|
|

|
 |
|
Kitabın Adı :
ANADOLUDA'Kİ AMERİKA(Kendi
Belgeleriyle 19.yy'da Osmanlı
İmparatorluğundaki Amerikan Misyoner
Okulları)
Yazarı
: Uygur KOCABAŞOĞLU
Yayınevi
: İmge Kitapevi Yayınları
Basım Yeri : Ankara
Basım Tarihi : Ağustos-2000
Tüm 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk çeyreği
misyonerliğin altın çağıdır. Zira bu çağ
aynı zamanda kapitalizmin emperyalizme
dönüştüğü çağdır. Bu dönüşümde araçsal
görev üstlenen kurumlardan birisi de
misyoner dizgesidir.
Görünürdeki ereği dinsel, gözlerden
saklanan ereğiyse ekonomik, siyasal,
kültürel özellikler ortaya koyan misyoner
faaliyet, matbaa, hastane, okul gibi
modern kurumlar ekseninde yürütülmüştür.
Okul, Amerikan misyoner faaliyetinin bir
tür vitrini olmuştur. Bu vitrine konan
mostralık ürünlerse yüksek okullar ya da
kolejlerdi. Kolejler bir yandan Osmanlı
İmparatorluğu'ndaki "Amerikan
çıkarları"nın bel kemiğini oluşturuyor,
bir yandan da "Yeni Dünya"nın eğitim
alanındaki prestijini simgeliyordu.
Misyoner dizgesinin, ABD'nin emperyalist
yayılmasına en büyük katkısı tanıma ve
tanıtma konusundadır. Tanımak, nüfuz
edebilmek için, tanıtmaksa öncelikle bu
nüfuz edişi haklılaştırmak için
zorunluydu. Dolayısıyla misyonerlerin en
kalıcı etkileri, ülkelerinin insanlarının
kafasında, bulundukları ülkelere ve
halklara ilişkin iyi ya da kötü bir imaj
yaratmak konusunda ortaya çıkmıştır.
Bu kitapta Amerikan misyonerlerinin 19.
yüzyıl Anadolu'sundaki serüvenlerini
bulacaksınız. |
|
Geçmiş Haftalar Arşivi

|
 |
Kitabın Adı : BÜYÜK
İHANET ERMENİ KİLİSESİ VE TERÖR -Tarihi
Seyir-
Yazarı
: Dr. Erdal İLTER
Yayınevi
: Turhan Kitapevi Yayınları
Basım Yeri : Ankara
Basım Tarihi : Mayıs-2007
E rdal
İlter bu kitabında:
- Ermeni Gregoryen (Apostolik)
Kilisesi'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun
parçalanması yolundaki çalışmalarını,
- Lozan Antlaşması sonrasında, Ermeni
Kiliseleri'nin Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'ne karşı takındıkları tavrı,
- Ermeni Kilisesi hakkında Atatürk'ün
düşüncelerini,
- Kiliseler tarafından Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'ne karşı kurulan Ermeni "Birleşik
Cephesi"nin amaçlarını,
- Tarihte çeşitli ülkelere yapılan Ermeni
göçlerinin sebeplerini ve Ermeniler'in
iddia edildiği gibi 1915 tehciriyle dünya
ülkelerine yayılmadıklarını,
- Diaspora Ermeniliği'nin yapısını,
incelemekte ve bilinmeyen birçok noktayı
belgelerle açıklığa kavuşturmaktadır.
|
|
|
 |
Kitabın Adı : UYUYAN
DEV TÜRK DÜNYASI
Yazarı
: Prof. Dr. REHA OĞUZ TÜRKKAN
Yayınevi
: Pozitif Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Nisan-2006
Türk toplumu güçsüzlükten nasıl kurtulur
sorusuna cevap niteliği taşıyan bir
kitaptan bahsetmek istiyorum. Ord. Prof.
Dr. Reha Oğuz Türkkan, "Uyuyan Dev" isimli
kitabında güçlü bir devlet olabilmenin
şartlarını sıralıyor, bir anlamda yol
gösteriyor.
Türkkan soruyor: "Önümüzdeki 15-20 yılda,
Türklerin İsviçre gibi sadece kalkınmış
mı, yoksa Kanuni devrindeki Osmanlılar ve
bugünkü Amerika gibi tehditlere pabuç
bırakmayan, sesini duyurabilen, aynı
zamanda da zengin ve müreffeh olmasını mı
isterseniz? Tercihiniz hangisidir?"
Kalkınmış olan, fakat siyaseten de, askeri
bakımdan da güçlü sayılmayan
millet-devletleridir. Milli gelirleri
yüksektir, eğitim, sağlık ve refah
düzeyleri ileridir, fakat "süper
güçlerden" değildirler.
Türkkan'a göre, kalkınmış, fakat güçlü
olmayanlar süper güçlerin oyunlarına maruz
kalabilir ve göz göre göre bazı haklarını
kaptırabilirler, hatta işgale
uğrayabilirler. En azından, daha büyük,
daha refahlı günlere kavuşmaları
imkansızlaşır.
Uyuyan Dev kitabında kalkınmak, güçlü
olmak, süper devletler kulübüne tekrar
girmek hedef olarak gösteriliyor. Ancak
bunun tabii ki şartları var kalkınma için,
sağlam eğitim, rehaf düzeyinde ekonomi,
ayrıca yetenekli, dürüst ve azimli
liderler gerekiyor.
