEVİLLE
Yayınevi      : Toplumsal Dönüşüm Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Ocak  -1998

                  Gerçeğin ışığıyla, Batı’nın öne sürdüğü savları çüruten bır kitap, bir Fransız Avukatının 1915 Ermeni olaylarıyla ilgili nesnel ve başarılı savunması olmanın ötesinde, Türkiye’yi asılsız savlarla suçlayanlar için hazırlanmış bir iddianamedir. Avukat George de Maleville, Ermeni soykırımı savını belgelerle çürütmekle de kalmıyor, Fransa’nın diktiği “Kin Anıtı”nın “...bayağı bir düşüncenin ürünü” olduğunu vurgulayarak tarihe not düşüyor.

                Maleville konuyu her aşamada belgelere dayanarak inceliyor. Bilgi ve belge için İstanbul’a geldiğini anlıyoruz. “Istanbul’a giderek tüm kentte oturan Ermeni toplumunu ziyaret ettik ve yüzlerindeki ifadeyi inceledik. Hiçbir yerde, Türkler’le sürekli olarak birlikte yaşayan Ermeniler’de hiçbir korku duygusuna rastlamadık. Pazar yerlerinde, limanda bulunan lokantada, iki toplum arasındaki bağlılık tamdır ve burada Paris’ten göç etmiş toplumlar arasındakinden çok daha içtenlikli ve sempatiyle sürmektedir. Dahası bu Ermeniler kendi aralarında Türkçe konuşmaktadırlar. Türkçe onların dilidir.” der ve şöyle sürdürür; “Osmanlı İmparatorluğu dünya savaşının karışıklığı içinde yıkılıp gitmiştir... Tarih hergün yapıldığına göre, onlar için sadece şu anı düşünmek gerektiğini söylemek için gelen bir adam çıkmıştır. Bu adam Türk Milleti’ne saygınlığını ve umudunu geri vermiştir.” “Ve Atatürk’ün varisi olarak onun adına Türk Hükümeti, sadece eğitimi ne olursa olsun, güncel kanıtları olmayan ve niyetleri kötü olan şu Ermeni iftira kampanyasını öfkeyle geri püskürtebilmektedir.” “Bunu anlamak Avrupalılara düşer.”

                Maleville’nin “Türkiye ve Ermeniler’e karşı duyduğumuz sempati Ile yaptığımız çalışma” dediği kitabın tarihe gerçeklerin notunu düşürdüğü görülmektedir.

 

Kitabın Adı   : TARİHİN SARIKAMIŞ DURUŞMASI
Yazarı         :  Dr. Ramazan BALCI
Yayınevi      : Nesil Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Ekim -2006

Sarıkamış Harekatı'nda en büyük facia dağlarda yaşanır. Ruslara karşı henüz tek bir kurşun bile atamamış olan binlerce askerimiz soğuktan donar, binlercesi de tifüsten kırılır.
Bu harekat, bir yönüyle Türk halkının en zor şartlarda bile vatanı için neler yapabileceğini gösteren üstün bir feragat destanıdır.

Rusya ve Almanya gibi ülkelerin öncelikle savaşın getirdiği sıkıntılardan bunalan halkın isyankar tutumları yüzünden savaşı kaybettikleri ya da bırakmak zorunda kaldıkları, buna karşılık Türk halkının çok zor geçen dört yıldan sonra bir de Kurtuluş Savaşı'nın zorluklarını göğüslediği düşünülecek olursa halkın bu fedakarlığının adeta destanlaştığı kabul edilmelidir.


"Tarihimizin en büyük yenilgilerinden birinin öyküsü... Sarıkamış faciasının gerçeklerini öğrenmek isteyenler için, ortada bu konuda yapılmış çalışmaların bence en ilginçlerinden olan bir kitap var: Dr. Ramazan Balcı'nın doktora tezi olan Tarihin Sarıkamış Duruşması isimli eseri..." ( Yorum: Murat Bardakçı )

 

 


Kitabın Adı   : 1915 TEN GÜNÜMÜZE TEHCİR ( Türk-Ermeni İlişkileri)
Yazarı         :  Dr. Berna TÜRKDOĞAN
Yayınevi      : IQ Kültür sanat yayıncılık
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Eylül -2006

                   "Ermeni sorununun sürekli olarak gündemde tutularak Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası platformda zor duruma düşürülmesi konusunda yapılan yoğun faaliyetlere karşın, Türk tarafının yaptığı çalışmaların yetersizliği gözle görülür bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye bu akademik yarışta şimdilik gerilerde kalmış gibi görünse de, Ermeni sorunu konusunda yapılan çalışmalar arttıkça Türk tezini destekleyen yeni bilgi ve belgeler de ortaya çıkmaktadır.

