
Kabul
Tarihi
: 7/11/1982
Kanun
No. : 2709
(* )
17/5/1987 tarihli ve 3361; 8/7/1993 tarihli ve
3913; 23/7/1995 tarihli ve 4121; 18/6/1999 tarihli
ve 4388 numaralı kanunlarla değişik şekli
BAŞLANGIÇ
(23.7.1995
- 4121)
Türk Vatanı
ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk
Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu
Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz
önder ve eşsiz Kahraman Atatürk'ün belirlediği
milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkilap ve
ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit
haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye
Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve
manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine
ulaşma azmi yönünde;
Millet
iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız
şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet
adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve
kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi
demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk
düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler
ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük
sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki
ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla
sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve
üstünlüğün ancak Anayasa ve Kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir
düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin,
Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği
esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin,
Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve
medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği
ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din
duygularının, devlet işlerine ve politikaya
kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk
vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve
hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet
gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet
ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme
ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme
hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca
Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda,
milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı
hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet
hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu,
birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı,
karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla
ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı
içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları
bulunduğu;
FİKİR,
İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu
yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp
uygulanmak üzere,
TÜRK
MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye aşık Türk
evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve
tevdi olunur.
BİRİNCİ
KISIM
Genel Esaslar
I. Devletin şekli
Madde 1.-
Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II.
Cumhuriyetin nitelikleri
Madde 2.-
Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan
haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
baş-langıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,
demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III.
Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli
marşı ve başkenti
Madde 3.-
Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir
bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı,
şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al
bayraktır.
Milli marşı
“İstiklal Marşı” dır.
Başkenti
Ankara'dır.
IV.
Değiştirilemeyecek hükümler
Madde 4.-
Anayasanın 1 inci Maddesindeki Devletin şeklinin
Cumhuri-yet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci
Maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü
Maddesi hükümleri değiştirilemez ve
değiştirilmesi teklif edilemez.
V. Devletin temel amaç ve
görevleri
Madde 5.-
Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin
bağımsızlı-ğını ve bütünlüğünü, ülkenin
bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi
korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve
hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet
ilkeleriyle bağdaşmaya-cak surette sınırlayan
siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,
insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için
gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
VI. Egemenlik
Madde 6.-
Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk
Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara
göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin
kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye,
zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Hiçbir
kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir
Devlet yetki-si kullanamaz.
VII. Yasama yetkisi
Madde 7.-
Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük
Millet Mec-lisinindir. Bu yetki devredilemez.
VIII. Yürütme yetkisi ve görevi
Madde 8.-
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve
Bakanlar Kuru-lu tarafından, Anayasaya ve
kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine
getirilir.
IX. Yargı yetkisi
Madde 9.-
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız
mahkemelerce kul-lanılır.
X. Kanun önünde eşitlik
Madde 10.-
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz.
Devlet
organları ve idare makamları bütün işlemlerinde
kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket
etmek zorundadırlar.
XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü
Madde 11.-
Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı
organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve
kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar
Anayasaya aykırı olamaz.
İkinci
kısım
Temel Hak ve Ödevler
Birinci bölüm
Genel
Hükümler
I. Temel hak ve hürriyetlerin
niteliği
Madde 12.-
Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez,
vazgeçil-mez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak
ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer
kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva
eder.
II. Temel hak ve hürriyetlerin
sınırlanması
Madde 13.-
Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve
milletiyle bö-lünmez bütünlüğünün, milli
egemenliğin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu
düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel
ahlakın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve
ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen
özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun
olarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak
ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar
demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı
olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında
kullanılamaz.
Bu maddede
yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve
hürriyetlerin tümü için geçerlidir.
III. Temel hak ve hürriyetlerin
kötüye kullanılamaması
Madde 14.-
Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri,
Devletin Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğünü
bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını
tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok
etmek, Devletin bir kişi veya zümre tarafından
yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal
sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil,
ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak veya sair
herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan
bir devlet düzenini kurmak amacıyla
kullanılamazlar.
Bu
yasaklara aykırı hareket eden veya başkalarını bu
yolda teşvik veya tahrik edenler hakkında
uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
Anayasanın
hiçbir hükmü, Anayasada yer alan hak ve
hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette
bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz.