Güçlü olmanın yolu ise Türkkan'a göre,
dünyada üçyüz milyona yakın nüfusu olan
Türk Dünyasının ortak hareket etmesinden
geçiyor. Türkkan uyuyan devin
uyandırılması, yani Türk Dünyasındaki
potansiyelin ortaya çıkarılması, için,
güce doğru bir yol haritası niteliğinde 9
dev adımı sıralıyor kitabında muhakkak
okunması gereken bir kitap. |
|
|

|
Kitabın Adı : ÜÇ
JÖNTÜRK'ÜN ÖLÜMÜ TALAT CEMAL ENVER
Yazarı
: Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR
Yayınevi
: Remzi Kitabevi
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Kasım-2007
Talat Paşa’dan sonra İttihat ve
Terakki’nin liderinden Cemal ve Enver
Paşa’nın da kahpece öldürüldüğü belgelerle
ispatlandı. Türk Tarih Kurumu Ermeni
Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Hikmet
Özdemir, Enver Paşa ve Cemal Paşa’nın,
tıpkı Talat Paşa gibi 1921 ve 1922
yıllarında Ermeni suikastçılar tarafından
öldürüldüğünü yabancı ve yerli belgelerle
ortaya koydu. Özdemir’in “Üç Jöntürk’ün
Ölümü” adlı kitabında yer alan belgeler,
yakın tarihle ilgili ezberleri bozuyor.
|
|
|
 |
Kitabın Adı : Alman
Belgelerinde Ermeni Meselesi 1915
Yazarı
: Kıvanç Galip ÖVER
Yayınevi
: Kaknüs Yayıncılık
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 2007
Kaknüs
Yayınları,gazeteci yazar Kıvanç Galip
Över’in "Alman Belgeleri ile Ermeni
Meselesi" kitabını okuyucuyla buluşturdu.
Kitapta, 1915 döneminde Alman
İmparatorluğu ’nun İstanbul ve Anadolu
’daki diplomatik temsilciliklerinin Ermeni
konusunda Berlin ile yaptığı yazışmalar
yer alıyor. Yazışmalar büyük ölçüde
istihbarat raporlarından meydana
geliyor.Kitap, hem o dönemde yaşananların
Almanya ’nın gözü ile nasıl görüldüğü hem
de Osmanlı Devleti ile müttefik olan
Almanya’nın Osmanlı’ya bakış açısını
çarpıcı bir biçimde sergiliyor. Ermeni
iddialarının tutarsızlığını çok basit bir
dille ortaya koyan kitap, tehcir sırasında
Alman makamları ile temas kuran
Ermenilerin anlatımlarını da
aktarıyor."Soykırım" olduğu iddia edilen
dönemde, Anadolu ’da yaşanan Alman-Rus
rekabeti, Cemal ve Talat Paşalar'ın
tehcirin aksamaması için gösterdikleri
çabalar, Ermenilerin Almanya’dan yana
tedirginlikleri ve bir Türk binbaşısının
Almanlara isyanı belgeleriyle yer alıyor.
Alman Belgeleri ile Ermeni Meselesi, 1915
’te Anadolu üzerinde oynanan oyunları
Alman belgeleri ile ortaya koyuyor.
|
| |
|
|
 |
Kitabın Adı :
Batılılaşma Yolunda
Yazarı
: Prof. Dr. İlber ORTAYLI
Yayınevi
: Merkez Kitapçılık ve yayıncılık
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Haziran- 2007
Osmanlı İmparatorluğu, modern gelişmelere
kendisini kapatmış bir yapı olarak
tahayyül edilse de, tarihin akışına esnek
davranarak uyum sağlamaya çalışan realist
bir devletti aslında. Sadece devlet
yapısında değil, içinde barındırdığı
cemaatlerde de zamana ayak uydurma
çabasının ne kadar canlı olduğunu
görebiliriz. Usta tarihçi İlber
Ortaylı'nın, Batılılaşma Yolunda adlı
yapıtı, Osmanlı kurum ve cemaatlerinin
modernleşme çabalarını irdeleyen
çalışmalarını bir araya getirerek,
rengarenk bir Osmanlı tablosu resmediyor.
19 Mart 1877'de Osmanlı başkentinde,
ülkenin dört yanından gelen rengarenk bir
heyet toplanıyordu. Arabistan
vilayetlerinden gelen çeşitli din ve
mezhepteki temsilcilerin yanında, Anadolu
ve Rumeli'den gelen Türk, Rum, Bulgar ve
Arnavut temsilciler, ilk Osmanlı
Parlamentosu'nu oluşturuyordu. Meşrutiyet
rejimi, içeride olduğu kadar, dışarıda da
şakınlık ve sorular yaratmıştı. Nasıl
oluyordu da, aydınlanma devrinden beri
Avrupa siyasal düşününde despotik
yönetimin modeli sayılan bir toplum,
anayasal rejime geçiyordu?
|
|
|
 |
Kitabın Adı : 1915 OSMANLI
RUS-ERMENİ TRAJEDİSİ ( Fransız Avukatın Ermeni
Tezleri Karşısında Türkiye Savunması)
Yazarı
: Georges MALEVİLLE
Yayınevi :
Toplumsal Dönüşüm Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Ocak -1998
Gerçeğin ışığıyla, Batı’nın öne sürdüğü
savları çüruten bır kitap, bir Fransız
Avukatının 1915 Ermeni olaylarıyla ilgili
nesnel ve başarılı savunması olmanın
ötesinde, Türkiye’yi asılsız savlarla
suçlayanlar için hazırlanmış bir
iddianamedir. Avukat George de Maleville,
Ermeni soykırımı savını belgelerle
çürütmekle de kalmıyor, Fransa’nın diktiği
“Kin Anıtı”nın “...bayağı bir düşüncenin
ürünü” olduğunu vurgulayarak tarihe not
düşüyor.
Maleville konuyu her aşamada belgelere
dayanarak inceliyor. Bilgi ve belge için
İstanbul’a geldiğini anlıyoruz.
“Istanbul’a giderek tüm kentte oturan
Ermeni toplumunu ziyaret ettik ve
yüzlerindeki ifadeyi inceledik. Hiçbir
yerde, Türkler’le sürekli olarak birlikte
yaşayan Ermeniler’de hiçbir korku
duygusuna rastlamadık. Pazar yerlerinde,
limanda bulunan lokantada, iki toplum
arasındaki bağlılık tamdır ve burada
Paris’ten göç etmiş toplumlar
arasındakinden çok daha içtenlikli ve
sempatiyle sürmektedir. Dahası bu
Ermeniler kendi aralarında Türkçe
konuşmaktadırlar. Türkçe onların dilidir.”
der ve şöyle sürdürür; “Osmanlı
İmparatorluğu dünya savaşının karışıklığı
içinde yıkılıp gitmiştir... Tarih hergün
yapıldığına göre, onlar için sadece şu anı
düşünmek gerektiğini söylemek için gelen
bir adam çıkmıştır. Bu adam Türk
Milleti’ne saygınlığını ve umudunu geri
vermiştir.” “Ve Atatürk’ün varisi olarak
onun adına Türk Hükümeti, sadece eğitimi
ne olursa olsun, güncel kanıtları olmayan
ve niyetleri kötü olan şu Ermeni iftira
kampanyasını öfkeyle geri
püskürtebilmektedir.” “Bunu anlamak
Avrupalılara düşer.”