Berna Türkdoğan’ın 1915’ten Günümüze Tehcir: Türk Ermeni İlişkileri adlı kitabında da Ermeni soykırımı iddialarının ancak bu bilgi ve belgeler ışığında izlenecek kararlı ve istikrarlı bir tutumla çürütülebileceği üzerinde durulmaktadır. Bu çerçevede eser, Ermeni sorunu ve soykırım iddialarının tarih ve tarihçi sorumluluğu ile incelenmesi gerektiğinin vurgulanmasıyla başlamakta ve temel olarak tehcir, yani Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’nun bir bölgesinden başka bir bölgesine sevk ve iskanı, kararının alınmasındaki haklı sebepler üzerinde durulmaktadır.

1915’ten Günümüze Tehcir: Türk-Ermeni İlişkileri oldukça geniş bir dönemi içine almaktadır. Ermeni sorunu ve soykırım iddialarında adı geçen ülkelerin belgeleri ve arşiv malzemeleri ışığında hazırlanmıştır. Ayrıca TBMM arşivi, Başbakanlık Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri, Genelkurmay Harp Tarihi Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Dairesi Başkanlığı Arşivi’nde de çalışmalar yapılmıştır. Bu nedenle, eserin sağlam bir bilimsel ve analitik bir çerçeveye oturtulduğu söylenebilir. Bunun yanısıra, sorunun tarihi kökeninin derinliklerine inilerek metodolojik bir çalışma da yapılmıştır. Sonuç olarak Dr. Berna Türkdoğan’ın bu eserinin, tehcir konusunun tüm boyutlarıyla arşiv belgeleri ışığında incelenmesi nedeniyle Ermeni sorunu konusunda yazılan literatür içerisinde önemli bir yere sahip olacağı muhakkaktır." (Yorum: Oya Eren/İksaren)

 

 

Kitabın Adı   : Son İmparatorluk Osmanlı
Yazarı         : Prof. Dr. İlber ORTAYLI
Yayınevi      : Timaş yayınevi
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Kasım -2006
                   Osmanlı İmparatorluğu tarihin gerçek anlamdaki son üniversal, yani beynelmilel, cihanşümul imparatorluğudur.
Akdeniz havzasındaki üç tarihî imparatorluktan birini kuranların torunları ve çocuklarıyız. Osmanlı'nın tarihini, kimliğini bilmek ve anlamak kolay değil; bütün etrafımızı, yani yeryüzünün en esaslı uygarlıklarını tanımamız, incelememiz, Osmanlı'nın kurumlarını, anlayışını, olaylara bakışını bilmemiz lazım. Osmanlı'yı tanıdıkça, araştırdıkça, okudukça kendimizi daha çok sevecek ve tarihimize daha çok ısınacağız.
Şüphesiz elinizdeki bu kitap da bu konuda okura yardımcı olma ve Osmanlı?ya dair yeni ufuklar açma iddiasındadır."
- İlber Ortaylı
Geçmişten geleceğe tarihî gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı Osmanlı'yı keşfetmeye devam ediyor. Ortaylı, bu sefer okuru Osmanlı'yı "son imparatorluk" yapan yönetim şekli, devletlerle olan ilişkileri, farklı kültürlere, dinlere yaklaşımı ve kurumlarıyla kısacası kendine özgü kimliğiyle keşfetmeye davet ediyor.

 

 

Kitabın Adı   : Çocuk Davamız
Yazarı         : Kazım Karabekir
Yayınevi      : Emre yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Eylül -1995
                     Kazım Karabekir Paşa'nın özellikle görev yaptığı Doğu vilayetlerinde bakımsız çocuklara yönelik yapmış olduğu çalışmaları ve raporlarını topladığı bu 2 ciltten oluşan eser günümüz idarecileri için iyi bir kaynak, tarih meraklıları için ise ibret verici bir çalışmadır. Paşa bu eserine başlarken şunları söylüyor: Bir taraftan çocuk sefaleti, bir taraftan da şahane çocuk balolarını okudukça ve işittikçe bende duygularımı kaybettim. Bakımsız çocuklar millet enerjisinin, bakımsız topraklar da vatan enerjisinin kaybedilmesi demektir. Bakımsız çocuk milli tehlikedir. Çünkü her yıl maddi manevi bir sürü düşkün halk arasında kaynaşacak ve ordu saflarına karışacaktır. Demek milletin ve ordusunun keyfiyet bakımından kıymeti her yıl bir derece daha düşecektir. Vatanın geleceğinin sahipleri bugünün çocuklarıdır. Şu halde bakımsız çocukların bu vatana nasıl sahip olacakları bugünden düşünülecek bir meseledir. Bazı kimselerden esefle duydum ve duymaktayım da: Madem ki bakmayacaklar ne diye çocuk yapıyorlar. Bende cevap veriyorum ki: Ailelerin vatan borçları, fakir de olsalar, mümkün olduğu kadar çok çocuk yapmalarıdır.