IV. Temel hak ve hürriyetlerin
kullanılmasının durdurulması
Madde 15.-
Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü
hallerde, milletlerarası hukuktan doğan
yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun
gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin
kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir
veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere
aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci
fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna
uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler ile,
ölüm cezalarının infazı dışında, kişinin yaşama
hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne
dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve
kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan
dolayı suçla-namaz; suç ve cezalar geçmişe
yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile
saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
V. Yabancıların durumu
Madde 16.-
Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için,
milletlerarası hu-kuka uygun olarak kanunla
sınırlanabilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Kişinin
Hakları ve Ödevleri
I. Kişinin
dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı
Madde 17.-
Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma
ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi
zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında,
kişinin vücut bütün-lüğüne dokunulamaz; rızası
olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi
tutulamaz.
Kimseye
işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan
haysiyetiyle bağdaş-mayan bir cezaya veya
muameleye tabi tutulamaz.
Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine
getirilmesi hali ile meşru müdafaa hali, yakalama
ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir
tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir
ayaklanma veya isyanın bastırılması,
sıkıyönetim
veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği
emirlerin uygulanma-sı sırasında silah
kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu
durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci
fıkra hükmü dışındadır.
II. Zorla çalıştırma yasağı
Madde 18.-
Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
Şekil ve
şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya
tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar;
olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek
hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı
alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi
niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla
çalıştırma sayılmaz.
III. Kişi hürriyeti ve güvenliği
Madde 19.-
Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve
şartları kanunda gösterilen :
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı
cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine
getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda
öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin
yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim
altında ıslahı veya yetkili merci önüne
çıkarılması için verilen bir kararın yerine
getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir
akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu,
bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin
bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için
kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan
tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı
şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da
hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı
verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması;
halleri dışında kimse hürri-yetinden yoksun
bırakılamaz.
Suçluluğu
hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak
kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya
değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar
gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda
gösterilen diğer hallerde hakim kara-rıyla
tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama,
ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını
kanun gösterir.
Yakalanan
veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama
sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı
ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü
olarak derhal, toplu suçlarda en geç hakim
huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
Yakalanan
veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın
mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en
geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen
suçlarda en çok onbeş gün içinde hakim önüne
çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim
kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun
bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal,
sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
Yakalanan
veya tutuklanan kişinin durumu, soruşturmanın
kapsam ve konusunun açığa çıkmasının
sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunluluk
dışında, yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan
kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve
soruşturma veya
kovuşturma
sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları
vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama
süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün
yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye
bağlanabilir.
Her ne
sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,
kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve
bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen
serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili
bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
Bu esaslar
dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin
uğradıkları zarar, kanu-na göre, Devletçe ödenir.
IV. Özel hayatın gizliliği ve
korunması
A. Özel
hayatın gizliliği
Madde 20.-
Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı
gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel
hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği
istisnalar saklıdır.
Kanunun
açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş
hakim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan
merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel
kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el
konulamaz.
B. Konut dokunulmazlığı
Madde 21.-
Kimsenin konutuna dokunulamaz. Kanunun açıkça
gösterdi-ği hallerde, usulüne göre verilmiş hakim
kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri
bulunmadıkça, kimsenin konutuna girilemez, arama
yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.
C. Haberleşme hürriyeti
Madde 22.-
Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.
Haberleşmenin giz-liliği esastır.
Kanunun
açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş
hakim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan mer-ciin
emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve
gizliliğine dokunulamaz.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve
kuruluşları kanunda belirtilir.
V. Yerleşme ve seyahat hürriyeti
Madde 23.-
Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme
hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve
ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli
kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını
korumak;
Seyahat
hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması
sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla
kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın
yurt dışına çıkma hürriyeti, ülkenin ekonomik
durumu, vatan-daşlık ödevi ya da ceza soruşturması
veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.
Vatandaş
sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından
yoksun bırakıla-maz.
VI. Din ve vicdan hürriyeti
Madde 24.-
Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine
sahiptir.