Maleville’nin “Türkiye ve Ermeniler’e
karşı duyduğumuz sempati Ile yaptığımız
çalışma” dediği kitabın tarihe gerçeklerin
notunu düşürdüğü görülmektedir. |
|
|
 |
Kitabın Adı : TARİHİN
SARIKAMIŞ DURUŞMASI
Yazarı
: Dr. Ramazan BALCI
Yayınevi :
Nesil Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Ekim -2006
Sarıkamış
Harekatı'nda en büyük facia dağlarda
yaşanır. Ruslara karşı henüz tek bir
kurşun bile atamamış olan binlerce
askerimiz soğuktan donar, binlercesi de
tifüsten kırılır.
Bu harekat, bir yönüyle Türk halkının en
zor şartlarda bile vatanı için neler
yapabileceğini gösteren üstün bir feragat
destanıdır.
Rusya ve Almanya gibi ülkelerin öncelikle
savaşın getirdiği sıkıntılardan bunalan
halkın isyankar tutumları yüzünden savaşı
kaybettikleri ya da bırakmak zorunda
kaldıkları, buna karşılık Türk halkının
çok zor geçen dört yıldan sonra bir de
Kurtuluş Savaşı'nın zorluklarını
göğüslediği düşünülecek olursa halkın bu
fedakarlığının adeta destanlaştığı kabul
edilmelidir.
"Tarihimizin en büyük yenilgilerinden
birinin öyküsü... Sarıkamış faciasının
gerçeklerini öğrenmek isteyenler için,
ortada bu konuda yapılmış çalışmaların
bence en ilginçlerinden olan bir kitap
var: Dr. Ramazan Balcı'nın doktora tezi
olan Tarihin Sarıkamış Duruşması isimli
eseri..." ( Yorum: Murat Bardakçı )
|
|
|
 |
Kitabın Adı : 1915 TEN
GÜNÜMÜZE TEHCİR ( Türk-Ermeni İlişkileri)
Yazarı
: Dr. Berna TÜRKDOĞAN
Yayınevi :
IQ Kültür sanat yayıncılık
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Eylül -2006
"Ermeni sorununun sürekli olarak gündemde
tutularak Türkiye Cumhuriyeti’nin
uluslararası platformda zor duruma
düşürülmesi konusunda yapılan yoğun
faaliyetlere karşın, Türk tarafının
yaptığı çalışmaların yetersizliği gözle
görülür bir gerçek olarak karşımıza
çıkmaktadır. Türkiye bu akademik yarışta
şimdilik gerilerde kalmış gibi görünse de,
Ermeni sorunu konusunda yapılan çalışmalar
arttıkça Türk tezini destekleyen yeni
bilgi ve belgeler de ortaya çıkmaktadır.
Berna Türkdoğan’ın 1915’ten Günümüze
Tehcir: Türk Ermeni İlişkileri adlı
kitabında da Ermeni soykırımı iddialarının
ancak bu bilgi ve belgeler ışığında
izlenecek kararlı ve istikrarlı bir
tutumla çürütülebileceği üzerinde
durulmaktadır. Bu çerçevede eser, Ermeni
sorunu ve soykırım iddialarının tarih ve
tarihçi sorumluluğu ile incelenmesi
gerektiğinin vurgulanmasıyla başlamakta ve
temel olarak tehcir, yani Ermenilerin
Osmanlı İmparatorluğu’nun bir bölgesinden
başka bir bölgesine sevk ve iskanı,
kararının alınmasındaki haklı sebepler
üzerinde durulmaktadır.
1915’ten Günümüze Tehcir: Türk-Ermeni
İlişkileri oldukça geniş bir dönemi içine
almaktadır. Ermeni sorunu ve soykırım
iddialarında adı geçen ülkelerin belgeleri
ve arşiv malzemeleri ışığında
hazırlanmıştır. Ayrıca TBMM arşivi,
Başbakanlık Osmanlı ve Cumhuriyet
Arşivleri, Genelkurmay Harp Tarihi Askeri
Tarih ve Stratejik Etüt Dairesi Başkanlığı
Arşivi’nde de çalışmalar yapılmıştır. Bu
nedenle, eserin sağlam bir bilimsel ve
analitik bir çerçeveye oturtulduğu
söylenebilir. Bunun yanısıra, sorunun
tarihi kökeninin derinliklerine inilerek
metodolojik bir çalışma da yapılmıştır.
Sonuç olarak Dr. Berna Türkdoğan’ın bu
eserinin, tehcir konusunun tüm
boyutlarıyla arşiv belgeleri ışığında
incelenmesi nedeniyle Ermeni sorunu
konusunda yazılan literatür içerisinde
önemli bir yere sahip olacağı
muhakkaktır."
(Yorum: Oya Eren/İksaren)
|
|
|
 |
Kitabın Adı : Son
İmparatorluk Osmanlı
Yazarı
: Prof. Dr. İlber ORTAYLI
Yayınevi :
Timaş yayınevi
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Kasım -2006
Osmanlı İmparatorluğu tarihin gerçek anlamdaki
son üniversal, yani beynelmilel, cihanşümul
imparatorluğudur.
Akdeniz havzasındaki üç tarihî
imparatorluktan birini kuranların torunları ve
çocuklarıyız. Osmanlı'nın tarihini, kimliğini
bilmek ve anlamak kolay değil; bütün
etrafımızı, yani yeryüzünün en esaslı
uygarlıklarını tanımamız, incelememiz,
Osmanlı'nın kurumlarını, anlayışını, olaylara
bakışını bilmemiz lazım. Osmanlı'yı tanıdıkça,
araştırdıkça, okudukça kendimizi daha çok
sevecek ve tarihimize daha çok ısınacağız.
Şüphesiz elinizdeki bu kitap da bu konuda
okura yardımcı olma ve Osmanlı?ya dair yeni
ufuklar açma iddiasındadır."
