|
7 bine yakın göl bulunan Altay'da en büyük göl Telets
Koye (Altın) gölü olup etrafı Taiga ormanları ve yüksek
dağlarla çevrili, dünyanın en muhteşem manzaralı
gölüdür.
Altay
Cumhuriyeti, Asya’nın tam merkezinde Sibirya ormanları,
Kazak bozkırları ve Moğolistan yarı çöllerin kesiştiği
kavşakta bulunmaktadır. Altay, çok güzel doğal
manzaralı, birkaç devlet, doğal kuşak bölgesi ve
kültürel dünyanın bir arada komşuluk ettiği Avrasya’nın
merkezinde yer alan ve “Rusya’daki Tibet” olarak kabul
edilen dağlık bir ülkedir.
Altay Cumhuriyeti coğrafya bakımından Asya kıtasının
merkezi sayılan Güney Sibirya’da bulunmakta olup
Kazakistan, Çin, Moğolistan ve Rusya Federasyonu
dahilindeki Tıva ve Hakas cumhuriyetleri ile Kemerova
Bölgesi ve Altay Eyaleti ile sınır komşuluğuna sahiptir.
Bununla birlikte adından da anlaşılacağı üzere bu ülkede
Türklerin ilk ata yurdu olan Altay dağlarının
bulunduğunu artık her Türk bilmektedir her halde.
Toplam yüzölçümü 92 902 km2 olan ve Batıdan Doğuya 360
km, Kuzeyden Güneye de 400 km uzanan Altay ülkesinde
yaklaşık olarak 7 bin civarında göl mevcuttur. Ülke
topraklarının dörtte biri koyu ormanlarla kaplı olan bu
topraklarda en yüksek dağ zirvesi Ak-Sümer’dir (4506
m.).
Dağlık Altay’daki doğada yaklaşık olarak 30 bin toynaklı
ve 4 binden fazla ayı mevcuttur. Buradaki toplam 1850
çeşit bitkiden 212 türü yalnızca Dağlık Altay’a özgü
olup endemik [yalnızca bu bölgeye özgü] bitki türlerine
aittir.
Altay Cumhuriyeti’nde iklim, dengeli kara iklimi olup
yazları (Haziran-Ağustos) kısa ve sıcak, kışları
(Kasım-Mart) ise uzun ve soğuktur. Ülkenin yeryüzü
biçimi genelde dağlık bölgelerden ibarettir. Ülke
tamamen Rusya’ya ait Altay dağlık zincirinin içerisinde
yer almaktadır. Dolayısıyla cumhuriyetin yeryüzü biçimi
de dar ve derin dağ nehirleri ile parçalanan ve nadir
bulunan dağlar arası ovaları ihtiva eden yüksek dağ
doruklarını barındırmaktadır. En yüksek dağın adı Beluha
(Altayca Üç-Sümer, yüksekliği 4.506 m.), bu dağ aynı
zamanda Sibirya’da en yüksek noktayı da temsil
etmektedir.
Teles Gölü, Üç Sümer dağı, Altay ve Katun SİT alanları,
UNSESCO kararıyla Dünya İnsan Mirası listesine dahil
edilmiştir.
Beşeri Durumu. Altay Cumhuriyetinde yaşayan nüfusa
ilişkin son verilerin ışığında ülkede 01.01.2001 tarihi
itibariyle 205,5 bin bin kişi yaşamakta ve bunların
içerisinde 152,4 bin kişi ise kırsal kesimde 53,1 bin
kişi de Gorno-Altaysk şehrinde yaşamaktadır. 01 Ocak
1991 tarihi itibariyle Altay Cumhuriyeti’nde 198.1 bin
kişi yaşamaktaydı. Toplam nüfusun içerisinde ise şehirli
nüfus oranı ancak yüzde 27’lik bir orana sahip olup
ülkedeki insanların çoğu kırsal kesimlerde yaşamını
sürdürmektedir. İnsan yoğunluğu açısından kilometre
kareye yaklaşık 2 kişi düşen Dağlık Altay’da toplam
nüfusun yüzde 31’ini ülkenin yerli halkı olan Altay
Türkleri oluşturmaktadır. Rusların toplam nüfus
içerisindeki oranı ise %60 olup yine ülkede yaşayan
Kazak Türklerinin oranı da yüzde 5.6’dır.
Altay Cumhuriyetinde birçok milliyete mensup insan
yaşamaktadır. Ancak bu etnik gruplar, Altay Türkleri,
Ruslar ve Kazak Türklerinin dışında yoğun olarak bir
arada yaşayan gruplar değildir. Ülkede yaşayan etnik
bileşke ise şöyledir: Ruslar - %60, Altaylar - %31,
Kazaklar - %6, Ukraynalılar - %0.9, Almanlar - %0.4 vs.
Diğer milliyetlere mensup gruplar sayısal olarak çok
daha az olduğu halde Rus asıllı nüfus genellikle ülkenin
Kuzey bölgeleri olan Maymin, Turoçak, Şebalin, Üst-Köksa’da
ve Gorno-Altaysk’tadır. Bununla birlikte Altay Türkleri
daha çok Ulagan, Üst-Kan ve Onguday bölgelerinde
yaşarken, Kazaklar (%83’ü) Koş-Ağaç bölgesinde
yaşamaktadır.