Kitabın Adı   : Osmanlı'nın Yükselişi ve Çöküşü
Yazarı         : Necdet SEVİNÇ
Yayınevi      : Birharf yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Kasım -2005

                     Osmanlının Yükselişi Çöküşü Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili geniş kapsamlı sosyo-ekonomik incelemelerden biri olan bu eserde Necdet Sevinç, hiçbir incelemelerden biri olan bu eserde Necdet Sevinç, hiçbir yazarın üstünde durmadığı Osmanlı imalat ve ihracatı konularında çok önemli bilgiler veriyor.
Yükseliş devrinde yabancı pazarlarda hararetle aranan dünyanın en kaliteli mallarının Türkiye'de üretildiğini ve bütün dünyaya ihraç edildiğini belgelerle açıklayan Necdet Sevinç, ihraç mallarının Osmanlı bütçesinde önemli bir yekün tuttuğunu rakamlarla ortaya koyuyor.
Günümüzde Türk milliyetçiliğinin en seçkin temsilcilerinden olan Necdet Sevinç'in bu eseri ayrıca; dönme-devşirme, Enderun iktidarında pekişen Osmanlı egemen sınıfına karşı Türkmen aşiretlerinin yürütegeldiği mücadelelerden dramatik ve milli bir hikayesi. Tanzimat, Jöntürk, İttihat Terakki hareketlerini ve Osmanlı devletinin siyasi, iktisadi, kültürel çöküşünü Türk milliyetçiliği zaviyesinden inceleyen yazar, eserin sonunda Osmanlı vezir-i azamanlarının, kaptan-ı deryalarının, maliye ve hariciye nazırlarının milliyetlerine dair bir liste sunuyor.

 

Kitabın Adı   : Gün Olur Asra Bedel
Yazarı         : Cengiz AYTMATOV
Yayınevi      : Elips yayıncılık
Basım Yeri   : Ankara
Basım Tarihi : Eylül -2003

Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkını içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile 'tipik insan'ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikayelerinde milletinin temel mülkü olan milli hafızaya ait efsane, destan, masal, hikaye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikayeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır.

Kitabın Adı   : Ermeni Sorunu Belgelerle
Yazarı         : Dr. İsmet GÖRGÜLÜ
Yayınevi      : Bilgi yayınevi
Basım Yeri   : Ankara
Basım Tarihi : Nisan -2002

Araştırmacı-yazar İsmet Görgülü, Atatürk'ün "Ermeni Sorunu"na nasıl yaklaştığını ve neler yaptığını ortaya çıkarmak için yoğun bir çalışma yaptı. Atatürk'ün yazdıklarını ve söylediklerini içeren tüm yayınları taradı; Ermenilerle ilgili cümle, paragraf veya metinleri topladı ve oldukça şaşırtıcı, bilinmeyen, çok zengin bilgi ve yorumları gün ışığına çıkardı.
Ülkemizin dünya konjoktründeki yerinin Avrupa Birliği özelinde tartışıldığı bugünlerde; Atatürk'ün Ermeni sorununa bakışı, pek çok iddiaya yanıt niteliği taşıyor. Bu anlamda Atatürk'ten Ermeni Sorunu, çok önemli bir dönemde yayımlanmasının yanı sıra, konuya objektif açıdan bakmak isteyen herkes için, aydınlatıcı bir kaynak kitap

Kitabın Adı   : Sarıkamış Beyaz Hüzün
Yazarı         : İsmail BİLGİN
Yayınevi      : Timaş yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Aralık-2005

"Faik Çavuş, şunu aklına koy ki, sen de ideallerini unutacak ve unutulacaksın."
"Unutulmayacağım! Beni unutamayacaklar." Faik Çavuş öfkeyle dizlerinin üstüne çökte. Ellerini açıp haykırdı: "Beni unutmayacaklar! Ne beni ne de bizleri! Akıbetimiz ne olursa olsun, Sarıkamış'a yürüyenleri unutmayacaklar!
Sarıkamış'a girsek de girmesek de bizi unutmayacaklar!
Mezarımız olsa da, olmasa da, bizi unutmayacaklar!"
Sarıkamış Harekatı, her türlü imkansızlıklar içinde kırık bir ümidi gerçekleştirmeye yönelen ama sonu hazinle biten bir felakettir. Sarıkamış/Beyaz Hüzün, tarihimizdeki bu hazin harekatın nasıl gerçekleştiğini anlatmak, askerimizin hem tabiatla, hem de Ruslarla olan mücadelelerini gözler önüne sermek ve Sarıkamış şehitlerinin hatırlanmasını sağlamak amacıyla kaleme almıştır. Bu kitap; okurları tarihin acılarla dolu bir sayfasına, bütün olanaksızlıklara ve karakışa rağmen Osmanlı askerinin vatanını korumak için inançla ve azimle verdiği mücadeleye tanıklığa davet eden bir hüznün hikayesidir.