- İlber Ortaylı
Geçmişten geleceğe tarihî gelişmelere ışık
tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen
İlber Ortaylı Osmanlı'yı keşfetmeye devam
ediyor. Ortaylı, bu sefer okuru Osmanlı'yı
"son imparatorluk" yapan yönetim şekli,
devletlerle olan ilişkileri, farklı
kültürlere, dinlere yaklaşımı ve kurumlarıyla
kısacası kendine özgü kimliğiyle keşfetmeye
davet ediyor. |
|
|
 |
|
Kitabın Adı : Çocuk Davamız
Yazarı
: Kazım Karabekir
Yayınevi :
Emre yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Eylül -1995
Kazım Karabekir Paşa'nın özellikle görev
yaptığı Doğu vilayetlerinde bakımsız çocuklara
yönelik yapmış olduğu çalışmaları ve
raporlarını topladığı bu 2 ciltten oluşan eser
günümüz idarecileri için iyi bir kaynak, tarih
meraklıları için ise ibret verici bir
çalışmadır. Paşa bu eserine başlarken şunları
söylüyor: Bir taraftan çocuk sefaleti, bir
taraftan da şahane çocuk balolarını okudukça
ve işittikçe bende duygularımı kaybettim.
Bakımsız çocuklar millet enerjisinin, bakımsız
topraklar da vatan enerjisinin kaybedilmesi
demektir. Bakımsız çocuk milli tehlikedir.
Çünkü her yıl maddi manevi bir sürü düşkün
halk arasında kaynaşacak ve ordu saflarına
karışacaktır. Demek milletin ve ordusunun
keyfiyet bakımından kıymeti her yıl bir derece
daha düşecektir. Vatanın geleceğinin sahipleri
bugünün çocuklarıdır. Şu halde bakımsız
çocukların bu vatana nasıl sahip olacakları
bugünden düşünülecek bir meseledir. Bazı
kimselerden esefle duydum ve duymaktayım da:
Madem ki bakmayacaklar ne diye çocuk
yapıyorlar. Bende cevap veriyorum ki:
Ailelerin vatan borçları, fakir de olsalar,
mümkün olduğu kadar çok çocuk yapmalarıdır. |
|
|
 |
|
Kitabın Adı : Osmanlı'nın
Yükselişi ve Çöküşü
Yazarı
: Necdet SEVİNÇ
Yayınevi :
Birharf yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Kasım -2005
Osmanlının Yükselişi Çöküşü Osmanlı
İmparatorluğu ile ilgili geniş kapsamlı sosyo-ekonomik
incelemelerden biri olan bu eserde Necdet
Sevinç, hiçbir incelemelerden biri olan bu
eserde Necdet Sevinç, hiçbir yazarın üstünde
durmadığı Osmanlı imalat ve ihracatı
konularında çok önemli bilgiler veriyor.
Yükseliş devrinde yabancı pazarlarda
hararetle aranan dünyanın en kaliteli
mallarının Türkiye'de üretildiğini ve bütün
dünyaya ihraç edildiğini belgelerle açıklayan
Necdet Sevinç, ihraç mallarının Osmanlı
bütçesinde önemli bir yekün tuttuğunu
rakamlarla ortaya koyuyor.
Günümüzde Türk milliyetçiliğinin en seçkin
temsilcilerinden olan Necdet Sevinç'in bu
eseri ayrıca; dönme-devşirme, Enderun
iktidarında pekişen Osmanlı egemen sınıfına
karşı Türkmen aşiretlerinin yürütegeldiği
mücadelelerden dramatik ve milli bir hikayesi.
Tanzimat, Jöntürk, İttihat Terakki
hareketlerini ve Osmanlı devletinin siyasi,
iktisadi, kültürel çöküşünü Türk
milliyetçiliği zaviyesinden inceleyen yazar,
eserin sonunda Osmanlı vezir-i azamanlarının,
kaptan-ı deryalarının, maliye ve hariciye
nazırlarının milliyetlerine dair bir liste
sunuyor.
|
|
|
 |
Kitabın Adı : Gün Olur Asra
Bedel
Yazarı
: Cengiz AYTMATOV
Yayınevi :
Elips yayıncılık
Basım Yeri : Ankara
Basım Tarihi : Eylül -2003
Aytmatov, milletinin tarih boyunca
kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi,
askeri yani bütün maddi ve manevi
zenginliğini eserlerine yansıtmış,
yaşadığı coğrafyanın insanının tarih
içinde kazandığı değerleri, acılarını,
kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya
döküp ölümsüzleştirmiş, halkını içine
düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel
şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair
ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi
ifadesi ile 'tipik insan'ı ortaya koymaya
çalışmış bir yazardır. Hikayelerinde
milletinin temel mülkü olan milli hafızaya
ait efsane, destan, masal, hikaye ve
türküleri, bunların meydana geldiği
şartları, ardındaki hikayeleri, insanları
kullanırken, Kırgız Türk kültürünü,
psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla,
maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina
edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya
çalışmıştır. |
|
|
 |
|
Kitabın Adı : Ermeni Sorunu
Belgelerle
Yazarı
: Dr. İsmet GÖRGÜLÜ
Yayınevi :
Bilgi yayınevi
Basım Yeri : Ankara
Basım Tarihi : Nisan -2002
Araştırmacı-yazar İsmet Görgülü,
Atatürk'ün "Ermeni Sorunu"na nasıl
yaklaştığını ve neler yaptığını ortaya
çıkarmak için yoğun bir çalışma yaptı.
Atatürk'ün yazdıklarını ve söylediklerini
içeren tüm yayınları taradı; Ermenilerle
ilgili cümle, paragraf veya metinleri
topladı ve oldukça şaşırtıcı, bilinmeyen,
çok zengin bilgi ve yorumları gün ışığına
çıkardı.
Ülkemizin dünya konjoktründeki yerinin
Avrupa Birliği özelinde tartışıldığı
bugünlerde; Atatürk'ün Ermeni sorununa
bakışı, pek çok iddiaya yanıt niteliği
taşıyor. Bu anlamda Atatürk'ten Ermeni
Sorunu, çok önemli bir dönemde
yayımlanmasının yanı sıra, konuya objektif
açıdan bakmak isteyen herkes için,
aydınlatıcı bir kaynak kitap |
|
|
 |
Kitabın Adı : Sarıkamış Beyaz
Hüzün
Yazarı
: İsmail BİLGİN
Yayınevi :
Timaş yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Aralık-2005
"Faik Çavuş, şunu aklına koy ki, sen de
ideallerini unutacak ve unutulacaksın."