14 üncü
madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet,
dini ayin ve törenler serbesttir.
Kimse,
ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini
inanç ve kanaat-lerini açıklamaya zorlanamaz; dini
inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve
suçlanamaz.
Din ve
ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve
denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak
öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan
zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki
din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi
isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin
talebine bağlıdır.
Kimse,
devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki
temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına
dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut
nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa
olsun, dini veya din duygularını yahut dince
kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye
kullanamaz.
VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti
Madde 25.-
Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne
sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve
kanaatlerini açık-lamaya zorlanamaz; düşünce ve
kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma
hürriyeti
Madde 26.-
Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim
veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak
açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet
resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya
fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.
Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya
benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine
bağlanmasına engel değildir.
Bu
hürriyetlerin kullanılması, suçların önlenmesi,
suçluların cezalandırıl-ması, devlet sırrı olarak
usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması,
başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile
hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek
sırlarının korunması veya yargılama görevinin
gereğine uygun olarak yerine getirilmesi
amaçlarıyla sınırlanabilir.
Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla
yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz. Bu
yasağa aykırı yazılı veya basılı kağıtlar,
plâklar, ses ve görüntü bandları ile diğer anlatım
araç ve gereçleri usulüne göre verilmiş hakim
kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde kanunla yetkili kılınan merciin emriyle
toplattırılır. Toplatma kararını veren merci bu
kararını, yirmidört saat içinde yetkili hakime
bildirir. Hakim bu uygulamayı üç gün içinde karara
bağlar.
Haber ve
düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına
ilişkin düzenleyici
hükümler,
bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi
açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması
sayılmaz.
IX. Bilim ve sanat hürriyeti
Madde 27.-
Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve
öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü
araştırma hakkına sahiptir.
Yayma
hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü
maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak
amacıyla kullanılamaz.
Bu madde
hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve
dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir.
X. Basın ve yayımla ilgili
hükümler
A. Basın hürriyeti
Madde 28.-
Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak
izin alma ve mali teminat yatırma şartına
bağlanamaz.
Kanunla
yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım
yapılamaz.
Devlet,
basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak
tedbirleri alır.
Basın
hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27
nci maddeleri hükümleri uygulanır.
Devletin iç
ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da
ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan
veya devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan
her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya
bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına
verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca
sorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hakim
kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle
önlenebilir. Dağıtımı önleyen yetkili merci, bu
kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili
hakime bildirir. Yetkili hakim bu kararı en geç
kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımı önleme
kararı hükümsüz sayılır.
Yargılama
görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi
için, kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hakim
tarafından verilen kararlar saklı kalmak üzere,
olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.
Süreli veya
süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların
soruşturma veya
kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hakim
kararıyla; Devletin ülkesi ve
Milletiyle
bölünmez bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu
düzeninin, genel ahlakın korunması ve suçların
önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin
emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren
yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat
içinde yetkili hakime bildirir; hakim bu kararı
engeç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, toplat-ma
kararı hükümsüz sayılır.
Süreli veya
süresiz yayınların suç soruşturma veya
kovuşturması sebebiy-le zapt veya müsaderesinde
genel hükümler uygulanır.
Türkiyede
yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin
temel ilkelerine, milli güvenliğe ve genel ahlaka
aykırı yayımlardan mahkum olma halinde, mahkeme
kararıyla geçici olarak kapatılabilir. Kapatılan
süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan
her türlü yayın yasaktır; bunlar hakim kararıyla
toplatılır.
B. Süreli ve süresiz yayın hakkı
Madde 29.-
Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve
mali teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Süreli
yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi
ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie
verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin
kanuna
aykırılığının tespiti halinde yetkili merci,
yayının durdurulması için mahkemeye
başvurur.
Süreli
yayınların çıkarılması, yayım şartları, mali
kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili
esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce
ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını
engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik,
mali ve teknik şartlar koyamaz.
Süreli
yayınlar, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin
veya bunlara bağlı kurumların araç ve
imkanlarından eşitlik esasına göre yararlanır.