Kitabın Adı   : Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları
Yazarı         : Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU
Yayınevi      : Babı Ali Kültür Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Şubat-2006

Ermeni soykırımı iddiaları değerlendirilirken, söz konusu dönemde Osmanlı Devleti'yle savaş halinde olan devletlerin arşivlerinden alınan belgeleri kullanarak araştırma yapmak, objektif yaklaşımın bir gereğidir.

Nitekim tarihe mâl olmuş hadiseler, tarih metodolojisinin kuralları göz ardı edilmeden araştırılmalı ve bu araştırmalar ışığında bir sonuç ortaya konulmalıdır. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları'nda bu ilkeye sadık kalarak, kısa ama öz bir biçimde, Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı sırasındaki durumunu ele alıyor.

"Türklerle Ermeniler gerek Selçuklu Devleti, gerekse Osmanlı Devleti dönemlerinde yaklaşık 850 yıl önemli bir problem olmadan birlikte yaşadılar ve aynı devleti paylaştılar. Nitekim, Osmanlı Devleti döneminde 29 paşa, 22 bakan, 33 milletvekili, 7 büyükelçi, 11 başkonsolos vs. olmak üzere pek çok Ermeni yüksek devlet görevlerinde yer almıştı. Bu durum 1915'e kadar devam etti. Bununlar beraber Ermeniler için 1877-78'de meydana gelen Osmanlı-Rus savaşı yeni bir dönemin başlangıcı sayılabilir..." 

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek

 
Kitabın Adı   : Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek
Yazarı         : Prof. Dr. İlber ORTAYLI
Yayınevi      : Timaş Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Şubat-2006

Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 700. yıl kutlamaları Türkiye'de umulmaz bir ilgi uyandırdı ve Türk toplumu yedi asırlık tarihine ilgi duymaya başladı. Bu ilgi, kuru bir hamaset çizgisini geçti, anlaşılan toplumsal düşüncenin ve yorumlamaların tekamül etmesi dolayısıyla "Osmanlı İmparatorluğu nedir? Bu imparatorluğun kurumları nedir? Yaşam şekli nedir? Bizim için anlamı nedir?" gibi sorulara cevap aranmaya başlandı. Ve bu meyanda, çalışmalar, hazırlıklar yapmak ve yaptıklarımızı geniş kitleye tanıtmak gibi bir ihtiyaç hasıl oldu. Şüphesiz ki elinizdeki bu kitap da bunlardan birisidir ve o iddiadadır."
- İlber Ortaylı-
Geçmişten geleceğe tarihi gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı bu sefer okuru Osmanlı'yı; padişahları, sarayları, yönetim şekli, semtleri ve abidevi eserleriyle kısacası kendine özgü kimliğiyle yeniden keşfetmeye davet ediyor...

Prof. Dr.Nuri KÖSTÜKLÜ

Kitabın Adı   : Vatan Savunmasında Mevlevihaneler (Balkan Savaşlarından Milli Mücadeleye)
Yazarı         : Prof. Dr. Nuri KÖSTÜKLÜ
Yayınevi      : Çizgi Kitabevi Yayınları
Basım Yeri   : Konya
Basım Tarihi : 2005

                  Bu  araştırmada, bir cihan devleti Osmanlı'nın tasfiyesinin hikayesi  ve bu tasfiye sürecinde  Osmanlı bakıyyesinden yeni bir Türk devleti Türkiye Cumhuriyeti'nin doğum sancılarının yaşandığı  "10 yıl Savaş"  döneminin bilinmeyen bazı yönlerini ortaya çıkarmaya çalışılmış ve bu Süreçte Mevlevihanelerin vatan savunmasında konumları işlenmiştir.