"Unutulmayacağım! Beni unutamayacaklar."
Faik Çavuş öfkeyle dizlerinin üstüne çökte.
Ellerini açıp haykırdı: "Beni
unutmayacaklar! Ne beni ne de bizleri!
Akıbetimiz ne olursa olsun, Sarıkamış'a
yürüyenleri unutmayacaklar!
Sarıkamış'a girsek de girmesek de bizi
unutmayacaklar!
Mezarımız olsa da, olmasa da, bizi
unutmayacaklar!"
Sarıkamış Harekatı, her türlü
imkansızlıklar içinde kırık bir ümidi
gerçekleştirmeye yönelen ama sonu hazinle
biten bir felakettir. Sarıkamış/Beyaz
Hüzün, tarihimizdeki bu hazin harekatın
nasıl gerçekleştiğini anlatmak,
askerimizin hem tabiatla, hem de Ruslarla
olan mücadelelerini gözler önüne sermek ve
Sarıkamış şehitlerinin hatırlanmasını
sağlamak amacıyla kaleme almıştır. Bu
kitap; okurları tarihin acılarla dolu bir
sayfasına, bütün olanaksızlıklara ve
karakışa rağmen Osmanlı askerinin vatanını
korumak için inançla ve azimle verdiği
mücadeleye tanıklığa davet eden bir hüznün
hikayesidir. |
|
|
 |
Kitabın Adı : Sürgünden
Soykırıma Ermeni İddiaları
Yazarı
: Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU
Yayınevi :
Babı Ali Kültür Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Şubat-2006
Ermeni soykırımı iddiaları
değerlendirilirken, söz konusu dönemde
Osmanlı Devleti'yle savaş halinde olan
devletlerin arşivlerinden alınan belgeleri
kullanarak araştırma yapmak, objektif
yaklaşımın bir gereğidir.
Nitekim tarihe mâl olmuş hadiseler, tarih
metodolojisinin kuralları göz ardı
edilmeden araştırılmalı ve bu araştırmalar
ışığında bir sonuç ortaya konulmalıdır.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden
Soykırıma Ermeni İddiaları'nda bu ilkeye
sadık kalarak, kısa ama öz bir biçimde,
Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı
sırasındaki durumunu ele alıyor.
"Türklerle Ermeniler gerek Selçuklu
Devleti, gerekse Osmanlı Devleti
dönemlerinde yaklaşık 850 yıl önemli bir
problem olmadan birlikte yaşadılar ve aynı
devleti paylaştılar. Nitekim, Osmanlı
Devleti döneminde 29 paşa, 22 bakan, 33
milletvekili, 7 büyükelçi, 11 başkonsolos
vs. olmak üzere pek çok Ermeni yüksek
devlet görevlerinde yer almıştı. Bu durum
1915'e kadar devam etti. Bununlar beraber
Ermeniler için 1877-78'de meydana gelen
Osmanlı-Rus savaşı yeni bir dönemin
başlangıcı sayılabilir..."
|
|
|
 |
Kitabın Adı : Osmanlı'yı
Yeniden Keşfetmek
Yazarı
: Prof. Dr. İlber ORTAYLI
Yayınevi :
Timaş Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Şubat-2006
Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 700. yıl
kutlamaları Türkiye'de umulmaz bir ilgi
uyandırdı ve Türk toplumu yedi asırlık
tarihine ilgi duymaya başladı. Bu ilgi,
kuru bir hamaset çizgisini geçti,
anlaşılan toplumsal düşüncenin ve
yorumlamaların tekamül etmesi dolayısıyla
"Osmanlı İmparatorluğu nedir? Bu
imparatorluğun kurumları nedir? Yaşam
şekli nedir? Bizim için anlamı nedir?"
gibi sorulara cevap aranmaya başlandı. Ve
bu meyanda, çalışmalar, hazırlıklar yapmak
ve yaptıklarımızı geniş kitleye tanıtmak
gibi bir ihtiyaç hasıl oldu. Şüphesiz ki
elinizdeki bu kitap da bunlardan birisidir
ve o iddiadadır."
- İlber Ortaylı-
Geçmişten geleceğe tarihi gelişmelere ışık
tutarken, tarihin bıraktığı izleri
irdeleyen İlber Ortaylı bu sefer okuru
Osmanlı'yı; padişahları, sarayları,
yönetim şekli, semtleri ve abidevi
eserleriyle kısacası kendine özgü
kimliğiyle yeniden keşfetmeye davet
ediyor... |
|
|
 |
Kitabın Adı : Vatan
Savunmasında Mevlevihaneler (Balkan
Savaşlarından Milli Mücadeleye)
Yazarı
: Prof. Dr. Nuri KÖSTÜKLÜ
Yayınevi :
Çizgi Kitabevi Yayınları
Basım Yeri : Konya
Basım Tarihi : 2005
Bu
araştırmada, bir cihan devleti Osmanlı'nın
tasfiyesinin hikayesi ve bu tasfiye
sürecinde Osmanlı bakıyyesinden yeni bir
Türk devleti Türkiye Cumhuriyeti'nin doğum
sancılarının yaşandığı "10 yıl Savaş"
döneminin bilinmeyen bazı yönlerini ortaya
çıkarmaya çalışılmış ve bu Süreçte
Mevlevihanelerin vatan savunmasında konumları
işlenmiştir. |
|
|
 |
Kitabın Adı : Selçuklular
Zamanında Türkiye
Yazarı
: Prof. Dr. Osman TURAN
Yayınevi :
Ötüken Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 1971
Anadolu'nun fethi, Türkleşmesi ve bu ülkede
Türkiye Devleti, vatanı ve Türk-İslam
medeniyetinin kurulması yalnız milli bakımdan
değil, İslam ve Cihan tarihlerinde de bir
dönüm noktası teşkil ettiği halde bugüne kadar
Türkiye Selçukluları Tarihi yazılmamıştır.