Altaylar Türkleri Altay Dil Ailesinin Doğu-Türk grubunun
Kırgız-Kıpçak alt-grubuna mensuptur. Eskiden Altay
Türkleri genel uğraşlarına bağlı olarak 8 kabile
grubuna ayrılmaktaydı.
Ulusal ekonomide esas sektörü oluşturan köy ekonomisinin
içinde önde hayvancılık gelmektedir. Hayvancılıkta ise
boynuzlar almak üzere geyik yetiştiriciliği önemli bir
yere sahiptir. Dağlık Altay’da bu alanda faaliyet
gösteren çiftliklerde toplam 30 binden fazla Ren geyiği
ile karaca mevcuttur. Yine ülkede bir milyona yakın
koyun, 200 binden fazla keçi ve yaklaşık 80 bin at
yetiştirilmektedir.
Altay Cumhuriyeti son derece zengin kaynaklara sahiptir.
Hidro-enerji potansiyeli 80 milyar KWt. Saat olarak
hesaplanmaktadır.
Sanayide ise önde gelen sektörler hafif sanayi ile gıda
sanayisidir. Bununla birlikte altın çıkarma,
molibdeniyim ile cıvanın çıkarımı ve işlemesi gibi
sanayi dalları mevcuttur.
Turizmcilik alanında da Dağlık Altay’da oldukça iyi
gelişmeler yaşanmakta ve bu alanda yeni projeler
üretilmektedir. Bunun yanı sıra ülkede turizmin,
dağcılık ve mağaracılık gibi alt dalları da son yıllarda
yaygınlaşmaya başlamıştır. Dağlık Altay’ın o muhteşem
doğası ve dünyada henüz bozulmaya uğramayıp arılığını ve
ekolojik düzenini korumayı başarabilmiş nadir
bölgelerden biri olma özelliği bu ülkeye diğer
bölgelerden ve yurt dışından gelen turist sayısının
artmasına yol açmıştır.
İletişimler. Ülkenin sahip olduğu coğrafya koşulları,
tüm taşımacılığın %90’nın gerçekleştirildiği kara yolu
taşımacılığı ve yolcu ile posta taşımacılığının
gerçekleştirildiği havacılık olmak üzere iki taşımacılık
çeşidinin gelişmesi üzerinde etkili olmuştur. Otomotiv
taşımacılık ülkede önde gelen taşımacılık türüdür.
Karayol uzunluğu 3.2 bin km’den daha fazla olup bu
sayının içinde 541 km ise Novosibirsk-Biysk-Taşanta (Çu
yolu) Federal bir karayolu olan en önemli otoyoldur.
Tarih bakımından da çok bereketli bir toprak olan Altay
ülkesinde arkeologlar tarafından dün ışığına çıkartılan
erken Taş devrinde yaşamış insanlara ait yerleşimlerin
yaşı tam bir buçuk milyon yıldır.
Bununla birlikte arkeoloji dünyasında en çok bilinen
Altay’daki Pazırık kültür dönemidir. M.Ö. I. binyılda
Tunç dönemin yerini Erken Demir çağına bırakırken ortaya
çıkan bu kültür esas olarak İskitler ile ilgilidir. Bu
döneme ait kurganların arasında özellikle donmuş bir
zeminde bulunanlarında oldukça iyi korunmuş doku ve
diğer buluntular elde edilmektedir. Herhalde Pazırık
kurganından arkeologlar tarafından çıkarılan 2500 yıllık
bir prensesi duymayan artık yoktur, çünkü bu bölgede bu
denli iyi korunmuş bir insan organizması ilk defa
bulunmuş ve dünyadaki bilim açısından son derece önemli
bir kaynak ve araştırma noktasını temsil etmekteydi.
Dağlık Altay’ın esas önemi ise bu bölgenin Türklerin ilk
yurdu olmasından ileri gelmektedir. Birçok arkeolojik
buluntuyla desteklenen bu husus ışığında bilim adamları
yürüttükleri çalışmalarıyla eski Türk dönemi ile daha
önceki Hun ve İskit-Sarmat dönemleriyle yakın bir ilişki
içinde olduğunu da tespit etmiştir.
Eski Türk dönemine ait birçok dikili taş, balbal, yazıt
ve kaya resmi bulunmaktadır Altay’da. Bu tarihsel
anıtlar hem buradaki halk için hem de dünyadaki tüm
Türkler için kutsal sayılan ortak bir kültür mirası
değerindedir. Bu ortak geçmişimizin ve kültürel
zenginliğimizin çok iyi bir biçimde araştırılması,
bilinmesi, korunması ve tanıtılması gerekir, çünkü
bizler bunu yapmazsak, yerimize bu misyonu
üstlenebilecek çok sayıda talip zaten vardır, ancak
onlar bu kutsal misyonu üstlendiğinde ortada başarılı
bir çalışma olsa da, ortada Türk kültür ve tarihi diye
bir şey kalmayabilir. O nedenle günümüzde çoğu Güney
Sibirya bölgesinde başkaları tarafından neredeyse tarih
yeniden yazılırken Türklerin de bu konuda çalışmalara
bir an önce başlaması gerekir. Aksi halde, Türk
tarihinin coğrafyası ve geçmişi çok büyük ölçüde
kısalacak, kısaltılacaktır.
Timur B. Davletov
 |