Prof.Dr.Osman TURAN

Kitabın Adı   : Selçuklular Zamanında Türkiye
Yazarı         : Prof. Dr. Osman TURAN
Yayınevi      : Ötüken Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : 1971
                  
                  Anadolu'nun fethi, Türkleşmesi ve bu ülkede Türkiye Devleti, vatanı ve Türk-İslam medeniyetinin kurulması yalnız milli bakımdan değil, İslam ve Cihan tarihlerinde de bir dönüm noktası teşkil ettiği halde bugüne kadar Türkiye Selçukluları Tarihi yazılmamıştır. İşte bu kitap bu derece mühim olduğu kadar karanlık kalan bu devrin siyasi tarihini Alp Arslan'dan Osman Gazi'ye kadar aydınlatmak gayesiyle telif edilmiş; ilmi ve milli acil ve büyük bir ihtiyacı karşılamak istemiş; iktisadi, içtimai, dini, kültürel ve san'at bölümlerini müteakip cildlere bırakmıştır. Ötüken Neşriyat Malazgirt Zaferi ve Türkiye Devleti'nin kuruluşuna armağan olarak hazırlanan bu eseri yeniden neşrederken kendisine düşen milli bir vazifeyi yaptığına kanidir.

Necdet Sevinç

Kitabın Adı   : Osmanlıdan Günümüze Misyoner Faaliyetleri-Okullar-Kiliseler-Yardım Kurumları
Yazarı         : Necdet SEVİNÇ
Yayınevi      : Milenyum Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Mart-2002

                 Oryantalizm, Avrupalılar'ın doğuya hakim olmak, doğuyu yeniden kurmak ve doğunun âmiri olmak için geliştirdikleri bütün silahların adıdır!
Yani oryantalizm, hıristiyan Batı'nın, müslüman doğuyu siyasi, sosyolojik, askeri ideolojik, bilimsel ve estetik bakımdan yönetmesi demektir. Avrupalılara göre, vahşi doğunun fethe ihtiyacı vardır. Dolayısıyla doğuya yapılacak seferler saldırı niteliği taşımaz. Çünkü amaç onları kurtarmaktır. Aslında çoğu oryanlaste göre, doğu batı ile eşit olmadığı gibi, doğulu insan da batılı insanla eşit değildir. Mesela John Westlake, "Uluslararası Hukuk Prensipleri" adlı eserinde "Medenileşmemiş bölgelerden" bahsederken, bunların büyük göçler tarafından işgal edilmesi gereğini savunmaktadır.
 

Ermeni Tehciri


Kitabın Adı   : Ermeni Tehciri
Yazarı         : Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU
Yayınevi      : Babı-Ali Kültür Yayıncılığı
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Mart-2003

                  Osmanlı devleti, önce savaş sahasına yakın yerlerdeki Ermeniler'den başlamak üzere mecburi iskan uygulamıştır. Daha sonra bu nakil, bir kesim hariç tutularak, bütün Ermeniler'i kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Binlerce insanın yerlerinin bir anda değiştirilmesi kolay bir şey değildir. Ancak, kafilelerin hangi güzergahtan gideceği, toplanma mahallerinin önceden tespiti ve nakilde tren istasyonlarının merkez olarak seçilmesi gibi bütün özellikleriyle Ermeni tehciri, asrın en sistemli yer değiştirme hareketidir.

İstanbul'da Yeni Roma İmparatorluğu





Kitabın Adı   : İstanbul'da Yeni Roma İmparatorluğu
Yazarı         : Sadi SOMUNCUOĞLU
Yayınevi      : Akçağ Yayınları
Basım Yeri   : Ankara
Basım Tarihi : Ekim-2004