İşte bu kitap bu derece mühim olduğu kadar
karanlık kalan bu devrin siyasi tarihini Alp
Arslan'dan Osman Gazi'ye kadar aydınlatmak
gayesiyle telif edilmiş; ilmi ve milli acil ve
büyük bir ihtiyacı karşılamak istemiş;
iktisadi, içtimai, dini, kültürel ve san'at
bölümlerini müteakip cildlere bırakmıştır.
Ötüken Neşriyat Malazgirt Zaferi ve Türkiye
Devleti'nin kuruluşuna armağan olarak
hazırlanan bu eseri yeniden neşrederken
kendisine düşen milli bir vazifeyi yaptığına
kanidir. |
|
|
 |
Kitabın Adı : Osmanlıdan
Günümüze Misyoner
Faaliyetleri-Okullar-Kiliseler-Yardım
Kurumları
Yazarı
: Necdet SEVİNÇ
Yayınevi :
Milenyum Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Mart-2002
Oryantalizm, Avrupalılar'ın doğuya hakim
olmak, doğuyu yeniden kurmak ve doğunun
âmiri olmak için geliştirdikleri bütün
silahların adıdır!
Yani oryantalizm, hıristiyan Batı'nın,
müslüman doğuyu siyasi, sosyolojik, askeri
ideolojik, bilimsel ve estetik bakımdan
yönetmesi demektir. Avrupalılara göre,
vahşi doğunun fethe ihtiyacı vardır.
Dolayısıyla doğuya yapılacak seferler
saldırı niteliği taşımaz. Çünkü amaç
onları kurtarmaktır. Aslında çoğu
oryanlaste göre, doğu batı ile eşit
olmadığı gibi, doğulu insan da batılı
insanla eşit değildir. Mesela John
Westlake, "Uluslararası Hukuk
Prensipleri" adlı eserinde
"Medenileşmemiş bölgelerden" bahsederken,
bunların büyük göçler tarafından işgal
edilmesi gereğini savunmaktadır.
|
|
|
 |
Kitabın Adı : Ermeni Tehciri
Yazarı
: Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU
Yayınevi :
Babı-Ali Kültür Yayıncılığı
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Mart-2003
Osmanlı devleti, önce savaş sahasına yakın
yerlerdeki Ermeniler'den başlamak üzere
mecburi iskan uygulamıştır. Daha sonra bu
nakil, bir kesim hariç tutularak, bütün
Ermeniler'i kapsayacak şekilde
genişletilmiştir. Binlerce insanın yerlerinin
bir anda değiştirilmesi kolay bir şey
değildir. Ancak, kafilelerin hangi güzergahtan
gideceği, toplanma mahallerinin önceden
tespiti ve nakilde tren istasyonlarının merkez
olarak seçilmesi gibi bütün özellikleriyle
Ermeni tehciri, asrın en sistemli yer
değiştirme hareketidir. |
|
|
 |
Kitabın Adı : İstanbul'da Yeni
Roma İmparatorluğu
Yazarı
: Sadi SOMUNCUOĞLU
Yayınevi : Akçağ
Yayınları
Basım Yeri : Ankara
Basım Tarihi : Ekim-2004
Yunan'ın, merkezi İstanbul'da olan Bizans -
Yunan İmparatorluğu düşü, ya Yunan kültürel ve
ekonomik egemenliği sağlanıp, Osmanlı'nın
içten yıkılmasıyla ya da dışardaki
Yunanlıların üzerinde yaşadıkları toprakları
almasıyla gerçekleşecekti. Çünkü İstanbul
Yunanistan'a kuvvetli bağlarla bağlanmadıkça
Yunan milleti ülküsüne erişemeyecekti.
Pontus'ta kurulacak devlet ise Ermenistan ve
Gürcistan'la işbirliği yapıp, İslamlığa ve
gerektiğinde Rus emperyalizmine karşı sağlam
bir engel oluşturacaktı. İngiltere'nin
hesapları ise düşten öteydi.
6 Ocak 1920'de İngiliz Bakanlar Kurulu'na
sunulan "Yakın Doğu ve Anadolu Projesi"nde
neler yoktu ki; Türkler İstanbul'dan
çıkarılınca yeni Türk devletinin başkenti
Konya mı, Bursa mı olmalı, Sultan'a
İstanbul'da İslamlığın Vatikan'ı gibi özel bir
bölge verilmeli mi, Türkiye'nin siyasal
merkezi ile manevi merkezi ayrılmalı mı,
Ayasofya Camii; kilise mi, camii mi, yoksa bir
müze mi olmalıdır?..
İngiltere'ye göre, Paris Fransız, Londra
Britanyalı, Roma İtalyan'dı ama İstanbul Türk
değildi. ABD de, yıllarca süren incelemelerden
sonra Türklerin Avrupa'daki varlıklarına son
verilmesi gerektiğine inanmıştı... Bu büyük
projeler birleşmiş, 20. yüzyılın süper gücü
İngiltere'nin başbakanı Lloyd George,
Yunanistan'a, "Çölleri aşması, kayalardan
toplanmış kudret helvasıyla yaşaması ve
bugünün çetin sınavından geçmesi halinde 'Vadedilmiş
Topraklar'ı kazanabileceği" taahhüdünde
bulunmuştu.
Tüm bu düşler ve projeler, Yunanistan'ın Milli
Mücadele'den 43 yıl sonra heykelini dikip,
aziz ilan ettiği İzmir Başpiskoposu
Hrisostomos'un feryadındaki gibi "en azından
100 yıl için ellerinden" alındı. Bunu
başaranlar, Churchill'in ifadesiyle;
Anadolu'nun çorak tepelerinde ve ovalarında,
bu işin böyle düzenlenmesini kabul etmeyen
adamlardı, bunların ordugahlarında yaktıkları
ateşler, o sıra paçavralara bürünmüş yoksul
bir göçmen gibi duran soylu, hakça mücadele
ruhunu tutuşturmuştu...