C. Basın araçlarının korunması
Madde 30.-
Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak
kurulan basıme-vi ve eklentileri, Devletin ülkesi
ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Cumhuriyetin
temel ilkeleri ve milli güvenlik aleyhinde
işlenmiş bir suçtan mahkum olma hali hariç, suç
aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere
edilemez ve işletilmekten alıkonulamaz.
D. Kamu tüzelkişilerinin elindeki
basın dışı kitle haberleşme araçla-rından
yararlanma hakkı
Madde 31.-
Kişiler ve siyasi partiler, kamu tüzelkişilerinin
elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım
araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu
yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla
düzenlenir.
Kanun, 13
üncü maddede yer alan genel sınırlamalar dışında
bir sebebe dayanarak, halkın bu araçlarla haber
almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve
kamuoyunun
serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.
E. Düzeltme
ve cevap hakkı
Madde 32.-
Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet
ve şerefle-rine dokunulması veya kendileriyle
ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması
hallerinde
tanınır ve kanunla düzenlenir.
Düzeltme ve
cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip
gerekme-diğine hakim tarafından ilgilinin müracaat
tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde
karar verilir.
XI. Toplantı hak ve hürriyetleri
A. Dernek
kurma hürriyeti
Madde 33.-
(23.7.1995-4121)
Herkes,
önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına
sahiptir.
Dernek kurabilmek için kanunun
gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen
yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve
belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde
yetkili merci, derneğin faaliyetinin durdurulması
veya kapatılması için mahkemeye başvurur.
Hiç kimse
bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya
zorlanamaz. Dernek kurma hürriyetinin
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller
kanunda gösterilir.
Dernekler, kanunun öngördüğü
hallerde hakim kararıyla kapatılabilir veya
faaliyetten alıkonulabilir. Ancak milli
güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlen-mesini veya
suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın
gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa,
kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile
yetkilen-dirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört
saat içerisinde görevli hakimin onayına sunulur.
Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar;
aksi halde, bu idari karar kendiliğinden
yürürlükten kalkar.
Birinci
fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk
kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin
gerektirdiği ölçüde devlet memurlarına kanunla
sınırlamalar
getirilmesine engel değildir.
Bu madde
hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
B. Toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkı
Madde 34.-
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve
saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkına sahiptir.
Şehir
düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla yetkili
idari merci, gösteri
yürüyüşünün
yapılacağı yer ve güzergahı tespit edebilir.
Toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller
kanunda gösterilir.
Kanunun
gösterdiği yetkili merci, kamu düzenini ciddi
şekilde bozacak olayların çıkması veya milli
güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi veya
Cumhuriye-tin ana niteliklerini yok etme amacını
güden fiillerin işlenmesinin kuvvetle muhtemel
bulunması halinde belirli bir toplantı ve gösteri
yürüyüşünü yasaklayabilir veya iki ayı aşmamak
üzere erteleyebilir. Kanunun, aynı sebeplere
dayalı olarak bir il'e bağlı ilçelerde bütün
toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanmasını
öngördüğü hallerde bu süre üç ayı geçemez.
Dernekler,
vakıflar, sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları kendi konu ve amaçları dışında
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler.
XII. Mülkiyet hakkı
Madde 35.-
Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar,
ancak kamu yararı amacıyla, kanunla
sınırlanabilir.
Mülkiyet
hakkının kullanılması toplum yararına aykırı
olamaz.
XIII. Hakların korunması ile
ilgili hükümler
A. Hak arama hürriyeti
Madde 36.-
Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yar-gı mercileri önünde davacı veya
davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir
mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya
bakmaktan kaçınamaz.
B. Kanuni hakim güvencesi
Madde 37.-
Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir
merci önüne çıkarılamaz.
Bir kimseyi
kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci
önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine
sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 38.-
Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun
suç say-madığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman
kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır
bir ceza verilemez.
Suç ve ceza
zaman aşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları
konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve
ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak
kanunla konulur.
Suçluluğu
hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu
sayılamaz.
Hiç kimse
kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını
suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil
göstermeye zorlanamaz.
Ceza
sorumluluğu şahsidir.
Genel
müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi
hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir
müeyyide uy-gulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç
düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar
getirilebilir.