Yunan'ın, merkezi İstanbul'da olan Bizans - Yunan İmparatorluğu düşü, ya Yunan kültürel ve ekonomik egemenliği sağlanıp, Osmanlı'nın içten yıkılmasıyla ya da dışardaki Yunanlıların üzerinde yaşadıkları toprakları almasıyla gerçekleşecekti. Çünkü İstanbul Yunanistan'a kuvvetli bağlarla bağlanmadıkça Yunan milleti ülküsüne erişemeyecekti. Pontus'ta kurulacak devlet ise Ermenistan ve Gürcistan'la işbirliği yapıp, İslamlığa ve gerektiğinde Rus emperyalizmine karşı sağlam bir engel oluşturacaktı. İngiltere'nin hesapları ise düşten öteydi.
6 Ocak 1920'de İngiliz Bakanlar Kurulu'na sunulan "Yakın Doğu ve Anadolu Projesi"nde neler yoktu ki; Türkler İstanbul'dan çıkarılınca yeni Türk devletinin başkenti Konya mı, Bursa mı olmalı, Sultan'a İstanbul'da İslamlığın Vatikan'ı gibi özel bir bölge verilmeli mi, Türkiye'nin siyasal merkezi ile manevi merkezi ayrılmalı mı, Ayasofya Camii; kilise mi, camii mi, yoksa bir müze mi olmalıdır?..
İngiltere'ye göre, Paris Fransız, Londra Britanyalı, Roma İtalyan'dı ama İstanbul Türk değildi. ABD de, yıllarca süren incelemelerden sonra Türklerin Avrupa'daki varlıklarına son verilmesi gerektiğine inanmıştı... Bu büyük projeler birleşmiş, 20. yüzyılın süper gücü İngiltere'nin başbakanı Lloyd George, Yunanistan'a, "Çölleri aşması, kayalardan toplanmış kudret helvasıyla yaşaması ve bugünün çetin sınavından geçmesi halinde 'Vadedilmiş Topraklar'ı kazanabileceği" taahhüdünde bulunmuştu.
Tüm bu düşler ve projeler, Yunanistan'ın Milli Mücadele'den 43 yıl sonra heykelini dikip, aziz ilan ettiği İzmir Başpiskoposu Hrisostomos'un feryadındaki gibi "en azından 100 yıl için ellerinden" alındı. Bunu başaranlar, Churchill'in ifadesiyle; Anadolu'nun çorak tepelerinde ve ovalarında, bu işin böyle düzenlenmesini kabul etmeyen adamlardı, bunların ordugahlarında yaktıkları ateşler, o sıra paçavralara bürünmüş yoksul bir göçmen gibi duran soylu, hakça mücadele ruhunu tutuşturmuştu...
Bugün ABD ve AB, 20. yüzyılda yarım kalan hesapların 21. yüzyılda tamamlanacağı mesajını vermekte, Irak'ta başımıza çuval geçirilmekte, İstanbul'un ortasında Fener Rum Patrikhanesi ve Ruhban Okulu merkezli 'Ortodoks Vatikanı'nın temelleri atılmakta, ABD, AB, Dünya Bankası, Dünya Kiliseler Birliği ve UNESCO'nun elbirliği ile İstanbul'un "Dünya Kültür Başkenti" adı altında üçe bölünmesi projeleri geliştirilmekte, Clinton ve Rahmi Koç İslam dünyasının bir başının olmamasından şikayet etmekte, Boğazlar'ın uluslararası bir statüye kavuşturulması konuşulmakta, AB eliyle Türkiye'de yeni azınlıklar yaratılmakta, Kıbrıs ve Ege Yunan tezleri doğrultusunda çözüme kavuşturulmakta, Ermenistan'a ambargoyu kaldırmanız için baskı yapılmakta ve de ABD ile AB ülkelerinin büyükelçileri teker teker Karadeniz ve Doğu Anadolu turuna çıkmaktadırlar.
Hrisostomos'un "100 yıl" kehaneti beklenenden önce mi gerçekleşiyor yoksa?

 


 Papa 16.Benedikt AB ve Türkiye

Kitabın Adı   : PAPA 16.Benedikt Avrupa Birliği ve Türkiye
Yazarı         : Aytunç ALTINDAL
Yayınevi      : Birharf Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Ocak-2006

                 Aytunç Altındal “Papa 16. Benedikt, Avrupa Birliği ve Türkiye” kitabında yine bilinmeyenlere ışık tutuyor.
- Benediktin Tarikatı'nın kurucusu Nursia'lı Aziz Benedikt'in yaşamı…
- Benediktinler Tarikatı ve gizli örgütlerle ilişkileri…
- Ortaçağ'da Engizisyon Mahkemeleri tarafından belirlenip yakılan cadılar (!) ve onlara uygulanan akıl almaz işkenceler…
- 15 yaşındaki Benedikt Papası…
- Vatikan'ın yüzyıllarca gizlenen sırları…
- Benedikt adını alan papaların başına gelen birbirinden ilginç olaylar…
- 16. Benedikt'in çocukluğundan günümüze özel yaşamı…
- Nazilerle işbirliği yapmaya gerçekten mecbur muydu?
- 16. Benedikt'in Türkiye'ye bakışı…
- 16. Benedikt'in gizli misyonu nedir?
- Ve daha önce hiç yayınlanmamış resimleri ve metinleri…
- 16. Benedikt'i kabul etmeyen Katoliklerin gizli bir papası mı var?
- Benedikten Tarikatı'nın kurucusu Nursia'lı Benedikt'ten en çok etkilenen Müslüman Tarikat Lideri kimdi?