Bugün ABD ve AB, 20. yüzyılda yarım kalan
hesapların 21. yüzyılda tamamlanacağı mesajını
vermekte, Irak'ta başımıza çuval geçirilmekte,
İstanbul'un ortasında Fener Rum Patrikhanesi
ve Ruhban Okulu merkezli 'Ortodoks
Vatikanı'nın temelleri atılmakta, ABD, AB,
Dünya Bankası, Dünya Kiliseler Birliği ve
UNESCO'nun elbirliği ile İstanbul'un "Dünya
Kültür Başkenti" adı altında üçe bölünmesi
projeleri geliştirilmekte, Clinton ve Rahmi
Koç İslam dünyasının bir başının olmamasından
şikayet etmekte, Boğazlar'ın uluslararası bir
statüye kavuşturulması konuşulmakta, AB eliyle
Türkiye'de yeni azınlıklar yaratılmakta,
Kıbrıs ve Ege Yunan tezleri doğrultusunda
çözüme kavuşturulmakta, Ermenistan'a ambargoyu
kaldırmanız için baskı yapılmakta ve de ABD
ile AB ülkelerinin büyükelçileri teker teker
Karadeniz ve Doğu Anadolu turuna
çıkmaktadırlar.
Hrisostomos'un "100 yıl" kehaneti beklenenden
önce mi gerçekleşiyor yoksa? |
|
|
 |
Kitabın Adı : PAPA 16.Benedikt
Avrupa Birliği ve Türkiye
Yazarı
: Aytunç ALTINDAL
Yayınevi :
Birharf Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Ocak-2006
Aytunç Altındal “Papa 16. Benedikt, Avrupa
Birliği ve Türkiye” kitabında yine
bilinmeyenlere ışık tutuyor.
- Benediktin Tarikatı'nın kurucusu Nursia'lı
Aziz Benedikt'in yaşamı…
- Benediktinler Tarikatı ve gizli örgütlerle
ilişkileri…
- Ortaçağ'da Engizisyon Mahkemeleri tarafından
belirlenip yakılan cadılar (!) ve onlara
uygulanan akıl almaz işkenceler…
- 15 yaşındaki Benedikt Papası…
- Vatikan'ın yüzyıllarca gizlenen sırları…
- Benedikt adını alan papaların başına gelen
birbirinden ilginç olaylar…
- 16. Benedikt'in çocukluğundan günümüze özel
yaşamı…
- Nazilerle işbirliği yapmaya gerçekten mecbur
muydu?
- 16. Benedikt'in Türkiye'ye bakışı…
- 16. Benedikt'in gizli misyonu nedir?
- Ve daha önce hiç yayınlanmamış resimleri ve
metinleri…
- 16. Benedikt'i kabul etmeyen Katoliklerin
gizli bir papası mı var?
- Benedikten Tarikatı'nın kurucusu Nursia'lı
Benedikt'ten en çok etkilenen Müslüman Tarikat
Lideri kimdi? |
|
|

|
Kitabın Adı : Doğu-Batı Makaleler I
Yazarı
: Prof. Dr. Halil İNALCIK
Yayınevi :
Doğu-Batı Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Ocak-2005
XX. yüzyıl sona ererken, Cambridge Uluslararası
Biyografi Merkezi Halil İnalcık'ın dünyada
sayılı 2000 bilim adamı arasında göstermiştir.
İnalcık; Türk, Amerikan ve İngiliz akademilerine
üye seçilmiştir.
Bugün dünya üniversitelerinde Halil İnalcık
okunuyor ve okutuluyor. Onu dar anlamda bir
"tarihçi" olarak düşünmek elbette yetersiz
kalır, bizzat tarih disiplinine şekil vermiş,
kendi metodolojisini ve bilgi birikimini
tarihçilik mesleğine kazandırmış bir kişi olarak
o, bilim çevrelerinin üzerinde uzlaştığı seçkin
bir isimdir.
Doğu Batı Dergisi'nde yazdığı makalelerin
toplandığı bu kitap, onun hala genç bir öğrenci
gibi nasıl çalıştığının ve ürettiğinin hayranlık
verici bir örneğidir.
Immanuel Wallerstein
|
|
|

|
|
Kitabın Adı : Yeniden Türk
Milliyetçiliği
Yazarı
: Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ
Yayınevi :
Üç Ok yayıncılık
Basım Yeri : Ankara
Basım Tarihi : Mayıs-2005
Siyasal Türk milliyetçiliği politik ve
ideolojik kriz sürecinden geçiyor. İdeolojik
kriz gecikmiş, geciktirilmiş bir kriz. Krizin
patlamasının nedeni, 3 Kasım 2002 seçimlerinin
sonuçları. 3 Kasım ve sonrasında ortaya
çıkması ise gecikmiş bir sonuç. Aslında
politik ve ideolojik krizin kökleri çok daha
derinlere gidiyor. |
|
|

|
Kitabın Adı : Tarih Türklerde Başlar
Türk Dilinin Kökeni
Yazarı
: Hulki CEVİZOĞLU
Yayınevi : Ceviz
Kabuğu Yayınları
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 2002
Uygarlığın temelinde "yazı" vardır. Bugüne
kadar bilinen gerçek, yazının Sümerler
tarafından bulunduğu şeklinde idi. O nedenle,
pek çok kitapta "Tarihin Sümer'de başladığı"
ileri sürülür. Bu kitapta, ayrıntılarıyla
okuyacağınız gibi, ortaya konan "yeni tarih
tezi" ile "tarihin Türkler'de başladığı"
görülüyor.