Vatandaş,
suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez.
XIV. İspat hakkı
Madde 39.-
Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı, bu
görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili
olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret
davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat
hakkına sahiptir. Bunun dışındaki hallerde ispat
isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru
olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı
bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına
bağlıdır.
XV. Temel hak ve hürriyetlerin
korunması
Madde 40.-
Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal
edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden
başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına
sahiptir.
Kişinin,
resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler
sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, devletçe
tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili
görevliye rücu hakkı saklıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sosyal ve
Ekonomik Haklar ve Ödevler
I. Ailenin
korunması
Madde 41.-
Aile, Türk toplumunun temelidir.
Devlet,
ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve
çocukların korunması ve aile planlamasının
öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli
tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
II. Eğitim ve öğrenim hakkı ve
ödevi
Madde 42.-
Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun
bırakılamaz.
Öğrenim
hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve
düzenlenir.
Eğitim ve
öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkilapları
doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına
göre, devletin gözetim ve denetimi altında
yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim
yerleri açılamaz.
Eğitim ve
öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu
ortadan kaldırmaz.
İlköğretim,
kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve
devlet okullarında parasızdır.
Özel ilk ve
orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar,
devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye
uygun olarak, kanunla düzenlenir.
Devlet,
maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin,
öğrenimlerini
sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka
yollarla gerekli yardımları yapar.
Devlet,
durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları
topluma yararlı kılacak
tedbirleri
alır.
Eğitim ve
öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim,
araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler
yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa
olsun engellenemez.
Türkçeden
başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında
Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz
ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında
okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim
ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar
kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hüküm-leri
saklıdır.
III. Kamu yararı
A.
Kıyılardan yararlanma
Madde 43.-
Kıyılar,
devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Deniz, göl
ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin
kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden
yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyılarla
sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre
derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma
imkan ve şartları kanunla düzenlenir.
B. Toprak mülkiyeti
Madde 44.-
Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini
korumak ve ge-liştirmek, erozyonla kaybedilmesini
önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı
bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak
sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun,
bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine
göre topra-ğın genişliğini tespit edebilir.
Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan
çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi,
ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı
servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.
Bu amaçla
dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri
dışında başka-larına devredilemez ve ancak
dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından
işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde,
dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına
ilişkin esas-lar kanunla düzenlenir.
C. Tarım, hayvancılık ve bu üretim
dallarında çalışanların korunması
Madde 45.-
Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların
amaç dışı kulla-nılmasını ve tahribini önlemek,
tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak
bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla,
tarım ve hayvancılıkla uğraşan-ların işletme araç
ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını
kolaylaştırır.
Devlet,
bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi
ve gerçek değer-lerinin üreticinin eline geçmesi
için gereken tedbirleri alır.
D. Kamulaştırma
Madde 46.-
Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının
gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek
şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz
malların tamamını veya bir kısmını, kanunla
gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya
ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya
yetkilidir.
Kamulaştırma bedelinin hesaplanma tarz ve usulleri
kanunla belirlenir. Kanun kamulaştırma bedelinin
tespitinde vergi beyanını, kamulaştırma
tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet
takdirlerini, taşınmaz malların birim fiyatlarını
ve yapı maliyet hesaplarını ve diğer objektif
ölçüleri dikkate alır. Bu bedel ile vergi
beyanındaki kıymet arasındaki farkın nasıl
vergilendirileceği kanunla gösterilir.
Kamulaştırma bedeli, nakden ve
peşin olarak ödenir. Ancak tarım refor-munun
uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile
iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni
ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve
turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların
bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir.
Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu
hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz;
bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir ve peşin
ödenmeyen kısım Devlet borçları için öngörülen en
yüksek faiz haddine bağlanır.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan
doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının
bedeli, her halde peşin ödenir.
E.
Devletleştirme ve özelleştirme
Madde 47.-
Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler,
kamu yararı-nın zorunlu kıldığı hallerde
devletleştirilebilir.
Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır.
Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri
kanunla düzenlenir.
(13.8.1999-4446) Devletin,
kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu
tüzelkişilerinin mü