 

Doğu-Batı

 

Kitabın Adı : Doğu-Batı Makaleler I
Yazarı         : Prof. Dr. Halil İNALCIK
Yayınevi      : Doğu-Batı Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Ocak-2005


                 XX. yüzyıl sona ererken, Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi Halil İnalcık'ın dünyada sayılı 2000 bilim adamı arasında göstermiştir. İnalcık; Türk, Amerikan ve İngiliz akademilerine üye seçilmiştir.
Bugün dünya üniversitelerinde Halil İnalcık okunuyor ve okutuluyor. Onu dar anlamda bir "tarihçi" olarak düşünmek elbette yetersiz kalır, bizzat tarih disiplinine şekil vermiş, kendi metodolojisini ve bilgi birikimini tarihçilik mesleğine kazandırmış bir kişi olarak o, bilim çevrelerinin üzerinde uzlaştığı seçkin bir isimdir.
Doğu Batı Dergisi'nde yazdığı makalelerin toplandığı bu kitap, onun hala genç bir öğrenci gibi nasıl çalıştığının ve ürettiğinin hayranlık verici bir örneğidir.
Immanuel Wallerstein

 

Yeniden Türk Milliyetçiliği



 

 

 

 

 

Kitabın Adı   : Yeniden Türk Milliyetçiliği
Yazarı          : Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ
Yayınevi       : Üç Ok yayıncılık
Basım Yeri    : Ankara
Basım Tarihi  : Mayıs-2005

                   Siyasal Türk milliyetçiliği politik ve ideolojik kriz sürecinden geçiyor. İdeolojik kriz gecikmiş, geciktirilmiş bir kriz. Krizin patlamasının nedeni, 3 Kasım 2002 seçimlerinin sonuçları. 3 Kasım ve sonrasında ortaya çıkması ise gecikmiş bir sonuç. Aslında politik ve ideolojik krizin kökleri çok daha derinlere gidiyor.

 

 

 

 

Tarih Türklerde Başlar

 

 

 

Kitabın Adı  : Tarih Türklerde Başlar Türk Dilinin Kökeni
Yazarı         : Hulki CEVİZOĞLU
Yayınevi      : Ceviz Kabuğu Yayınları
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : 2002

                 Uygarlığın temelinde "yazı" vardır. Bugüne kadar bilinen gerçek, yazının Sümerler tarafından bulunduğu şeklinde idi. O nedenle, pek çok kitapta "Tarihin Sümer'de başladığı" ileri sürülür. Bu kitapta, ayrıntılarıyla okuyacağınız gibi, ortaya konan "yeni tarih tezi" ile "tarihin Türkler'de başladığı" görülüyor.
Bu kitapta yer alan, karşı çıkanlar tarafından bile çürütülemeyen yeni tarih tezini, Batı'nın Türkiye üzerine oynanan oyunları, Türkleri sevmeyen Türkologları, Türk Tarihinin yabancılardan öğrenmenin üzücü yanını, Türkiye'deki acınacak ilgisizliği, bilimsellik maskesiyle yapılan papağan eğitimi ve oryantalizm'in yıkıcı etkilerini büyük bir ilgiyle okayacağınıza eminim.

 

 

 

Prof.Dr.Ümit Özdağ

 

 
kitabın Adı  : Gelecek 1000 Yılda da Buradayız
Yazarı        : Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ
Yayınevi     : Üç-Ok Yayıncılık
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : 2005

                 Türkiye nihaî bir hesaplaşmaya doğru büyük bir hızla ilerliyor. Cumhuriyetimiz 80. yılında millî bir devlet olmaktan uzaklaştırılarak etnik merkezli bir federasyona dönüştürülmek isteniyor. Bu dönüşüm sürecinin dış ana dinamiğini AB süreci ve Orta Doğu’nun Irak merkezli yeniden yapılandırılması teşkil ediyor. Türkiye içindeki ana dinamiği ise ekonomik krizler altında ezilmiş ve umutsuzluğa düşmüş halkın psikolojik bir kırılma içinde bulunması oluşturuyor.Türk halkının büyük bir bölümünün içinde bulunduğu ruh hâlini Mustafa Kemal Atatürk’ün Havza’da karşılaştığı tarlasını süren köylünün ruh hâline benzetebiliriz. Mustafa Kemal köylüye Yunan ordusunun İzmir’e girdiğini söylediğinde; köylü cevaben tarlasının ucunu göstererek, Yunan ordusunun tarlasının ucuna gelmeden savaşmayacağını söylemiştir. Çünkü Havzalı köylü savaşmaktan bıkmıştır. Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Harbi Havzalı köylüyü olduğu gibi 1071’den bu yana çarpışan bütün bir milleti yılgınlığa sürüklemişti. Sadece Havzalı köylü değil, Erzurum Kongresi’ne katılan aydın, politikacı, askerlerin çoğu da bıkkınlık içinde manda rejimini kabul etmeye hazırlanmıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın basarisi, bütün bir milleti yeniden savaşmaya ikna etmesidir. Çünkü, O Türk milletinin üstün yeteneklerine büyük bir inanç içindedir. İnancını halka ve aydınlara aktarmıştır. Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu, ruhen teslim olmuş bir siyasal elit tarafından yönetilmesidir. Son 20 senede Türkiye’yi yöneten heyetin mensupları gözden geçirildiğinde, “bu heyetten kaç kişi 15 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Pasa ile birlikte Bandırma Vapuruna binerek bir bilinmezliğe doğru yola çıkardı ve kaç tanesi İstanbul’da kalarak işgal komutanlığına hizmet sunardı?” sorusuna okurun vereceği cevap, Türkiye’nin nasıl ve kimler tarafından yönetildiğini gösterecektir. Bu kitapta daha önce Yeni Çağ gazetesinde yayımlanan yazılar ve yazı dizileri bir araya getirilmiştir. Bundan dolayı yer yer bazı tekrarlar olmuştur. Bundan dolayı şimdiden okuyuculardan özür diliyorum. Bütün bunlar bizi umutsuzluğa düşürmemelidir. Türk milleti 1000 senedir yaşadığı bu coğrafyada gelecek 1000 yıl da yasamak için gerekli olan büyük direnci tekrar ortaya koyacaktır.