Bu kitapta yer alan, karşı çıkanlar tarafından
bile çürütülemeyen yeni tarih tezini, Batı'nın
Türkiye üzerine oynanan oyunları, Türkleri
sevmeyen Türkologları, Türk Tarihinin
yabancılardan öğrenmenin üzücü yanını,
Türkiye'deki acınacak ilgisizliği, bilimsellik
maskesiyle yapılan papağan eğitimi ve
oryantalizm'in yıkıcı etkilerini büyük bir
ilgiyle okayacağınıza eminim. |
|

|
kitabın Adı : Gelecek 1000 Yılda da
Buradayız
Yazarı
: Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ
Yayınevi : Üç-Ok
Yayıncılık
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 2005
Türkiye nihaî bir hesaplaşmaya doğru büyük bir
hızla ilerliyor. Cumhuriyetimiz 80. yılında
millî bir devlet olmaktan uzaklaştırılarak
etnik merkezli bir federasyona dönüştürülmek
isteniyor. Bu dönüşüm sürecinin dış ana
dinamiğini AB süreci ve Orta Doğu’nun Irak
merkezli yeniden yapılandırılması teşkil
ediyor. Türkiye içindeki ana dinamiği ise
ekonomik krizler altında ezilmiş ve
umutsuzluğa düşmüş halkın psikolojik bir
kırılma içinde bulunması oluşturuyor.Türk
halkının büyük bir bölümünün içinde bulunduğu
ruh hâlini Mustafa Kemal Atatürk’ün Havza’da
karşılaştığı tarlasını süren köylünün ruh
hâline benzetebiliriz. Mustafa Kemal köylüye
Yunan ordusunun İzmir’e girdiğini
söylediğinde; köylü cevaben tarlasının ucunu
göstererek, Yunan ordusunun tarlasının ucuna
gelmeden savaşmayacağını söylemiştir. Çünkü
Havzalı köylü savaşmaktan bıkmıştır. Balkan
Savaşı ve Birinci Dünya Harbi Havzalı köylüyü
olduğu gibi 1071’den bu yana çarpışan bütün
bir milleti yılgınlığa sürüklemişti. Sadece
Havzalı köylü değil, Erzurum Kongresi’ne
katılan aydın, politikacı, askerlerin çoğu da
bıkkınlık içinde manda rejimini kabul etmeye
hazırlanmıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın
basarisi, bütün bir milleti yeniden savaşmaya
ikna etmesidir. Çünkü, O Türk milletinin üstün
yeteneklerine büyük bir inanç içindedir.
İnancını halka ve aydınlara aktarmıştır. Bugün
Türkiye’nin en büyük sorunu, ruhen teslim
olmuş bir siyasal elit tarafından
yönetilmesidir. Son 20 senede Türkiye’yi
yöneten heyetin mensupları gözden
geçirildiğinde, “bu heyetten kaç kişi 15 Mayıs
1919’da Mustafa Kemal Pasa ile birlikte
Bandırma Vapuruna binerek bir bilinmezliğe
doğru yola çıkardı ve kaç tanesi İstanbul’da
kalarak işgal komutanlığına hizmet sunardı?”
sorusuna okurun vereceği cevap, Türkiye’nin
nasıl ve kimler tarafından yönetildiğini
gösterecektir. Bu kitapta daha önce Yeni Çağ
gazetesinde yayımlanan yazılar ve yazı
dizileri bir araya getirilmiştir. Bundan
dolayı yer yer bazı tekrarlar olmuştur. Bundan
dolayı şimdiden okuyuculardan özür diliyorum.
Bütün bunlar bizi umutsuzluğa düşürmemelidir.
Türk milleti 1000 senedir yaşadığı bu
coğrafyada gelecek 1000 yıl da yasamak için
gerekli olan büyük direnci tekrar ortaya
koyacaktır. |
|
|
 |
|
Kitabın Adı : Çift Başlı Yılan
Karadeniz'de Yüzyılın İkinci Rumlaştırma
Operasyonu
Yazarı
: Arslan BULUT
Yayınevi : Üç Ok
Yayıncılık
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Kasım-2005
Çift başlı yılan"lı asasını elinde tutan Fener
Rum Patriği Bartholomeous, 7 Mayıs 2000 günü,
Orta Anadolu'da bir eski kilisede düzenlediği
ayinden sonra, "Türkiye'nin AB'ye üyeliği,
Anadolu'da önceden varolmuş Hıristiyan
toplumların yaşadığı bölgelerde, yeniden
Hıristiyanların yaşamasına izin vermelidir.
Eğer AB üyeliği bunu müsait kılarsa ve
Hıristiyanlar yaşadıkları bölgelere tekrar
yerleşirse, o zaman Patrikhane de o bölgelerde
bulunan kiliselerin yeniden ayine açılmalarını
düşünebilir" diyordu.
Eseri okurken, çift başlı yılanlı asası ile
dolaşan Bartholomeos'un yukarıdaki sözleri hep
aklınızın bir köşesinde bulunsun. Çünkü,
Bartholomeos'un bu sözleriyle, İstanbul'da,
Karadeniz'de ve Batı Anadolu'da uygulanan
Yunan stratejisi arasında birebir bağlantı
vardır!
|
|
|
 |
Kitabın Adı
: Tarihçilerin Kutbu"Halil İnalcık Kitabı"
Yazarı
: Söyleşi: Emine ÇAYKARA
Yayınevi
: İş Bankası Yayınları
Basım Yeri
: İstanbul
Basım Tarihi :
Ekim-2005
Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, şeyh-ul
müverrihin' (tarihçilerin şeyhi) diye
tanımladığı Emeritus Prof. Dr. Halil İnalcık,
nehir gibi akıp giden bir söyleşide hayatını
anlatıyor. 'Halil Bey' aynı zamanda Osmanlı
sultanlarının zaaflarından Atatürk ile
tanışmasına, Kıbrıs meselesinden Fransa ile
ilişkilerimizin başlangıcına bizi kendi
geçmişimizle tanıştırıyor ve gerçek bir
tarihçinin nasıl olması gerektiğini
gösteriyor.
Öğrencilerinin sevgi ve hayranlıkla andığı,
ömrünü tarih alanındaki yanlışları belgelerle
düzeltmeye adamış Prof. İnalcık, dünyanın
sayılı bilim adamları arasında. Makaleleri ve
kitaplarıyla uluslararası çevrelerde ülkemizin
gururu olan tarihçimiz yaşamını ve onunla iç
içe geçmiş tarihi(mizi) anlatırken konuya
öylesine hakim ki padişahların, kralların
sarayında dolaşıyor, onların yakın arkadaşıyla
konuşuyor hissine kapılıyorsunuz.
|
|
|
 |
Kitabın
Adı : Şu Çılgın Türkler
Yazarı
: Turgut ÖZAKMAN
Yayınevi :
Bilgi Yayınevi
Dizisi
: Roman Dizisi
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Nisan-2005
Türk Tarihi'nde dönüm noktalarından bir olan
İstiklal Harbimizin romanı.Milli Mücadele'mizin
ayrıntılı ele alındığı eser serüven romanı gibi
rahat okunabilecek bir eser.Gurur ve ibret verici
gerçeklerin; belgelere dayalı
heyecanlandıran,hüzünlendiren anlatım tarzının
benimsendiği eseri bilhassa da Atatürk'ün
Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliğinin okuması
gerekmektedir. |
|
 |
|
|
 |