 

Çİft Başlı Yılan

 

 

Kitabın Adı  : Çift Başlı Yılan Karadeniz'de Yüzyılın İkinci Rumlaştırma Operasyonu
Yazarı         : Arslan BULUT
Yayınevi      : Üç Ok Yayıncılık
Basım Yeri   : İstanbul
Basım Tarihi : Kasım-2005

                Çift başlı yılan"lı asasını elinde tutan Fener Rum Patriği Bartholomeous, 7 Mayıs 2000 günü, Orta Anadolu'da bir eski kilisede düzenlediği ayinden sonra, "Türkiye'nin AB'ye üyeliği, Anadolu'da önceden varolmuş Hıristiyan toplumların yaşadığı bölgelerde, yeniden Hıristiyanların yaşamasına izin vermelidir. Eğer AB üyeliği bunu müsait kılarsa ve Hıristiyanlar yaşadıkları bölgelere tekrar yerleşirse, o zaman Patrikhane de o bölgelerde bulunan kiliselerin yeniden ayine açılmalarını düşünebilir" diyordu.
                Eseri okurken, çift başlı yılanlı asası ile dolaşan Bartholomeos'un yukarıdaki sözleri hep aklınızın bir köşesinde bulunsun. Çünkü, Bartholomeos'un bu sözleriyle, İstanbul'da, Karadeniz'de ve Batı Anadolu'da uygulanan Yunan stratejisi arasında birebir bağlantı vardır!

 

 

Tarihçilerin Kutbu

Kitabın Adı       : Tarihçilerin Kutbu"Halil İnalcık Kitabı"
Yazarı              : Söyleşi: Emine ÇAYKARA
Yayınevi           : İş Bankası  Yayınları
Basım  Yeri       : İstanbul
Basım Tarihi      : Ekim-2005

                    Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, şeyh-ul müverrihin' (tarihçilerin şeyhi) diye tanımladığı Emeritus Prof. Dr. Halil İnalcık, nehir gibi akıp giden bir söyleşide hayatını anlatıyor. 'Halil Bey' aynı zamanda Osmanlı sultanlarının zaaflarından Atatürk ile tanışmasına, Kıbrıs meselesinden Fransa ile ilişkilerimizin başlangıcına bizi kendi geçmişimizle tanıştırıyor ve gerçek bir tarihçinin nasıl olması gerektiğini gösteriyor.

                    Öğrencilerinin sevgi ve hayranlıkla andığı, ömrünü tarih alanındaki yanlışları belgelerle düzeltmeye adamış Prof. İnalcık, dünyanın sayılı bilim adamları arasında. Makaleleri ve kitaplarıyla uluslararası çevrelerde ülkemizin gururu olan tarihçimiz yaşamını ve onunla iç içe geçmiş tarihi(mizi) anlatırken konuya öylesine hakim ki padişahların, kralların sarayında dolaşıyor, onların yakın arkadaşıyla konuşuyor hissine kapılıyorsunuz.

 

Şu Çılgın Türkler

 Kitabın Adı    : Şu Çılgın Türkler
 Yazarı          : Turgut ÖZAKMAN
 Yayınevi       : Bilgi Yayınevi
 Dizisi            : Roman Dizisi
 Basım Yeri    : İstanbul
 Basım Tarihi  : Nisan-2005

                  

                   Türk Tarihi'nde dönüm noktalarından bir olan İstiklal Harbimizin romanı.Milli Mücadele'mizin ayrıntılı ele alındığı eser serüven romanı gibi rahat okunabilecek bir eser.Gurur ve ibret verici gerçeklerin; belgelere dayalı heyecanlandıran,hüzünlendiren anlatım tarzının benimsendiği eseri bilhassa da Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliğinin okuması gerekmektedir.